10 Edebiyatçının Ölüm Efsaneleri ve Şaibeli Hikâyeleri

Onlar kimin kıyafetleriydi, Poe?

51 yıl önce Evelyn Waugh, kasaba yakınlarındaki neşeli geçtiği söylenen bir ayine katıldıktan sonra banyoda esrarengiz bir şekilde ölmüştü. Ancak tutulan raporlar birbirlerinden farklıydı. Ayinden memnun muydu, yoksa değil miydi? Ciğerlerinde su bulunmuş muydu, yoksa bulunmamış mıydı? Herhangi bir cevabımın olduğunu iddia etmiyorum ancak, gerçek ya da uydurma, ölüm hikâyeleri birer edebi efsaneye dönüşen Waugh ve diğer ünlü yazarlar hakkında rivayetlerimin olduğunu söyleyebilirim. Şimdiden uyarayım, en iyileri aşikâr bir şekilde Yunanlılardan çıktı.

Evelyn Waugh

Birçok kaynak Evelyn Waugh’un üzücü derecede modern bir Paskalya ayinine katıldıktan sonra öldüğünü söylüyor, ancak diğer kaynaklar tam aksini iddia ediyor. Encyclopedia of Contemporary Christian Fiction’a göre Waugh gerçekten de modern ayinden nefret ediyormuş ama “şans eseri onu Latinceden başka bir dilde dinlemeye zorlanmadan önce ölmüş”. Öyle ki, o günde de ayini tamamen kendi çabaları sayesinde Latince dinlemiş. Kendi mahalle kilisesinden ayini Latince yapmalarını istemiş fakat reddedilmiş, istediğini alabilmek için komşu köye gitmesi gerekmiş. Ardından eve iyi bir ruh halinde dönmüş ama söz konusu pederle öğle yemeği yemek için ortalıklarda görünmeyince ailesi endişelenmiş. Bedeni banyoda, bazı rivayetlere göre, alnında bir kesik ve ciğerleri su dolu bir şekilde bulunmuş.

Edgar Allen Poe

Poe’nun ölümü uzun zamandır süregelen bir gizemdir. İşte bildiklerimiz: 3 Ekim 1849’da Poe delirmiş, başıboş bir şekilde ve başkasının kıyafetleri içinde Baltimore sokaklarında dolaşırken görülmüş. Dış görünüşü, uzman doktoru John Moran tarafından “lekeli, solmuş, eski bombazen bir palto, bir başka benzer birinin pantolonu, bir çift haşat olmuş ve topukları ezilmiş ayakkabı ve eski bir hasır şapka” şeklinde tarif edilmiş. Hastaneye götürülmüş, fakat bilinci sürekli gidip geldiğinden dolayı başına gelenleri anlatabilecek kadar aklını toparlayamadan 7 Ekim tarihinde ölmüş.

Bazıları ölene kadar içmiş olabileceği tahmininde bulunmuş ancak uzman doktoru John Moran bu görüşe karşı çıkmış. Gerçi Moran’ın verilerinin güvenilmez olduğu kanıtlanmış. Birçok hastalık ileri sürülmüş -o zamanlar bir gazete beyin tıkanıklığı olarak dile getirmiş- ancak hiçbiri kanıtlanamamış. Bu konuda hâlâ çok sayıda teori vardır.

Poe üzerinde çalışmalar yapmış bazı kişiler de kümesleme teorisini, yani Poe’nun seçim günü yolsuzluğunda ortadan kaldırıldığını öne sürmüşler. Edgar Allan Poe Topluluğu’na göre, bazı çeteler masum sıradan insanları kaçırıp onları kümes adındaki odalara kapatmakla bilinirlerdi. Bu acınacak haldeki insanlar seçimden seçime bulundukları yerden çıkmaya ve tekrar ve tekrar oy vermeye zorlanırlardı.

Bu insanların kıyafetleri bir tur daha oy vermeleri için bile değiştirilebilirdi. Boyun eğmelerini garantilemek için durmadan likör içirilip dövülüyorlardı. Poe’nun zayıf kalbi böyle bir istismarı asla kaldıramazdı… Bu teorideki olası açık sadece Poe’nun Baltimore’da epey bilinen bir insan olmasıydı ve Poe’nun tanınma ihtimalinin yüksek olmasıydı.

Görünen o ki, kedisi de aynı gün ölmüş.

Aeschylus

Trajedinin Antik Yunanlı babası, iddia edilene göre tamamen trajik (belki trajikomik?) bir şekilde öldü. Valerius Maximus bu ölümü (J.C. McKeown’un A Cabinet of Greek Curiosities kitabından alıntılandığı şekilde) şöyle anlatmıştır: Kaldığı Sicilya kentinin duvarlarının dışına çıktı ve güneşli bir bölgeye oturdu. Tepede pençelerinde bir tosbağa tutarak uçan bir kartal onun parlak ve kel kafasını bir taş sandı ve tosbağanın kabuğunu kırıp etini yemek için onu Aeschylus’un kafasına bıraktı. Bu darbe ile kaynak patladı ve trajedinin daha güçlü kılınması baştan engellendi.

Pliny, Aeschylus’un kent dışında güneşli yerlerde vakit geçirmesinin sebebini, düşen bir nesne yüzünden ölebileceği kehanetini duyduğu ve bu şekilde çatılardan kaçınabileceğini düşündüğü için diyerek eklemiş. Bu efsanenin sanki doğru olmasının hiçbir yolu yokmuş gibi görünüyor ancak o zamanlar işler biraz daha çılgıncaymış, öyleyse gerçekten kim bilebilir?

Francis Bacon

Bacon 1626’da zatürreden hayatını kaybetti, ancak John Aubrey’nin Brief Lives kitabına göre, onun hastalığı etin, tuzun içinde korunabildiği gibi karın içinde korunamayabileceği ile ilgili bir deneyin sonucuydu. Bacon ve Thomas Hobbes (bunları Aubrey’ye bildiren kişi): “Arabanın dışında buluştuk ve High-Gate tepesinin altındaki fakir bir kadının evine gittik. Bir tavuk aldık, kadına tavuğun iç organlarını boşalttırdık, tavuğun içini karla doldurduk ve Bacon bunu kendisi yaptı. Kar onu o kadar üşüttü ve birden o kadar çok hasta hissetti ki Bacon kaldığı yere bile geri dönemedi (sandığım kadarıyla Graye’in hanına) Arundell Kontu’nun High-Gate’teki evine gitti, orada ona güzel bir yatak ve sıcak yemek verildi ancak yatağa bir yıldır kimse yatmamıştı ve yatak nemliydi. Bana söylediği kadarıyla 2 ya da 3 gün kadar o yatakta yattı ve nefes darlığı çekip boğularak öldü.”

Farklı bulgular onun burun akıntısından dolayı öldüğü sonucuna götürmüş ama ben tavuk hikâyesini sevdim.

Albert Camus

Camus bir araba kazasında hayatını kaybetti. Oldukça basit, değil mi? Tabii cebinde ölüm saatine ait kullanılmamış bir tren bileti bulunması dışında. Görünüşe bakılırsa yayıncı Michel Gallimard’ın bir son dakika sürüş davetini kabul etmiş (ne kadar da ironik). Asıl ilginç olanı ise bir Fransız gazetesinde Sovyet dışişleri bakanını eleştirdiği için KGB tarafından öldürüldüğü teorisi de olması. (Ancak biyografisti Oliver Todd buna inanmamış.) Ayrıca görünen o ki, Camus bir zamanlar ölmek için en saçma yolun araba kazası olduğunu söylemiş. Daha fazla ironi olamazdı herhalde.

Li Bai

Bu Tang Hanedanı’ndan gelen, Çin’in ayyaş süper star şairlerinden biri olan yazarın ölümü hakkındaki efsane kesinlikle uydurma ama öte yandan da listenin en iyisi. Hikâye şöyle: Li, Yangçe Nehri’nde sarhoş bir şekilde kayıkla dolaşırken ayın sudaki yansımasına hayran olmuş ve onu kucaklamak isterken aniden boğularak ölmüş. Tam da şaire layık bir ölüm, haksız mıyım?

Christopher Marlowe

Genel geçer bilgi Christopher Marlowe’ın bir barda hesap yüzünden çıkan bir kavgada gözünden bıçaklanarak öldüğü yönünde. Fakat gerçekte ne oldu? Bazıları ateistliği yüzünden Kraliçe 1. Elizabeth’in emri ile suikaste uğradığını iddia ediyor. Buna kanıt olarak da katilin kısa süre sonra affı sunuluyor. Buna ek olarak, Times’ın değindiği gibi, olayı teyit eden görgü tanıkları ikiyüzlülükleriyle biliniyorlarmış. Marlowe’un yanı sıra bu adamlar Kraliçe’nin üçkâğıtçılığıyla ünlenen istihbarat şefi, Walsingham’ın kuzeni, Sir Francis Walsingham için de çalışmış. Frizer da zaman zaman ihtiyacı olduğunda gizli ajan gibi davranmış. Hatta Marlowe’un kendi sahte ölümünü planladığına dair bir görüş bile var ve bu görüş yalnızca Sadece Âşıklar Hayatta Kalır filmine ait de değil. Ve bir de tabii ki tüm Shakespeare oyunlarını gerçekte Marlowe’un yazıp yazmadığı sorusu var ama bu bambaşka bir hikâye.

Tennessee Williams

Hepimizin bildiği üzere Tennessee Williams bir şişe kapağı yüzünden boğularak öldü, ama belki siz de benim gibi hep merak etmişsinizdir: Nasıl? New York Times’ın ölüm ilanına göre, New York Adli Tabibi Dr. Elliot M. Gross: “O şişe kapağının Williams’ın boğazına nasıl girmiş olabileceğini çözemedik” diye belirtmiş. Ayrıca Gross, iki odalı suitinin bulunduğu 60 Doğu 54. Cadde’deki Elysee Oteli’nde birkaç tane eczacı olduğunu söylemiş ancak oyun yazarının ölümüne sebep olan kapaklardan kayıp bir tane olup olmadığından emin değilmiş. Gerçekten bir şişe kapağı yüzünden boğulamama gerçeğini de unutmamak lazım, sonuçta öğürme refleksi bunun için var. Ama Dr. Gross öğürme refleksini etkisiz kılacak birkaç sebep olabileceğini söylemiş ve “bu durum bir insan alkol ya da uyuşturucu etkisindeyken sıklıkla olur” diye de eklemiş.

Percy Bysshe Shelley

Otuzuncu yaş gününe bir aydan az kala lirik şair ve Mary Shelly’nin kocası Percy Bysshe Shelly, Spezia Körfezi’nde yelkenlisiyle fırtınaya yakalanınca boğularak ölmüş. Onun sadece rastgele bir fırtınadan daha fazlası olduğuna dair birkaç teori de bulunuyor; bazıları intihar olduğunu, bazıları korsanlar tarafından saldırıya uğradığını ve bazıları da suikaste uğradığını öne sürüyor. Ama bu ölümü gerçekten iyi bir efsane yapan ise başka bir şey var: Shelly’nin naaşı kıyıda yıkandıktan sonra yakılıyor fakat kalbi yanıp kül olmayı reddediyor. Edward Trelawny yanmayan kalbi ölüleri yakmak için yığılan odunların arasından çekip çıkarıyor ve Mary Shelly’nin evine götürüyor ve sonunda kalp, oğullarıyla birlikte gömülüyor. Büyük ihtimalle gerçek değildir! Ancak fazlasıyla romantik (ve bir o kadar da ürkütücü).

Euripides

İşte bir başka saçma bir şekilde ölen antik Yunanlı trajedi yazarı efsanesi: Euripides’in vahşi köpekler tarafından parçalanarak ölmesi. Çoğu kişi bu hikâyeyi Avcı Diana’yı gölette yüzerken gördükten sonra aynı şekilde öldürülen Actaeon gizemine bir tür gönderme olarak düşündü. Kesin olarak bilinen tek şeyse MÖ 406 yılı civarında Makedonya’da öldüğü.

Yazar: Emily Temple

Çevirmen: Hümeyra Zengin

Kaynak: http://lithub.com/the-notorious-legends-and-dubious-stories-of-10-literary-deaths/

 

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları