19. Yüzyıl Operası – Bölüm 1

Bir dizi büyük diva, 19. yüzyılın ortalarından itibaren operaya egemen oldu ve hiçbir erkek sanatçı onlar kadar popüler olamadı. Jenny Lind, Adelina Patti ve Nellie Melba’nın üçü de sopranoydu, yani bu rengarenk müziğin detaylı geçişleriyle başa çıkabilecek netlik ve esneklikte olan en ince kadın sesine sahiplerdi.

Divalar büyük servetler kazanıyorlardı ve çok gösterişlilerdi. Covent Garden’da Verdi’nin La Traviata eserinin bir gösterimi için Patti, bütün mücevherlerini söktürüp değeri yaklaşık 200,000 pound olan elmaslarını elbisesinin üst kısmına diktirmişti. Elmaslara göz kulak olmak için, yakınlardaki Bow Sokağı karakolundan iki polis getirilip koronun arasına karıştırılmıştı. Elmasların etkisi gerçek anlamda göz alıcıydı.

O dönemin operasında, ciddi bir sahne tasarımı anlayışı olmasına rağmen özel bir birlik anlayışı yoktu. Yıldızlar geleneksel olarak kendi kostümleriyle turneye çıkardı ve meslektaşları ya da iş arkadaşlarını çok az önemserlerdi. Modern anlamda provalar hiç duyulmamış bir şeydi ve yıldız sanatçılar nadiren sahne ekibinin geri kalanıyla birlikte prova alırdı. Gösterimlerde başroller sahnenin merkezinde durur ve diğer herkesi görmezden gelirlerdi, hatta bunlardan biri bir aşk düetinde onlarla başrolü paylaşan kişi olsa bile. Bazen, uygun olsun ya da olmasın, sevdikleri şarkıları operanın arasına bile sıkıştırabilirlerdi.

Bellini’nin La Sonnambula eserinde Amina rolünde Jenny Lind, taşbasma, 1847 yılı civarı.

Göz alıcı bir taşbasma, Bellini’nin La Sonnambula (Uyurgezer) eserinde Amina rolünde Jenny Lind’i uyurgezerlik sahnesinde gösteriyor. Opera, o dönem tipik konularından birine sahipti. Amina, Köşkün Lordunun yatak odasında bulunur. Ahlaksızlık şüphesine düşen nişanlısı tarafından terk edilir. Operanın doruk noktasında, bir gece vakti, Amina geceliğini giymiş, elinde bir mumla tehlikeli bir köprüden geçerken görülür ve herkes onun uyurgezer olduğunu anlar.

Lind, Londra’da ilk sahnesini 1847’de yaptı ama insanlar çoktan olağanüstü yetenekleri hakkında konuşmaya başlamıştı. 1848’te Illustrated London News’dan bir muhabir, Lind’in Frankfurt’ta Amina olarak sahne aldığı gösterimde dinleyicilerin oditoryumda koltuk bulamayıp sahne arkasına bile doluştuğunu yazmıştı. Tarzında kandırıcı bir basitlik vardı. “Bu çocuğun dehası, kendini tüm sahne hilelerinin ya da gelenekçiliğinin namevcudiyetinde gösteriyor.” Bir aryayı iki kez tekrarlaması gerekiyordu ve bu performansından sonra orkestra şefi bile batonunu atıp dinleyicilerle birlikte alkışlamıştı.

Esmeralda rolünde Adelina Patti, 19. yüzyıl, sepya fotoğraf. Müze numarası: S.138:357-2007

Bu fotoğraf, Guy Tristam Little (ö: 1953) tarafından arka kaplamasından ayrılmış ve albümlere koyulmuş ‘cartes de visite’ (Ç.N: Kartvizit) ve ‘kabin kartları’ndan oluşan geniş bir koleksiyonundan geliyor. Bu resimler Little tarafından Victoria & Albert Müzesi’ne bağışlanmıştı. Tebrik kartı, oyun ve fotoğraf koleksiyoncusu olan Guy Little, Messrs. Milles Jennings White & Foster avukatlık firmasının bir ortağı ve tiyatroyla ilgili koleksiyonu V&A’nın Tiyatro Koleksiyonunun temelini oluşturan Gabrielle Enthoven’ın avukatı ve vasiyet tenfiz memuruydu.

Fotoğraf, Victoria döneminde yeni ve heyecan verici bir gelişmeydi. Çoğu aktör ve aktris, ‘cartes de visite’ ve sonrasında ‘kabine kartlarında’ kullanmak üzere, günlük kıyafetleri veya tiyatro kostümleriyle stüdyo fotoğrafları çektirirdi. İkisi de negatif camlardan yapılıp, fotoğrafçının adının yer aldığı sert kartlara tutturulan albümin baskılarıydı.

İtalyan Teatral Operası

İtalyan opeası 18. yüzyılda ve 19. yüzyılın başlarında Londra’da çok popülerdi ve dinleyiciler egzotik olarak görülen yabancı başrol oyuncularını görmek için salonlar akın ederdi. Madam Catalani gibi sanatçılar dinleyicilerini çok etkileyip büyük paralar kazanmıştı. Catalani’nin 1806 sezonunun kârı o kadar büyük olmuştu ki 1807 sezonu sahneleri için 7 bin pound talep etmişti ve bu o dönem için astronomik bir paraydı. 5 bin altın gine (Ç.N: Gine, o dönemde 21 şilin değerinde İngiliz altın parasıydı) miktarında ve ona bin pound daha kazandıracak yardım gösterimlerinde anlaşmaya vardı. Koltuk fiyatlarının neden yüksek olduğu hiç şaşırtıcı değil.

Popülerliğine rağmen İtalyan operası çoğu kişi tarafından alay konusu ediliyordu ve Londra sahnelerinde 1728’den itibaren çok büyük büyük başarılar elde eden Dilenci Operası’nda ağır bir şekilde yerilmişti. Bir eleştirmen İtalyan operasının bir tabak makarna gibi olduğunu ilan etmişti; dinleyiciler tarafından hiçbir zorluk olmadan yutulabiliyordu. Bu, başyapıtları tarihin en iyi operalarından sayılan Mozart için kesinlikle doğru değildi.

19. yüzyılın başlarında aktif Rossini, Donizetti ve Bellini de hala sahnelenen unutulmaz eserler bestelemişti. Donizetti’nin Sir Walter Scott tarafından yazılan The Bride of Lammermoor isimli çok satan kitabından esinlenerek yazdığı Lucia di Lammermoor isimli eserinde olduğu gibi, bu bestecilerin operaları konularını bazen ünlü romanlardan alıyordu.

Portogallo’nun Semiramide eserinde oyunla aynı isimli başrolde Angelica Catalani, King’s Theatre, Londra, renklendirilmiş gravür, Aralık 1806.

Bu resim, Portogallo’nun Semiramide eserinde oyunla aynı isimli başrolde Angelica Catalani’yi gösteriyor. Catalani, 1806’da Londra’da ilk kez bu oyunda sahneye çıkmıştı. The Morning Post gazetesi onun hakkında “Catalani, kelimelerle hakkını vererek tasvir edilebilecek sınırın çok üzerine çıktı” demişti. Semiramide, Babil Kraliçesiydi ama Catalani’nin kostümünün antik dönemlerle çok az alakası vardı. 19. yüzyıl başlarının modasında, yüksek belli Emperyal bir astarınla bir Yunan üst giysisi giyiyor ve saçına son moda bir mücevher, neo-klasik bir taç takıyordu. Catalani en büyük başarılarını, Napoleon tarafından hayranlıkla izlendiği Paris’te elde etmişti.

 

 

 

C. Williams, ‘Tiyatro Doktorları Clara’nın Notlarını kurtarıyor!’, elle renklendirilmiş oymabaskı, Elizabeth Billington’ın karikatürü, yayınlayan: S. W. Fores, Londra, 1 Ocak 1802, Müze numarası: S.46002-2009

Elizabeth Billington (1768-1818), döneminin en popüler ve en çok para kazanan sanatçılarından biriydi. 1786’da Covent Garden’da çok başarılı olan ilk sahnesinin ardından, orada bir sezon sahne almak için bin poundluk bir maaş aldı ve 1801’de, İtalya’ya bir dönem geçirdikten sonra Londra’da, Covent Garden ve Drury Lane tiyatrolarında alternatif gösterimleri ayarlanacak kadar rağbet görmüştü.

1801’deki ilk performansı, Thomas Arne’ın Artaxerxes adlı operasında Kral Xerxes’in kızı Mandane rolüydü ve Gilray’in karikatürü onu bu rolde gösteriyor. Billington, operanın meşhur aryası The Soldier, tir’d of War’s Alarms da güzel bir efekti olduğu görülen geniş ses aralığıyla tanınıyordu.

 

Mayr’ın Medea operasında Medea rolünde Guiditta Pasta, 1827

 

Bu tiyatro baskıları, Mayr’ın Medea in Corinto isimli operasında, Medea rolünde Guiditta Pasta’yı gösteriyor. Bu opera, Pasta’nın ses ve tiyatro yeteneklerini göstermesi için mükemmel bir ortamdı.

Rahibe Medea, Jason’a aşık olur ve ondan çocukları olur ama Jason onu terk ettiğinde çocuklarını öldürür. Bu eser ile Bellini’nin, özellikle Pasta için yazdığı 1831 tarihli operası Norma arasında net benzerlikler vardı, tek fark Druid rahibe Norma’nın çocuklarını öldürmemesiydi.

Pasta’nın olağanüstü bir ses aralığı ve tonu vardı ama Callas gibi onun da dinleyicilerini etkilemesini sağlayan şey, müzik boyunca duygularının dışavurumuydu. Zaman ilerleyince doğru tonda okuyabileceği şüpheli hale gelmeye başladı ama sesi zayıfladıktan çok sonra bile şarkı söylemeye devam etti. Ünlü şarkıcı Pauline Viardot onu Leonardo Da Vinci’nin ‘Son Akşam Yemeği’ resmine benzetiyordu; “Bozulmuş bir resim ama yine de dünyadaki en iyi resim.” En sonunda, lahanalarıyla ilgilenirken ya da hindilerini kovalarken görülebileceği Como Gölü’nde emekliliğe ayrıldı.

 

Çevirmen: Umut Devrim Çelik

Kaynak: http://www.vam.ac.uk/content/articles/0-9/19th-century-opera/

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları