19. Yüzyıl Ti̇yatrosu: Bölüm 1

19. yüzyıl tamamen popüler tiyatronun çağıydı. Sanayi devrimi kökleştikçe büyük şehirlere akın eden işçilerin eğlence isteğini karşılamak amacıyla yeni tiyatrolar açıldı.

Erken Viktorya Dönemi Tiyatrosu

19. yüzyılın ilk yıllarında, Lisans Yasası’nın getirdiği kısıtlamalar oyunların Londra’da sadece iki tiyatroda oynanmasına izin verdi: Drury Lane ve Covent Garden. 1809’a kadar Drury Lane’i yöneten Sheridan gibi modern yazarlar popüler olsa da, programları büyük çoğunlukla Shakespeare oyunlarıydı.

Kraliyet patentinin kısıtlamalarından kaçmak için patentsiz tiyatrolar, dramatik sahneleri müzikal ara oyunlarla değiştirdiler. Kısa sahneleri ve müzikal eşlikleriyle melodram ve bürlesk popülerdiler. Aslında, melodram o kadar popülerdi ki patentli tiyatrolarda da sahnelendi.

19. yüzyılın ilk yıllarındaki tiyatro eğlencesine olan büyük ilgi artışı patentli tiyatroların sistemini çalışamaz hale getirdi. Lonra’da tiyatrolar fazlalaştı ve patentli tiyatrolarda izin verilen (yasal drama) ve diğer tiyatrolarda sahnelenen şeyler (illegal drama) arasındaki sınır bulanıklaştı. 1830’larda, bürlesk oyun yazarı ve sonradan pantomim yazarlığıyla da ünlenen J R Planché, başrolünde Mother Drama ve onun 2 oğlu olan Yasal ve İllegal Drama’nın olduğu kısa bir güldürü yazdı. Bu kısa güldürü Lisans Yasası’nı yeriyordu ve yasal ve illegal drama terimlerini türetti. 1843’te, Lisans Yasası kaldırıldıktan sonra diğer tiyatrolara oyun sahneleme izni verildi.

Eski ücret isyanları

En ünlü tiyatro isyanları 1809’daki eski ücret isyanlarıydı. Covent Garden tiyatrosunun yanıp kül olmasından sonra yönetim fiyatları, localar için 6 şilinden 7 şiline ve orkestra yeri ve üçüncü kat içinse 3.6 şilinden 6 şiline yükseltti. Üst balkon fiyatı aynı kaldı ancak yeni balkon çok yukarıdaydı ve sahne yokuşu o kadar dikti ki güvercin yuvası denen yere sıkışan seyirciler oyuncuların sadece bacaklarını görebiliyorlardı.

İlk gecede ulusal marşı söyledikten sonra seyirciler “Eski Ücretler! Eski Ücretler” diye bağırmaya başladı. Macbeth performansı boyunca bu durum yuhalamalarla birlikte devam etti ve gürültü o kadar kötüydü ki askerler düzeni sağlamak için üst balkona gönderildi.

Bu isyan haftalar boyunca her gece devam etti. Seyirciler üstünde sloganlar yazan pankartlar ve dövizler taşıdılar. Demirler, çıngıraklar, trampetler, ziller ve düdükler getirdiler. İnsanlar üstlerinde “OP” yazan yaka kartları giydiler ve dinleme salonuna güvercinler saldılar. Ayrıca takma burunlar takıldı ve erkekler kadın elbisesi giymeye başladı. Öyle bir taşkınlık vardı ki insanlar oyundan çok isyanı izlemeye geldiler.

Üç ay süren isyandan sonra patron John Philip Kemble isyancıların isteklerini kabul etti ve sahneye çıkıp herkesten özür diledi.  

Kemble Ailesi

19. yüzyılın sonunda Kemble ailesi Londra sahnesine hakimdi. Oyuncu John Philip Kemble’ın İngiltere’deki en iyi oyuncu olduğu söyleniyor ve kız kardeşi Sarah Siddons en iyi trajedi yazarı olarak görülüyordu. Anne babaları gezgin oyunculardı ve John da aynı şekilde yollarda ve vilayete ait tiyatrolarda hayatını kazanıyordu. Küçük kardeşleri Charles Kemble ve kızı Fanny 1820’de Londra tiyatrosunun sonraki starlarıydılar.

Sarah Siddons kariyerinin sonuna geldiğinde ilk David Garrick ile tanıştırıldı. 1775’te Garrick, onu Londra’ya getirdi ama Sarah seyirci üzerinde çabuk bir etki bırakamadı. Siddons, oyun yazarı Richard Sheridan’ın yönetimi altındaki Drury Lane ile 6 yıl sonra Londra’ya döndü. Asıl tiyatro sezonunda yedi farklı kısımda seyirci üzerinde bayılmalar ve histerilere sebep olarak 80 defa rol aldı.

John Philip Kemble ilk Londra sahnesine çıkışını 1783’te Hamlet ile yaptı. Aktörlük tarzı uzun ve kapsamlı satırlar ve bağımsız bir görkemle, sabit ve coşkuluydu. Trajik Shakespeare karakterleriyle zirveye tırmandı. Bir eleştirmen, Kemble’ın Romeo’yu canlandırdığı yürekli aşıktan ıstıraplı intikamcıya geçişinin onu çok fazla etkilediğini söyledi ve Kemble’ın tarzı otuz yıl boyunca Londra’nın tarzı olarak kaldı. Bununla birlikte, Kemble ne doğuştan bir komedyendi ne de romantik bir öncü olmaya uygundu.

19. yüzyılın o uzun yolunda ilk oyuncu-patron olan Kemble, 1803’te Covent Garden’ın yönetimini devraldı ama bu makamda bulunuşu çok da mutluluk verici olmadı. Tiyatro 1808’de yanıp kül oldu ve bir sonraki sene tekrardan inşa edildiğinde Kemble’ın giderleri için fiyatları arttırması, şu anda kötü bir şöhreti olan eski ücret isyanlarıyla sonuçlandı.

Edmund Kean

Popüler oyuncu Edmund Kean 1814’te Drury Lane’de ilk sahneye çıkışını Venedik Taciri’ndeki Shylock karakteriyle yaptıktan sonra, Londra tiyatrosunun göz bebeği oyuncusu olarak Kemble’ın yerine geçti. Eleştirmen William Hazllit bu performans hakkında şöyle yazdı:

   “Ses, bakış, hareket ve ifade açısından yıllardır ona eşit aktör çıkmadı. Alkış ilk sahneden son sahneye kadar genellikle sesli ve aralıksızdı.”

Kean 3000 kişi kapasiteli büyük Drury Lane tiyatrosunu tamamen doldurabilen birkaç aktörden biriydi. Doğuştan tutkusu ve coşkun ruhu oyunculuğun aşırı duygusal tarzına uyuyordu; ama o, adını Shakespeare oyunlarını, özellikle Macbeth, Iago ve 3. Richard’ı oynayarak duyurmuştu.

En iyi, ölüm sahnelerini ve yoğun hislerin ya da bir ruh halinden diğerine şiddetli geçişlerin yaşandığı sahneleri oynadığı söyleniyor. Bir başka ünlü rolü ise “Eski Borçları Ödemenin Yeni Yolu”ndaki Sir Giles Overreach karakteridir.

Kean’in özel hayatı skandallarla ve yoğun içki tüketimiyle doludur. Oyuncu-patron olan Charles Kean’in babasıdır ve 1833’te Othello (Edmund) ve Iago (Charles) rollerinde birlikte sahneye çıkmalarından kısa bir süre sonra hayatını kaybetmiştir.

MELODRAM

Melodram 1780’lerden 1790’lara kadar popüler oldu ve 20. yüzyılın ilk yıllarına kadar var olmaya devam etti. Britanya’da melodram olarak nitelendirilebilecek ilk oyun 1802’de Thomas Holcroft tarafından yazılan “Gizem Masalı”dır.

Melodram, aralara serpiştirilmiş müzik eşliğindeki kısa sahnelerden oluşur ve basit ahlak, iyi ve kötü karakterler ve aşırı şişirilmiş oyunculuk tarzıyla bilinirdi. Melodramdaki karakterler basmakalıptır, mutlaka bir hain, haksızlığa uğramış genç bir kadın ve bir kahraman vardır. Oyuncuların duyguları çalınan müzikte vuku bulur ve buna görülmeye değer dramatik bir sahne eşlik eder. Bu müzikal geçiş bölümleri yüzünden melodram bir “oyun” olarak görülmemiştir; bu sayede Lisans Yasası’nda şart koşulan patentli tiyatro tekelinden kaçabilmiştir.

Erken Dönem Melodram

Erken melodram işçi sınıfından seyircilere hitap ediyordu. Aslında, erkek ve kadın kahramanların neredeyse hepsi işçi sınıfındandı ve kötü karakterler aristokratlar ve toprak ağalarıydı. Melodram oyunları genelde romantik yerlerde geçer; harap olmuş şatolarda ve vahşi dağlarda; Romantik akımın vahşi doğa ve egzotik yolculuklara saplantısını yansıtır bir durumdur.

1820’ler ve 1830’larda yerli melodram ve gerçek hayattan korku hikayelerine bir düşkünlük vardı. “Maria Martin ya da Kızıl Çiftlikte Cinayet”, genç bir kızın cinayetinin gerçek hikayesine dayalıdır. Dahası, popüler romanlar da melodramlara dönüştürülmüştür. “Tom Amcanın Kabini” bir köle olan Tom Amca’nın hikayesini, uğradığı zulmü ve hayatının zorluklarını konu alır. “Tom Amcanın Kabini” ilk ünlü kölelik karşıtı kurgu çalışmasıdır ve 1852’de sahneye uyarlanmıştır. Amerika’daki başarısından sonra Londra’nın Adelphi Tiyatrosu’nda da sahnelenmeye başlanmıştır.

Sonraki Dönem Melodram

Melodram, büyük gösteri ile eş anlamlı hâle geldi ve 20. yüzyılın başlarına kadar popülerliğini korudu. Charles Kean’in “Korsikalı Kardeşler”i 1856’da Kraliçe Viktorya’ya göre büyük bir başarıydı. Bernard Shaw’un en kötülerden biri olarak ilan ettiği Seymour Hicks’in “En İyilerden Biri” oyunu dahil olmak üzere William Terriss, 1885 ve 1887 yılları arasında Adelphi Tiyatrosu’nda başarılı melodramlar sergiledi. Terriss, 1897’de kendi tiyatrosunun sahne kapısında suikaste uğradı ve kendi hayatının da melodramatik bir sonu oldu.

Drury Lane’deki melodramlar tiyatronun yeni teknolojilerinin gösterişini yapmak amacıyla tasarlanan muhteşem oyunlardı. “The Whip” ve “Ben Hur”, Bruce ‘Sansasyonel’ Smith tarafından tasarlandı ve sahne efektleri arasında çarpışan trenler, batan tekneler ve at arabası yarışları bulunmaktaydı.

 

Çevirmen: Simge Irmak Çınar

Kaynak: http://www.vam.ac.uk/content/articles/0-9/19th-century-theatre/

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları