19. Yüzyıl Tiyatrosu – Bölüm 2

Pictorial Drama

19. yüzyılın ortasından itibaren tiyatro yeni bir itibar kazanmaya ve orta sınıftan seyircileri kendine çekmeye başladı. Bu seyirciler, sahne tasarımında git gide daha etkili olmaya başlayan tarihi tutarlılık ve ayrıntıcılıktan büyülenirdi. Pictorial Drama türünde sahne eşyalarının kullanımına büyük önem verilir, kostüm ayrıntıları dikkatlice incelenir ve arkeoloji ile tarih alanlarında modaya yönelik bir ilgiyi yansıtırdı. Uzun ve karmaşık sahne değişimlerinin kaçınılmazlığı oyunların, özellikle de Shakespear’in oyunlarının kesilmesini gerektiriyordu. Tarihsel ayrıntıların böylesine kullanılması tiyatroya kültürel bilginlik açısından itibar kazandırıyordu.

William Shakespear’in 2.Richard oyununda, 2.Richard rolünde Charles Kean ve Bolingbroke rolünde John Ryder’ı gösteren elle boyanmış bir fotoğraf. Princess’s Theatre, Londra, 1857, Guy Little Collection. Müze numarası S.139:831-2007. © Victoria & Albert Museum, Londra.

Pictorial Drama türünün öne çıkan destekçilerinden biri, Edmund Kean’in oğlu Charles Kean’di. Charles Kean, 1850’de Oxford Sokağı’ndaki Princess’s Theatre’da sahnelediği oyunlar için tarihi kıyafetler ve sahne dekorları üzerine itinalı araştırmalar yapardı. Kean, Antikacılar Cemiyeti’nin bir üyesiydi ve tarihi tutarlılığa yönelik tutkusu yapımlarının, o zamanlar afişlerde ayrıntılı olarak açıklanan dekorları ve kostümlerinde kendini fazlasıyla gösterirdi. Shakespear’in oyunlarının tasarımında kesin bir tutarlılık ve tarihe uygunluğu sağlamak için elinden geleni ardına koymazdı ve zamanının en iyi tasarımcılarını işe alırdı.

Kraliçe Victoria ve Prens Albert şevkli tiyatroseverler ve Kean’in büyük hayranlarıydı. Kraliçe Victoria, ‘Korsikalı Kardeşler’i dört kez izlemiş ve Kean Windsor Kalesi’nde özel tiyatro gösterimleri yapmıştı. Theatre Museum’da Kraliçe Victoria’nın, ölümünden sonra hüznünü dile getirmek için Kean’in dul eşine yazdığı bir mektup vardır.

Aktör-Yapımcılar

19. yüzyıl tiyatrosuna tiyatroları yöneten ve yapımlarda başrol oynayan aktör-yapımcılar hakimdi. Henry Irving, Charles Kean ve Beerbohm Tree’nin üçü de başrolün kendilerine ait olduğu yapımlar sergiledi. Lyceum’daki Henry Irving, 25 yıldan uzun süre boyunca Londra sahnelerine egemen olmuştu ve seyircileri ona taparcasına hayrandı. Öldüğünde Kral 7.Edward ve ABD Başkanı taziyelerini sunmuştu.

Henry Irving’in karikatürü. © Victoria & Albert Museum, Londra.

Shakespear, bu aktör-yapımcıların favori yazarıydı. Shakespear’in oyunlarına ayrıntılı ve tarihsel olarak gerçekçi sahneler ve kostümler ayarlamak moda haline geldi. Sahnedeki görüntü çoğunlukla oyunun kendisinden daha önemliydi ve senaryolar, hem muazzam dekorların değişimi için gereken zamanı kazanmak hem de başrolü mümkün olduğunda çok sahnede tutmak amacıyla kesilirdi.

Aktör-yapımcıların çoğu şu ya da bu şekilde düzenlemelere önayak oldu. Kariyeri boyunca patentli tiyatroların ikisini de yönetmiş olan William Charles Macready ilk düzgün provaları başlattı. Bundan önce ana karakter nadiren ekibin geri kalanıyla birlikte prova alırdı. Edmund Kean’in yardımcı oyuncularına verdiği ünlü sahne talimatı “sahnede benden arkada durun ve elinizden gelenin en kötüsünü yapın” demekten ibaretti. Edmund Kean’in rakibi olan Macready Macbeth, Hamlet ve Lear rollerini çok iyi oynardı ama çok sinirli biriydi ve kendine çok düşman edinmişti. 1851’de emekliye ayrıldı.

Aktör-yapımcıların bir başkası da 1899’da Lyceum’da Henry Irving’in yerini alan John Martin Harvey’di. Max Reinhardt’ın yönettiği 1912 yapımındaki Oedipus rolü ve Bayan Patrick Campbell’le birlikte rol aldığı Pelléas ve Mélisandre oyunundaki Pelléas rolü en çok takdir alan rolleri arasındadır. George Alexander St.James’s Theatre’ın aktör-yapımcısıydı ve başta Oscar Wilde ve Arthur Pinero olmak üzere Britanyalı tiyatro yazarlarının yeni işler bulmalarından sorumluydu. Martin Harvey de Alexander da Henry Irving’in Lyceum’daki ekibinde rol almışlardı.

1914 yılına gelindiğinde aktör-yapımcıların çoğu yaşlanmış yahut ölmüştü. Irving 1905, Tree 1917 yılında öldü.

Kadın Yapımcılar

Londra’daki ilk kadın aktör-yapımcı, 1830’da Olympic Theatre’ı yöneten Eliza Vestris’di. Biçimli bacaklarıyla meşhur olan Vestris aynı zamanda ünlü bir şarkıcı ve dansçıydı. Daha sonra pandomim yazarı olarak meşhur olacak J.R. Planché tarafından yazılan Burlesk oyunlardan oluşan bir program sunar, oyunların çoğunda pantolon rolleriyle1 başrolü kendisi oynardı. Vestris, tarihi olarak doğru kostümlerin yanında gerçek bir çatısı dahi olan tam bir kapalı dekorun kullanımını teşvik ederdi.

James Kennedy’nin yazdığı The Alcaid oyununda Don Felix rolünde Eliza Vestris. Yayınlayan: J. Cumberland, Londra, İngiltere, 1824, Harry Beard Collection. Müze numarası: S.2681-2009. © Victoria & Albert Museum, Londra.

19. yüzyılın diğer kadın yapımcıları arasında, Londra’daki Brittania Theatre’da çalışan Madge Kendal ve Sarah Lane de bulunur.

19. yüzyılın en etkili kadın yapımcılarından biri, Londra sahnelerine ‘çalışma odası tiyatrosu’ adlı yeni bir tiyatro türü kazandıran Marie Bancroft’tur. Bancroft daha sonra kocası Squire Bancroft ile birlikte Haymarket Theatre’ı yönetmiştir. Haymarket’ın yenilenmesi ve ‘çalışma odası tiyatrosu’ programı orta sınıftan izleyicileri cezbetti.

Thames Nehri’nin güneyinde Emma Cons, kendini sanatı kullanarak yoksulların yaşam kalitesini yükseltmeye adamıştı. 1880’de Royal Victoria Coffee Music Hall yöneticiliğini devraldı ve varyeteler2, konserler, eğitimler ve itidal derslerinden oluşan bir program sundu. Tiyatroyu yöneten komite temel olarak insanseverler ve sosyal reformculardan oluşuyordu.

“Entelektüel ve sanatsal erdemin eğlencesi, çoğunluğu bunlara değer veren geniş halk kitlelerinin erişimine açılmadığı ve bu eğlencenin zekası ve güzellik, uyum ve düzen sevdası bizzat kendisi için kullanılmadığı sürece bu eğlence, bu yeni ve gelişmiş meskenleri yeniden ve hızla eskinin pisliği ve sefaletine çevirecektir.” (Emma Cons”)

1912’den itibaren Old Vic tiyatrosunun yönetimini yeğeni Lilian Baylis devraldı. Baylis 20. yüzyılın en etkili kadın menajeri olacak ve Old Vic’i yarı ulusal bir tiyatro haline getirecekti.

Henry Irving

Henry Irving (1838-1905), Victoria dönemi tiyatrosunun en büyük aktör-yapımcılarından biriydi. Çalışmaları, tiyatronun orta sınıfın gözündeki değerinin artmasına ve profesyonel tiyatroculuğun daha geniş kabul görmesine yardımcı oldu.

Lyceum’un galaları Londra’nın sosyal, edebi ve sanatsal takviminin olmazsa olmazı haline geldi. 1895’te Irving şövalye ünvanı alan ilk tiyatro oyuncusu oldu ve 1905’te öldüğünde tiyatro oyunculuğu artık bir meslek olarak kabul edilmişti. Westminster Kilisesi’nde kendisi için neredeyse devlet cenaze töreni denebilecek bir tören düzenlendi.

Irving, Lyceum’da sahnelenen The Bells oyunundaki Mathias rolüyle bir gecede bir yıldız oldu. 1878’de Lyceum’un yönetimini devraldı ve sonraki 25 yıl boyunca kadın başrol oyuncusu Ellen Terry ile birlikte Shakespear ve romantik melodramlardan oluşan bir repertuvar ile Londra sahnelerine egemen oldu.

Irving’in tiyatrosunun karakteristik özellikleri abartılı duygular, yüksek drama, çarpıcı dekorlar ve şaşaalı aktörlüktü. Lyceum sahne efektleri ile meşhur oldu ve Irving, yapımın her yönüyle titizlikle ilgilenir, çeşitli elementleri; tasarımı, gaz lambası ve kireç lambasının kullanımını, müziği ve oyunculuğu tek bir görüntüde birleştirirdi. Irving, yeni teknolojilerin imkanlarını kavramak ve dramatik etkiyi artırmak için kullanmakta da başarılıydı. Irving’in Mephistoteles’i oynadığı Faust’un 1885 yapımında, bir kılıç dövüşü esnasında gerçek kıvılcımlar çıkarmak için elektrik kullanılmıştı.

Henry Irving (1838-1905), Faust’ta Mephistopheles rolünde. Kağıt üzerine sulu boya, Londra, İngiltere, tahmini 1885 yılı. © Victoria & Albert Museum, Londra.

Irving’in tiyatroya bağlılığı fanatizm düzeyindeydi, hatta tiyatroyu neredeyse bir din olarak görür ve Lyceum’u kendi ‘Sanat Tapınağı’ olarak görürdü. O zamanda sanat ve tiyatro camiaları arasında bağlantılar kurulmaya başlanmıştı. Başkalarının yanı sıra Irving, King Arthur’u tasarlaması için sanatçı Edward Burne-Jones’u işe almıştı.

Sahnede Ellen Terry ve Henry Irving birbirinin tam zıttıydı. Terry’nin olayı tamamen hareketlilik, hız ve içgüdüydü; Irving ise düşünsel, yavaş ve telaffuz ile hareket özellikleri konusunda daha detaycıydı ama şaşırtıcı, neredeyse hipnotize edici bir aktördü. Asla, sahnede kendisine “Hadi, acele et.” diye fısıldayan Terry’ye yetecek kadar hızlı rol yapmazdı.

 

Çevirmenin Notu:

  1. Pantolon Rolü: 1660’lardan itibaren erkek kıyafetleri giyip erkek rollerini oynayan kadınların rollerine verilen isim
  2. Varyete: Oyun, şarkı, dans, hokkabazlık gibi, aralarında doğrudan bir bağlantı bulunmayan şeylerden oluşan eğlenceli gösteri.

Çevirmen: Umut Devrim Çelik

Kaynak: http://www.vam.ac.uk/content/articles/0-9/19th-century-theatre/

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları