Fransız İhtilali: Genel Meclis ve İhtilal

1788’in son aylarında Necker, Genel Meclis ile olan buluşmanın 1 Ocak 1789’ya çekildiğini duyurdu. (Aslına bakılırsa buluşma aynı yılın 5 Mayısına kadar gerçekleşmedi). Ama bu ferman ne Genel Meclis’in alacağı şekli ne de nasıl seçileceğini belirtmekteydi. Krallığın bundan faydalanıp Genel Meclis’i kendisine hizmet edecek bir kuruma dönüştürecek şekilde ‘düzenlemesinden’ korkan Paris Parlamentosu fermanı kabul ederken, Genel Meclis’in en son toplandığı 1614 yılındaki şekilde toplanması gerektiğini açıkça belirtti.

Bu her toplumsal zümre meclisinin eşit sayılarda fakat ayrı odalarda buluşmasıydı. Oylama her birinin oyların 3’te birine sahip olacağı şekilde ayrı ayrı yapılacaktı.

Tuhaf bir şekilde, geçmiş yıllarda Genel Meclis talep etmiş olan hiç kimse yakında oldukça bariz olacak şeyi daha önceden fark etmemiş gibi görünüyordu: Ulusun %95’ini içeren üçüncü zümre meclisi, ruhban sınıfı ve soylular sınıfının birleşimiyle, yani nüfusun %5’i ile oy çoğunluğu sağlanarak saf dışı bırakılabilirdi. Yakın zamanda yaşananlar çok farklı oylama örnekleri teşkil ediyordu; 1778 ve 1787’de toplanmış olan bir il genel meclisi üçüncü zümre meclisinin sayısını ikiye katladı ve Dauphin’de toplanan bir meclis yalnızca üçüncü meclisin sayısını ikiye katlamakla kalmayıp, kişi başı oylamaya da olanak sağladı. (Zümre meclisi yerine her bireye bir oy hakkı tanınması.)

Yine de sorun artık anlaşılmıştı ve üçüncü zümre meclisinin iki katına çıkartılmasını ve kişi başına oylamaları talep eden bir yaygara kısa zaman içinde patlak verdi ve krallık sekiz yüzün üzerinde dilekçe aldı bu dilekçeler çoğunlukla kendilerinin gelecekte hükümette muhtemelen büyük önem taşıyacak rollerinin farkına varan burjuvalardandı.

Necker, Ayan Meclisini kendisine ve krala çeşitli sorunda tavsiyelerde bulunması için geri çağırarak cevap verdi. 6 Kasım’dan 17 Aralık’a kadar oturumlar yapıldı ve soyluların menfaatleri üçüncü zümre meclisinin oyunu iki katına çıkartmaya ve kişi başı oylamaya karşı oy birliği sağlanarak korundu. Bunun ardından Genel Meclis birkaç ay ertelendi.

Bu durum hengameyi yalnızca daha da büyüttü.

Aralık 27’de “Kralın Danıştay’ının Sonuçları”-Necker ve kralın arasındaki tartışmaların, soyluların tavsiyelerine zıt olan sonuçları- başlıklı bir belgede üçüncü zümre meclisinin elbette iki katına çıkartılacağı duyuruldu. Ancak ortada oylama uygulamalarına dair bir karar yoktu; Genel Meclis buna kendisi karar verecekti. Bu büyük bir soruna sebep olacaktı ve bu sorunun sonucu Avrupa’yı öylesine değiştirecekti ki, krallık bunu öngörüp engelleyebilmiş olmayı dileyecekti. Krallığın böylesi bir olayın doğmasına izin verdiği gerçeği, dünya etraflarında dönerken hastalıklı bir yaşam sürdürdükleri suçlanmasının sebeplerinden biriydi.

Üçüncü Zümre Meclisi Siyasileşiyor

Üçüncü zümre meclisinin büyüklüğü ve oy haklarına dair olan çekişme, geniş bir yelpazede görüşleri yayımlanan yazar ve düşünürlerin etkisiyle Genel Meclis’i konuşmaların ve düşüncelerin ön planına sürükledi. En meşhurları Sieyès’in toplum içerisinde ayrıcalıklı bir grubun olmaması ve üçüncü meclisin kendilerini toplantının hemen ardından ulusal bir meclis olarak, diğer meclislerden girdi yapılmadan kurması gerektiğini belirten “Üçüncü Meclis Nedir?”iydi.

Büyük oranda etkiliydi ve birçok açıdan, Krallığın yapamadığı bir biçimde, gündemin seyrini belirledi.

Ulusal ya da yurtseverlik gibi terimler, hiç olmadığı kadar sıklıkla kullanılmaya başlandı ve üçüncü zümre meclisi ile özdeşleştirildi. Daha da önemlisi, bu siyasi düşünce feveranı üçüncü zümre meclisi içerisinden mitingler örgütleyen, el ilanları yazan ve genel kapsamda üçüncü zümre meclisi ülkenin dört bir yanında politikleştiren bir grup liderin doğmasına sebep oldu. Bu kişilerin başlıca olanları burjuva avukatlar, konuya dair yasalara ilgisi olan eğitimli adamlardı. Neredeyse kolektif bir bilinçle, eğer şanslarını kullanırlarsa Fransa’yı yeniden şekillendirmeye başlayabileceklerinin farkına vardılar ve şanslarını kullanmakta da kararlılardı.

Zümre Meclislerinin Seçilmesi

Zümre meclislerini seçebilmek için Fransa 234 seçim bölgesine ayırıldı. Üçüncü zümre meclisi, 25 yaşının üzerindeki her mükellef erkek tarafından oyalanırken, her bölgede soylular ve ruhban sınıfı için seçim toplantıları yapıldı.

Hepsi birinci ve ikinci meclis için 2’şer, üçüncü için ise 4’er delege gönderdi. Ek olarak, her bölgedeki her meclisten “Cahiers de Doleances” olarak bilinen şikayet listeleri yazılması istendi.  Böylelikle, Fransız toplumunun her kademesi oylamalarla ve devlete karşı şikayetlerini dile getirmekle meşgul oldu, ülkenin dört bir yanından insanlar bu sürece katıldı. Beklentiler yüksekti.

Seçim sonuçları Fransa’nın elit kesimi için birçok sürprize yol açtı. Birinci zümre meclisinin (ruhban sınıfı) dörtte üçünden fazlası, önceleri baskın kesim olan ancak şimdi yarısından azı meclise girebilen piskoposlardan değil bölge papazlarından oluşuyordu. Onların raporları, daha yüksek ücretler ve kilisedeki en yüksek mertebelere erişim talep ediyordu. İkinci zümre meclisi de bundan daha farklı değildi ve otomatik olarak geri döneceğini varsayan birçok saray mensubu ve yüksek kademelerdeki asiller alt kademeden çok daha yoksul adamlar tarafından yenilgiye uğratıldılar. Onların raporları, zümre meclisine göre oylama isteyen sadece %40’lık bir oranla oldukça bölünmüş bir grup yansıtıyordu ve hatta bazıları kişi başı oylama istiyordu. Diğerlerinin aksine, üçte ikisi burjuva avukatlardan oluşan üçüncü zümre meclisi görece daha birleşik bir grup olduğunu ortaya koydu

Genel Meclis:

Genel Meclis 5 Mayıs’ta açıldı. Anahtar soruya, yani Genel Meclis’in nasıl oy vereceğine dair Kralın veya Necker’ın bir yönlendirmesi yoktu; bunu çözmek de onların alacağı ilk karar olacaktı. Yine de bu, ilk görev tamamlanana kadar beklemek zorundaydı: her zümre meclisi, kendi gruplarının seçim sonuçlarını doğrulamak zorundaydı.

Soylular bunu hemen bitirdi ama ayrı ayrı doğrulamaların kaçınılmaz olarak ayrı ayrı oylama yapmaya yol açacağına inanan üçüncü zümre meclisi bunu reddetti.

Hukukçular ve yoldaşları daha en başından davalarını öne süreceklerdi. Din adamları doğrulamalarını tamamlayan bir oylama yaptı ancak üçüncü zümre meclisiyle, halkla uzlaşmak için kararı erteledi. Üç sınıf arasındaki tartışmalar haftalarca sürdü ve zaman geçtikçe sabırlar tükendi. Üçüncü zümre meclisindeki insanlar, kendilerini ulusal meclis ilan etme ve hukuku kendi ellerine alma konusunda konuşmaya başladı. Birinci ve ikinci zümre meclislerinin aksine üçüncü zümre toplantıları her zaman halka açık oldu ve bu devrimin tarihinde önemli bir rol oynadı. Halka açık oldukları için üçünü zümrenin vekilleri tek taraflı hareket etme konusunda, toplantılara katılamayanların bile olanları gazetelerden okuyabilecekleri için halkın tam desteğini alacaklarını biliyorlardı.

Haziranın 10’unda, sabırların giderek tükenmesiyle Sieyes soylulara ve din adamlarına ortak doğrulama konusunda uzlaşma isteğiyle son bir çağrı yapılmasını önerdi. Eğer bu uzlaşma olmazsa, artık kendisine Halk Tabakası diyen üçüncü zümre meclisi bundan sonra onlardan bağımsız hareket edecekti. Uzlaşma gerçekleşmedi ve üçüncü zümre meclisi her şekilde yoluna devam etme kararı aldı. Devrim başlamıştı.

Yasama Meclisi

Haziranın 13’ünde, eski bölünmeler arasında ilk yıkım olarak birinci zümre meclisinden üç papaz üçüncü zümreye katıldı ve bunu sonraki birkaç günde katılan on altı papaz daha izledi. 17’sinde, Sieyes kendilerine Ulusal Meclis denmesini önerdi ve bunu kabul ettirdi.

Hemen ardından, tüm vergileri yasa dışı ilan eden ancak yerine yeni bir sistem kurulana kadar devam etmelerine müsaade eden bir önerge daha kabul edildi. Bu hareketleriyle Yasama Meclisi, vergi kurallarından kendilerini sorumlu tutarak birinci ve ikinci sınıfla olan basit mücadelesinden krala ve onun saltanatına geçti. Oğlunun ölümünün yasını tutmuş olan kral, harekete geçmeye başladı ve Paris yakınlarındaki bölgeler askeri olarak güçlendirildi. Haziranın 19’unda, ilticadan altı gün sonra, birinci sınıftaki tüm insanlar yasama meclisine katılmak için oy verdi.

20 Haziranda başka bir önemli olay yaşandı. Yasama Meclisi toplantı yerlerine vardığında kapıları 22’sinde gerçekleşecek olan Kraliyet Seansı bildirileriyle kilitli ve askerler tarafından korunuyor olarak buldular. Bu olay Yasama Meclisine rakip ve dağılması yakın olduğundan korkan üyeler tarafından bile öfkeyle karşılandı.Bu durumla karşı karşıya kalan Yasama Meclisi yakın çevrede bulunan ve insan kalabalığıyla çevrelenmiş olan tenis sahasına taşındı. Burada, davaları sonuçlanana kadar dağılmamak için meşhur Tenis Kortu Yeminini ettiler. Ayın 22’sinde Kurucu Meclis ertelendi ancak üç soylu, kendi sınıflarını terk ederek din adamlarına katıldı.

Kraliyet Seansı düzenlendiğinde, bu çoğu kişinin korktuğu gibi Yasama Meclisini yıkacak aşikar bir çaba değil, kralın bir ay öncesinde çok uzak görüneni bir seri yaratıcı reformu sunduğunu gördüler. Ancak kral yine de üç farklı sınıfa kendisine uyma baskısı yaparak üstü kapalı tehditlerde bulundu. Yasama Meclisi üyeleri, yeminlerini süngü zoruyla olmadıkça tekrarlamadı ve toplantı salonunu terk etmeyi reddetti. Bu kritik dakikada, kral ve meclisin irade savaşında, 16. Louis tevazu ile odada kalabileceklerini kabul etti. İlk kırılan halka o oldu. Dahası, Necker ayrıldı. Kısa bir süre önce görevini devam ettirme konusunda ikna edilmişti ancak haberler yayıldı ve isyan patlak verdi. Daha fazla soylu kendi sınıflarını bıraktılar ve Yasama Meclisine katıldılar.

Birinci ve ikinci sınıfın sallantıda ve ordunun desteğinin şüpheli olması sebebiyle kral birinci ve ikinci sınıfa Yasama Meclisine katılma emri verdi. Bu durum halkı sevindirdi ve Yasama Meclisi üyeleri artık yatışıp ulus için yeni bir anayasa yazmaya hazır hissetti. Çoğunun hayal etmeye cüret ettiği şey zaten fazlasıyla olmuştu. Bu zaten nefes kesici bir değişiklikti ancak hükümdarlık ve halk fikirleri hayallerin ötesinde olan beklentileri yakın zamanda değiştirdi.

Bastille Baskını ve Kraliyetin Sonu

Haftalardır tartışmalarla dolmuş ve hızla yükselen buğday fiyatlarına öfkelenmiş olan coşkulu halk sadece kutlamaktan daha fazlasını yaptı: 30 Haziran günü, dört bin kişilik bir grup insan isyancı askerleri hapishaneden kurtardı. Halkın gerçekleştirdiği benzer manzaralar, kraliyet tarafından alanlara daha çok asker göndertti. Yasama Meclisi’nin asker göndermeyi bırakma çağrısı reddedildi. Hatta, 11 Temmuzda Necker görevinden ayrıldı ve devlet yönetimine daha çok asker alındı. Halk buna tepki gösterdi. Paris sokaklarında halk ve krallık arasında başka bir irade savaşının daha başlayacağı hissedildi. Ve bu sefer, bu fiziksel çatışmaya da dönüşebilirdi.

Tuileries bahçesinde bir kalabalığın gösteri yaptığı sırada süvarilerin bölgeyi temizleme emriyle eylemcilerin saldırıya uğramaları, uzun zamandır tahmin edilen askeri harekatın gerçekleştiğini gösteriyordu. Paris halkı buna karşılık olarak silahlanmaya başladı ve misilleme olarak ücretli geçiş noktalarına saldırdı. Sonraki günün sabahı kalabalık, silahların peşine düştü ancak buğdayla doldurulmuş depolar da buldular, yağmacılık işte şimdi başlamış oldu. 14 Haziranda Invalides’te askeri hastaneye saldırdılar ve toplar buldular. Git gide artan bu başarı bu kalabalığı barut deposu arayışı için Bastille’e, kale gibi korunan hapishaneye ve eski rejimin önemli sembolüne, götürdü. İlk başta Bastille teslim olmayı reddetti ve bir sürü insan hayatını kaybetti. Ancak isyancı askerler toplarla geldi ve Bastille’i teslim olmaya zorladılar. Kale ele geçirildi ve yağmalandı, baştaki adam linç edildi.

Bastille’in ele geçirilmesi krala, bir kısmı hali hazırda yan çizmiş olan askerlerine güvenemeyeceğini gösterdi. Kraliyeti zorlamanın hiçbir yolu ve anlamı yoktu, bu yüzden de tekrar denemek ve savaş açmak yerine birlikleri Paris’te toplayıp çekilme emrini verdi. Kraliyet hükümdarlığının sonu gelmişti ve hükümdarlık Yasama Meclisi’ne geçti. Devrimin geleceği açısından oldukça önemli olan Paris’in insanları artık kendilerini Yasama Meclisinin koruyucuları ve savunucuları olarak görüyorlardı. Onlar devrimin muhafızlarıydı.

Yazar: Robert Wilde

Çevirmen: Eylül Uşaklı, Nazlıcan Karasu

Kaynak: www.thoughtco.com/french-revolution-estates-general-1789-1221879

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları