3 Animasyonla Blues Müzisyeni Robert Johnson’ın Şeytanla Yaptığı Anlaşmanın Ünlü Hikayesi

Çok sayıda yetenekli ve başarılı müzisyen 27 yaşında öldü ki bu sayının mistik bir yetenek ve trajedi katsayısı olduğuna inanmamız mantıklı gelebilir. Ama Jimi Hendrix, Janis Joplin, Jim Morrison, Kurt Cobain ve Amy Winehouse’ın aramızdan erken ayrılmalarından onlarca yıl önce Robert Johnson -‘ruhunu şeytana satmak’ deyimine önayak olan adam- gizemli ve de muhtemelen vahşi sebeplerden dolayı 1938’de 27 yaşında ölmüştü. Zamanında da efsaneydi zaten ve şeytanla buluşup o sıra dışı yeteneğine sahip olmak karşılığında anlaşma yaptığı hikayesi o zamanın popüler kültüründe de bir hayli yer tutmuştu. Ölümünden sonra bu hikaye daha da kökleşti ve onu muhtemelen ilk rock yıldızı yaptı.

Johnson’a ait az sayıdaki kayıt -toplamda 29 parça- Eric Clapton’a, Keith Richards’a, yine 27’liler Kulübü* üyesi Brian Jones’a ve diğer birçok sanatçıya ilham verdi. Ayrıca binlerce Delta’lı ve Chicago’lu Blues gitaristi Johnson’ından öğrenmek istiyordu ve onu aşabilmek için ruhlarını da satmaya da neredeyse hazırlardı. Ancak Johnson, diye başlıyor yukarıdaki video (bu video müzisyeninin yaptığı ölümcül anlaşmayı anlatıyor), “her zaman bu kadar muhteşem bir gitarist değildi.” Efsaneye göre müzisyen, Son House’ın yeteneklerini istiyordu ve bir yıldız olmanın hayalini kuruyordu. O gece içerisinde yeteneğini elde etti ve yakınındakilerin tahminlerine göre buluşma noktasına doğru yola çıktı, şeytanla tanıştı ve onunla “bir anlaşma yaptı”.

Yine hikayenin geri kalanının-Robert Johnson’ın bir hayranının kıskanç kocasıyla yaşadığı ölümcül karşılaşma kısmının- da doğruluğu kanıtlanmamış olsa da hikayenin bu kısmı akla daha yatkın. Animasyonda da söylendiği gibi “Bunların hepsi doğru olmayabilir; ama kesin olan bir şey var ki Robert Johnson yoksa Rock & Roll da yok.” diye yazıyor kısa filmin başında. Bu da ayrı bir efsane. Diğer eski blues müzisyenleri Blind Willie Johnson ve Robert’ın kahramanı Son House da 60’ların eski Blues’u geri getirmeye çalışanlarda aynı etkiyi yarattı ve tabii Muddy Waters, Howlin’ Wolf ve B. B. King de gibi Johnson’dan sonra elektro gitar kullananların da aynı şekilde etkileri oldu. Johnson harika bir yaratıcılığa ve eşsiz bir sese sahipti; ama repertuarı -zamanın diğer çoğu Blues sanatçısı gibi- daha eski parçalarda yapılan varyasyonları veya diğer sanatçılara cevap niteliğinde şarkılar içeriyordu.

Kaydettiği şarkıların çoğu bu şekildeydi -en azından iki unutulmaz eseri “Cross Road Blues” (ya da sadece Crossroads) ve “Me and The Devil Blues” hariç; ikisi de Johnson’ın Lucifer’le*** paktı hakkındaki efsaneyi güçlendiriyordu, kara bir meleğin borcunu almak için gelişini anlatan bölüm dahil. Me and The Devil Blues’da yukarıdaki videoda da görebileceğiniz gibi, Şeytan sabahın erken bir vaktinde şarkıcının kapısını çalıyor. Johnson “Merhaba Şeytan, sanırım gitme vakti geldi” diyor. Johnson’ın hayatıyla ilgili sahip olduğumuz düşüncelerin çoğu bu şarkılara, söylentilere ve imalara dayanıyor. Cinayete kurban gitmiş olabilir veya  sadece diğer 27’sinde sönen yıldızlar kervanına katılmış da olabilir. Austin Chronicle’ın çocukken onunla tanıştığını iddia eden bir Blues şarkıcısıyla yaptığı röportajda şarkıcı, Robert’ı ölümüne yakın yorgun ve hastalıklı, sanki birisi tarafından hırpalanmışçasına çökmüş bir şekilde gördüğünü hatırladığını söylüyor.

Johnson hakkında araştırma yapan akademisyen Elijah Wald, şarkıcının hayatının tıpkı dini bir tarikat kurucusunun hikayesi gibi olduğunu belirtiyor: “[Johnson hakkında] o kadar araştırma yapıldı ki genel resmin doğru olduğunu varsaymak makuldür. Yine de bu resim o kadar dayanıksız ve eski püskü parçalardan meydana getirildi ki, neredeyse her parçayı doğru kabul ederken üstüne çok düşünmemek gerekir.” -Rolling Stones’dan David Fricke’in kendi takipçilerini adlandırdığı biçimiyle- Johnson’ın “manevi varisleri” bunu yapmakta hiç zorluk çekmediler. Tabii sanatçıya dair bu efsaneyi davetkar bulan rock ve blues hayranları ile diğer sanatçılar da bu gruba dahil.

Üstteki “Hot Tamales” adlı videoda animatör Riccardo Maneglia, bu efsaneyi ve “Crossroads Blues”dan yaptığı alıntıları kullanarak Papa Leg isimli şeytani voodoo tanrısı ile randevulaştıkları yere doğru yolculuğa çıkan Bob’un hikayesini anlatıyor; böylece Johnson’ın sözde buluşmasını farklı bir dinsel bağlamda yeniden canlandırıyor.

Frank DiGiacomo’nun Vanity Fair’de yazdığına göre “Crossroads”un sözlerinde Johnson aslında “şeytanla pazarlık yapmıyor, Tanrı’dan merhamet diliyordu”. Efsane veya değil, sanatçının şeytani anlaşmaları çağrıştıran “Me and The Devil Blues”u ile özyıkımı güçlü ve duygusal bir şekilde aktardığı “Crossroads”u da şu olası olmayan düşünceyi güçlendirmiştir: “Robert Johnson yoksa Rock and Roll da yok.”

 

*Eddie James “Son” House, Jr.

**27’liler Kulübü: 27 yaşında ölen ünlü insanları ifade eden hayali grup

***Şeytan

 

Yazar: Josh Jones

Çevirmen: Sena Akkuş

Kaynak: http://www.openculture.com/2015/07/the-story-of-bluesman-robert-johnsons-famous-deal-with-the-devil-retold-in-three-animations.html

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları