Amerika’da Annelik Özgürlüğünün İlan Edilmesi

O gün, doğum kontrol kliniğindeki kimse baskına uğramayı beklemiyordu. Nisan 1929’da bir pazartesi sabahının erken saatleriydi, New York’un Batı 16. Caddesinde sıradan bir kum taşı binaya kurulmuş, Doğum Kontrol Klinik Araştırma Bürosu henüz haftanın ilk hastalarını kabul etmişti. Hiçbir uyarı yapılmadan kliniğin kapıları bir anda açıldı ve ahlak zabıtası ekibinden bir grup sivil polis memurunun başındaki Dedektif Mary Sullivan bekleme odasına girdi. Polisler delil toplamak için kullanabilecekleri hasta kayıtlarını toplayıp bir çöp kutusuna doldururken hastalar sessizce oturuyor, bazıları ise ağlıyordu. Polisler aynı zamanda kliniğin doğum kontrolü hakkında kanunsuz bir şekilde bilgi sağladığını ispatlamak için sterilizasyon aletlerinin içindeki tıbbi malzemeleri çıkarıp kitapları ve duvardaki resimleri topladı. Kliniğin tatlı dilli tıbbi direktörü Dr. Hannah Meyer Stone’la birlikte bir doktoru ve üç hemşireyi daha tutukladılar ve oradaki beş kadını sokağa, onları izleyen onlarca insanın önüne sürüklediler. Klinik kurucusu doğum kontrol aktivisti Margaret Sanger olup biteni izlerken, klinik personelleri berbat kokan bir polis arabasına yüklenip Batı Yirminci Caddedeki polis karakoluna götürülüyordu.

Travmatik baskından bir ay sonra tüm suçlamalar düştü. Yargıç tüm hasta dosyalarının iadesini istedi, fakat Katolik isimlere sahip hastalar bu olaydan sonra kliniğe geri dönerlerse özel hayatlarının açığa çıkarılacağını söyleyen tehdit telefonları aldıklarını bildirdi. Ahlak zabıtası ekibi aksini kanıtlamak için çok uğraşmasına rağmen, doktorların yazdığı doğum kontrol hapı reçetelerinin kanun dâhilinde olduğu belirtildi.

1918 tarihli New York temyiz mahkemesinin People v. Sanger lehine karar vermesi sayesinde, lisanslı hekimler öncelikle “hastalığın tedavisi veya önlenmesi” için kullanıldıkları sürece doğum kontrolü hakkında yasal bilgi sağlayabildiler. Frengi ve bel soğukluğu gibi cinsel hastalıklar özellikle Birinci Dünya Savaşından dönen askerlerle birlikte genel nüfusta hızlıca yayıldığı için, mahkemeler, halk sağlığı yetkililerinin doğum kontrolü konusundaki kısıtlamaları gevşeterek enfeksiyon oranlarını düşürme stratejisine uyum sağladı. Bu karar, kadın sağlığı uzmanları için önemli bir yasal boşluk bıraktı ve Sanger ve meslektaşlarının 1923’te Doğum Kontrol Klinik Araştırma Bürosu’nu açmalarını sağladı. Bu, Amerika’da ki ilk yasal doğum kontrol kliniğiydi. 1930’lu yıllara gelindiğinde, klinik, yılda 10.000 kişiye hizmet vermiş, doğum kontrol yöntemleri ve klinik teknikler konusunda binlerce doktor ve hemşire eğitmişti.

Doğum kontrol aktivisti Sanger, Doğum Kontrol Klinik Araştırma Bürosu ile ilişkili en ünlü isim olmakla beraber, kliniklere yön veren ışığın Dr. Stone olduğunu da kabul etti. 1893’te Brooklyn’de Yahudi bir göçmen ailenin çocuğu olarak doğan Stone, Brooklyn College’dan Farmakoloji diplomasını aldı ve 1912’de Bellevue Hastanesinde çalışmaya başladı. Amerika Birinci Dünya Savaşına girdiğinde Stone, New York Tıp Fakültesinde doktor olarak eğitimine başladı. 1920’de yüksek lisansını bitirdi ve İkinci Caddedeki Lying-In Hastanesinde çalışmaya başladı. 1925 yılında Stone Doğum Kontrol Klinik Araştırma Bürosunda göreve başladığında, Lying-In Hastanesindeki amirleri onun klinikte çalışmasının yanlış olduğunu düşünerek onu hastaneden istifa etmeye zorladı.

Görevde geçirdiği birkaç yıldan sonra Stone, doğurgan kadınların klinik araştırma ve bakım ihtiyacına tanık olmuştu. Yoğun bir veri toplama ve hasta merkezli çalışmayı gerektiren kliniği işletme görevini hevesli bir şekilde devraldı, böylece klinik daha geniş bir bilimsel toplulukta sesini duyurabilecekti. Üreme sağlığının bilimsel verilerden çok kulaktan dolma bilgilere dayandığı bir dönemde, Stone’un klinik araştırması, kanıtlara dayalı cinsel eğitim protokollerinin oluşturulması konusunda gerekliydi. Örneğin, birçok kadının adet döngüsü sürelerini kayıt altına aldıktan sonra, Stone, herkes için evrensel bir yöntem bulunmadığından, doktorların doğum kontrolüne “güvenli dönem” olarak başvurmaması gerektiğini savundu. 1928’de ki Tedaviye Yönelik Doğum Kontrolü yazısında, diyaframın spermisit ile birlikte kullanılmasının en etkili doğum kontrol yöntemi olduğunu buldu.

Stone, doğum kontrolüne tıp doktorlarının yanı sıra halktan erkek ve kadınlar tarafından da açıkça anlaşılması gereken bir halk sağlığı tedbiri olarak yaklaştı. Kliğine gelen kadınları doğumun biyolojik süreçlerini pelvis ve cinsel organların üç boyutlu modelleriyle göstererek üreme sistemleri hakkında bilgilendirdi.

Stone’un görev yaptığı iki dünya savaşı arasındaki dönem, doğum kontrol hareketi tarihinde bir dönüm noktasıydı. Tarihçi Linda Gordon’un Kadınların Ahlakî Mülkiyeti yazısında belirttiği gibi, 19.yüzyılın sonlarında kadın hakları hareketi seçim ve bağımsızlığı vurgulayan “gönüllü anneliği” savunuyordu. 20.yüzyılın başında, “doğum kontrolü” terimi sosyalist hareketle yakından ilgili bir toplumsal dönüşüm ifadesi olmaya başladı. 1920’li yıllarda, doğum kontrolü bir “öjenik” hareket stratejisi olarak benimsendi ve doğum kontrolü ve sosyal mühendislik arasında bir bağ kuruldu. Sanger ilk olarak Kadın ve Yeni Irk (1920), daha sonra Medeniyetin Ekseni (1922) yazısında “öjenik” temalardan söz etti. Bilgisiz ve yozlaşmış kesimin Amerikan yaşam biçimine zarar verebileceğini söyledi ve 1932’de, büyük bir sterizilasyon programı önerisinde bulundu. Stone da dâhil olmak üzere, Sanger’ın meslektaşları “öjeni” konusunda ciddi kuşkulara sahip olsalar da, Sanger’ın güçlü savunmalarının tıbbî kurumlardaki doğum kontrolüne meşruiyet kazandırmasında bir araç olduğunu düşünüyorlardı.

Stone, kocası Dr. Abraham Stone’la birlikte yazdığı 1937 tarihli Bir Evlilik El Kitabı: Pratik Bir Kılavuz-Seks ve Evlilik İçin Bir Kitap adlı eserinde “öjeni” hakkında kendi fikirlerini belirtti. Bir doktor ile nişanlı bir çift arasında geçen varsayımsal bir diyalog biçiminde yazılan kitap, penis boyutu ve kadın orgazmından kısırlık ve akraba evliliği konusundaki endişelere kadar uzanan sorular içeriyordu. “Birinin normal ve sağlıklı bir çocuk sahibi olmak için uygun olup olmadığını nasıl anlayabilirim?” diye sorulduğunda, Stone, “öjeni” hareketinin önemli bir endişesi olan “uygunluk” sorusunun bilimsel olarak tam desteklenemediğine dikkat çekti. Stone çifti, ekonomik durum ve eğitim seviyesi gibi çevresel faktörlerin doğum sonuçlarını tek başına kalıtımdan daha fazla etkileyebileceğini vurguladı. Bu konuya, “İnsanlığın ekonomik ve sosyal durumunda meydana gelen bir iyileşme ya da değişim, toplumsal tabakanın önemli ölçüde tekrar düzenlenmesine neden olabilir,” diyerek açıklık getirdiler: “Belki de böyle bir gelişme, toplumsal ilerleme için şu anda geçerli olabilecek katı bir ‘öjenik’ seçim sisteminden çok daha fazlasını başarabilir.” Stone, Sanger’ın “öjeniye” verdiği desteği açıkça eleştirmese de, kendi çalışmaları, onun “öjenik” yaklaşımlardan fazla etkilenmediğini gösteriyordu.

Stone, kariyerine öncelikle kadın sağlığıyla ilgilenen bir klinisyen olarak başlamış olsa da, çalışmalarının siyasi sonuçları onu bir aktivist haline getirdi. 1929 baskınından sonra Sanger, doğum kontrol araçlarının dolaşımını yasaklayan 1873 Comstock Yasasıyla mücadele etmek için bir emsal dava aramaya başladığında Stone’un yardımına başvurdu. 1932’de Sanger, Japonya’dan genellikle “pesari” olarak bilinen bir paket diyaframı Stone’un kliniğine sipariş etti. Paket, gümrük yetkilileri tarafından ele geçirildi, bu durum uzun süren bir davaya yol açtı ve 1936’da ABD Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ABD ve Bir Paket Japon Pesari davasında nihai karara ulaştı. Mahkeme, malzemenin Stone tarafından hastalığın tedavisi veya önlenmesi ile ilgili “deneysel amaçlarla” ithal edilmesi sebebiyle, posta yoluyla gönderilmesinin yasal olduğuna karar verdi.

1936 kararıyla birlikte, doktorların evli kadınlara doğum kontrol ilaçları yazabilme yetkisi arttı ve doğum kontrolü konusunda kendi yargı ve yetkilerini kullanmalarına izin verildi. Sanger, bu zaferi “Amerika’da annelik özgürlüğünün ilan edilmesi” olarak nitelendirdi. Bir sonraki yıl, muhafazakâr Amerikan Tabipler Birliği, doğum kontrol hareketine gönderme yaparak “doktor kontrolünde kontrasepsiyon” fikrini onayladı.

1937’de Stone, The Nation’da 1936 yılının Amerikan doğum kontrol hareketi tarihinde önemli bir dönüm noktası olduğunu ileri sürdü. Öncü çağın bittiğini ve klinik araştırma ve uygulama dönemine girildiğini açıkladı. Mahkemenin “pesari” davası kararından dolayı, “Bundan böyle, hastaneler, klinikler ve halk sağlığı merkezleri, sağlık hizmetinin bir parçası olarak doğum kontrolü hakkında bilgi sahibi olma yükümlülüğü ile yüzleşmek zorunda kalacak.” dedi. Sonuç olarak, Stone bu kapsamlı uygulamalı hizmet döneminin başlamasını ve doğum kontrolünün tartışmalı bir alandan bir bilim alanına dönüşünü “platformdan ve kürsüden laboratuvar ve kliniğe” sözleriyle tanımladı.

Stone’un 1941’de ki ani ölümünden sonra, Sanger’ın kurduğu Amerikan Doğum Kontrol Derneğinin ismi 1942 yılında Aile Planlaması Derneği olarak değişti. Bu değişim daha çok çekirdek aileye ve özel alana yönelikti ve aktivizm ve halk sağlığı kavramlarından uzaktı. Yine de, Stone, doğum kontrolüne yardımcı olabilecek hukuki, siyasi ve sosyal her türlü söylemi ortaya koymuştu. Mesleki kariyerine bir aktivistten ziyade bir kadın sağlığı savunucusu olarak başlamışken, iki dünya savaşı arasındaki dönemde doğum kontrol hareketinin ve zaferlerinin ayrılmaz bir parçası haline geldi ve böylece Amerika’da kadın sağlığının geleceğini temelden başlayarak şekillendirdi.

 

Yazar: Jennifer Young

Çevirmen: Arya Büyükaşık

Kaynak: https://thenewinquiry.com/blog/an-emancipation-proclamation-to-the-motherhood-of-america/

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları