“Amerikan Büyük Biraderi: Siyasi Gözetim ve Baskı Yüzyılı” Tanıtımı

Federal Soruşturma Bürosu ve Apple’ın arasında şirketin şifreleme kullanmasından dolayı çıkan halkla ilişkiler ve hukuk savaşı, dikkatleri Edward Snowden’in neredeyse üç yıl önce ifşa ettiği bilgilerden beri görülmemiş bir şekilde yürütme organının gözetlemelerine çekti. Ancak tarihsel kayıtlar, FBI’ın Amerikan kamuoyunda yaptığı yerli casusluğun Büro’nun Temmuz 1908’deki kuruluşuyla neredeyse aynı tarihe uzandığını gösteriyor. FBI’ın doğuşunu takip eden yıllarda, kimi sivil kimiyse askeri olan diğer federal teşkilatlar kendi izinsiz yurtiçi gözetim operasyonlarını başlattı. Bu süreçte, Kongre bunları engellemek veya dizginlemek yerine bu gözetime yardım ve yataklık ediyordu.

Apple ve FBI arasındaki hesaplaşmanın da gösterdiği gibi değişen tek şey, gözetleme amacıyla kullanılan ve günümüzde federal kolluk kuvvetlerine el altından on milyonlarca Amerikalının bilgisayarlarına, akıllı telefonlarına hatta ev aletlerine erişmesini sağlayan teknolojidir.

Bugün Cato Enstitüsü, bu gelişmelerin tarihini ve etkilerini anlatan bir zaman çizelgesi başlatıyor: Amerikan Büyük Biraderi*: Siyasi Gözetim ve Baskı Yüzyılı.

Yurttaşların federal yurt içi gözetimi, çoğunlukla Amerikanın dış savaşlarda yer almasına karşı çıkan, vicdani retçiilere yardım eden, beyaz olmayan insanlar için insan hakları ve siyasi özerklik mücadelesi veren, işçi sendikaları kuran sivil toplum kuruluşlarına, hatta Kongre üyeleri ve başkan adayları dahil seçimlere giren insanlara yönelik hükümet müdahalelerinin başlangıcı olmuştur.

Siyaset bilimci Justin Goldstein’in 1978’deki  Political Repression in Modern America (Modern Amerika’da Siyasi Baskı) kitabında belirttiği gibi, “Amerikan sosyal bilimcileri, politik baskıyı, Amerikan politik yelpazesinin darlığını açıklamaya yardımcı olan önemli bir faktör olarak görmediler…” Farklı bir ifadeyle federal yetkililer gözetleme, ajan provokatörler ve doğrudan şiddet yoluyla genellikle Amerikan siyasal sisteminde ne tür siyasi görüşlerin tutulabilmesine ve uygulanabilmesine müsaade edilebileceğini belirledi.  

Zaman çizelgesinin bölümlerinden açıkça ortaya çıkan tema, bu durumların çoğunda federal gözetim ve siyasi baskının konuyla ilgili mevcut politik paradigmaya meydan okuyan kişi ve kurumlara en güçlü haliyle yöneltilmiş olmasıdır. Bazen iç gözetim açıkça o dönem Beyaz Saray’da hangi başkan varsa onun siyasi muhaliflerini hedef alıyordu (Roosevelt’in yalnızlık yanlılarına karşı gözetim emri ya da Johnson’in Goldwater’ın kampanya uçağına dinleme cihazı yerleştirmesi emri gibi). Diğer konularda, basitçe bir birey veya grubun federal yetkililere ”ulusal güvenliğe tehdit” izlenimi vermesi bile (2. Dünya Savaşı’ndaki Japon-Amerikalıları ya da günümüz Müslüman-Amerikalıları düşünün) hedefin anayasal haklarına yönelik yetkisiz bir federal saldırı için yeterlidir.

Bu taktiklere maruz kalan birey ve örgütler çoğunlukla kendilerini ya siyaseten ezilmiş ya da yine siyaseten ötekileştirilip, etkisiz hale gelecek kadar zarar görmüş halde buldular. Bu yurttaşların anayasal haklarına yapılan federal saldırıların kişisel ve profesyonel sonuçları genellikle hayat boyu sürer ve federal yetkililerin, öncüllerinin on yıllar önceki hareketleri için diledikleri gecikmiş özürler asıl yanlışı düzeltmek adına çok az, başkalarına yönelik bu tür gözetim ve baskıların tekrarının önüne geçmek adına ise çok daha az işe yarar.

1978’de Yurtdışı İstihbarat Gözetleme yasasının geçmesinden sadece üç yıl sonra dönemin başkanı Ronald Reagan, yıllar sonra Dışişleri Bakanlığı’ndan bir muhbirin 11 Eylül sonrasında Amerikalıların yurtdışı iletişimini izinsiz olarak izlemekte kullanıldığını iddia edeceği bir kanun hükmünde kararname yayımladı. Bu uygulamanın daha eskiye gidip gitmediği ise, tıpkı Church Komitesinin kurulmasından beri hükümetin gerçekleştirdiği tüm gözetlemeler gibi, Kongre’nin soruşturması gereken ama henüz soruşturmadığı bir mesele.

Zaman çizelgesi, federal yetkililerin bu alandaki yetkisiz hareketlerini geniş bir yelpazeyle örneklendirmeye çalışıyor. Çizelge, arşiv araştırmalarıyla ve tek “suçu” karşı çıktıkları halde onlar adına uygulanan hükümet politikalarına meydan okumak olan yurttaşlara yönelik yurtiçi gözetim ve siyasi baskıyla ilgili yeni gerçekler açığa çıktıkça güncellenecektir.

 

Yazar: Patrick G. Eddington

Çevirmen: Meryem Taşoğlu

Kaynak: https://www.cato.org/blog/introducing-american-big-brother-century-political-surveillance-repression