Amerikan Rüyası Sonumuz Olacak – Bölüm 3

Amerikan Rüyası’nın Durgunlaşması:

Gelecekte insanlar muhtemelen 11 Eylül saldırılarını Birleşik Devletler’in dünya hakimiyetinden yavaşça uzaklaşmaya başladığı bir dönüm noktası olarak kabul edecekler. Ama aslında bozucu güçler, on yıllardır ülkede iş başındaydı.

Neredeyse tüm büyük istatistik ölçümlerine göre ortalama bir Amerikalı, bir nesil önce olduğundan daha kötü durumda. Bazı alimler genç nesilleri belirsiz, benmerkezci ve akıllı telefonlarıyla bir işte çalışamayacak kadar fazla meşgul olmakla suçlamış ve bu sızlanmalardan bazılarının ufak bir gerçeklik payı olsa da veriler problemin çocuklar olmadığını ortaya koymaktadır.

Genel konuşmak gerekirse bu günkü Amerikalılar, özellikle genç Amerikalılar Birleşik Devletler tarihindeki en eğitimli ve üretici nesil.

Fakat bunun yanı sıra işsizlik ve yeterince çalışmama oranları da oldukça yüksek:

Bu durum iş yokluğunun, özellikle de orta sınıf iş yokluğunun en basit sebebi, Obama’nın görevi devraldığından beri işsizliği yarı yarıya indirdiğini beyan ettiği bildirisine rağmen 2008 krizinden beri süregelen işsizlikteki düşüşün sebebi yarı-zamanlı veya düşük beceri gerektiren işler ve iş gücünden tamamen ayrılan insanlardı.

Günümüzde üniversite diploması olan kişilerin %25’i bir iş sahibi değil ve iş aramıyorlar bile.

Ama neden? Nerede yanlış yaptık veya yanlış yaptık mı? Kokteyl partilerinde ve Twitter’daki kızgın laf kalabalığında kimi suçlayabiliriz?

Yani aslında suçlanacak kimse yok. Sadece ülkenin kaidesi olagelmiş strateji ve inançlar sonuç itibariyle sınırlamalara karşı geldi.

Daha fazla toprak yok: Gerçek şu ki 1900’lerin sonunda toprakların sonunu getirmiştik. Biz de Küba’yı, Filipinler’i ve Guam’ı falan fethettik. Ama Dünya Savaşlarının gerçekleşmesinden hemen sonra İngilizlerin hiç fark etmediği bir şeyi fark ettik; neden  fakir ülkelere ödünç para verip mallarını aşırı ucuza satmalarını söylemek varken, tüm paramızı ve zamanımızı onları gerçekten istila etmek için kullanalım

Bu soğuk savaş esnasında yaptığımız şeyin özüydü. Buna küresel hegemonya dedik ve aslında üçüncü dünya ülkelerinden haraç kesmenin düşük seviyede bir biçimiydi bu; ya bizimle ticaret yapın, şirketlerimizin sizin topraklarınızı ve ucuz iş gücünüzü kullanmasına izin verin ya da dışarıda bırakılıp yoksulluk içinde debelenmeye devam edin.

İşe de yaradı. Dünyanın dört bir yerinden düzinelerce piyasa bize açıldı ve karşılığında askeri gücümüzün onları komünizmden koruyacağına söz verdik.

Ama bu da solup gitti. Fakir ekonomilerin birçoğu artık o kadar da ucuz olmayacak ve sömürmek o kadar da kolay olmayacak şekilde gelişti. Ya da en azından eskiden olduğu kadar kolay olmayacak düzeyde geliştiler. Aslında bazıları yakında bizim rakibimiz olabilecek konuma geldi.

Daha fazla ucuz iş gücü yok: Evet her şey dış fasonlarla yapıldı. Yani, Çin’de fabrika kurup bütün mallarını dörtte biri fiyatına yaptırmak varken neden yerel işçileri toplayasın ki? Huzur içinde yat Detroit. Ah, unutmadan hani şu duymuş olabileceğiniz ‘kölelik’ denilen tüm o şey vardı ya, bitiverdi.

Yenilikler artık daha çok değil, daha az iş yaratıyor: Bu tüm şeylerin arasındaki en büyük ve en korkutucu şey olabilir. Bilgi teknolojisinin, otomasyonun ve yapay zekânın yükselişi ile beraber eskiden olduğu kadar çok insana da ihtiyacımız kalmamıştı. CVS’lerde bilgisayar ekranı, aldığınız bok püsürü çantaya koymanızı bağıra bağıra söyler, siz de kartınızı geçirip çıkıp gidersiniz ya? Evet, dünyanın tamamı yakında böyle olacak. Muhasebeciler, eczacılar, hatta taksiciler ve kamyon sürücüleri bile. Muhtemelen onlarca milyon insanın işsiz kalacak. Üstelik giden işlerin geri dönme ihtimali de yok.

Ama bu sadece hizmet sektörüne vurmayacak. Üretim sektörünün kötüleşmesinden sorumlu olan da aynı şey. Trump’ın sızlanabileceğinin aksine, Birleşik Devletlerde üretim geçmiş 30 yılda ikiye katlandı ve hala Birleşik Devletler ekonomisindeki en büyük sektör. Problem şu ki bu daha önce işe alınanların sadece %75’i işe alınarak sağlandı. Bu işleri Çinlilerin çalacak hali yok ya. Gelişen teknoloji çaldı. Robotlar ve her ne haltsa işte…

Başka bir tabirle, limonata partisi bitti. Müşteriler gelmeyi bıraktılar. Piyasa küçülüyor ve herkesin kolay para kazanabilmesi buraya kadardı.

Aslında, şimdi tam tersi geçerli; şimdi milyonlarca çok çalışan ve zeki insan var ve bunlar maaş gününden maaş gününe yaşıyor, yükselme fırsatları çok az olan ve gelecek için çok az umudu olan işlerde sıkışmış durumdalar. Bu insanların birçoğu da oldukça sinirli.

Üzücü ki; bugün eskiye kıyasla daha az insan terfi alabiliyor ve onların bu ilerleyişi çalışkanlıklarından veya eğitimlerinden ziyade bağlantılarından, ailelerin sosyoekonomik durumundan ve tabii fena halde hasta olmamış veya ciddi bir kazaya uğramayacak kadar şanslı olmalarından dolayı.

Bu Amerikan Rüyası olmadığı gibi, aslında Amerikan Rüyası’nın tam tersi. Bu eski feodal düzen; kendi ayrıcalığının (ya da ayrıcalığın olmayışının) içine doğar ve işlerin daha da kötüye gitmemesini ummaya zorlanırsın.

Dürüst olmak gerekirse ekonomik hareketlilik Birleşik Devletlerde neredeyse gelişmiş bütün ülkelerde olduğundan daha düşük, neredeyse Slovenya ve Şili’yle eşit, bu da dünyanın ekonomik fırsatlar için altın standardı değil (Slovenyalı ve Şilili okuyucular alınmasınlar). Avusturalya ve Kanada gibi diğer İngiliz kökenli ülkelerde çok daha fazla ekonomik hareketlilik var. Danimarka, İsviçre ve Finlandiya gibi leş gibi sosyalist ülkelerde de durum böyle.

“Eh yani Amerikan Rüyası öldü, ay ne üzüldüm… Ne demek istiyorsun Manson?”

Tamam, size ne demeye çalıştığımı söyleyeyim. Bu “Limonata Standlarının Trajedisi”nin son kısmı ve oldukça da tehlikeli. Görüyorsunuz ya, çocuklar “başarı=sıkı çalışma=harika şeyler hak etmek” ve “başarısızlık=tembellik=boktan şeyler hak etmek” etrafında bir inanç sistemi geliştirmişlerdi. Bu yargılar da sınırsız fırsat, sonsuz kaynaklar ve gittikçe genişleyen piyasaların olduğu toplumlarda çok işe yarar.

Ama rüzgâr tersine döndüğünde fırsatlar artık orada olmayacak, yani aynı inançlar oldukça tehlikeli hatta yıkıcı olacak.

 

Yazar: Mark Manson

Çevirmen: Eylül Uşaklı

Kaynak: https://markmanson.net/american-dream

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları