Astronom ve Yasaklı Kitap

Eğer Hope Caddesindekii Merkez Kütüphanesi’ne girerseniz, binanın ön yüzünde görünen altı tane heykel var. Her biri o şahsiyetin temsil ettiği söylenilen bilim dalını tanımlayan bir terimin yanında duruyor. En sağda “Bilim”in heykeli var ve heykel Polonyalı gök bilimci Nikolas Kopernik’i tasvir ediyor. Çok dindar bir adam olmasına rağmen (Katolik Kilisesi’nin onayını almış, dindar birisi) Kopernik’in çalışması Katolik Kilisesi tarafından sansürlenip baskı altına alınacak ve Martin Luther tarafından sapkın diye alay edilecektir. Şaheseri De revolutionibus orbum coelestium (Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine) 17.  ve 18. yüzyılın yasaklanmış  en ünlü kitaplarından biri olacaktı.

Kopernik (gerçek, Lehçe adı olan Mikolaj Kopernik’in Latinleştirilmiş hali) tarihe günmerkezlilik teorisini geliştiren insan olarak geçti. Şöyle ki; Kopernik eski, Dünya’nın merkezde olduğu ve geriye kalan her şeyin etrafında döndüğü Aristoteles/Batlamyus modeli yerine Güneş’in merkezde olduğu ve gezegenlerin etrafında döndüğü bir güneş sistemi modeli geliştirdi.

Bilimdeki birçok fikir gibi Kopernik’in fikride ne tamamen yeniydi (hem Antik Yunan gök bilimcilerin hem de Ortaçağ Arap gök bilimcilerin günmerkezli [güneş merkezli] modelleri vardı) ne de yaygın olarak kabul edilmişti. Kopernik’in kitabı ya tam ölmeden önce ya da 24 Mayıs 1543’deki ölümünden hemen sonraya kadar yayınlanmadı.Bitirmek için hayatını son 30 senesini harcadığı kitabın bir kopyasını aslında hiç görmediğine inanılmaktadır. (Bu kitabı yazma çabası Dava Sobel’in A More Perfect Heaven [Ç.N.-Daha Harika Bir Cennet] adlı kitabında ilgi çekici ve biraz alışılmadık bir şekilde anlatılmıştır.)

Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine bugün okuması kolay bir kitap değildir. Bu link aracılığıyla okumayı deneyebilirsiniz. Ön sözü geçebildiniz mi? Çoğu kişi geçemiyor. Kitap sayısız diyagram içeriyor ve içinde ağır bir matematik var. Ve Kopernik yüksek matematiğin var olmadığı bir çağda yaşadığı için, kitabın anlaşılması daha da zor. Ayrıca Kopernik, günmerkezli güneş sisteminin nasıl olduğuna dair bir model oluşturdu ama bu model tamamen doğru değildi. Modelin çok sayıda hatası vardı, en önemlisi Kopernik, Güneş’in etrafındaki gezegenlerin yörüngelerinin hepsinin mükemmel daireler şeklinde olduğuna inandı. Ama aslında değiller.

Buna rağmen 17. yüzyılda iki gök bilimci Kopernik’in çalışmasını fark etti ve popülerleştirdi. Bunlardan biri, gezegenlerin güneş etrafında tam daire değil eliptik yörünge yaptığını keşfeden ünlü Alman Protestan gök bilimci *Johannes Kepler’dı. Diğeri, sadece Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönmediğini ama başka gezegenlerin de kendi eksenleri etrafında döndüğünü, yepyeni teleskop denen bir cihazla keşfeden İtalyan Katolik Galileo Galilei’ydi. Güneş bile dönüyordu! Ve sadece Dünya’nın Ay’ı yoktu, Jüpiter’in DÖRT tane vardı.

Kepler Kutsal Roma İmparatorları’nın himayesi altında çalıştığı sürece dini yetkililerle anlaşmazlık yaşamaktan sakınmayı başardı. Galileo’nun farklı sorunları vardı. Katolik Kilisesi yetkililerini hoşnut tutmaya devam etmesi gerekiyordu. Ve Reformasyon sırasında bunu yapması kolay değildi.

Galileo, Kopernik’in çalışmasına dayanan yeni keşiflerini yayımlamaya çalıştığında sorunlarla karşılaştı. Kitabın, karşılaştığı en büyük sorunlardan bir tanesi İncil’le olan aşikâr uyuşmazlıktı. En bariz uyuşmazlık Yeşu’nun kazanmakta olduğu bir savaşa devam edebilmesi için Tanrı’dan gökyüzündeki Güneş’i durdurmasını istediği, Eski Ahit’in Yeşu Kitabı’yla yaşandı. Tanrı lütfeder, Güneş’i durdurur ve İsrailliler kazanır. (Yeşu 10:13)

Zamanında bu, hem Katolikler hem de Protestanlar tarafından Güneş’in GERÇEKTEN gökyüzünde sabit durduğu anlamına gelecek şekilde yorumlanmıştı. Tanrı Dünya’yı durdurmazdı, çünkü eğer öyle olsaydı herkes aniden fren yapan bir otobüste oturuyormuş gibi düşerdi.

Dine derinden bağlı bir insan olan Galileo, söz konusu Kutsal Kitap’ın kelimesi kelimesine değil, Tanrı’nın işlerinin mucizevi doğasının bir örneği olarak yorumlanması gerektiğine inandı. Bunun kilise yetkililerince rağbet görmeyen bir yaklaşım olduğu ortaya çıktı.  Dünya’nın güneş sisteminin merkezinde olduğuna inanan insanların çoğu, Tanrı’nın sadece insanların merkezde olacağı bir Dünya yaratacağı gibi dini nedenlerden dolayı inanmıyorlardı. Yermerkezciliğe, çoğunlukla Aristoteles’in Dünya’nın öyle işlediğini söylediği için inandılar. Ve eğer Orta Çağ ve Rönesans’daki insanların güvendiği bir kişi varsa o da Aristoteles’di. Eğer Vatikan’a giderseniz Rafaello tarafından yapılmış Atina Okulu adında bir fresk görürsünüz ve Aristoteles bu freskin içinde yer alan iki merkezi figürden biridir. Kopernik, zamanında geleneksel bilgeliğin simgesi olan Aristoteles’le boy ölçüşmekten korkuyordu.

Avrupa’nın neredeyse hepsi farklı Hristiyanlık mezheplerine ayrılmışken, Katolik Kilisesi, modern tabirle kendi Hristiyanlığının piskopos ya da rahip olmayan birisinin Kutsal Kitap hakkında açıklama yaparak bulandırılmasını istemedi. Galileo’ya günmerkezlilik teorisi hakkında konuşabileceği ama sadece varsayım olarak bahsedebileceği söylenmişti. Galileo’ya konu hakkında asla sanki gerçek bir şeymiş gibi konuşmaması söylenmişti.

1559’da Katolik Kilise, Index Librorum Prohibitorum’u (Yasak Kitaplar Listesi) oluşturdu.  Sacred Congregation of the Index [Ç.N.Listenin Kutsal Kurulu] adlı bir grup, içinde “hata” olan ya da dine aykırı olan kitapları tespit etmekle sorumluydu. Listede yer alan kitapların Katolik Kilisesi’nin hüküm sürdüğü alanlarda yayınlanması ya da satılmasına izin yoktu.  Zaman zaman bir kitap, eğer kusurlu kısmı düzeltilecek şekilde düzenlenirse listeden çıkartılabilirdi.

Listedeki kitapların büyük çoğunluğu ilahiyat çalışmalarıydı. Kopernik’in kitabı, 1616’ya, Galileo kitabı Avrupa’da daha çok tanıtmaya başlayana kadar listeye girmedi. Kitabın kusurlu kısımları çıkartılmadıkça ya da günmerkezlilik teorisinin hakikat değil de sadece varsayım olduğunu gösterecek şekilde değiştirilmedikçe satılmasına izin verilmeyecekti. Ve bu da Avrupa’da ki çoğu kişi için kitabı hiçbir yerden alamayacakları anlamına geliyordu.

Galileo, 1630’larda konunun tekrar İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog adlı kitapta bahsini açmak istediğinde daha çok sorunla karşılaşacaktır. Bu sefer Katolik Kilisesi onu heretik* ilan etti ve Roma’ya gidip günmerkezlilik teorisine olan inancından vazgeçtiğini ilan etmeye zorladı. (O da, burada anlatmak için yeterli yerimiz olmayan büyük bir olayı meydana getirdi. Ama Dava Sobel’in Galileo’nun Kızı: Bilim, İnanç ve Sevgi Üstüne Tarihsel Bir İnceleme adlı kitabını önerebilir miyiz?)

Kopernik, 1758’de XIV. Papa Benedict kitabı bütün Katoliklere dağıtılması için karar alana dek listede kaldı. Peki, bunu neden yaptı? Çünkü büyük ihtimalle 1758’e kadar neredeyse herkes günmerkezlilik teorisine inanıyordu. Kilise’nin, insanlara, Avrupa’daki neredeyse bütün bilginlerin onayladığı bir kitabı okuyamayacaklarını söylemesi boşuna bir çaba olurdu. Ayrıca Isaac Newton’un gezegen hareketleri hakkında havada kalmış birkaç sorunu çözmüş olması da yardımcı oldu.

Vatikan, Kopernik ve Galileo’nun dönemlerinde gök bilimcileri işe aldı ve gözlemevleri kurdu. 1891’de, Vatikan, gözlemevini resmi olarak tekrar açtı.  Bugün hemen hemen dünyadaki herhangi bir gözlemevi gibi işliyor, uzak galaksileri, karanlık maddeyi araştırıyor ve havalı fotoğraflar yayımlıyor.

Yasak Kitaplar Listesi’ne gelirsek, sonunda 1966’da VI. Papa Paul tarafından ortadan kaldırılmıştır.

 

*Kepler’ın ilk eşi oldukça genç bir yaşta ölüp arkasında bakılması gereken büyük bir aileyle bıraktı. O da tekrar evlenmeye kara verdi ve 11 ihtimal sıraladı. Seçimi münasip bir şekilde geçmenin bir yolu olup olmadığını merak etti. Bu da zaman içinde uyarlanmış ünlü bir matematik problemine dönüştü.   

*heretik: Katolik inançlarını kasıtlı olarak reddeden vaftizli Katolik kimse.       

Yazar: Bob Timmermann

Çevirmen: Selencan Ungay

Kaynak: https://www.lapl.org/collections-resources/blogs/lapl/astronomer-and-banned-book-0

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları