Atıştırmalıkları Tüketiyor Olmanız, İrade Eksikliğinizden Değil Bir Cezbedicinin Bulunmasından Kaynaklanıyor

Bir kafeye gittiğinizde, birden tepsinize bir tane de çörek aldığınızı fark etmek bulunduğunuz duruma özel bir şey midir yoksa irade eksikliğiniz ya da uzun vadeli yönelimlerinizle mi ilgilidir? İngiliz Sağlık Dergisi’nin Psikoloji bölümünde yapılan yeni bir araştırmada bu durumlar karşılaştırılmış ve başka birini atıştırırken görmek gibi anlık belirtilerin atıştırma oranlarını, insanların psikolojik karakter ve yönelimlerinden daha fazla etkilediği bulunmuştur.

Katherine Elliston ve meslektaşları araştırmalarına başlarken, Avustralyalıların günlük enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 30 – 41’lik kısmını temel öğünler yerine atıştırmalıklardan sağladığını görmüştür. Bu da atıştırma eylemi sırasında gözlenen psikolojik etkenlerin, aşırı yemeyi önlemek için sağlanacak desteğin önemli bir kısmını oluşturduğunu göstermektedir.

Araştırmacılar 42’si kadın olmak üzere 61 katılımcıyı, sosyal medya ve broşürleri kullanarak araştırmaya dâhil etti ve sağlıklı beslenmek için yapılan masraflar ve bu beslenmenin kısa vadede sağladığı faydalar üzerinde ne kadar düşündükleri de dâhil olmak üzere bazı temel psikolojik ölçümleri tamamlamalarını istediler. (Bu ölçüm Geçici Otokontrol Teorisinden (Temporal Self-Regulation Theory) ortaya çıkmıştır. İnsanların sağlıklı beslenmenin faydalarıyla uzun vadede, masraflarıyla ise kısa vadede karşılaşacaklarını düşündüklerinden dolayı sağlıksız beslenmeye yatkın olduklarını savunmaktadır.) Ayrıca katılımcılar sağlıklı beslenme girişimlerini de derecelendirdi; son zamanlarda ne sıklıkla günde beş öğün meyve ya da sebzeyi yediklerini rapor edip sahip oldukları iradelerini değerlendirdi.

Sonraki iki hafta boyunca, katılımcılar hem atıştırmalık (düşük ya da yüksek kalorili) hem de ana öğünler olmak üzere yedikleri her yiyeceği internet üzerinden bir uygulamaya kaydettiler. Hatta bazı durumlarda atıştırmalarıyla bağlantılı olarak; tükettikleri atıştırmalıkların o an ulaşılabilir olması, başka birinin yanlarında atıştırıyor olması; kötü bir ruh hali içinde olup olmamaları ya da fast food restoranları gibi abur cubur tüketen birilerini görebildikleri yerlere yakın olup olmamaları gibi anlık belirtileri de kaydetmeleri istendi. Ayrıca uygulama gün boyunca rasgele zamanlarda katılımcılara bildirim gönderip o an bu tür anlık belirtilerden herhangi birinin olup olmadığını da soruyordu.

Sonuç olarak katılımcılar iki haftalık çalışma dönemi boyunca toplam 1127 atıştırmalık tükettiklerini kaydettiler. Katılımcılar atıştırdıkları zaman, atıştırmadıkları yani uygulamanın rastgele bildirim gönderdiği zamanlardakine oranla çevrelerinde daha fazla atıştıran kişi bulunduğunu bildirmişlerdir. Bu araştırmada uygulanan model tam bir kanıt niteliği oluşturamasa da, bu durum çevrenin etkili olduğu anlık belirtilerin atıştırma üzerinde muhtemel bir etkisi olduğunu göstermektedir. Aynı şekilde, katılımcıların yaptığı bildirimler kötü bir ruh hali içinde olma ve atıştırmalıkların ulaşılabilir olması gibi durumların da muhtemel bir etkisinin olduğunu göstermektedir. Söz konusu değişkenler katılımcıların atıştırdığı zamanlarda, rastgele bildirim gönderildiği zamanlara göre daha fazla gözlenmiştir. Yiyecek satış noktalarına yakınlık ise atıştırmayı etkileyen bir faktör olmadığı görülmüştür.

Niyet ve eski sağlıklı beslenme alışkanlıkları bireyin olası atıştırma ihtimaliyle ilişkili değildir. Sağlıklı beslenmenin maliyetinin daha kısa vadede görülüyor olması atıştırmayı daha çok etkilemiştir. Ayrıca öz hâkimiyetin eksikliği, yüksek kalorili atıştırmalık tüketimiyle ilişki içerisindedir fakat bu temel etkenler, anlık belirtilere oranla atıştırma eylemini daha az etkilemektedir.

Araştırmacılar çalışmalarını, atıştırmayı açıklarken kullandıkları “Geçici Otokontrol Teorisinin” başarılı bir uygulaması olduğunu ifade etti. “Sonuçlar atıştırmanın çoğunlukla anlık belirtiler tarafından yönlendirildiğini ve inanılanın aksine güdüsel faktörlerin atıştırmayı yönlendirme üzerinde daha az etkisi olabileceğini gösteriyor.” diyen araştırmacılar, insanlara ruh hallerinin kötü olduğu durumlarla ve stresle baş etmek ve atıştırmalıkların ulaşılabilir yerlerden tutmamak, insanların sağlıksız atıştırmalıklara yönelmesini engelleyebilir, diye ekledi.

Önceki araştırmalara eklenen yeni bulgular amaca ulaşma ve sağlıklı davranışların iradeyi güçlendirmeye çalışmaktan çok ilk başta ki cezbedicilerden kaçınmakla edinileceğini ekledi. Özellikle kötü bir ruh halindeyken harika çörekler satan o kafeden uzak durduğunuzda öncekine oranla daha az atıştırdığınızı göreceksiniz. Bu oldukça basit geliyor fakat ne yazık ki irademizi gözümüzde büyütmek gibi bir eğilimimiz var; özellikle aç olmadığımız zamanlarda, açken atıştırmalıkların ne kadar cezbedici olabileceğini unutuyoruz!

 

Yazar: Christian Jarett

Çevirmen: Sıla Karaman

Kaynak: https://digest.bps.org.uk/2017/08/23/whether-you-snack-or-not-is-more-about-the-presence-of-temptation-than-your-willpower/amp/

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları