Aziz Brecht ve Tiyatro Borsası – Bölüm 2: Ayrıcalıklıların Gözünden Brecht

Bir oyun, kendisine bir züppe albenisi oluşturmak için egzotik, şık, entelektüel modaya dahil ve yenilikçi olarak tanıtılır. Seyirci, üstünde değilse de eşit olduğunu hissetmeyle karşılaşmanın neticesinde, sadece performansa katılma konusunda bir ego kazığına sahip olmaya koşullanır. Tiyatro meraklısının Brahmin statüsünü överek ya da küçümseyerek öne çıkaran şeyler söyleyebilmek dışında oyunun anlaşılması için hiçbir neden yoktur. Oyunun felsefi, biçimsel veya politik radikalliği provoke edici derecede cüretkar gösterilebilir; seyircinin, verdiği tepkiyi gündelik insani ve toplumsal bilincini değiştirmeksizin kendisini “tehlikeli” bir tiyatroya maruz bıraktığından dolayı “kendi kendini kutlamak” ile sınırlandırmasına izin verilir.

Arturo Ui’nin 1963’teki Broadway açılışı için ticareti canlandırma çabasıyla New York Times dergisinde yazan Harold Clurman, genelinde öğretici olan makalesine ”Bertolt Brecht’i hiç duymuş muydunuz?” sorusuyla başladı. Sözlerine, bu sorunun İngiliz, Fransız, İsviçreli, İskandinav, İsrailli ve hatta Japon tiyatro severler tarafından bir hakaret olarak nitelendirilebileceğini ekleyerek devam etti.

Brecht’in toplumsal ve siyasi görüşleri hakkında ise Clurman şöyle yazmıştır: “1930’ların ilk yarısı boyunca, Brecht hem kendi içindeki kargaşaya hem de dışarıdaki toplumsal çöküşe karşı koymak adına bir disiplin aradı. Onu, Marxizm’de buldu.” (Önemli bir tarih anlayışı olan okuyucu, “dışarıdaki toplumsal çöküş” ifadesinin Nazizm, İkinci Dünya Savaşı, toplama kampları ve krematoryumlar için bir tefsir olduğunu fark edecektir.) Fakat Clurman, çekingen bir şekilde bu “didaktik” oyunların bile “kendi farazi ‘derslerinden’ daha farklı bir şey ifade eden ince bir sanatsallıkla siyasetin üstüne çıktığını” ifade ediyor. Elbette bu, topluma bağlı her sanatçı gibi Brecht’in çabasının tam olarak fikir ve usta sanatçılık sentezi olduğu düşünülürse iğneli bir iltifattır.

Yine, 1943 ve 1949 arasında yazılan Brecht’in olgun döneminin oyunlarına (Setzuan’ın İyi İnsanı, III. Reich’in Korku ve Sefaleti, Kafkas Tebeşir Dairesi, Cesaret Ana ve Çocukları) ilişkin olarak, “Onları ayıran şey, ‘vaaz’ ettikleri şey değil, evrensel olarak insan ifadesi ve teatral özgünlüğüdür.” denir. Böyle bir ruhu evrenselleştirmek, Sartre’ın “soyut liberalizm” olarak isimlendirdiği ve dışlanmışları genel insan kategorisinin altında kabul eden ama onları “tarihin somut ve bireysel ürünleri” olarak görmeyi reddeden şeyin tipik bir ifadesidir.

Yazar: Eleanor Hakim

Çevirmen: Kaan Türe

Kaynak: https://monthlyreview.org/2013/07/01/st-brecht-and-the-theatrical-stock-exchange/

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları