Benzersiz Bir Ölüm Tarikatı

Romanyalı (Rumen) Demir Muhafızlar hastalıklı bir faşist hareketi yaymak için milliyetçi şiddeti ve Hristiyan şehitliğini nasıl harmanladılar?

1930’ların sonlarına doğru, Başmelek Mikail Alayları (sıklıkla Demir Muhafızlar denir) oranla Avrupa’nın en büyük üçüncü faşist hareketi oldu.

Almanya ve Macaristan’ın aksine, Romanya I. Dünya Savaşı’nın başlıca lehtarından (bu durumdan faydalananlardan) biriydi ki bu durum ülkenin büyüklüğünü iki katına çıkardı. Romanya’nın toplumsal, ekonomik ve kültürel geri kalmışlığıyla birlikte bu büyüme, son derece önemli problemler ortaya çıkardı. Ülke, büyük ölçüde genişlemiş ve çok etnikli bir ulus kurma, demokratik bir politik sistem yaratma ve Doğu Avrupa’nın en zayıf ekonomilerinden birini modernleştirme zorlukları ile karşı karşıya kalmıştı. Bazı kurumların kısmen demokratikleşmesi bir tür ulusal kimlik krizini hızlandırdı ve alternatif çözümleri bulma sürecini bir hayli uzattı. Diğer bazı Doğu Avrupa ülkelerinde de olduğu gibi liberalizme, muhafazakarlığa ve Marksist sosyalizme eşit derecede karşı çıkan bir tür köylü milliyetçiliğine dayanan güçlü ‘’popülizm’’ akımları gelişti.

1923’ün yeni demokratik anayasası erkeklere genel oy kullanma imkanı sundu ve 1926’da kitlesel bir Ulusal Köylü Partisi ortaya çıktı. İki yıl sonra Romanya tarihinde yapılan en demokratik seçimin büyük bir çoğunluğunu kazandı.  Bununla birlikte Köylü Partisi, kısa sürede bölünerek büyük bir reform yapamayan, orta derecede etkili bir hükümet üretti.

Bunalımın vurmasıyla beraber, Romanya’nın politik denklemi, beş yıl önce tahttan indirilen Kral Carol’ın geri dönüşüyle kökten değişti. Kraliyet iktidarının bu tekrar inşası, ordu subaylarının ve otoriter düşünceye sahip elit gruplarının oluşturduğu bir komite tarafından tasarlanmış olsa da, Carol anayasaya uyma sözü verdiğinde siyasi partiler tarafından da her şeye rağmen kabul edildi.

Aslında Carol, 20. yüzyılda Avrupa’nın herhangi bir yerinde tahtı lekeleyen en alaycı, yozlaşmış ve güç açlığı içindeki iktidardı. Mussolini’nin bir hayranı olarak anayasaya aykırı bir şekilde siyasi sürece hızlıca müdahale etti ve 1931’de Köylü Partisi’ni iktidardan düşürdü. Daha sonra 1932-1933 yılları arasında Ulusal Köylüler tarafından kurulan bir hükümet kısa ömürlü oldu, iç bölünme tek büyük demokratik partiyi bir açmaza soktu. 1933 yılına gelindiğinde, bu sorunlar bir yanıyla yükselen otoriter bir kralın entrikalarından kaynaklandığından dolayı siyasi sistem, yakın zamanda Almanya’da yaşandığı gibi, birtakım partilerdeki grupların ayrılması ve daha sağa yönelmeleriyle birlikte tam olarak bir parçalanma sürecindeydi. Romanya’da savaş sonrası demokratik atılım şimdi siyasi bir çöküşe yol açmış gibi görünüyordu.

Ulusal Köylü Partisi’nin dağılmasından sonra ortaya çıkacak tek yeni büyük siyasi güç, Codreanu’nun babasının kurucularından olduğu en büyük aşırı antisemitik siyasi parti LANC’nin (Liga Apararii National-Crestine) saflarından ortaya çıkan Corneliu Zelea Codreanu’nun kurucusu olduğu Başmelek Alayı’ndan başkası değildir. Codreanu, kısmen Alman ve Slav soyundan gelen fakat aşırı derecede milliyetçi olan (aşırı antisemitik babasının soy isimlerini Zilinsky’den Rumen formu olan Codreanu’ya çevirmesi), Romanya’nın kuzey kenarındaki bir aileden geldi. 1919’da gönüllü bir milis olmuştu ve kurtarıcı şiddete gönülden inanan biriydi. Bu inanç 1924 yılında Lasi’de (Codreanu’nun öğrenci olduğu üniversite şehri) yolsuz, ‘’vatansever olmayan’’ polis şefini öldürmesine yol açtı; Codreanu bunun için affedildi ve böylece son derece olumlu bir milliyetçilik tanıtımı yapmış oldu. Codreanu, 1925-1927 yılları arasında Almanya’da eğitim gördü ve radikal düşüncelerini geliştirerek, 1926 seçimlerinde oyların yalnızca yüzde 5’ini alan LANC’nin Romanya’yı yenileme hedefi için fazla sağcı ve uzlaşmacı olduğuna karar verdi.

Başmelek Mikail Alayı, savaşlar arasındaki Avrupa’nın tartışmasız en sıra dışı kitle hareketi idi. Genel olarak faşist olarak sınıflandırılır çünkü uygun faşist tipolojinin ana kriterlerini karşılar fakat inkar edilemeyecek kadar özgün özellikler taşır. Alman tarihçi ve filozof  Ernst Nolte, “Sadece ilan edilmekle kalmayıp, aynı zamanda en ilginç ve en karmaşık faşist hareket olarak görünür, çünkü çakışan levhaların jeolojik oluşumları gibi aynı anda pro-faşist ve radikal faşist özellikler sunar” yazdı. Codreanu’yu özellikle farklı kılan şey, bir çeşit dini gizem olması ve Alay’ın diğer faşist hareketlerle aynı genel siyasal hedeflere sahip olmasına rağmen, nihai hedeflerinin  ruhani ve üstün olması. Kendisi şöyle belirtmiştir: Ruhsal diriliş! İsa Mesih adına ulusların yeniden dirilmesi!

Bu Alay’ın yaşam ve siyasetteki başlıca vurgusu olan “savaş” ile çelişiyormuş gibi görünüyordu fakat Codreanu, iki halkalı bir doktrin ortaya attı: Siyasi çalışmanın alanı olması gereken günahkâr insan yaşamı ve sonuçta ebedi hayatın parçası olmak adına kaynaşmış ve kurtulmuş bir ulusun manevi topluluğu. Sıradan insan yaşamı, her şeyden önce Tara (anavatan) düşmanlarına karşı sürekli savaş ve ebedi mücadele alanıydı. Çarkacı (lejyoner) kişisel düşmanlarını affeder ama Tara’nın düşmanlarını değil, onlar çarkacının selameti risk altında olsa bile cezalandırılmalı ve yok edilmelidir. Şiddet ve cinayet, ulusun kurtuluşu için kesinlikle gerekliydi; eğer gerekli olan bu eylemler onları gerçekleştirecek olan militanın bireysel ruhu için tehlike arz ederse, onun gerekli fedakarlığı daha büyük olur. Onun yaptığı işin cezası dünyevi cezasıyla birlikte (ki o bundan kaçınmamak için yemin etmiştir) ebedi hayatın muhtemel kaybı olacaktır ki bu sevinçle kabul edilmesi gereken anavatan için nihai fedakarlıktır. Bu siyasi teorinin başlıca etkisi, faşist bir hareket için bile olağan dışı bir şekilde hastalıklı bir ölüm tarikatıdır.

Özveride bulunmak, bütün faşist ve devrimci hareketlenmelerde methedilen bir hareketti ama Alay’da, teolojik heterodoksi ile birlikte şehitlik adeta gerekli olmuştu. Lejyonerler aynı zamanda diğer faşistlerle aralarındaki benzer kimliği ve hedeflerindeki yer yer ortaya çıkan parallellikleri hissetmiş olsalar da, doktrinlerinin eşsizliklerinin ve laikler ile aralarındaki büyük farklılıklarının farkındaydılar. Ernst Nolte, Codreanu’nun tek fikirli fanatizmde Hitler’e (aynı zamanda hassas kişisel manyetizma olarak da benzediği kişi) bir hayli benzeyen bir başka faşist lider olduğuna parmak basarken; lejyoner şehit kompleksi, diğer faşist hareketlerde eşi bulunmayan bir derecede kendi kendine zarar verişe neden oldu.

Alay, anti-bireyciliği yansıtmış ve Doğu Ortodoks topluluklarındaki sosyo-politik hareketlerde sıklıkla bulunan bütüncülüğe vurgu yapmıştır. Hatta bir tür sapkın Hristiyan mezhebi olarak bile adlandırılmıştır. Bununla birlikte, onları sapkın bir Hristiyanlığın dışında tutan şey, yalnızca şiddet üzerine çılgınca ısrarcı olmak değil; özü, sözüm ona Rumen halkının kanında yatan biyolojik milli kavramıydı.

Normal olarak, üye olmak için, her cuib‘deki (yuva) yeni üyeler, diğer üyelerin kollarındaki kesiklerden akan kanı emmelerini gerektiren tüyler ürpertici bir törene katıldılar. Cuib’in “altı temel’’ kuralına itaat etmeye yemin ettiler: Disiplin, iş , sessizlik, eğitim, karşılıklı yardımlaşma ve onur. Sonra kendi kanlarını kullanarak yeminlerini yazdılar ve emir aldıklarında öldürmek için söz verdiler. Uygun şekilde echipa mortii (ölüm mangaları) olarak adlandırılan Legion‘un doğrudan eylem birimlerinin üyeleri, hepsinin birlikte içtikleri ve onları yaşamda ve ölümde birleştirecek olan ortak bir kadehe kanlarından birkaç damla koydular.

Alay, somut bir program yolunda çok az şeye sahipti. Codreanu, Romanya’daki bir düzine kadar farklı politik programın varlığına dikkat çekti ve bunun yerine tüm devrimci hareketler tarafından çeşitli şekillerde araştırılan omul nou’ın (yeni insan) yaratılışı hedef olan ancak Alay için Romanya Ortodoks Kilisesi ve ulusal topluluğun yorumu ile aynı olmayacak olan, kültürel-dini bir devrim olan yeni bir ruh için bir ihtiyaç ilan etti. Liderleri, ülkenin ekonomik açıdan gelişmiş olmasının bir şekilde olabileceğini kabul ettiler ancak hızlı bir sanayileşme çağrısı yapan neoliberal (ılımlı muhafazakar otoriteryenler) düşünce ile net bir şekilde fikir ayrılığına düştüler. Hükümetin sürdürdüğü yüksek vergi, köylüler arasında artan yaşam maliyetleri nedeniyle şiddetle kınandı.

Alay, kapitalizmin ve sosyalizmin materyalizminden nefret ederken, ekonomi için daha ulusal, kolektif veya toplumsal bir temel arıyordu. Bununla birlikte sanayileşme amaç değildi ve bunun yalnızca refah için gerekli ölçüde takip edilmesi gerekiyordu. Aksine, biraz çelişkiliydi, Alay güçlü bir modern ordu geliştirilmesinden yana ısrarcıydı. Lejyonerler kendilerini daha sonraları kamu işleri, perakende malları ve restoranları için kendi küçük çaplı kolektif şirketleri ile meşgul edecekti. Codreanu daima her şeyin mümkün olduğunu ve tipik bir devrimci ve faşist bir tavır içinde her şeyin iradeye bağlı olduğunu vurguladı. Fiziki durumlar her zaman ikinci plandaydı, “Kötülük, sefalet ve yıkımın ruhtan kaynaklandığı her yerde yüksek sesle haykırın!’’. Baş düşmanlar bozuk sistemin liderleri ve Yahudilerdi. Bunlardan ilki güncel ve acil hedefleri olsa da Yahudiler özel bir baş düşmandı; öyle ki Alay, muhtemelen Alman Nazileri kadar şiddetli ve nefret dolu bir şekilde antisemitik olan tek diğer faşist hareketti.

Birkaç yıl boyunca Alay, hem para hem de destek yoksunluğunda, 1920’lerde faşist hareketlerin ortak bir tecrübesi olan minik bir mezhep olarak kaldı. 1930’da, 18-30 yaşları arasında olan tüm Lejyonerleri dahil etmek için bir nevi bir militan grup olan Iron Guard’ı kurdu ve 1931’de ilk kez parlamento temsilciliğini kazanarak iki yerel yerel seçim kazanmayı başardı. Son 10 yılın en dürüst seçimleri olan bir sonraki 1932 seçimlerinde Ulusal Köylüler’in ana fraksiyonu, oyların yaklaşık %40’ını alırken Alay’ın gördüğü destek sadece %2.37 artmıştı, böylece Rumen siyasi oluşumlar sıralamasında 9. olup küçük bir parti olan Rumen Yahudiler Partisi’ni ancak geçebilmişti. Yine de kısa bir süre sonra iktidara gelen demokratik Ulusal Köylüler yönetimi, lejyonerlerin desteğini kazanmak için biraz çaba gösterdi ve Ulusal Köylüler, ilk defa sınırlı bir antisemitizm pozisyonuna girmeye başladı.

1932 Alman seçimlerinde Nazi oylarındaki artışın ardından, aynı sene Nazizmin etkisi daha belirginleşti. Romanya Almanları arasında bir Nazi teşkilatı kurulurken, bu noktadan sonra, Romanya’daki Nazi temasları öncelikle LANC ve yeni bir Romanya Ulusal Sosyalist Partisi (PSNR) ile artış gösterdi.

Hem Kral Carol hem de yeni başbakan olan Gheorghe Tatarescu (PSNR genel başkanı ve Rumen Nazi liderinin kardeşi), monarşiyi temel bir Romen kuruluşu olarak kabul eden Alay’ı evcilleştirmeyi ve kendi çıkarları için kullanmayı umut etti. Hükümetin kendisi, yeni bir sivil faşist gençlik grubu olan Straja Tarii’yi (Anavatan Muhafızları) kurmaya çalıştı ancak yapmacıklığı, destek kuşağını neredeyse imkansız hale getirdi. 1937 yılının ilk aylarıyla birlikte Kral, Codreanu’yu seçme çabalarının fazla bir sonuç elde edemeyeceğini anlamaya başladı. O ilkbaharda, Alay’ın çalışma projelerinin yanı sıra vekaleten sendikalar olarak çalışmaya çalışan emek gruplarına son vermek için daha etkili önlemler alındı ancak Alay’ın yarı yasa dışı yapısını yıkmak daha zordu.

1937 yılı boyunca Alman etkisi bambaşka bir boyuta ulaştı. Codreanu ve diğer liderler Alay ve Nazizm arasındaki önemli ayrımın farkında olmasına rağmen, hareketlerinin ve Romanya’nın geleceğinin Hitler ve Mussolini’nin liderliğindeki “ulusal devrimler” ile sonuçlanacağına ikna oldular. Alman desteği çok önemli olacaktı ve 1937’nin son aylarına doğru Codreanu inanılmaz bir ustalıkla dolu Alman konuşmaları yapıyor, Almanya ve İtalya arasında kurulacak önemli bir ittifak için serzenişte bulunuyordu.

Alay’ın büyümesi istikrarlı bir şekilde devam etmiş ve 1937 yılının sonlarına doğru 200.000’den fazla kişiye ulaşmıştı. Köylülerin köylerindeki Alay toplantıları, hepsinin katıldığı dini bir hizmetle açılacaktı. Eğer Codreanu da orada olursa, beyaz bir atın üstünde, ayrıntılarla donatılmış bir köylü kostümü giyerek giriş yapacaktı. Uzun boyu, keskin bakışları ve klasik özellikleri ile muhtemelen büyük faşist liderlerin en yakışıklısıydı (daha olgun ve ciddi biçimde, o dönem Hollywood oyuncusu Tyrone Power ile benzerlik taşıyordu). Bu dramatizm ve teatralite, genellikle köylü izleyicileri üzerinde güçlü bir etkiye sahip olmuştu ve Alay desteği kırsal kesimde hızla genişlemişti.

Savaştan önceki son seçim olan Aralık 1937 seçim kampanyasında, Anavatan İçin Tümü (TPT, Alay’ın yasal kapak ismi), ulusal bir köye dayalı milliyetçilik ve köylü yönelimi temelinde Ulusal Köylüler’le bir anlaşma imzaladı. Ancak köylü bölgelerden destek alsa da, Alay, refah seviyesi daha yüksek olan düşük orta sınıfın yaşadığı kırsal bölgelerden daha fazla destek aldı. Alay, ayrıca sanayileşme alanlarından da destek aldı; Alman tarihçi Armin Heinen tarafından araştırılan 22 ana sanayi bölgesi arasından 11’i TPT’nin en büyük başarısı olanlardan bazılarıydı. 1939’da araştırılan 2.607 sıradan lejyonerin yüzde 20.5’i vasıfsız işçiler, yüzde 17.5’i köylü ve çiftçi, yüzde 14’ü ise vasıflı işçilerdi; bu da şehirlerde eylemcilerin önemli bir oranının işçi sınıflarından geldiğini gösteriyordu.

1937 seçimi ile Romanya, büyük bir çoğunluk olmamasına rağmen beş yıl önceden Almanya’nın durumuna ulaştı. Artık alışılagelmiş olan yolsuz ve kısmen manipüle edilmiş seçimin sonucunda neoliberal – Ulusal Köylüler ittifakı %35,92’lik temsili çoğunluğa ulaştı; Köylüler’in aldığı %20,4, TPT’nin [Alay] %15,58 ve Ulusal Hristiyanlar’ın %9,15 oy ile. Güçlü bir köylü desteği olan Alay, Avrupa’daki Alman Nazileri ve Macar Ok Haçı’nın arkasında gelen üçüncü en popüler faşist hareketti (İtalyan faşistleri ancak Mussolini iktidara gelmesinden sonra eş değer boyut elde etti). Aslına bakılırsa, nüfuzunun doruklarında iken 272.000 üyesi olan bu hareket bu dönemde Rumen nüfusunun %1,5’ine tekabül ediyordu; kıyaslanacak olursa Nazi Partisi’nin 1933’teki oyu %1,3 idi, İtalyan Faşist Parti’nin 1922 yılının ortalarındaki oyu ise %0,7-8 idi.

Yazar: Stanley G. Payne

Çevirmen: İlker Aydın, Samet Serkan Şanlı

Kaynak: http://www.slate.com/articles/news_and_politics/fascism/2017/02/romania_s_unusually_morbid_fascist_movement_blended_nationalistic_violence.html

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları