Bir Sahneyi Dikmek

Yorgancılık Ve Nakış Bize Anlatım Biçimleriyle İlgili Ne Öğretebilir - Bölüm 2

Tarihsel olarak duvar kağıdı dokuması gibi işlenmiş parçalar ve nakış oyaları (tekstil argosunda aplikasyon) kağıda hiç dökülmemiş olan kişisel hikayeleri  kayda geçirmiştir. Washington DC’de yeni Afrikan- Amerikan Tarih Müzesi’ndeki bir sergi; aslında bir elbise, üç avuç dolusu fındık ve annenin ondan zorla alınan dokuz yaşındaki kızına hediyesi bir tutam saç taşıyan –annenin ondan zorla alınan dokuz yaşındaki kızına hediyesi-  1851’den pamuklu bir çanta olan “Ashley’nin Çuvalı”nı içeriyor. 1921’de o kızın torunu Ruth Middleton, üç kuşak kadının kölelik yaşantısını anlatan 52 kelimeyi çuvala nakşetmiş. Ortadaki  “Her zaman sevgimle dolu olacak” yazısını süslemek için pembe ipek (tekstil argosunda floş) kullanmış. Bu ailenin parçalanmasını ve pek çok insanın kendi geçmişlerini aktarmak için kullandığı kısıtlı yolları kavramak için bize yorumsal boşluk bırakan şey,  bu sözün Middleton’un kullandığı malzemeyle sınırlı olan özlülüğüdür. Ashley’nin Çuvalı aynı zamanda, nasıl (birçok durumda) önemli hikayelerin  yalnızca çizgisel olmayan yapılar aracılığıyla anlatılabileceğini ve sadece süs eşyalarına takıldığı veya  dekoratif oldukları için muhafaza edildiğini ortaya koyuyor.

Nakış,  iki kumaşı birleştiren süsleme tekniğidir. Eğer işlemeciliğe başlamak istiyorsanız renk açısından daha zengin  ve dikiş ipliğinden daha çok tekstüre edilmiş  floş denilen bir şeye ihtiyacınız olacak. Floş dikkat çekmek için tasarlanmış. Sanatçı,  alttaki kumaşın güç algılanan karakteristiğini, rengini ya da dokusunu boğmasına izin vermeden ortaya çıkaran bir floş seçer.

Floş tıpkı işlediği kumaş gibi liften yapılır. Floşun edebi eşdeğerini, okurken üzerinde bir süre durduğumuz  zengin ve genelde kısa olan anı satırları- eğer fazla kullanılırsa eseri boğabilen  ama küçük parçalar halinde olunca göz kamaştıran o satırlar olarak kabul edebiliriz. Ve yazarlar da nakıştan çarpıcı anlatımı nasıl somut gerçeklerin içine yedirebileceklerini öğrenebilirler.

Hünerle işlendiğinde, güzel bir şekilde tanımlanmış kişisel bir olay da, aynı dikişli bir metin gibi, daha büyük bir hikayeyi oluşturan iç içe girmiş katmanları ortaya çıkarabilir. Günümüzde, kökleri hem yerli hem de sömürgeci Amerikalılara uzanan sanatçı Gina Adams, Amerika yerlilerinin ihlal edilmiş antlaşmalarını klasik Amerikan yorganlarına nakış olarak işliyor. 370’ten fazla Yerli Amerikan antlaşmasının Amerikan Hükümeti tarafından ihlal edilmesini protesto etmeve  kökensel ikilemini dışavurma yolu olarak dikiş yapan Adams, “Her zaman içimde bu iki yanı taşıdım” diyor. “Benim yapıtım” diye ekliyor, “hem politik bir beyan, hem de  bir özür.” Adams’ın dikişlerinden  bir hikayenin en doğru haliyle yazılmasının, çoğu zaman bambaşka ve karşıt materyalleri birleştirme işlemi olduğunu görüyoruz.

“Hünerle işlendiğinde, güzel bir şekilde tanımlanmış kişisel bir olay da, aynı dikişli bir metin gibi, daha büyük bir hikayeyi oluşturan iç içe girmiş katmanları ortaya çıkarabilir.”

 

Yazar: Sarah Minor

Çevirmen: Meryem Üzüm

Kaynak: http://lithub.com/what-quilting-and-embroidery-can-teach-us-about-narrative-form/

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları