Bölüm 4: Füze Krizi, 1. Kısım

1 Ekim 1962, Bakan McNamara, ABD Atlantik Komutanlığı (CINCLANT) komutanı Amiral Robert Dennison’a “Küba’ya karşı [askeri] bir ablukayı başlatmaya hazırlanmaları” emrini verdi. ABD Donanması komutanları ve Atlantik Komutanlığı altındaki ABD Hava Kuvvetleri, hava saldırısının ilk evresini gerçekleştirmek için kuvvetlerini konumlandırma ve Küba’nın tam ölçekli bir işgali için kendilerini hazırlama emrini aldı.

8 Ocak 1962’de, Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna hitaben Küba Cumhurbaşkanı Dorticos, Birleşmiş Milletlerin Küba’ya karşı ABD ticaret ambargosunu kınamaya çağırdı. Dortic’s hitabının sonuna doğru, “Eğer saldırıya uğrarsak kendimizi savunacağız. Tekrar ediyorum, kendimizi savunmak için yeterli araçlarımız var; kendi kaçınılmaz silahlarımız gerçekten var, edinmemeyi tercih ettiğimiz ve kullanmak istemediğimiz silahlar.” diye beyan etti. Konuşma, ABD diplomatları tarafından dört defa yarıda kesildi.

14 Ekim 1962’nin erken sabahında, bir U-2 casus uçağı Küba’da orta menzilli balistik füze (OMBF) sahalarını ortaya çıkararak Batı Küba’nın üstünden uçtu. İki gün sonra, Kennedy füze konuşlanmalarında toplanan verileri öğrendi. ABD hükümeti, füze üslerine bir nokta hava saldırısından tam ölçekli bir istilaya kadar çeşitli seçenekleri tartıştılar. Tamamen sürpriz bir hava saldırısı ile füzeleri yok etmeye yönelik teklifler üzerinde tartışmalar devam ederken, Robert Kennedy başkana not gönderdi “Pearl Harbor’ı planlarken Tojo’nun nasıl hissettiğini şimdi anlıyorum.”

16 Ekim 1962’de ABD Güdümlü Füzeler ve Uzay Bilimleri İstihbarat Komitesi (GMAIC) Küba’da nükleer savaş başlıklarının bulunduğuna dair bir kanıt olmadığı ve füze tesislerinin hazır görünmediği sonucuna vardılar. Aynı günde Sovyetler Birliği’nin ABD Büyükelçisi Foy Kohler, Küba’daki Sovyet faaliyetlerinin savunma amaçlı olduğuna ısrar eden ve çoktan Türkiye’de olan ABD nükleer füzelerin kınanmasıyla çeliştiğini belirten Khrushchev ile tanıştı (O zamanlar dünya çapında ABD nükleer çoğalmasının tam kapsamı bilinmiyordu). Ertesi gün, ABD casus kurumları gelişmiş bir SS-5 OMBF sahası gördüklerini açıkladılar (2,200 deniz mili menzilli bir füze, SS-4 OMBF menzilinin iki katından daha fazla). Aslında, bu kriz sırasında ABD yetkilileri tarafından reddedilmesine rağmen, hiçbir SS-5 füzesi hiç Küba’ya gemi ile gönderilmemiştir ya da yerleştirilmemiştir. İki gün sonra bir Savunma Bakanlığı sözcüsü, Pentagon’un Küba’daki nükleer füzelerle ilgili hiçbir bilgiye sahip olmadığını ve hiçbir acil askeri tedbirlerin uygulanmadığını kamuoyuna açıkladı. Başkana, Amerika Birleşik Devletlerinin Küba’ya agresif bir şekilde saldırması halinde, muhtemelen III. Dünya Savaşına yol açacağı konusunda bilgi verildi (SNIE 11-18-62).

20 Ekim 1962’de, Başkan Kennedy Küba’da bir askeri kuşatma yapma fikrine yöneldi. Bu, herhangi bir şeyin veya birinin Küba’ya girip çıkmasını engelleyen tam bir “karantina”. ABD Birleşmiş Milletler’ diplomatı Adlai Stevenson, yeni bir Berlin duvarına benzerliklerini alıntılayarak, bu kuşatmanın geçersiz olduğunu agresif bir şekilde ileri sürerek üstlerine karşı çıktı ve ABD’nin nükleer füzelerinin hala Türkiye’de faaliyet gösterdiğini ve ABD’nin deniz üssünün zaten Küba’nın egemen topraklarında olduğunu vurguladı. Stevenson’ın protestosu güçlü bir kınamaya sebep oldu ve ertesi günde Kennedy ve Robert Lovett, Adlai Stevenson’ın Birleşmiş Milletlerdeki müzakereleri idare etmede yeterli olmadığına ve John McCloy tarafından “desteklenmesi” gerektiğine karar verdi.

Küba’nın orta menzilli balistik füze sahalarından birinde ilk defa bir nükleer savaş başlığı depolama sığınağı belirlendi. ABD casusluk kurumları, savaş başlıklarının Küba’da olup olmadığını hiçbir zaman tespit etmedi, ancak ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Yürütme Komitesi doğal olarak bunların olduğunu varsaymanın ihtiyatlı olduğuna inandı. Savaş başlıklarının hiçbiri daha önce füzelere yerleştirilmese de (Japonya, Tayvan, Türkiye, ve İtalya’daki tamamen silahlanmış ve ateş etmeye hazır olanların aksine), yirmi nükleer savaş başlığı aslında Küba’daydı.

Ertesi gün, Ulusal Güvenlik Konseyi,  ABD’nin Küba’daki askeri ablukasına uymayan gemilere ne olacağını uluslararası topluma duyurdu. İlk aşama gemiye çıkış ve teftiş. Gemiye çıkışı reddeden gemilerin pruvalarına ateş edilecek. Gemi teslim olmazsa zorla “sakatlanacak”.

22 Ekim 1962’de Sovyet Albay Oleg Penkovski Sovyetler Birliği’nde tutuklandı. Nisan 1961’den itibaren, Penkovsky, Sovyet orta menzilli balistik füze ve kıtalararası balistik füze programları hakkında önemli teknik bilgiler de dahil olmak üzere, Sovyet askeri yetenekleri konusunda bilgi sağlayarak İngiliz ve ABD istihbarat servisleri için casusluk yapmıştı.

Aynı gün ABD Dışişleri Bakanlığı, NATO müttefiklerini Küba füze krizi ve takip etmeyi planladığı agresif askeri seçenekler hakkında bilgilendirdi. Stratejik Hava Komutanlığı, B-52 nükleer bombardıman kuvvetiyle ilgili büyük bir alarm vererek bu kuvvetin sekizde birinin her daim havada kalacağını garantiledi. Stratejik Hava Komutanlığı ayrıca 183 B-47 nükleer bombalarını otuz üç sivil ve askeri havaalanına dağıtmaya başladı. Hava Savunma Komutanlığı, aynı zamanda, 16 üsse dokuz saat içinde 161 uçak dağıttı. Hem yerdeki hem havadaki tüm uçaklar nükleer silahlarla donatılmıştı. Sadece ABD’nin nükleer bombardıman uçakları, Küba’ya göre 17 kat daha fazla nükleer silah, Küba’ya atılmak için hazırdaydı ve bunun yanında Porto Rico’da nükleer füzeleri ve Küba’daki Guantanamo Deniz Üssünde nükleer bombaları vardı. Bu noktada Sovyetler Birliği 3.100 nükleer silahı varken, ABD toplamda 27.100 nükleer silahlı bir cephaneye sahipti.

ABD askeri kuvvetleri dünya çapında 15 dakika içinde harekete geçebilecek seviyede hazırlık ilan etti ve bütün NATO güçlerini aynı şeyi yapmaya çağırdı. Ancak NATO Yüksek Komutanı Norstad bunu yapmayı reddetti. Başkan Kennedy, gazetecilere on yedi dakikalık bir konuşma yaparak, Birleşik Devletler’in Küba’daki herhangi bir askeri teçhizata izin vermeyeceğini belirterek, gazetecilere ilk kez krizden bahsetti. Kennedy, “Küba’dan Batı Yarıküredeki herhangi bir ülkeye karşı atılan herhangi bir nükleer füzenin, Sovyetler Birliği’nin ABD’ye bir saldırısı olduğunu ve bunun tam bir misilleme cevabı gerektirdiğini” haykırdı.

Çevirmen: Deniz Adrianna Stuhr, Kaan Türe

Kaynak: https://www.marxists.org/history/cuba/subject/missile-crisis/ch03.htm

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları