Boston Yanıyor

20 Mart 1760’ta korku dolu “Yangın!” çığlıkları, uyuyan Bostonlıları uykusundan uyandırdı. Sonraki on saat içinde, bir sömürge dönemi Amerikan kentinde çıkan o zamana kadarki en büyük yangın Massachusetts’in başkentini paramparça etti. Merkez pazarın yakınındaki bir meyhanede başlayan yangın rüzgarın hızı ile birlikte çok çabuk yayıldı. Alevler, King ve Congress sokakları boyunca uzanan mağazaları ve evleri yaktı ve on geminin küller içinde kaldığı iskeleye doğru devam etti. Sarsıcı kayıplarla karşı karşıya kalan Boston, Kral ve Parlamento’dan yardım istedi. Diğer koloniler Boston için gönüllü yardımlar toplarken, İngiliz hükümeti yardım etmeyi reddetti. Bazı tarihçiler, Krallığın 1760 Büyük Yangını sonrası Bostonlıların kötü durumuna yönelik kayıtsızlığının isyan ruhunu kışkırtan ilk şeylerden biri olduğunu öne sürmüştü.

Kimse 1760’taki yangını neyin başlattığını bilmiyor. Açık yangınlar sömürge dönemi Boston’da günlük yaşamın bir parçasıydı; kümelenmiş odunlardan oluşan bir şöminedeki közler, başıboş bırakılmış mumlar ya da kil kaplamasını kaybetmiş bir baca sık sık yangın felaketine sebep olurlardı. Okyanustan esen rüzgarların, yangını hızla yanabilen ahşap çatılar arasında hemen yanabilen sedir kaplı evler, hangarlar, depolar ve iskelelere taşımasıyla birlikte alevler hızla yayılırdı. Tüm koloni kentlerinde yangın sürekli bir tehlike oluşturuyordu, ancak Boston’ın yoğun nüfuslu bir şekilde ağzına kadar doldurulmuş bir yarımadada rüzgarlı bir limanda bulunan konumu, diğer koloni metropol kentlerinden daha fazla alev alması anlamına geliyordu.

Büyük yangınlar on yedinci yüzyılda Boston’ı defalarca kez tekrar şekillendirdi. 1680’lerdeki bir ziyaretçi Boston’ın “zaten defalarca kez olduğu gibi” yangına eğimli olduğunu belirtti, “benim asıl merak ettiğim bu kadar hafif ve kuru materyaller varken tüm şehrin hala nasıl yanıp yok olmadığı.” 1653’teki ilk büyük yangın ve 1711’de, Old Meeting House ve Boston Town House dahil olmak üzere şehrin merkezinin çoğunu tahrip eden büyük bir yangın arasında en az yedi büyük yangın felaketi daha gerçekleşti. İlk yangınların çoğu gibi, 1711 alevleri de Cornhill Market ve ticaret bölgesinin etrafındaki şehir merkezinin sokaklarını yok etti. 100’den fazla bina mahvolduktan sonra Püriten* vaiz Increase Mather kürsüye çıktı ve yangının, Boston’ın günahkârlıkla dolduğu için Tanrı’nın cezası olduğunu iddia etti:

“Tanrı’nın kutsal günü New England’da kirletilmedi mi?… Bu yükler Sebt Günü’nde* sokaklarda taşınmadı mı? Sebt Günü’nde fırıncılar, marangozlar ve  diğer tüccarlar işlerini sürdürmedi mi? Bunu gördüğüm zaman… kalbim dedi ki, Tanrı Boston’da ateş buyurmaz mı,?”

Papazlar tövbe etmeyi salık verirken kent görevlileri yasalar çıkarmaya ve yangınları önleme ve müdahale etmeye yönelik yöntemler oluşturmaya başladılar. 1653’teki ilk büyük yangının hemen ardından, yetkililer her evin çatıya ulaşılabilmesi için merdivenle, kıvılcımların söndürülmesi için temizlik bezli sırıklarla ve yangınlarla mücadele etmek için diğer araçlarla donatılması gerektiği hükmüne vardı. Boston, yangın söndürme üzerine hazırladıkları yasalarla diğer yerlere öncü oldu; yangına karşı dayanıklılıkla ilgili bina yapım yönetmelikleri daha sonra ortaya çıktı. Ayrıca yeni yangın söndürme cihazlarının ortaya çıkmasına da öncülük etti.

1676’daki üzücü bir yangından sonra şehir, Londra’dan ithal edilen yeni bir elle çalışan su pompasına yatırım yapmaya karar verdi. Alet, yangınlara götürülebilen tutacakları olan basit bir tahta kutuydu. Elden ele alete su dolduran bir insan zinciriyle su dolduruluyor ve  pompalandığında esnek bir hortumdan su akışı yapılıyordu.(ç.n. yangın tulumbasının biraz daha gelişmiş hali ama biz yazımızda yangın tulumbası diyeceğiz.) Yangın tulumbasını çalıştırmak için Boston, yangınlara yeni aleti kullanarak müdahale etmeleri için maaş alacak 12 kişiyi işe aldı. 27 Ocak 1678’de alınan bu kararla Boston, ülkede ücretli itfaiyecilere sahip ilk şehir oldu. Kasabada daha fazla makine ve onları kullanacak daha fazla makinistin faaliyete geçmesiyle birlikte, bu itfaiyecilerin “askerlerle aynı disiplin eğitimi” alması gerektiğine karar verildi ve 1720 yılında Boston; 10 yangın bekçisi, 6 yangın söndürme tulumbası ve 20 ücretli itfaiyeci ile modern bir itfaiye departmanının temellerini attı.

Boston yangınlarıyla olan mücadelede gönüllüler de çok önemli bir rol oynadı. Yangın çıktığı zaman bu yangına yardıma gitmek Boston’daki bütün erkeklerin vatandaşlık göreviydi; alevlerin fark edilmesiyle birlikte, yangın çığlıkları atıldığı zaman ya da kilise çanlarının çalmasıyla her evin yangına karşı mücadelede yardım etmesi için deriden yapılmış bir kovayla bir adam göndermesi gerekiyordu. 1718’in Eylül ayında Boston, ülkenin ilk yardım kuruluşu olan Boston Yangın Cemiyeti’ni kurdu. Bu topluluğun üyeleri birbirlerinin evlerinde yangın çıktığı zaman birbirlerine yardım etmeye, mülklerini kurtarmaya ve yağmaya karşı korumaya söz verdiler.

Gönüllüler ve Boston Yangın Cemiyeti üyeleri, 20 Mart 1760 sabahının erken saatlerinde Boston’da patlak veren alevlerle yangın tulumlarını kullanarak mücadele eden itfaiye birliklerine katıldı. Ancak rüzgarın sert esmesiyle alevler hızlı bir şekilde merkezi pazar alanının etrafındaki iş yerlerine ve evlere yayıldı. Bir gözlemcinin “kusursuz bir ateş çukuru” olarak nitelendirdiği alevler, King ve Congress sokakları boyunca uzanan dükkanları ve evleri yerle bir etti ve rıhtıma doğru devam etti. Yangın 10 saat sürmüştü. Orada ikamet eden yüzlerce ev sakini orayı terk etti ve “çok azı evleri yutan alevlerden saklanacak yer bulabildi; yaşlılar ve bebeklerin yanı sıra yatağa mahkum olan hasta ve acı çeken bir sürü insan bir evden başka eve geçmek zorunda kaldılar… Hatta ölmek üzere olan insan bile son yolculuğundan önce bir başka eve çıkmak zorunda kaldı.”

Nova Scotia’da bir denizci olan David Perry, günlüğünde şöyle yazmıştı: “Mosely adında bir dulun evinde konaklamak zorunda kalmıştık ve biz burada konaklarken akşam kasabada yangın başladı. Bir meyhanede başladı… Yaklaşık gece yarısıydı, rüzgar kuzeybatı yönünde ve sert esiyordu. Yangını durdurmak için tulumbayla ya da diğer aletlerle uğraşmamıza rağmen alevler King Sokağı’nın aşağısına doğru büyük bir yol kat etti ve kentin Fort Hill’e kadar olan kısmını küle çevirdi. Bütün bu yol boyunca biz de hareket ettik ve tulumbaya su taşınmasına yardım ettik. Yaklaşık 300 bina yanmıştı.”

Perry’nin tahmini düşük kalmıştı. Hiçbir can kaybı olmamasına rağmen, yangın yaklaşık 350 adet konut, mağaza ve depoyu yok etmişti. Böylesine bir mülk kaybı gerçekleşmesi yangını Amerikan kolonilerindeki en büyük yangın yaptı.

Boston’daki yangınlar bağımsızlığın ilanı ile de bitmedi. Büyük alevler şehri ele geçirmeye devam etti. 1792’de Massachusetts Yardımsever Yangın Cemiyeti kendisini “ insanların bu element (ateş) tarafından yok edilen yaşamlarını ve mülklerini güvence altına alma eğilimi gösteren yararlı buluşlara ilham veren icatlar” geliştirmeye adadı. Samuel Adams, Charles Bulfinch, Josiah Quincy ve Paul Revere gibi kendi mesleklerinde meşhur isimler tüm enerjilerini yangınları önlemek veya yangınlarla savaşmak için yollar bulmaya yöneltti. Kent yangınla mücadele etmek için yenilikler yapmakta lider oldu. 1851’de Boston, dünyanın ilk  yangın alarm sistemine öncülük etti ve şehir boyunca vatandaşları bir kolun çevrilmesiyle en yakın itfaiye duraklarına bağlayan kırmızı alarm kutuları yayıldı.

Elbette ki yenilikler Boston’da yangınların çıkmasına son veremedi. Tarih kitaplarına giren diğer ünlü yangınlar ise kötü bir şöhreti olan 1834 Ursuline Manastırı yangını, 1872 Büyük Boston yangını, Cocoanut Grove Gece Kulübü yangını, ve yirminci yüzyılda gerçekleşen Vendome Otel yangını. Boston yangınlara yenilikçi bina yasaları, yangınla mücadele ekipmanları ve iyi eğitimli bir itfaiye departmanı ile karşılık verdi. En önemlisi şehir çabuk iyileşme özelliği gösterdi, her büyük yangınla kendisini yeniden inşa edebildi.

 

Çevirmenin Notları:
*Püriten: Püriten, 16. ve 17. yüzyıllarda I. Elizabeth’in İngiliz Kilisesi’nde başlattığı reformist harekete karşı çıkan, kendini “saflığı” aramak olarak tanımlayan bir Protestan doktrin ve ibadet şeklidir.
*Sebt Günü: Şabat veya Sebt, Yahudi ve Hristiyan inançlarında dinlenme ve ibadet günü olan haftanın yedinci gününü (İbrahimî dinlerde Cumartesi) ifade eder.

 

Çevirmen: Ekin Dutar

Kaynak: https://www.massmoments.org/moment-details/boston-burns.html