Brexit: Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden Ayrılması Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey – Bölüm 1

Karşınızda anlaması kolay, önce temelden başlayıp, müzakerelerle devam eden ve bize yollanan sorulardan seçtiklerimize verdiğimiz cevapların takip ettiği bir Brexit rehberi.

Şu anda neler oluyor?

Birleşik Krallık, AB’den ayrılma yönünde oy verdi. Ayrılığın tarihi 29 Mart 2019 olarak seçildi. Brexit’in nasıl yürürlüğe gireceği yönündeki tartışmaların üç unsuru bulunmakta: Birleşik Krallık’ın AB’ye ne kadar borcu var, Kuzey İrlanda sınırına ne olacak ve AB’de yaşayan Birleşik Krallık vatandaşları veya Birleşik Krallık’ta yaşayan AB vatandaşlarına ne olacak. Krallık, gelecekteki ticaret ilişkilerinden de konuşmak ve Brexit sonrası ilişkilere geçişi yumuşatmak için iki yıllık bir geçiş planı yapmak istiyor. Fakat AB, diğer konularda bir gelişme olmadan gelecek hakkında konuşmak istemiyor.

Brexit ne demek?

Bu kelime Birleşik Krallık’ın AB’yi terketmesi ile ilgili bir kelime. İngilizce Britanya kelimesinin karşılığı “Britain” ve çıkış anlamına gelen “exit” kelimelerinin birleşmesinden oluşan bir kelime, geçmişte Yunanistan’ın Euro bölgesini terk etmesi ile ilgili olan Grexit kelimesi ile aynı şekilde yapılmış.

Neden Britanya AB’yi terk ediyor?

23 Haziran 2016 yılında Britanya’nın, AB’yi terk edip etmemesi yönünde herkesin (neredeyse herkesin) katılabileceği bir referandum yapılmıştı. Oyların %51.9’u ayrılma yönündeydi. Referanduma 30 milyondan fazla kişi katılmıştı, bu oy verebilen nüfusun %71.8’i ediyor.

Birleşik Krallık’ta oy dağılımı nasıldı?

İngiltere Brexit lehinde oy kullandı (%53.4 lehinde, %46.6 aleyhinde). Galler de Brexit lehine oy verdi, oyların %52.5’i ayrılma yönünde, %47.5’i kalma yönündeydi. İskoçya ve Kuzey İrlanda ayrılmama yönünde oy verdi. İskoçya %62’ye %38 ayrılmama yönünde oy kullanırken Kuzey İrlanda’nın %55.8’i ayrılmama yönünde oy kullanırken %44.2 Brexit yönünde oy verdi.

Referandum sonrası hükümette ne değişti?

Krallığa yeni bir başbakan atandı – Theresa May. David Cameron’dan görevi devralan İçişleri Bakanı, referandumu kaybettiği açıklanınca istifa etti. Aynı Cameron gibi May de AB’den ayrılmasına karşıydı fakat seçim kampanyaları süresince gözlerden uzak bir roldeydi, ve AB konusunda o kadar da hevesli değildi. Muhafazakar liderliği için tam teşekküllü bir mücadeleye girmeden (çünkü çoğu rakibi Brexit sonrası çekilmişti) başbakan oldu.

Brexit konusunda Theresa May nerede duruyor?

Theresa May referandum sırasında Brexit’in karşısındaydı fakat şu anda Brexit’i savunuyor, çünkü bunun Britanya halkının istediği şey olduğunu söylüyor. Onun ana mesajı “Brexit, Brexit demektir” oldu ve iki yıllık AB’den ayrılma sürecini (29 Mart’ta bitecek) başlattı. AB konseyi başkanı Donald Tusk’a attığı mektupta müzakere hedeflerini bildirdi. Floransa, İtalya’da yaptığı büyük bir konuşmada Brexit sonrası geçiş dönemi ile ilgili planlarını açıkladı.

Birleşik Krallık ekonomisi Brexit’ten beri nasıl bir seyir izliyor?

AB’den ayrılmak istemeyen David Cameron, George Osborne ve pek çok önemli figür Brexit olması durumunda bir ekonomik kriz beklediğini belirtmişti ve bu beklenti doğru çıkmıştı: İngiliz Sterlini referandum sonrası bir günde çakılmıştı, ve şu an dolar karşısında %10, euro karşısında ise %15 düşüş yaşamış durumda.

Fakat felaket tahminleri yanlış çıktı. ONS (Ulusal İstatistik Kurumu) verilerine göre Krallık ekonomisi 2016 yılında %1.8 büyüme gösterdi, G7 içerisinde Almanya’dan sonra (%1.9) ikinci geliyordu. İngiliz ekonomisi 2017 yılında da bu oranda büyümeye devam etti. Enflasyon Haziran 2016 yılından beri yükselişte, %3’e dayandı fakat işsizlik düşmeye devam etti ve şu an son 42 yılın en düşük seviyesi olan %4.3 e kadar düştü. Haziran 2016 yılından beri yıllık ev fiyatları %9.4 düştü fakat Ağustos 2017 tarihinde %5 sularında seyretti.

Brexit konuşmaları devam ediyor

Konuşmalar 19 Haziran 2017 tarihinde resmen başladı. İlk oturum ile ilgili resim aşağıdadır. AB ve Krallık ayda bir hafta boyunca yüz yüze müzakere etmekte. İlk görevleri, AB ve Krallık vatandaşlarının Brexit sonrası hakları üzerinde anlaşmak, “nafaka parası” olarak geçen ve Krallığın ayrılıktan sonra ödemesi gereken para konusunda anlaşmak ve Kuzey İrlanda sınırının ne olacağına karar vermek.

Avrupa Birliği nedir?

Avrupa Birliği -AB olarak da kullanılır-, 28 Avrupa ülkesini barındıran, İkinci Dünya Savaşı sonrası ekonomik işbirliğini güçlendirmek için, ülkelerin birbiri ile ticaret yaparsa savaşmayacağı düşüncesi ile kurulmuş bir politik ve ekonomik birlikteliktir.

Tekil bir market olacak kadar büyüdü, insanların ve malların bütün üye ülkeler tek bir ülkeymiş gibi dolaşmasını sağladı. Kendi para birimi -Euro (Avro da denilir)- 19 ülke tarafından kullanılmakta; kendi parlamentosu var ve bu parlamento pek çok alan hakkında (çevre, taşımacılık, müşteri hakları hatta telefon şarjları) kanunlar çıkarmakta.

Madde 50 nedir?

Madde 50 AB’yi terk etmek isteyen her ülke için yapılmış bir plandır. Lizbon anlaşması çerçevesinde oluşturuldu ve bütün AB üyeleri tarafından 2009 yılında imzalandı. 2009 yılından önce resmi bir ayrılık mekanizması bulunmamaktaydı. Oldukça kısa -5 paragraf- bir şekilde AB’den çıkmak isteyen ülkenin AB Konseyini bilgilendirmesi gerektiğini ve iki sene içinde -herkes bu sürenin uzatılmasını isterse değişebilir- AB’nden ayrılması ile ilgili müzakereleri yapması gerektiğini belirten bir maddedir. Aynı zamanda bu madde, ayrılan ülkenin ayrılması ile ilgili toplantılara girmesini de yasaklar.

Birleşik Krallık AB’yi ne zaman terk edecek?

Lizbon Antlaşması’nın 50. Maddesine göre taraflara anlaşmaları için iki sene tanınıyor. Theresa May bu süreci 29 Mart’ta başlattı. Bu bilgiye göre Krallığın ayrılığı 29 Mart 2019 Cuma günü gerçekleşecek. 28 AB ülkesi de anlaşırsa bu süre uzayabilir, fakat şu an taraflar bu süreye göre hareket etmekte.

AB’nden gelen ve Krallık’da üstünlüğe sahip kanunlara ne olacak?

Muhafazakar hükümet AB Ayrılma Tasarısını parlamentoya getirdi. Eğer geçerse, AB kanunlarının üstünlüğü ortadan kalkacak. Bu tasarı – “Great Repeal Bill” olarak Büyük Yürürlük İptali Yasası olarak çevirilebilir- Krallık içindeki AB yasalarının hepsini tek seferde entegre etmeyi planlıyor, sonrasında ise hükümet hangi kanunu değiştirmek, atmak veya sahiplenmek istediğine karar verecek. Hükümet hala ayrılmama yönündeki milletvekillerinin tepkisiyle karşı karşıya; bu milletvekilleri parlamentonun böyle bir inceleme olmadan yürürlüğün değişeceğinden endişeli.

İşçi Partisinin Brexit’deki rolü ne?

İşçi Partisi’nin Brexit üzerindeki rolü Ağustos ortasında, gölge Brexit sekreteri Sör Keir Starmer, partinin Krallık’ı ortak pazar ve gümrük birliği içinde tutmak istediğini söyleyince (ki bunun sağlanması 4 seneyi bulabilir) biraz değişti. İşçi Partisi aynı zamanda insanların serbest dolaşımını, AB bütçesine yapılacak ödemeleri ve Avrupa Adalet Mahkemesi’nin yargı gücünü -geçiş süresince- kabul ediyor. Bakıldığı zaman bu, hükümet Brexit’inin çok daha yumuşatılmış bir hali, fakat parti içinde de hala ortak pazarda durulması gerekip gerekmediği ile alakalı uzun vadeyi kapsayan tartışmalar yapılmakta.

Yumuşak veya Sert Brexit ne demek?

Bu terimler Krallık’ın AB’den ayrılması süresince daha da çok kullanılmaya başlandı. Kesin bir tanımları olmamasına karşın, bu terimler Brexit sonrası AB ile Krallık ilişkilerini tanımlarken kullanılıyor.

Bir tarafta sert Brexit var: Krallık’ın insanların özgür dolaşımı ve hatta ortak pazarı terk etmek ile ilgili pek çok hususta anlaşmayı reddetmesi ile olacak Brexit. Öbür tarafta ise, Norveç’e benzer, ortak Pazar üyesi ve serbest dolaşıma izin veren bir yumuşak Brexit bulunmakta.

Ortak pazar nedir?

Ortak pazar, savunucuları tarafından AB’nin en büyük başarısı ve AB’nin kuruluş nedeni olarak görülüyor. Birleşik Krallık, bu serbest ticari bölgesinin (daha ortak pazar oluşumuna katılmadan önce) bir üyesiydi. Serbest ticaret bölgesinde ülkeler gümrük vergisi ödemeden ticaret yapabiliyorlar, fakat bu bir ortak pazar değil çünkü üye ülkelerin ekonomilerini birleştirmesi gerekmiyor.

Avrupa Birliği ortak pazarı, kurulması 1992 yılındadır, mal, hizmet, para ve insanların sanki tek bir ülkedeymişcesine serbestçe dolaşmasını sağlar. Sınırları içinde iş kurmak veya iş yapmak serbesttir. Buradaki fikirler iş yaratmak, fiyatları düşürmek ve ticareti desteklemektir. Fakat bu sistem, ürünlerin aynı teknik standartlara sahip olduğunu görmek ve eşit imkanlar sağlamak için ortak kanunlara ihtiyaç duyar.

Eleştirenler bunun çok sayıda düzenlemeye sebep olduğunu ve üyeleri soyduğunu savunuyor. Fakir ülkelerden zengin ülkelere olan göçler ise serbest dolaşma kuralları hakkında soru işaretleri oluşturmuş durumda. Theresa May Krallığın ortak markette durma ihtimalini eledi. İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn ise bunun Brüksel müzakerelerinde bir seçenek olarak yer alması gerektiğini savunuyor.

Ortak pazar ile gümrük birliği arasındaki fark nedir?

Gümrük birliği bütün AB üyeleri ülkelerin AB dışı ülkelerden aynı ithalat vergisi almaları gerektiğini söylüyor. Üyelerin üyelerle serbestçe ticaret yapmasını -yük oluşturan gümrük kontrollerini eleyerek- sağlıyor, fakat kendi ticaret antlaşmalarını yapma konusunda üyelerin özgürlüğünü kısıtlıyor.

Serbest ticaret bölgesi ise farklıdır. Serbest ticaret bölgesinde ürünler veya hizmetler için vergi, gümrük vergisi veya kotayı kaldırıyor fakat üyeler dışarıdan ülkeler ile istediği ticaret antlaşmasını yapmakta özgürdür.

Ortak pazar ise bambaşka bir şey, sadece mallar ile ilgili değil. Ortak pazar insanların, paraların ve hizmetlerin de sanki tek bir ülkedeymiş gibi dolaşmasına izin veriyor.

Yazar: Alex Hunt, Brian Wheeler

Çevirmen: Barbaros Albayrak

Kaynak: http://www.bbc.com/news/uk-politics-32810887

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları