Brexit: Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden Ayrılması Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey – Bölüm 2

Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılmasında kimler müzakere yapıyor?

Theresa May bu iş için ayrı bir hükümet birimi kurdu ve başına tecrübeli Muhafazakar Parti milletvekili ve ayrılma taraftarı David Davis’i koydu. Savunma eski bakanı Liam Fox, bir başka ayrılma taraftarı, uluslararası ticaret sekreteri oldu ve Boris Johnson, resmi ayrılık kampanyasının lideri, dışişleri sekreteri oldu. Bu üç kişi AB ile müzakerelerde rol oynuyor ve yeni uluslararası antlaşmalar peşinde koşuyor fakat Theresa May başbakan olarak, son söze sahip.

Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılması ne kadar sürecek?

Madde 50, sürecin 2 yıl süreceğini belirtiyor; yani 29 Mart 2019 tarihinde ayrılma gerçekleşecek. Krallık bir üye olmaya devam ettiği sürece AB kanunları geçerliliğini koruyacak. Fakat şu anda ayrılığın sonunun nasıl olacağı yönünde bir belirsizlik var, AB ve Krallık’a mensup bazı önemli şahıslar, bu sürenin 3 yıla çıkarılmasını ve Brexit süresince işletmeleri ve tatilcileri en az şekilde sekteye uğratacak şekilde yumuşak bir geçiş dönemi yaşanmasını istiyor.

Brexit neden çok uzun sürebilir?

43 yıldır yapılmış ve binlerce konuyu kapsayan antlaşmaları ayıklamanın kolay olması beklenemez. Daha önce hiç yapılmamış olması ve müzakerecilerin bu yüzden kendi karar alması gerektiği de bu işi sadece daha karmaşık yapıyor. Brexit sonrası ticari anlaşmalar ise büyük ihtimalle bu işin en karışık tarafı çünkü AB üyeleri bütün ülkelerin oy birliği ile destek vermesi gerekiyor; bu ülkelerden bazıları ise referanduma gitmek isteyebilir.

Peki neden Birleşik Krallık bütün ilişiğini Mart 2019’da kesemiyor?

Krallık bunu yapabilir, fakat Theresa May ve pek başkası böyle bir tantanadan kaçınmak istiyor. Eğer bu şekilde bütün düzenlemeler birden kaldırılırsa sınır ticareti ve seyahati bir gecede bitebilir, ve onlar da bunun ekonomiye zarar vereceğini düşünüyor.

AB ile Birleşik Krallık arasındaki müzakerelerin odak noktaları neler?

Öncelikli müzakere konuları:

  1.     Şu anda Krallık içinde yaşayan AB vatandaşları veya AB’nde yaşayan Krallık vatandaşlarının Brexit sonrası hangi haklara sahip olacağı
  2.     Birleşik Krallık’ın ayrılık sonrası “hesapları kapatmak” adına ne kadar ödeyeceği.
  3.     Kuzey İrlanda sınırında neler olacağı (İrlanda AB üyesi iken Kuzey İrlanda’nın AB üyesi olmamasından kaynaklanan bir sorun).

AB, Krallık ile Brexit sonrası ilişkileri hakkında konuşmadan önce bu konuların çözümünde mesafe kat etmek istiyor. Theresa May, Brexit süresini resmen başlatan mektupta asıl müzakere konularını belirtmişti.

Müzakereler nasıl gidiyor?

Bazı teknik konularda anlaşmaya varıldı fakat AB başmüzakerecisi Michel Barnier, esas konularda önemli mesafe kat edemediklerini belirtti. Krallık Brexit Sekreteri David Davis ise mesafe kat ettikleri yönünde ısrarcı. Şu andaki asıl sıkıntı ise para, ve Birleşik Krallık’ın ayrıldığı zaman yükümlülüklerinden dolayı ödeyeceği meblağ.

Birleşik Krallık bu rakamın mümkün olduğunca az olmasını istiyor. AB mensubu bütün ülkeler ise bu rakamın yüksek olmasından yana. Zira Birleşik Krallık AB’den ayrıldığı zaman AB bütçesi içinde bir açık oluşacak ve bu açığı kapatmaya çalışacaklar. Birleşik Krallık hükümeti, gelecekteki gümrük anlaşmaları, İrlanda ve Kuzey İrlanda sınırı gibi hususlar hakkında bir dizi bildiri yayınladı.

Şu anki hükümet politikası Krallık’ın Brexit gününde ortak Pazar ve gümrük birliğini terk etmesi yönünde, fakat geçiş dönemi süresince mevcut gümrük antlaşmalarının yinelenmesine çalışılıyor.

AB ile antlaşma olmazsa ne olur?

Başbakan Theresa May, AB ile antlaşma olmadan ayrılmanın kötü bir antlaşma ile ayrılmaktan daha iyi olacağını savunuyor. Ticari anlaşma yapılmazsa Krallık, Dünya Ticaret Birliği kuralları ile hareket etmek zorunda kalacak; gelen ürünlerin gümrük vergisi ve gümrük kontrolleri yapılacak. Aynı zamanda seyahat etmek isteyenlerin sınır kontrolünden geçmesi gerekecek.

Krallık’ın küresel finans merkezi pozisyonunun ne olacağı ve İrlanda ile Krallık arasındaki sınırın ne olacağı hakkında hala soru işaretleri mevcut. Aynı zamanda AB’de yaşayan Krallık vatandaşlarının ikamet iznini ve ücretsiz acil sağlık hizmeti hakkını kaybedeceği gerçeği de bir sorun teşkil ediyor.

Birleşik Krallık’ta yaşayan AB vatandaşlarına ne olacak?

Bu konuda hala net bir şey yok. Theresa May Haziran 2017 tarihinde verdiği 15 sayfalık önergesinde, en az 5 yıl kadar Krallık sınırlarında yaşamış bütün AB vatandaşlarının eşleri ve çocuklarını yanlarına alarak “yerleşik statüsüne” geçebileceğini söyledi. May, İsviçre, AB ve 3 Avrupa Ekonomik Alanı ülkesi vatandaşlarına bir kesinlik ve güvence vermek istediğini söyledi. Fakat yapılacak herhangi bir anlaşmanın iki taraflı olmasını, yani AB sınırları içinde yaşayan 1.2 milyon Krallık vatandaşına da aynı yasal statünün  verilmesini ve hakların kesinlik kazanmasını istediğini de ekledi.

AB başmüzakerecisi Michel Barnier, Krallık’ın tekliflerinin yeterince mesafe kat ettiremediğini ve AB vatandaşları için aynı seviyede koruma istediklerini söyledi. Barnier, Krallık hükümetinin daha açık ve azimli olmasını istedi.

Birleşik Krallığın önergelerinin kilit noktaları:

  •       Şu anda yerleşmiş statüde olanların şu anda yapabildikleri gibi yaşamaları, çalışmaları, okumaları ve faydalardan yararlanabilmeleri
  •       Kişilerin bu statüyü kazanabilmelerinin son mühleti (29 Mart 2019’a kadar bir tarihte olacağı tahmin ediliyor)
  •       AB vatandaşlarının ailelerinin yerleşik statüye geçirilebilmesi
  •       Krallık’ta 5 seneden az çalışmış AB üyelerinin Krallık sınırları içerisinde yaşayıp çalışabilmesi
  •       5 sene yaşadıktan sonra yerleşik statüye geçirilebilmesi
  •       Yerleşik statünün son mühlet tarihini kaçırmış insanların geçici olarak kalabilmesi
  •       Fakat kalıcı yerleşim izni çıkması konusunda istisnai durum uygulanmaması (üstteki maddedeki şahıslar için geçerli)
  •       Krallık’ta kalmak için yapılan başvuruları değerlendirmek için yetkililere zaman tanıyan bir geçici yerleşim izni periyodu oluşturulması
  •       İçişleri Bakanlığının çalışmayan ve tamamlayıcı sağlık sigortasına sahip AB vatandaşlarını için kanıta ihtiyacı olmaması önergelerin kilit noktalarıdır.

İşçi Partisi, İşçi Partisi hükümetinin ilk gününden Krallık’ta kalacak AB vatandaşlarının haklarını garanti altına alacağını söyledi.Temelli yerleşim iznine sahip AB vatandaşları, 5 yıl kaldıktan sonra bu hakkı alıyorlar, Brexit sonrası haklarından mahrum bırakılmamalıdır.

Birleşik Krallık’ta çalışmak isteyen AB vatandaşlarına ne olacak?

Şu anda Krallık sınırlarında çalışan ve yaşayan AB vatandaşları Brexit sonrası da Krallık içinde yaşamaya devam edebilecek. Şu anki planda Brexit sonrası üç yıla kadar uzayabilecek bir geçiş dönemi süresince AB vatandaşlarının Birleşik Krallık’ta çalışmasına izin vermek. Fakat bunun için kaydolmaları gerekecek. Brexit sonrası göç ile ilgili kalıcı bir öneri önümüzdeki birkaç ayda belirlenecek gibi bir şey durmuyor, fakat AB vatandaşı olmayanlar için olan çalışma iznine benzer bir şeyin oluşturulacağı düşünülüyor.

Poundun değer düşüşü dükkanları nasıl etkileyecek?

Krallık dışında seyahat eden Krallık vatandaşları Brexit sonrası paraları ile daha az dolar veya euro alabildiklerini fark ettiler. Her ne kadar pound kaybettiği değeri biraz daha kazanmış olsa bile, uzmanlar referandum öncesinin %10 aşağısında kalacağını tahmin ediyor. Yani İngiliz ürünleri daha ucuz olacağı için ihracat artacak fakat ithal edilen ürünler (yemek, giysi, ev eşyası gibi) daha pahalıya gelecek. En son enflasyon rakamları %2.6’yı gösteriyor, hedefin yukarısında olmasına karşı çok da büyük bir sorunu işaret etmiyor.

Göç bitecek mi?

Başbakan Theresa May, ayrılık oylarından alınacak en önemli derslerden birinin de insanların göç oranlarında azalma görmek istediği olduğunu söyledi. May, bu konunun Brexit müzakerelerinin odaklarından biri olacağını ve net göç miktarının (ülkeye göç edenler ile ülkeden göç edenlerin farkı), 100.000 kişiden daha az olarak tanımladığı “makul” bir orana getirmeyi amaçladıklarını söyledi.

Birleşik Krallık nüfus artış hızı Brexit oylamasından beri ciddi bir şekilde azaldı. Artış hızı genel olarak Polonya, Doğu ve Orta Avrupa ülkelerinden Krallık’a yapılan göçle tetikleniyordu. Mart 2017 tarihinde ülkeye göç eden insan sayısı, ülkeden göç eden insan sayısından 246.000 (hedeflenen 100.000’den çok daha fazla) fazlaydı.

İkinci bir referandum olur mu?

Düşük bir ihtimal olarak görünüyor. Muhafazakar ve İşçi Partileri bu ihtimali göz önünde bulundurmuyorlar; ikinci referandumun Krallık vatandaşlarının ayrılma yönünde aldığı karara karşı demokratik olmayan bir hamle olduğunu düşünüyorlar.

Brexit antlaşmalarında milletvekillerinin oy hakkı olacak mı?

Evet. Theresa May, Avam ve Lordlar Kamaralarında, iki yılın sonunda Brexit antlaşması yapıp yapmayacağını oylayacak. Bu oylama şu anda “kabul et ya da terk et” şeklinde görülüyor. İşçi Partisi, aynı zamanda tekrar antlaşma masasına oturmak için bir seçenek olmasını da istiyor. Aynı zamanda Avrupa Parlamentosu’nun da böyle bir antlaşmayı oylamasını gerektiğini de unutmamak gerek, ve o parlamentoda Krallık vekillerinin de oy verme şansı bulunuyor.

AB ülkelerini gezmek için Krallık vatandaşlarının vizeye ihtiyacı olacak mı?

Krallık hükümeti AB ve Krallık arasında vizesiz seyahati Brexit sonrası da sürdürmek istiyor ve bu isteğin karşılıklı olduğunu düşünüyor. Bu durumda Krallık vatandaşlarının AB ülkelerini resmi bir izin almadan kısa süreli -vizesiz- seyahat edebilecekler.

AB ülkelerinden gelen misafirler okumak, çalışmak veya yaşamak isterse gerekli izinler için AB’ye başvurması gerekiyor.

Fakat bu konuda kesin bir anlaşmaya varılmadı. Eğer AB vatandaşları Krallık’ı ziyaret için vizeye ihtiyaç duyarsa, tam tersi durumda da vize ihtiyacı olacaktır.

Hala pasaportumu kullanabilir miyim?

Evet. Pasaport hala bir Krallık belgesi, ve AB pasaportu diye bir şey yok, yani pasaport aynı kalacak. BBC Avrupa muhabiri Chris Morris’in dediğine göre hükümet isterse AB tarafından standart hale getirmiş pasaportun rengini değiştirebilir.

Başka herhangi bir ülke AB’yi terk etti mi?

Şu ana kadar herhangi bir ülke AB’yi terk etmedi. Ama Grönland – Danimarka’nın denizaşırı bölgesi-, 1982’de daha üst seviyede özyönetim için bir referandum yaptı, ve bu referandum %52 yönünde referandum lehineydi. BBC’den Carolyn Quinn Grönland’ı ziyaret ederek bu işin nasıl sürdüğünü öğrenmeye gitti. 

Editörün notu: Son cümlede işaret edilen linkteki yazı da önümüzdeki zamanda çevrilecektir.

Yazar: Alex Hunt, Brian Wheeler

Çevirmen: Barbaros Albayrak

Kaynak: http://www.bbc.com/news/uk-politics-32810887

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları