Devrimci Sınıf / Sonuç

Devrimci Sınıf

Çin örneğinde görülen sorunlar Çin’in gelişmemişliğinin bir ürünü idi ve kapitalizmi yıkmak için tek umut olan işçi sınıfı, Çin’in politik çerçevesinde neredeyse yoktu. Tarihsel olarak pre-kapitalist koşullarda gelişmiş bir sınıfın çoktan dünya kapitalizmine entegre olmuş ulusal ekonomilerini ele geçirmesinin sorunlarından daha önce bahsetmiştim. Doğal kısıtlamalarını aşabilmek için yapılan köylü isyanlarında anarşizm içinde bir eğilim mevcuttur. Durum önceden ne olursa olsun, şu an açıkça görülmektedir ki kapitalizmin küreselleşmesi herhangi bir ulusal kapitalin kontrolünden çıkmış bir durumdadır ve bu sistemi ele geçirebilecek tek sınıf uluslararası işçi sınıfıdır. Ezici bir orta sınıf yapısına sahip ABD anarşist hareketi ve Marksist mezhepler tarafından yapılan dogmatik işçi sınıfı söylemleri, pek çok anarşisti işçi sınıfı yönünde açıkça bir taraf olarak tutum almaktan geri koymuştur. Bunun yerine işçi sınıfı, devrim sürecindeki pek çok referans noktasından biri ya da devrim sürecini ele alacak kişiliklerden biri olarak görülmüştür. Bu pozisyonun çoğulculuğu aynı zamanda onun tekil erdemidir. Fakat ekonomik sınıflara etnik veya cinsel kimliklere baktığımız şekilde bakarsak kapitalizmin baskı ve kâr getiren sömürüsünü güçlendirmek için sabit ve dinamik bir şekilde yeni bölgelere ve hayatımızın yeni alanlarına genişlediği gerçeğini (etnik ve cinsel kimlikler dâhil olmak üzere) gözden kaçırırız.

Göç ve anaparanın uluslararası hareketi, soyut anlamda uluslararası proletarya kavramını yüzlerce milyon insan için yaşanan bir gerçeklik kılmaya artarak devam ediyor. Üçüncü Dünya’nın hızla şehirleşmesi, köylülerden ziyade proletaryanın giderek yeni sömürgecilik akımı ile yüzleşeceğini gösteriyor. Proletarya bir parti tarafından temsil edilen -Marksizmin şu anki akımları gibi- tekil bir varlık olarak değil; içindeki parçaların özgürlüğü doğrultusunda birleşmiş ve içinde bu parçaların çıkarları doğrultusunda savaşan tartışmalı bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Kadın özgürlüğü veya çeşitli etnik grupların tanınması için yapılacak mücadeleler proletaryanın gücü dünya bütününde ele geçirmesinden sonraya sarkıtılmamalıdır. Bunlar, iktidara el koyacak proletaryanın devrimci yönünü ortaya koyan gerekli öncü mücadelelerdir.

Sonuç

Bu yazıda anarşist hareketteki bazı başarısızlıkları ana hatlarıyla çıkarmayı amaçladım. Tartıştığım konular anti-otoriter eğilimin terk edilmesi veya anarşizmin nihai hedeflerinin modifiye edilmesi değildir. İleri sürdüğüm, bu hedeflerin yaşanabilir olmalarının bir dizi etmene bağlı olduğu ve anarşistlerin söz konusu siyasi gerçekliklere direndiği, bunun sonucunda ise anarşizmin, başarısızlığa uğramış Marksizm ideolojisi ve çeşitli milliyetçiliklerin dışında taşıdığı güvenilir ve devrimci bir alternatif olma niteliği zayıfladı.

Bana açık gelmeyen bir konu, geçtiğimiz yüzyıldaki tarihsel pratik tarafından tanımlanmış haliyle anarşizmin, özgürlükçü temellerde devrimci bir projenin yeniden inşası adına yeterli bir çalışma planı sunup sunmadığıdır. Ancak net bulduğum şey şu ki, tarihsel deneyimdeki değerinin paha biçilemez olduğu ve içinde yaşadığımız dünyayı anlamak adına önemli analitik araçlar sunduğu halde kapsamlı bir felsefi çerçevede Marksizm, telafi edilemez bir biçimde otorite yanlısı olduğunu gösterdi.

Anarşizmin dogmatizmi ve siyasi sığlığından ve Marksizmin otorite yanlısı özünden kararlı bir kopuş gerçekleştirecek yeni bir devrim teorisinin geliştirilmesi doğrultusunda büyük bir ihtiyaç bulunmaktadır.

Bu devrim projesine yöneltilecek tüm teorik yaklaşımların sadece yazıda belirtilen önemli tarihsel deneyimlerle değil, aynı zamanda karşı karşıya olduğumuz yeni koşullarla da yüzleşmesi, bilhassa giderek daha devinimli hale gelen uluslararası işçi sınıfına dayanan devrimci örgütlenmeler inşa edecek yeni imkânlar ile de uğraşması gerekir.

Love&Rage arşivinden alınmıştır.

Yazar: Juan Conatz

Çevirmen: Anıl Aksu, İris Tolgonay

Kaynak: https://libcom.org/history/historical-failure-anarchism

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları