Elveda Hugh Hefner, Nihayet Kurtulduk

“Her cuma sabahı Hef’in odasına gitmek, orada O’nun köpek dışkısını halıdan alırken beklemek zorundaydık ve ancak bundan sonra harçlığımızı isteyebilirdik: Kitaplıklarından birindeki kasadan çıkardığı yeni basılmış yüzlüklerle toplamda bin dolar. Hepimiz bu süreçten nefret ederdik. Hef bu durumu hep ilişkide hoşuna gitmeyen şeyleri gündeme getirmek için kullanırdı. Şikayetlerinin çoğu kız arkadaşlarının birbirleriyle uyumsuzluk yaşaması ile –ya da yatak odasında düzenlediği “partilere” cinsel olarak katılmamamız ile ilgiliydi. Eğer herhangi bir sebeple şehir dışına çıkmışsak ve resmi “randevu” gecelerinden [Hefner’ın kadınlarını gece kulüplerinde sergilemekten zevk aldığı geceler] birini kaçırmışsak bize harçlığımızı vermek istemezdi. O bunu bir silah olarak kullanırdı.”

–Izabella St. James, Bunny Tales: Behind Closed Doors at the Playboy Mansion

Hugh Hefner, yüzyılın en ünlü pornocusu, nihayet 91 yaşında öldü; bazılarına göre doksan yıl gecikmeli olarak. Hefner en çok, ilk olarak 1953’te Stag Party ismiyle yayımlanan Playboy dergisini çıkarması ile bilinir. Derginin ilk sayısı, Marilyn Monroe’nun 1949 “takvim için çıplak çekimler”ine yer vermesi sonucu 50.000’in üzerinde nüsha sattı.

Hefner aynı zamanda yıllar boyunca asıl ikâmet ettiği evi olan “Playboy Malikânesi”ndeki sözde çekici yaşantısı ile de ünlüydü. O, malikanede birlikte yaşamak için para ödediği ve ona cinsel olarak hizmet eden kadınlarla yaşadı; kadınların hepsi 28 yaş altı olmak zorundaydı (gittikçe yaşlanan Hefner onlara duyduğu ilgiyi kaybetmesin diye). Malikânenin kapılarından geçen her “tavşanın” (kadının) fotoğrafı Hefner tarafından çekilirdi; Hefner, geçmişteki ve şimdiki tüm “tavşanların” fotoğrafının yer aldığı büyük bir fotoğraf albümüne sahipti.

Eğer bu kurgu, henüz kaleme alınmamış ürkütücü bir korku filmindeki olay örgüsünün başıymış gibi görünüyorsa haklısın –yalnız zaten, hatta Sherlock Holmes kitaplarından Şanslı Müşteri’nin hikayesi.. Hefner erkekleri tamamen insan özneler olarak gördüğünü, kadınları ise daha çok evcil hayvanlar gibi algıladığını -kadınlara “tavşanlar” ya da “köpekler” diye hitap etmesi gibi (ikisini de söyledi)- net bir şekilde ortaya koydu.

Hefner milyonlarını kadınların bedenlerini metalaştırarak ve kadınları seks için satarak elde etti; tüm bunları yaparken de sattığı ve metaya dönüştürdüğü kadınlar sanki boyunduruk altında olmaktan zevk alıyormuş gibi bir görüntü yarattı. Eski “tavşanlar”dan Playboy Malikânesi’nde yaşadıkları kötü koşulları dile getirenler oldu; böylece son derece güçlü olan, kadınların aslında seks yapma arzusu duymadıkları erkeklerle yaptıkları seksten zevk aldıkları mitini de savuşturmuş oldular.

Hefner’ın, kadınların bedenlerinin alınıp satılmasını meşrulaştıran ve normalleştiren pornografinin büyük bir kurumsal metaya dönüşmesindeki destekleri ve teşvikleri dolayısıyla verdiği zararın boyutunu asla tam olarak ölçemeyeceğiz. O, belki de günümüzde çoğu kişinin pornonun seksten ibaret olduğuna inanmasına sebep olan temel aktördür ve o, sadece kadın düşmanlığı imparatorluğu olarak tarif edilebilecek bir şey yarattı. Hefner elbette kendisinin çıplak, yatıştırılmış, aşağılanmak üzere poz vermiş haldeki fotoğraflarını yayımlamadı; ne de çoğu “tecavüz şakası” içeren Playboy karikatürlerine konu oldu. Ayrıca o, erkekler tarafından para karşılığında “becerilmedi” de. Şu aşamada sadece “acaba neden?” diye merak edebiliriz; öyle ki bütün bunlar Hefner’a göre delicesine eğlenceliydi.

Playboy’da tecavüzün metinler arası teşvik edilmesinin pratikte doğrudan tezahürleri de vardı: Hefner kadınlara sunduğu uyuşturucuları “baldır-açtıran” diye nitelerdi ve kadınların mümkün olduğunca genç görünmelerini isterdi. Bu, porno endüstrisinin pedofili kültürü olarak tarif edilen durumu teşvik etmesinde tanımlanabilen etkilerinden biridir: Tüysüz, uysal, zayıf, yumuşak başlı çocuklar olarak hayali bir yetişkin erkek tarafından domine edilmeye hazır haldeki kadınlar.

Ölümünün ardından söylenen sözlerin çoğunda Hefner’ın 1970’lerdeki sözde “cinsel devrim”e verdiği destekten bahsedildi; gerçi az sayıda kişi, onun bu desteği kadınların üreme üzerinde daha fazla kontrole sahip olmasını desteklemesinden ziyade ana akım cinselliğin sınırlarının zorlanmasından kaynaklandığını belirtti. Örneğin Playboy’un henüz 10 yaşında olan Brooke Shields’ın fotoğraflarını yayımladığı zaman olduğu gibi. Shields o zamandan beri fotoğrafların yeniden yayımlanmasının önüne geçememektedir. Fotoğrafçı, Brooke’un yetişkin vasisi imzayla izin verdiği için fotoğraf haklarının kendisinde olduğunu ve böylece çocuk pornosu teşkil etmediğini başarılı bir şekilde savundu. Porno tarafından kadınlara ve kız çocuklarına sunulan altın fırsatlar ve seçimler, olsa olsa az miktarda (çoğunluka gerçekleşmeyen) hakka sahip olmaları. Feminizmden “doğal düşmanım” diye bahseden Hefner, 1970’te “militan feministleri yok edecek bir makale” talep etti.

Hugh Hefner’ın Playboy Malikânesi’ndeki organize ve zor yoluyla gerçekleştirilen eğlencesinin, görünen o ki, dünya çapında erkekler tarafından imreniliyor ve taklit ediliyor olması; Hefner’ın, tanı koyabilmek için kültür alanının aşıp ekonomik analiz alanına geçmeyi gerektiren evrensel bir hastalığın belirtisi olduğunu net bir şekilde gösteriyor. Pornland’in yazarı Gail Dines’ın ifade ettiği üzere “üçüncü dalga feminizmdeki sorun; pornonun, ana akım kapitalizmle kusursuzca iç içe geçen bir endüstri olarak değil de çeşit çeşit görüntülerin oluşturduğu bir toplam olarak görülmesidir”. Dines devam ediyor:

“Porno endüstrisinde parayı takip ettiğinizde, siyasi ve kültürel güç satın alma vesilesiyle sahip olunan nüfuzu incelediğinizde, pornonun varlığına içkin çıkarları olan ana akım bir “saygıdeğer” endüstri altyapısı olduğu açıktır. Porno ile Visa, MasterCard, risk sermayedarları, elektronik eşya endüstrisi ve ISP arayüz oluşturduğunda herhangi bir muhalefet küresel kapitalizme (gerçek anlamda erkekleri kadınların sırtından zengin yapan özellikle sömürücü bir kapitalizm türüne) de karşı çıkış anlamına gelir. Porno destekçisi üçüncü dalgacılar ekonomiden ziyade tamamen temsil edilebilirlikten ibarettir …ekonomik bir analiz olmadan kişi karanlıkta kendi taktığı göz bağıyla etrafta dolanır haldedir.”

Hefner pornoyu ana akıma taşıyan ilk büyük kadın tüccarıydı ama o aynı zamanda cinselliğin sosyal yapısallaşmalarını da yönlendirmeye yeltenmek konusunda da ciddiydi. 2014’te yayımlanan “The Man Who Invented Gender: Engaging the Ideas of John Money” isimli bir kitapta Money’nin Playboy’a verdiği bir röportaj da mevcuttu. Dr. John Money oluşturduğu “cinsiyet kimliği” kavramı ile tanınan, John Hopkins Üniversitesi’nde 1970’lerde araştırmacıydı ve modern seksologtu. Röportajda Money, yeni cinsel özgürlüğün prensiplerinin doğum kontrol hapı ve penisiline dayandığı konusunda ısrarcıydı; başka bir deyişle artan keyfi seksi, bilimsel ve teknolojik gelişmelerin kaçınılmaz bir parçası olarak görüyordu ama merak ediyoruz, kimin yararınaydı bu saptama?
Muhabirlere genel ifadeler bildirmenin ötesinde, Money’nin cinsel özgürlük konusundaki duruşu, araştırmasından faydalananlar bağlamında incelenebilir. 1990’larda, yüz kızartıcı David Reimer vakasından on yıllar sonra, Hugh Hefner çalışanlarına şöyle yazmıştı:

“Harika bir makalede […] New York Times, 23 Ocak 1990 tarihli sayıda Dr. Money ‘sekse yönelik mevcut baskıcı tutumların, her daim artacak bir sapkın cinsel davranış salgının türemesine sebep olacağını’ öngörüyor. The Times makalesi ‘Kötü sosyal etkiler için de [Money] ve diğerleri, pornonun paraphilia’nın [cinsel sapkınlıklar] ilerlemesi ya da dışavurumu konusunda ne sebep ne de teşvik meydana getirdiğine dair kanıt buldu.’ diye devam ediyor. Playboy’un Dr. Money’nin gündeme getirdiği sorunları incelemenin bir yolunu bulmasını öneririm.”

Hefner ezber bozan birisiydi; pornografik görüntüleri*, iyi bilinen edebi ve sosyete kişilerin makaleleri ve röportajlarıyla çevreleyerek pornoyu “saygıdeğer” seviyeye çıkardı ki bu popüler bir derginin sayfalarında tecavüz kültürünü sıradanlaştırmaya kadar vardı. Dahiyane.

Kadınların Hefner gibi erkeklerin yaptığı şeyleri geri almak için epey uğraşması gerekecek.

* Buradaki “pornografik” kelimesi sadece cinsel olarak müstehcen içeriği ifade etmiyor; daha çok bir kişinin cinsel bir bağlamda nesneleştirilmesi ve insanlıktan çıkarılmasını ifade ediyor.

 

Yazar: Jennifer Izaakson

Çevirmen: Duygu Becerik

Kaynak: https://ceasefiremagazine.co.uk/long-hugh-hefner-good-riddance/

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları