Erkek Hakları Aktivizmi, Aşırı Sağa Geçiş Kapısıdır

Christopher Cantwell, kendisini görünür kılma konusunda özel bir yeteneğe sahip. Beyazların üstünlüğünü savunan, internet radyo programı olan ve geçmişinde bolca şiddet içerikli söylemde bulunmuş olan 36 yaşındaki  Cantwell, geçen hafta sonunda Charlottesville’deki #UniteTheRight (#SağıBirleştir ) eylemlerinin en görünür isimlerinden biriydi.

Aşırı olgunlaşmış bu dazlak kafa, kendisini tekrar tekrar olayların merkezine itmeyi başardı. Bu, bir fotoğrafta anti-faşist karşı eylemcilere sersemleştirici bir kimyasal sıkarken verdiği aşırı dramatize edilmiş pozdan anlaşılabilir. Olaya ilişkin Vice News’ın kısa belgeselinde başrol oynadı ve son derece yardımsever bir şekilde Vice ekibine bitmek bitmeyen kışkırtıcı alıntılar sağladı. Bir noktada, protesto sırasında, “Şiddet karşıtı değiliz” beyanında bulundu. “Bu lanet insanları eğer zorunda kalırsak öldüreceğiz!” Daha sonra Vice’a verdiği oturmalı bir röportajda soğuk bir şekilde, aktivist Heather Heyer’ın ölümüyle sonuçlanan IŞİD tarzı bombalı araç saldırısının “son derece haklı olduğunu” duyurdu. “Dürüst olmak gerekirse bence bizim buradaki işimiz bitene kadar çok daha fazla sayıda insan ölecek.”

Cantwell her zaman aşırı sağın sembolik başkanı değildi. Long Island’lı Cantwell ilk olarak, Keene, 2012’de, devleti “özgür insanlar” için bir sığınağa dönüştürmeyi amaçlayan donkişotvari   siyasi hareket Özgür Devlet Projesi’nde (Free State Project) yer almak için New Hampshire’e taşındıktan sonra  polisten nefret eden bir liberteryan olarak nam saldı. Yıllar içerisinde siyasi görüşlerinin şekilden şekle girmesiyle kendisini farklı etiketlerle tanımladı: anarşist, anarko-kapitalist, ateist, pislik. Belki de şu ana kadarki siyasi benliklerinin en açığı? Christopher Cantwell, erkek hakları aktivisti.

2014 ve 2015 boyunca Cantwell blogunda konuları Elliot Rodger’ın öldürme aşırılığından neden erkeklerle kadınların “eşit olmadığı, olmayacağı ve neden eşit olmaması gerektiği”ne varan uzun sıkıcı yazılarını düzenli bir şekilde paylaştı. Daha sonra zamanının ünlü erkek hakları gazetesi A Voice for Men tarafından yeniden yayımlanan, “tecavüzle suçlayıcı kültür” üzerine özellikle cafcaflı olan bir paylaşımında Cantwell, akranı erkekleri intikam arayan kadınların yaptığı yalan tecavüz suçlamalarının sözde tehlikelerine karşı uyardı.

“Herhangi bir kanıt gerekli değil, sadece parmakla gösterin, hanımlar, ve böylece erkekler hapse atılacaklardır.” diye beyan etti. “Sadece o cümleyi kurun ve onların itibarları ve kariyerleri mahvolacaktır. Bir polise basitçe biraz duygulu bir bakış atın ve o, size reddedilmiş hissettiren eski erkek arkadaşınızı yakalayacaktır.”

Cantwell, erkek hakları aktivisti arka planına sahip tek aşırı sağcı değil. Medya provokatörü, “Hasta Hillary”* komplo teoristi ve kendi kendine yardım etme gurusu Mike Cernovich de Trump’a ve aşırı sağa yönelmeden önce yapmış olduğu erkek hakları konuşmalarıyla bilinmekteydi -gerçi o şu an hareketten ayrıldığını iddia etmektedir. Kanadalı YouTube “filozofu” Stefan Molyneux, aşırı sağın sevdiceklerinden biri olmadan çok önce kendisini bir MRA (Erkek Hakları Aktivisti) olarak ilan etmişti (ve yakın zamanda namı meşhur Google bildirisinin** yazarı James Damore ile röportaj yapmıştır). Peter Tefft, faşizan saç modeli kullanan ve sonra Charlottesville’de meşale taşınan yürüyüşlerden*** birine katıldığı fark edildiği için ailesi tarafından evlatlıktan reddedilmesiyle ünlenen bir genç adam, CNN’de yeğeniyle yapılan röportajda söylendiği kadarıyla kendisini faşist olarak beyan etmeden önce erkek hakları döneminden geçmişti.

Erkek Hakları Hareketi’nin, pek çoğu için Aşırı Sağ’a (alt-right) bir geçit kapısı olarak hizmet etmesinin yerinde nedenleri vardır. Bunlardan bazıları her iki hareketin de şiddet dolu fanteziler ve bazen de “vahiy ile bağışlanma” düşüncesini içermesiyle erkeğe cazip gelmesi ve Cantwell’de de görüldüğü gibi, bu fantezilerin abartılı bir dışa vurumla ifade etme eğilimidir. Bunun yanında iki hareket de modern toplumun içinde bulunan en güçlü kişilerin zulmün asıl kurbanları olduğunu savunan tuhaf dünya(bizarro – world) ideolojisine dayanmaktadır.

Diğer bir deyişle, eğer cinsiyetçiliğin asıl kurbanları erkeklerdir diyerek kendini buna ikna edebiliyorsan, “ırkçılığın asıl kurbanları beyazlardır” önermesini de şüphesiz kabul edebiliyorsun demektir. Yine aynı şekilde, bu iki harekete mensup üyelerin de beyazların, bunların içerisinde en çok zulme uğrayan gül taneleri olarak görmesi hiç de zor değildir. [Bu, beyaz üstüncülükten (white supremacist) yalnızca erkek faydalanır yahut zehirleyici ilkeden sorumlu sadece odur demek değildir. KKK(Ku Klux Klan) ile ilişiği bulunan kadının da uzun bir geçmişi vardır ve benimsenen anlayışı yaymada önemli bir rol üstlenmişlerdir.]

Neo-naziler, her zaman özünde beyaz bir topluluk olarak tanımlanan Batı medeniyetinin sürekli “kahverengi ve siyahi köleler” tarafından işgal edilme tehlikesine karşı veryansın ediyor ve beyaz olmayan işgüzarlara karşı “fiziksel yıkım”ın –diğer bir deyişle sürgün etmek veya en kolay yoldan işi halletmek; öldürmenin- gerekliliğini dile getiriyorlar. Kimi zaman, geçen hafta sonunda da olduğu gibi, şiddet eylemlerine yol açabilen şiddetli fantezilerine rağmen, bu insanlar yalnızca kendilerini ve ırklarını yok oluştan korumak için şiddete başvuran kurbanlar olarak görüyorlar.

Erkek Hakları Hareketi de benzer fanteziler ortaya koyuyor. Birkaç yıl önce, A Voice for Men adlı sitenin kurucusu olan Paul Elam yüz kızartıcı bir şekilde “Aile İçi Şiddet Farkındalık Ayı” nın “Fahişeye Sertçe Vurma Ayı” olarak değiştirilmesini önerdi. Böylelikle: “Kadınlar tarafından saldırıya ve fiziksel tecavüze uğrayan erkekler, diri olanların hepsinin canlarına okuyabilir. ”

Erkek Hakları aktivistleri bu tür cezalandırıcı şiddet eylemlerinin küresel boyutta gerçekleştiği kıyamet senaryoları kurmaya bayılır. İnternet sitesindeki bir yorumda Elam feministleri ve diğer haddini aşan kadınları uyarır: “Nüfusun yarısına –hem de daha güçlü olan yarısına- uzun süre boyunca devam eden bir saygısızlık göstermek iyi bir fikir değildir. Onların, bir daha asla ortaya çıkamayacağını düşünmek aptalcadır, salakça bir tutumdur.”

Erkek Hakları ve Aşırı Sağ eylemciler mazlumu oynamada o kadar hünerlilerdir ki her iki grupta kendilerini; “erkeğin alanları”nda kadınların bulunmalarının (bu durumda Erkek Hakları aktivistleri söz konusudur) ve “beyaz ülkeler” de beyaz olmayan insanların bulunmalarının (bu durumda Aşırı Sağ eylemcileri söz konusudur) kendilerinin ezilmelerine neden olduğuna inandırmışlardır.

Erkek Hakları aktivistleri ne zaman kadınların kendilerine ait bir alan oluşturmaya çalıştıklarını keşfetseler çılgına döner, sadece kadınlar için açılan spor salonları gibi baskı unsuru olduğunu iddia ettikleri şeylere öfke kusarlar ama, kendilerine ait “erkek alanlarının    sonsuza kadar kadınlarca lekenmeden kalmasında ısrar ederler. Benzer şekilde aşırı sağcılar da “beyaz soykırımı” dedikleri şeyle ilgili söylenip durular ki bu, beyaz insanların zor yoluyla etnik temizliğe maruz bırakılmasından ziyade beyaz ülkeleri daha az beyaz kılan demografik değişimlere işaret eden bir söylemdir. “Beyaz soykırım”kelimesinin en ufak bir iması onlar için o kadar hassas bir konudur ki beyaz olmayan bebeklerin fotoğrafları olan bebek bezi kutuları ve farklı ırklara mensup olan çiftleri resmeden eşofman altı reklamları gözlerine ilişince sinir krizine dahi girebilirler.

Bu iki ideolojinin tehlikeli yanı sadece ikisinin de gerçeklikten uzak tuhaf dünya fantezileri üzerine kurulu olmaları değil. Tehlike, aynı zamanda Trump’ın Beyaz Saray’da olmasından dolayı bunların bu tuhaf dünya mantığını kısmen geri kalanımıza da empoze etme şansı elde etmelerinden kaynaklanıyor. Umalım da gerçeklik kazansın.

Çevirmenin Notları:
*”Hasta Hillary”, Hillary Clinton’ın akıl sağlığı bakımından sıkıntılı olduğunu da içeren hastalık teorileridir. Bu teoriler Hillary’nin ya hastalıktan ölüme yakın olduğu ya da zihnen stabil olmadığı için başkanlığa uygun olmadığı sonucuna varmaktadır.
**Bahsedilen bildiri, Temmuz 2017 tarihli ve ciddi cinsiyetçi stereotipleri meşrulaştıran bildiridir.
***Söz konusu meşale taşınan yürüyüşler, Charlottesville’de Virginia Üniversitesi yakınlarında Ağustos-Ekim ayları arasında birçok kez gerçekleştirilen ırkçı yürüyüşlerdir.

Yazar: David Futrelle
Çevirmen: Duygu Becerik, Hasan Gür
Kaynak: https://www.thecut.com/2017/08/mens-rights-activism-is-the-gateway-drug-for-the-alt-right.html

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları