Ezilenlerin Pedagojisinin Ötesinde – Bölüm 2: Adanmış Aydınlar Olarak Öğretmenlerin Görevi

Sorumsuz özelleştirme, başıboş bırakılmış bireysellik, şöhret kültürü, kontrolsüz tüketicilik ve ahlaki sorumluluktan muazzam bir kaçış çağında eğitimciler ve diğer kültürel emekçilerin gezegene ve günlük hayata güncel olarak teşkil edilen tehdide demokratik politik kültürleri dirilterek karşı koymada muazzam bir sorumluluk taşıdığını kabul etmek gittikçe daha da zorlaşmıştır. Öz bilince sahip bir politik odak noktası ya da projeye sahip olunmayıp, öğretmenler genellikle şekilci ritüellerle faaliyette bulunan, bürokratik taleplerce soğurulmuş ve hem toplumun geniş bir kesiminin karşılaştığı önemli rahatsız edici sosyal problemlere hem de kişinin pedagojik uygulamalarının ve araştırmasının sonuçlarına karşı duyarsız teknisyenlere ya da memurlara indirgenmiştir. Bu örneğe karşın politik tarafsızlığın azameti ve talepleriyle, öğretmenlerin ve akademisyenlerin karşılıklı olarak birbirlerine bağlı olan eleştirel eğitimci ve aktif vatandaş rollerini birleştirmesi gerektiğini savunuyorum. Bu, sınıf öğretim yöntemini yaşamlarına ve toplumun geniş bir kısmına etki eden meselelerle ilişkilendirmenin ve öğrencilerin kendilerini eylemlerinden sorumlu olarak otorite ve gücü kullanma yetisine sahip eleştirel temsilciler olarak görmelerine olanak tanıyan koşulları sağlamanın yollarını bulmayı gerektiriyor. Eleştirel eğitimin rolü öğrencileri yalnızca mesleklerine hazırlamak değil, aynı zamanda onlara hayatlarını, başkalarıyla olan ilişkilerini ve kendilerini kapsayan dünyayla olan sayısız bağlantıyı şekillendiren kurumları, politikaları ve değerleri ciddi bir biçimde sorgulamayı öğretmektir.

Kültürel araştırmaların kurucularından Stuart Hall, eğitimcilerin kamu aydınları olarak öğrencileri “geleneksel bilginin ötesinde, yalnızca gerçek fikirler sağlam kalacağından geleneksel bilginin üretebileceği herhangi bir şeyden iyi, olması gereken eleştirel bilgi” ile donatma sorumluluğunun olduğuna ısrar ettiğinde tam olarak doğruydu.  Aynı zamanda, “fiilen kendini adayan, rekabet eden ve başka geleneklerin içerisinde hapsolmuş, özellikle geleneksel akademik paradigmalara bağlı olan, en iyiden öğrenen” eğitimcilere ihtiyaç duyulduğu hususunda ısrarcıydı. Eğitimin bilgiye dayalı umudun bir formu olarak sadece eleştirel bilinci geliştirmek hakkında olmayıp aynı zamanda öğrencilere Zygmunt Bauman’ın deyişiyle kişisel, politik ya da global olurlarsa olsunlar “başkalarının sorumluluklarının sorumluluğunu alma”yı öğretmekle de ilgili olduğunu hatırlamak da ayrıca önemlidir. Öğrenciler, insanoğlunun fuzuli ıstırabını yücelten ideolojik ve yapısal güçlerin farkına vardırılırken aynı zamanda onları ortadan kaldırmak için farkındalıktan daha fazlasının gerektiğini bilmelidir.

Hem toplumdaki hem de yüksek öğretimde eğitimcilerin kamu aydınları olarak devlet okullarında neoliberalizm ve diğer aşırı tutucuların güçleri tarafından yürütülen zehirli saldırıların ışığında canlandırdıkları rol ne olabilir?  En yakın anlamda, toplumlara şiddet kültürü, korku, entelektüalizm karşıtlığı, ticari tutum ve özelleştirme yağdıran şirketlerin nüfuzuna karşı ortak seslerini yükseltebilirler. Bu metalaşmış zulüm ve şiddetin yaygın ve tüm toplumu kapsayan askerileştirilmiş savaş kültürünün, cephane sanayinin ve okulların toplumsal değerler, ortak menfaat ve demokrasinin kendisiyle gitgide ilişkisini kesen Darwinci en güçlü olanın yaşamını sürdürmesine dayalı bir sosyal ahlakın yalnızca bir parçası olduğunu gösterebilirler. Sonuçları öğrencinin geleceği ile ilgili belirleyici olan sınavların ve okullardaki yürütülen ticari olarak yürütülen diğer sorumluluk biçimlerini gözden geçirmek ve külfetlerini ortadan kaldırmak için tüm entelektüel ve kolektif kaynaklarını bir araya getirebilirler.

Öğretmenleri ve fakülteyi yarı zamanlı Walmart çalışanları statüsüne indirgeyen yönetim biçimlerine karşı serbestçe konuşabilirler ve toplumu ve yüksek öğretimi yeni serbest fon yöneticileri, kurumsal elitler ve eğitimi özel sektöre açmak ve eğitimin toplumsal değerlerini ve demokratik bir amme menfaati olma rolünü elinden almak isteyen zenginlerin zümresinden geri almak için kitlesel biçimde mücadele edebilirler. Bu eğitimcilerin ebeveynlerle, gençlerle, sosyal hareketlerle, entelektüellerle ve toplumun ve yüksek öğretimin süregelen şirketleştirilmesine karşı koyan diğer kültürel emekçilerle bir araya gelmesini gerektirmektedir. Bu ayrıca, finansal elitler, deney endüstrileri, ceza yargılaması sistemi ve öğretmenleri tezgahtarların, teknisyenlerin ya da “girişimcilerin,” birazcık güç, pek az yarar ve aşırı öğretim yüküne sahip vasıfsız çalışanların oluşturduğu bir alt tabakaya indirmeyi amaç edinmiş diğer vasıtalar arasındaki bağlantıların kapsamlı bir biçimde kavranmasını sağlamak anlamına gelmektedir. Noam Chomsky’nin gözlemlediği gibi, bu kanaatkarlık ve güvencesizliğin neoliberal formu “iş gücünün maliyetini azaltmak ve itaatkarlığını artırmak üzere tasarlanmış” aynı zamanda “ asıl olanın sonuç olduğunu” gözler önüne seren iş modelinin bir parçasıdır.

Ayrıca, eğitimciler, ebeveynler, çalışanlar ve diğerleri daha yaygın, kapsamlı, onların eleştirel işlevlerinin ikisini de, bu hem ideolojik spektrumun karşısındaki dogmatizmin ve hem de politik saflığın her biçimi için geçerlidir, inkâr edenlere karşı savaş başlatabilme yetisine sahip eleştirel bir eğitim ve tedrisat görüşü geliştirmek üzere topyekûn çalışabilirler.  Arkadaşım merhum Paulo Freire’in bir zamanlar savunduğu üzere, eğitimciler öğrencilerde yalnızca eleştirel bilinç oluşturmaktan değil aynı zamanda öğrencilerin adanmış bireyler ve sosyal temsilciler olmaları için gerekli koşulları sağlamaktan da sorumludurlar. Stanley Aronowitz’in ileri sürdüğü gibi, bu tür bir proje öğrencileri Pygmalion usulü şekillendirmeye yönelik bir sesleniş değil, onların seçim yapma ve bu seçimleri yaşam içerisinde uygulama kapasitesini teşvik etmektir, kalıplaştırmak değildir. İnsan hayatı belirlenmiş olmaktan çok şartlara bağlı olduğundan, eğitimciler eğitimi, öğrencilerin tarihin özneleri ve tarihi oluşturanlar olabilmesi için gerekli koşulları sağlama amacı taşıyan bir müdahale eylemi olarak irdelemenin ahlaki sorumluluğundan kaçamazlar. Bu, öğrencileri basitçe pasif, bağlantısız nesneler ya da bilginin, değerlerin ve fikirlerin üreticisi olmaktansa salt tüketicilerine dönüştürmek üzere tasarlanmış baskıcı eğitim sistemine son vermeye ihtiyaç duyuyor.

Bu eğitimcilerin ne aksi halde gizli olan bağlantılar kurma isteğinden ya da uyuşmazlıktan ne de özel sıkıntılar ve daha geniş sosyal sorunlar arasındaki bağlantıyı netleştirmekten korkmadıkları bir pedagoji gerektiriyor. Eleştirel pedagojiyle uğraşan eğitimciler için en önemli görevlerden birisi de öğrencilere özel meselelerin nasıl toplum görüşüne çevirileceğini öğretmektir. Canlı demokrasiden feragat etmenin bir ölçüsü ve politik yaşamın eş güçsüzleşmesi bir toplumun özel meseleleri toplumsallaştırmada, bireysel problemleri daha geniş sosyal meselelere dönüştürmedeki artan yetersizliğinde bulunabilir. Toplum kişiselliğin içerisine çöktüğünde, kişisellik “tek politika, elle tutulabilir bir göndergeye veya duygusal değere sahip olan politikadır” fikrine dönüşüyor. Bu bir eğitim aracı olarak neoliberalizmin ana özelliğidir ve sosyalin bireyselleştirilmesi olarak adlandırılabilir. Bu şartlar altında, sosyal olanın dili ya değersizleştirilmiş ya da göz ardı edilmiştir, toplum hayatı genellikle patoloji ya da eksikliğe indirgenmiştir (devlet okulları, ulaşım ve sosyal yardımlaşmada olduğu gibi) ve bütün gelecek hayalleri giderek tüketici kültürünün narsist, özelleştirilmiş ve kendine düşkün ihtiyaçları ve sözde özgür piyasanın emirleri ekseninde modellenir. Benzer biçimde, yapısal ya da daha geniş sosyal güçlerin sebep olduğu bütün problemler şimdi bireysel başarısızlıklara, karakter meselelerine ya da bireysel cehalete yoruluyor. Bu durumda, yoksulluk bağımsız bir yaşam tarzına, kişisel sorumluluğa, kötü seçimlere veya kusurlu bir karaktere indirgeniyor.

 

Yazar: Henry A. Giroux

Çevirmen: Mirseda Yılmaz

Kaynak: https://monthlyreview.org/2016/03/01/beyond-pedagogies-of-repression/

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları