Ezilenlerin Pedagojisinin Ötesinde – Bölüm 3: Bir Özgürlük Pratiği Olarak Pedagoji

Eğitimin ve pedagojinin enstrümantal ve test güdümlü biçimlerinin görüşlerine karşın, ben pedagojinin özgürlüğün -daha geniş bir yeniden dirilen ve asi bir demokrasi projesine kök salmış- iş gücü uygulamalarının türlerini ve toplum ve yüksek öğretimde sahnelenen üretim biçimlerini amansızca sorgulayan bir uygulaması olduğu düşüncesini savunmak istiyorum. Bu tür bir pedagoji teminatlar sunamazken, kendi konumunun demokratik ilişkileri, değerleri ve kimlikleri hem açıp hem kapatan yöntemler için sık sık üzerine tartışılması gereken otoritenin, değerlerin ve ahlaki prensiplerin belirli şekilleri üzerinde temellenmiş olduğunu bilir. Tabi ki, böyle bir proje prensipli, ilişkisel ve bağlamsal olduğu gibi aynı zamanda özdüşünümsel ve teorik olarak özenli olmalıdır. İlişkiselden kastım, eğitimin güncel krizi, demokratik toplum yaşamının tüm yönlerine karşı sürdürülen kapsamlı saldırıya istinaden anlaşılmalıdır. Aynı zamanda bu, toplumu ve yüksek öğretimi şekillendiren kapsamlı güçlerin herhangi ciddi kavrayışının pedagojinin kendi tarihi ve şartlı doğasına gösterilecek ilgiyle tamamlanmalıdır. Bu, pedagojinin asla çeşitli pedagojik alanlara karşı rastgele uygulanabilen durağan bir dizi prensip ve uygulamalar olarak muamele edilemeyeceğini gösterir. Bilakis, o her zaman eğitimin yer aldığı çeşitli alanlarda meydana gelen farklı durumların, koşulların, oluşumların ve problemlerin nitelendirilmesinde daima özenli olmalıdır. Böyle bir proje pedagojiyi belirlenebilir olmayan, sürekli gözden geçirmeye açık ve kendi varsayımlarıyla daima diyalog halinde bir uygulama olarak yeniden biçimlendirmeyi öne sürer.

 Tarafsızlık kavramı, objektif eğitim bir tezat. Eğitim ve pedagoji güç, değer ve politika bağlantılarının dışında var olmuyor. Pedagojik cephedeki ahlak başkalarına karşı açık sözlülüğü, metinler, resimlerle, olaylarla ve anlamın diğer dışa vurumlarıyla kurulan, onlar hem sınıf içerisinde hem dışarısında pedagojik uygulamalara dönüşürken, devamlı kritik bir bağlılık aracılığıyla “olasılıkların politikası”nı kullanma isteği gerektiriyor. Pedagoji hiçbir zaman masum değildir ve eğer akademik iş gücünün bir biçimi olarak kavranıp sorunsallaştırılacak olursa, eğitimciler yalnızca nasıl ve neyi öğrettiklerine dair kendi taraflı katkılarını ciddi biçimde sorgulama ve ifade etme olanağına değil aynı zamanda hem bilimsel tarafsızlık hem de ideolojik dogmatizme dayandırılmak suretiyle pedagojinin politik niteliğini ortadan kaldırma çağrılarına karşı koyma olanağı da sahiptir. Bu eğitimcilerin her eğitsel karşılaşmaya getirdikleri ideolojik bagajı yeniden düşünmelerine duyulan ihtiyacı akla getirir. Ayrıca eğitimcileri ahlaki ve politik açıdan sorumlu ve ürettikleri hikayelere, toplum hafızası üzerindeki haklarına ve meşrulaştırıldığını sandıkları geleceğin resimlerine yönelik özdüşünümsel hale getirmeye duyulan ihtiyacın altını çizer.

 

Yazar: Henry A. Giroux

Çevirmen: Mirseda Yılmaz

Kaynak: https://monthlyreview.org/2016/03/01/beyond-pedagogies-of-repression/

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları