Ezilenlerin Pedagojisinin Ötesinde – Bölüm 5: Pedagojiyi Eleştirel ve Dönüşebilir Hale Getirmek

Eleştirel pedagojinin herhangi bir analizi arzunun, anlamın ve duygunun; bireysel kimliğin ve sosyal faaliyetin biçimlenmesindeki önemini vurgulamalıdır. Eleştirel pedagojiye herhangi bir uygulanabilir yaklaşım bu anlamın, duygusal yatırımların ve öğrencilerin kendi yaşamları ve günlük deneyimleriyle öğrendiklerini birleştirmesine olanak tanıyan tortulu arzuların haritalarını ciddiye almayı gerektirir. Bu anlamda pedagoji elde edilen bilginin saf transferinden daha fazlası, baskının cezalandırıcı bir sistemi, birleşik ve durgun kimliğin bir ibaresi ya da değişmez bir metodoloji haline gelir; öğrencilerin kendi tutkularıyla hareket ettiklerini ve motive olduklarını varsayar, bir noktaya kadar kimlikler, çeşitli tecrübeler ve özveriler aracılıyla öğrenme sürecine kazandırılırlar. Bazı hususlarda bu, sınıflarda öğretilenlerle kültürel sermayeyi ve gençlerin yaşadığı dünyayı birleştirmeyi öne sürer.

Örneğin, okullar genellikle gençlerin hayatlarına hükmeden yeni medya, dijital kültür ve sosyal medya hakkında çok az şey söylüyor. Bundan dolayı, bu medyanın özgürlükçü ve baskıcı tarafları genellikle göz ardı edilir ve öğrenciler kendilerini baskı kültürünün ve onun daha eski yayılma usullerinin kullanıldığı sıkıcı sınıflarda bulur. Veya kendilerini teknolojiler güç, ideoloji ve politika meseleleriyle derinden bağlı olduğundan onların nasıl bilgi bulma makinelerinden fazlası olarak görülebileceğini anlamadan yeni teknolojileri kullanırken bulurlar.  Buradaki problem öğretmenlerin basitçe yeni dijital teknolojilere aşina olmasına yönelik bir çağrı değildir, eleştirel olsa da, aksine onların kültürel politikaların ve pedagojik uygulamaların bir şekli olarak belirli türlerde vatandaşlar, istekler, değerler ve sosyal ilişkiler üretmek üzere nasıl kullanıldıklarını ortaya koymaktır. Burada söz konusu olan, bu teknolojilerin demokrasinin anlamını ve derinliğini nasıl artırdığı veya durdurduğu sorusudur. Yeni medyayı yalnızca teknolojik değil, politik bir mesele olarak da algılamak. Sherry Turkle teknolojinin işlev görmek için bir dizi değere sahipse ele alınabileceğini savunurken haklıydı.  Amerika Birleşik Devletleri’nde gözetim durumu arttığından ve büyüyen şirketlerce kontrol edilen, Twitter, Instagram, Facebook gibi, sosyal medyaya kapılan neslin bir parçası gizliliği giderek bir kenara bıraktığından bu özellikle önemlidir.

Gençlerin hayatlarını şekillendiren deneyimler genellikle özellikle ırk, cinsellik ve sınıf meseleleri etrafındaki, diğerlerinden daha değerli görülen deneyimlerin aracı formlarıdır. Düşük gelirli beyaz ve yoksul azınlıklar genellikle zarar olarak görülen deneyimler aracılığıyla tanımlanıyor. Bu durumda, konuşmanın, giyinmenin ve vücut dilinin farklı tarzları belirli öğrencileri cezalandırmada silah görevi görebilir. Amerika’daki kıyafet yönetmeliğine uymadıkları veya küçük kural ihlalleri gerçekleştirdikleri için cezalandırılan, uzaklaştırılan ve okuldan atılan siyah öğrencilerin yüksek oranını başka nasıl açıklayabiliriz.

Deneyimler aynı zamanda birçok öğrenciyi gerileyici, cezalandırıcı, kendi kendini engelleyen ve bazı durumlarda şiddet içeren davranış çeşitlerine bağlıyor. Çarşıların, alışveriş merkezlerinin ve modanın cazibe merkezlerinin değerlerince hükmedilen çok fazla öğrenci gözlemliyoruz. Bu öğrenciler yalnızca dünyalarını metalarla doldurmakla kalmıyor, aynı zamanda çalışan metalara dönüşüyorlar. Açıkça bu deneyimler, öğrencileri değerlerin, kimliklerin ve sosyal ilişkilerin dar çeşitliliğine mecbur eden kapsamlı güçlerin menzilinden anlaşılmalıdır.  Bu tür deneyimler mümkün oldukça hem sorgulanmalı hem de unutulmalıdır. Bu bahsi geçen deneyimlerin, Roger Simon ve Deborah Britzman’ın tedirgin edici ve meşakkatli bilgi olarak adlandırdığı kavram vasıtasıyla sorgulandığı bir pedagojik yaklaşıma gereksinim duyuyor. Örnek verecek olursak, öğrenciler için Disney kültürünü yalnızca eğlencenin bir formu olarak değil aynı zamanda ticari ürünlerle sonsuz bir biçimde gençlerin etrafını sararken gençler için bir dizi alçaltılmış stereotipler yaratan bir kurumsal gücün ifadesi olarak görüp bu kültüre karşı eleştirel bir yaklaşım sergilemek bazen zor olabilir. Burada kritik nokta yalnızca bilginin, kimliklerin ve özne pozisyonlarının nasıl üretildiğini, geliştirildiğini ve hatırlandığını değil ayrıca bu bilgilerin özellikle mevcut güç bağlantılarıyla suç ortağı haline geldiklerinde nasıl unutulabileceğini de sorgulayan pedagojik uygulamalar geliştirmektir.

 

Yazar: Henry A. Giroux

Çevirmen: Mirseda Yılmaz

Kaynak: https://monthlyreview.org/2016/03/01/beyond-pedagogies-of-repression/

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları