Geçmişten Ders Çıkarmak / Bir Plana Sahip Olmak

Geçmişten Ders Çıkarmak

İnsanlar oldum olası özgürlükleri için mücadele vermektedir. Devrimci hareket için tek ve en değerli varlık bu deneyimdir. Devrimin nasıl yapılacağı ve özgür bir toplumun nasıl oluşturulacağı sorunuyla boğuşan ilk insanlar değiliz. Bizim, özgürlük mücadeleleri tarihindeki her bir sayfayı yapabileceğimiz en yakıcı analizle karşı karşıya getirme yükümlülüğümüz var. Ancak bu yolla geçmişteki hataları tekrar etmemeyi ümit edebiliriz. Ne var ki tarihe anarşist yaklaşım, çoğunlukla bulmak istediğimiz dersleri aramaktan ibarettir. Öncesinde belirtilen İspanyol Devrimi eleştirisi, bu durum için oldukça tipik bir örnektir. Tarihimize dair (veya hayali, tarihöncesi anarşist bir Eden’a dair) söz konusu ‘kendini iyi hisset’ yaklaşımı, genellikle ideolojimizin sınırlarına tam anlamıyla dahil olmayan mücadeleler tarihine karşı tümden bir kayıtsızlık ile birlikte bulunur. Sonuç ise Hristiyanlık’taki azizler hakkında yapılan biyografik incelemeler gibi, siyasi tartışmalara malzeme edilen liberteryen şehitlerden oluşan ebedi bir tören geçididir. Anarşistlerin kaçı tarihi olayların anti otoriter hesaplaşmalarını okuduktan sonra diğer perspektifteki anlatımlardan da yararlanıyor? Tarihimiz, asla sekteye uğramamış başarılardan oluşan bir tarih olsaydı, diğerlerinden hiçbir şey öğrenemeyeceğimizin kesinliğini öne sürmek bile daha savunulabilir olurdu.

Bir Plana Sahip Olmak

Son olarak devrimcilerin, devrimi gerçekleştirmek için akla yatkın bir plan oluşturma sorumluluğu vardır. Günümüzde devrim yapmak için yeteri kadar devrimcinin bulunmadığı açıkça görülüyor. Ancak şunu bekleyebiliriz ki gelecek, var olan sisteme karşı halk tabanına yayılmış başkaldırılara yükselişler getirecek. Bunların nerede oluşacağı ile ilgili daha da spesifik olmadan diyebileceğimiz bir şey var. Açıkça görülüyor ki, bu yükselişlerin derecesi arttıkça devrimci hareketlerin sayısı da artacak ve bu, zamanla devrim doğuracak bir duruma (ki bu durum, sırf işleri bir ileri aşamaya itmeye hazır bir durum olduğu için var olan düzenin normal krizlerinden farklıdır) yol açacak. Bu noktada var olan sistemden bıkmış ve kendilerini bu sistemin devrilmesine adamaya hazır insanlar, kendileriyle benzer fikirde olan ve ne yapmak gerektiği konusunda fikirleri olan insanların arayışında olacak.

Eğer devrim yapmak için akla yatkın bir fikrimiz yoksa emin olabiliriz ki fikri olan bir başkası olacak. Sonuçta devrimci fikirli insanların kendiliğinden anti otoriter politikaya kapılacaklarının hiçbir garantisi yok.
Bu plan, geçmiştekilerin tam tamına kopyası olmak zorunda değildir. Plana, kutsal bir şeymiş gibi muamele edilmemelidir. Plan, deneyimlerin ve tartışmaların ışığında sürekli bir revizyona tabî olmalıdır. En azından bu plan, geçmişte aşikar bir biçimde yöneltilen soruları yanıtlayabilecek güçte olmalıdır. Biliyoruz ki hiçbir zaman geçmişteki devrimlerin somut koşulları ile karşı karşıya gelmeyeceğiz. Ancak şunu da bilmeliyiz ki geçmişten gelen bazı sorunlar ısrarcıdır, ve “Bu sorunların çözümleri için geçmişte yaşasaydık ne yapardık?” sorusuna cevap veremezsek insanların bizim geleceği karşılayabilecek güçte olduğumuzu düşünmelerini bekleyemeyiz.
Anarşist harekette (ve genel olarak solda) devrimi gerçek anlamda nasıl yapacağımız sorusunun çok uzak ve bu nedenle uğraşmak için fazla soyut bir mesele olduğunu söyleme konusunda yaygın bir eğilim var. Bunun yerine uygulanabilir projelere veya öncelikli mücadelelere odaklanıyoruz. Gelgelelim dikkatimizi verdiğimiz uygulanabilir projeler ve öncelikli mücadeleler bizim fiilen devrim yapmaya ne kadar yakın olduğumuzu gösteriyor. Eğer sorumluluğumuzu bırakıp gerçek anlamda devrim yapmak için ne gerektiğini anlayarak işlerimizi buna göre yönlendirirsek ardı arkası gelmez bir “uygulanabilir projeler ve öncelikli mücadeleler” zincirine kapılırız ve devrim potansiyeli olan bir durumda politik anlamda daha hazırlıklı olan güçler tarafından bir kenara itiliriz (ki hiç şüphesiz hepimizi vurmadıkları sürece bu güçleri devrime “ihanet ettikleri” için suçlarız). Kendi rotamızı yönlendirmek yerine tarihin akışına kapılıp gideriz. Bunun olmasına tekrar izin vermekle de devrime gerçekten ihanet edenler biz oluruz.

Devrim yapmanın gerektirdiğiyle ilgili uğraşmayı reddetmenin net sonucu anarşizmin bir tür ‘doğrultusu olmayan ama militan’ bir reformizme dönüşmesi oldu. Ya çeşitli “karşı-kurumlar” oluşturup farklı kiliselerin yerine getirdiği sosyal hizmetlerin biraz daha pasaklı versiyonlarını veriyoruz, ya da kendimizi geniş anlamda reaksiyon alabileceğimiz bir toplumsal mücadelenin içine atıveriyoruz ki eylemlerimiz çoğunlukla cüretkar ve gözüpek olmasına rağmen değil devrimci bir örgüt oluşturmak, devam edecek bir toplumsal hareket bile asla inşa edemiyoruz.

Yazar: Juan Conatz

Çevirmen: İris Tolgonay

Kaynak: https://libcom.org/history/historical-failure-anarchism

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları