Genç, Yetenekli ve Siyah Nina Simone’un Siyasallaşması

Nina Simone, politik eğitimini 1960’larda, kültürel durumun eleştirel analizini yapabilmek için stratejiler vererek kolaylaştıran siyahi aydınlarından arkadaşlarına bağlar. Bunlardan önde gelenleri diğer sosyal olarak ilgili yazarlar ve oyun yazarlarıydı: Langston Hughes, James Baldwin ve Lorraine Hansberry. Önemli olarak bu figürler Amerikan ırkçılığının, edebi ve tiyatro işlerinde eleştirilerini gösteren, açık eleştirmenleriydi.

Daha önemli olan ise Simone’un siyaset eğitmenleri, kendisi gibi, eserlerine toplumsal cinsiyet farkıyla karmaşık bir ırk hissi getirerek ırk ve cinsiyetin daima eleştirel olarak birbirine karıştığının altını çiziyorlardı. Bu üç yazar da şimdi queer ilgileri olarak adlandırılabilecek şeyleri ifade ettiler. Simone’un çevresi sivil haklar etkinliklerinde ve siyahi politik bilincin gelişiminde derinden ilgiliydi ve ırkın toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelim ile birbirine geçmiş incelikli deneyimini sivil haklar çabalarına getirdi. Simone, Afrika’ya ilk yolculuğunu Hughes ile yaptı. Hansberry’nin bitmemiş oyunu “To Be Young, Gifted and Black” (Genç, Yetenekli ve Siyahi Olmak) Simone’un aynı isimli marşının kaynağı oldu, sonrasında Siyahi İnsanların Gelişmesi İçin Ulusal Birlik’in (NAACP) marşı olarak benimsendi. Simone, Hansberry ile birlikte New York’taki toplantılara katıldı.

60’ların başlarında, Hansberry ve Simone gibi siyasallaşmış siyah sanatçılar eserlerinde ırk ve cinsiyet siyasetini bir araya getiriyorlardı ve bu ikisini sınıf mücadelesi tarafından bilgilendirilen dünya bağlamında düşünüyorlardı. Hansberry hakkında Simone şöyle yazıyor:

Lorraine bir kız arkadaş olmasına rağmen… bir araya geldiğimizde asla erkekler veya kıyafetler veya o tarz önemsiz şeylerden konuşmazdık. Hep Marx, Lenin ve devrim hakkındaydı — gerçek kız muhabbeti… Lorraine kesinlikle bir entelektüeldi ve insan haklarını sadece daha büyük ırk ve sınıf mücadelesinin bir parçası olarak gördü… Lorraine politik eğitimimi başlattı ve onun sayesinde kendimi beyaz insanların yönettiği bir ülkede siyahi bir insan olarak ve erkeklerin yönettiği bir dünyada bir kadın olarak gördüm.

Solcu faaliyetleri nedeniyle Hansberry 1952’den beri, Paul Robeson’ın Freedom gazetesinde çalışmasının ardından, FBI gözetimi altındaydı. Ajans Güneşte Bir Leke oyunu açılmadan önce oyunun açıktan açığa komünist olmadığından emin olmak için oyunun konusu hakkında bir muhbire rapor hazırlattı. Hansberry’nin analizine göre, Simone’un kendi düşünceleri muhalefetin geniş anlamıyla tanımlanan ve ırk ve cinsiyete dayalı politikleştirilmiş dirençli öznelliğin performansını bir bağlama yerleştiren, eleştirel bir öz farkındalık yansıtıyor.

Simone’un özgün şarkısı “To Be Young, Gifted and Black” müziğinin ve performansının siyasallaşmasını ve Hansberry’nin etkisini yansıtıyor. Eserini repertuvarına ekledikten sonra Simone şarkıyı grubu eşliğinde Atlanta Georgia’daki Morehouse Üniversitesi spor salonundaki 1969 konserinde söyledi. Gruptaki erkekler dashikiler[Ç.N. Afrikalı Gömleği] giymişti, Simone ise yüksek siyah çizmeler ve büyük Afro saç şekli ile modaya uygun şekilde militanlaşmış zarif siyah bir takım elbise giymiş ve gümüş takı, Kleopatra stili göz makyajı ve bir çiçek ile süslenmişti. Şarkı, tekrarlayan nakaratları ve basit melodisi doğrudan Simone’nun göz alıcı tekniklerinden çıkarılan eğitsel bir nitelik taşıdığı için, üniversite spor salonu sahnesine uymuştu. Bir nakaratında da açıkladığı gibi:

Üzgün hissettiğinde
Bilmen gereken büyük bir gerçek var;
Genç, yetenekli ve siyahi olmak; ruhun bozulmamış halde.

Şarkı, siyahi onur için, çoğu kendileri de Afro saç stili kullanan Afrikalı Amerikalı kadınlar olan Morehouse Üniversitesinde okuyan heyecanlı grup gibi gelecek kuşağın motivasyonunu amaçlayan bir uygulama. Amerikan üniversitelerinde bu zamanlarda ortaya çıkan siyahi araştırmalar dersleri ve programları ile bu şarkı, daha kapsamlı siyahi pozitif dil ile Du Boisian’ın “yetenekli onuncu” duyarlılığını güncelleyerek yeniden tanımlanma politikasını öne sürüyor. Müzik yıldızı Aretha Franklin’in başarılı 1972 albümü Young, Gifted and Black (Genç, Yetenekli ve Siyah) için şarkıyı uyarlaması bu söylem çabasının popülerlik alanını gösteriyor.

Dinleyicisi ile doğrudan konuşarak Simone şarkının yazılı sözlerine ek olarak bu enerji dolu performansında birkaç kelime doğaçlama yaptı. “Üzgün hissettiğinde” yerine Simone “bunalımlı, yabancılaşmış ve üzgün hissettiğinde” diye ayrıntılandırıyor, his kavramını duygusal ve politik boyutlarla çerçeveliyor. Simone’un performanslarında tipik olarak, şarkı söylemeye devam ederken verilen ek açıklamalar şarkı ortası söylev bölümlerine yol açar.

Şimdi iyi hissediyor muyum? Evet, evet, evet. Langston Hughes gitti ama aynı şeyi söylemişti. Ve hepiniz Billie’yi biliyorsunuz, zavallı Billie, sizin parti yaptığınız aynı şey için onu öldürdüler. Biliyor musunuz? Onu öldürdüler çünkü esrar içiyordu. Gerçekten. Onu öldürdüler. Ve tabi ki şimdi Lorraine gitti. Yeter, yeter, yeter, Nina. İyi hissettiriyor. Bu arada bu bana dün gece siyahi öğrenciler meclisi tarafından verilmiş bir siyah orkide —Neredeydik?—Jersey City— ve bu geceye kadar sakladım siz görebilesiniz diye.

Simone’un kendi sözünü kesmelerinin tipik örneği olan bu nida, performansı için tarihsel bir bağlam belirtir. Simone 10 sene önce gözaltında ölmüş Billie Holiday’i hatırlattığında kendini saldırgan siyahi kadın şarkıcılar geleneğine yerleştirir. Simone’un, Holiday’in ölümünün yaratıcı yorumu, yeni siyah liderlik için acil bir siyasi ihtiyaç etrafında dönen şarkının bahsettiği şeyleri belirtirken siyahi bir hayal gücünü ortaya koyar. Simone kendisini burada Hughes ile karşılaştırarak “aynı şeyi söylemişti” dediğinde kendini bir vekil olarak sunar.

Benzer bir düşünce, 1967’de Simone’un, Hughes ‘un bir şiirinin adaptasyonu olan Backlash Blues adlı şarkının canlı kaydında sunuyor, kendisi şöyle sesleniyor: “Langston Hughes öldüğünde—Aylar öncesinde bana demişti ki—Nina, o kapı açılana kadar çalışmaya devam et.” Simone kendini Hughes’un siyasi ve sanatsal projesinin devamı olarak nitelendiriyor. Morehouse etkinliğinde, Simone birkaç sene önce ölen Hansberry ile olan hikayesini tamamlar. Bu 1969 konserinin gerçekleştiği tarihte bu ölümler,  ağırlıklı olarak siyahi olan genç izleyicilerin hayal gücünde Martin Luther King Jr. ve Malcolm X’e yapılan suikastlarla şekillenmişti.

Simone’un zerafeti Afro-Amerika’da yaşam ve ölüm üzerine düşünür ama siyasi alanda siyahi liderleri tartışmaktan ziyade sanatçıların radikal temsilciler olarak önemini belirtir. Bu sözlü övgüdeki anlamlı boşluklar Kuzey’deki siyahi öğrenciler tarafından Simone’a verilen ve sembolik birlik eylemi olarak Güney’e getirilen çiçeğin varlığı ile karşılanmaktadır. Simone’un haberci/ulak rutini çifte vekillik yapmayı başarır, onların projelerini gelişmekte olan “genç, yetenekli ve siyah” öğrencilerin sorumluları olacağı siyahi siyasal hareketini birleştirirken, ölen eğitmenleriyle siyasi projesinin sürekliliğini sağlar.

Geleceğe yönelik benzer bir yatırım Hansberry’nin, Simone’un şarkısı için adapte ettiği terimi kullanışında da görülebilir. Hansberry “genç, yetenekli ve siyahi” terimini Birleşik Zenci Üniversite Bursu yazma yarışmasının birincilerine hitap ederken yazdı. Yorumunda Hansberry “1964 senesi Mayıs ayında, benim de içinde olduğum, bir insanın olabileceği daha dinamik bir kombinasyon düşünemiyorum.” diye ekliyor. Bu bölüm Hansberry’nin ölümünden sonra merhum yazarın sesinden bir araya getirilmiş parçalardan oluşan Genç, Yetenekli ve Siyahi Olmak kitabının sonlarında bulunuyor.

New York’un Cherry Lane Tiyatrosunda 1969’da oyun olarak adapte edilip sahnelenen kitap ırk, cinsiyet problemleri ve hayatın olasılıkları hakkında çeşitli bakış açılarından konuşuyor. Oyun sahneleri, mektuplar, kısa metinler ve yazar tarafından başka notlarla ilerleyen merkezsiz metin, Simone’un türlü malzemeyi bir araya getiren ve performans boyu nidalar ve ünlemlerin dolaşmasına izin veren biçimsel yaklaşımındaki çeşitliliğe benziyor. Genç, Yetenekli ve Siyahı Olmak’ın devamı Hansberry’nin deneyiminin devamsızlığı. Hansberry, Simone için sadece bir arkadaş ve eğitmen değildi, bu son tüm eserlerinin toplandığı kitap biçim olarak Simone’un birleştirilmiş siyahi özne üzerindeki yasaları aşan birçok durumu karmaşık düzenlemesine benziyor. Yine de, Baldwin, Hughes veya Hansberry’nin eserlerinden farklı olarak, Simone’un etkileyici tavrı sadece bedeninde ortaya çıkmamıştı; aynı zamanda bedeninden yayılıyordu da.

Bu doğrultuda, Simone’un eleştirmenliği sadece entelektüel terimlerle yapılanmıyordu. Simone siyasi duyarlılığın fiziksel boyutunu otobiyografisinde açıklıyor:

Alabama’daki küçük kızların bombalanması ve Medgar Evers’ın cinayeti her şeyi bir araya getirene kadar bir anlam ifade etmeyen bir yapbozun son parçaları gibiydi. Birden bire 1963’de Amerika’da siyahi olmanın ne demek olduğunu anladım ama Lorraine’in bana tekrar edip durduğu entelektüel bir bağlantı değildi— öfke, nefret ve kararlılık dalgası olarak geldi. Kilise diliyle, Gerçek içime işledi ve ben “kendime geldim.”

Siyasal açıdan en doğrudan eserlerinde, Simone dışlanmanın somutlanmış hali vasıtası ile hareket edeceği konumu netleştirir. “Soul’un Baş Rahibesi” olarak tanınan Simone bu konumu, üstteki dini kinayede görüldüğü gibi, fani bir devrimci ruh kanalize ederek güçlendirdi. Simone siyasi bilincinin eleştirisini, performanslarına derin bir fiziksel varlık tayin ederek yetkilendirir.

Bu kişisel tayin, yukarıda anlatılan olaylardan kısa bir süre sonra bestelenen “Mississippi Goddam”ın Simone’a özgü canlı sunumunda apaçık görülüyor. New York’taki Carnegie Salonu’ndaki performansının kaydı olan 1964 albümü Nina Simone Konserde, Simone’un unutulmaz insan hakları bestesinin birçok canlı kaydından ilkidir. Simone’un kışkırtıcı nakaratı hem kişisel bir öznelliği hem de ulusal siyasal bir durumu belirtir:

Alabama beni çok üzüyor
Tennessee benim rahatımı bozuyor
Ve herkesin bildiği lanet Mississippi

“Herkesin bildiği” şey Amerika’nın güneyindeki ırksal şiddetin o zamanki boyutuydu. 1963’ten önemli olaylar arasında aktivist Medgar Evers’ın Jackson, Mississippi’de katledilmesi ve Birmingham, Alabama’daki 16. Sokak Baptist Kilisesi’nin dört genç kızın ölümüne yol açan bombalanması vardı. Otobiyografisinde Simone, bu kamuoyunca geniş ölçüde bilinen olayların onun aktivist amaçlarında etkisi olduğundan bahseder. “Yarı aklı olan” herkes gibi insan hakları hareketini takip ettiğini ama bu cinayetlerin kişisel siyasi uyanış olduğunu, “Mississippi Goddam”in bir tanıma olduğunu belirtir.

Simone motivasyonunu Eylül 1964’te bir televizyon röportajında anlattı: “Önce bunalıma giriyorsun, sonra sinirleniyorsun. Bu çocuklar bombalandığında sadece oturdum ve bu şarkıyı yazdım. Çok dokunaklı ve şiddetli bir şarkı çünkü tüm bu olay hakkında böyle hissediyorum.” Simone için, duygu deneyimi geniş siyasi durumla bir iletişim noktasıydı. Siyasal özgüllük, Simone’nun çalışmalarında kişisel öznellikle olan bu bağlantı yoluyla ortaya çıkmaya başlamıştır; Mississippi ve Alabama yüzünden çok üzgün olan “ben” kesinlikle Simone’un kendisiydi.

Yine de, “Mississippi Goddam” belirgin metinlerarası boşluklar yaratıyor. Simone’un şarkının bir şov melodisi olduğu hakkındaki şakası muğlak bir ton ile sunuluyor ve şarkının ruh hali garip biçimde ironik. “Bu ülke yalanlarla dolu—Hepiniz öleceksiniz ve sinekler gibi öleceksiniz,” gibi sözlerle radikal bir siyaset sunarken şarkı, sözlerin çabuk ve nükteli bir şekilde patır patır geldiği canlı bir 2/4’lük piyano ritmiyle sunuluyor, her “Goddam”e majör akorda bir kreşendo eşlik ediyor. Bu neşeli taşlamalı güldürü niteliği sözlerin içeriğinin öfkesini ve Simone’un performansının dünyevi vahşiliğini saklıyor. Özgün sesi samimiyet ama aynı zamanda alaylı bir ima taşıyor. Bu belirsizlik ilk kıtadan sonra seyirciye “Dalga geçiyorum sandınız, değil mi?” diye sormasıyla test ediliyor. Direkt ama tiyatral sunumu yakınlaştırırken uzaklaştırıyor. Siyah öznelliğin görünüşte otantik bir anlatımıyla performansını temellerken, bu performansın metinlerarasılığı, Simone’nun belirgin eleştirmenliğini yansıttığı, anlaşılabilirlik boşlukları yaratıyor.

Yazar: Malik Gaines

Çevirmen: Hilal Sönmez

Kaynak: http://lithub.com/young-gifted-and-black-on-the-politicization-of-nina-simone/