Gerçek Toplumsal Adalet Savaşçıları: Kelt Mitolojisi Kadınları

Savaş liderleri, Druid rahipleri, şairler, sevgililer, ve halkın anneleri

Anonim bir Antik Yunan eseri Tractatus De Mulieribus’a göre Galatlar, Onomaris isimli bir kadın sayesinde zorluk ve açlıktan kurtulmuşlardı. Kabilenin kadınları kıdemli erkeklerden onları ailelerini geçindirebilecekleri bir yere götürmelerini istediler ve onlara yol gösterecek her kişiye bağlılık yemini etmeyi teklif ettiler; kararsızlık ya da bilinmezin korkusu yüzünden hiçbir erkek bir adım öne çıkmıyordu. Sonra Onomaris kalktı konuşmaya, ve bir anda bütün kabile onun arkasındaydı.

Onomaris’in yaptığı ilk şey halkını yeniden organize etmekti. Aralarında zengin ya da imtiyazlı bir kimse olmayacaktı. Herkes nesi varsa ortak bir alanda tekrar dağıtılmak üzere biraraya getirdi. Onomaris her bir aileye yalnızca yiyecek tedariki, hayvanlar, ve yolculuk için ihtiyaçları olan silahları verdi, ve sonra kabile yeni bir ev arayışı içinde Danube Nehri boyunca kuzeye doğru yola çıktı. Sadece üzerinde bir yaşam kurulabilecekleri ve çocuklarını yetiştirebilecekleri bir toprak istemiş olmalarına rağmen, karşılarına çıkan her şeyin üstesinden gelmeye de kararlıydılar. Onomaris göçebe taburuna ormanlar ve bataklıklar boyunca yol gösterdiği gibi, saldırgan yerlilere karşı savaşta da yol gösterdi. Nihayetinde, kabile sakin ve zengin bir toprağa ulaştı ve Onomaris orayı güç ve bilgelikle yönetti.

Bu birkaç detay tarihi kayıtlarda bulunan Kelt kadını imajının en erken temsilini oluşturuyor. Ve zaten tarih sahnesinden geçmiş kadınların olduğu uzun bir liste için cesur, zeki ve kararlı Onomaris’ten daha uygun bir başlangıç neredeyse olamazdı. Antik kaynaklar boyunca, Kelt kadınları, hem savaş hem barış zamanında, erkeklerle eşit olarak -ve sık sık onlardan üstün olarak- tasvir edildiler.

Ortaçağ’dan bu yana çokça bilinen Kelt mitolojisi hikayeleri -İrlanda, Galler ya da herhangi bir yerden- bu çok eski geleneklerden türediler. Elbette bu masallardaki her şey asla tarihsel olarak ele alınamaz, ama kadınların lider savaşçılar, druid rahipleri, şair, aşık, ve halklarının anneleri olduğu bir dünyayı gün ışığına çıkarıyorlar. İrlanda mitolojisinin dört büyük devrinden biri olan Ulster Devri, büyük kahraman Cú Chulainn gibi genç savaşçıları eğiten kadınlardan bahsediyor. Aynı zamanda, orduları yöneten ve özgürce aşık olan Connacht Kraliçesi Medb’i de göklere çıkarıyorlar. Ulster Kralı Conchobar mac Nessa’yı bıraktıktan sonra Medb, kıskanç olmayan bir koca bulmak konusunda ısrarcıydı. Ailill isminde bir prensle evlendi, Medb “kalçalarının dostluğunu” başkalarına teklif ettiği zaman Ailill hiç itiraz etmemişti, korkusuz da bir savaşçıydı. Ama Medb cinselliğini sadece kendi zevki için kullanmıyordu. Düşman topraklarına doğru ordusunu götürdüğü esnada, düşmanlarına karşı iyi savaşan adamlarını yatağında bir geceyle ödüllendirdi.

Ulster Devri ayrıca, çok çarpıcı bir güzelliği olan İrlandalı bakire Deirdre’den de bahseder, öyle ki druidler ve kabilesinin savaşçıları onun üzerinden bir savaş çıkmasını engellemek için onu öldürmek istemişlerdir. Ne var ki Conchobar onu kendisi için kaçırıp saklamıştır. Deirdre ondan yaşça büyük hükümdarla hiçbir şey yapmak istememiş ve onun yerine Noíse adında genç bir adama aşık olmuştur. Conchobar’ın sarayındaki zenginlik ve lükse karşın, zorluk dolu bir hayatı ve aşık olduğu adamla sürülmeyi tercih etmiştir. Britanya’ya kaçmışlar ve oranın kralı ve askerleri tarafından ele geçirilmişlerdir. En sonunda Conchobar, Noíse’yi Deirdre’yi eve getirmesi için kandırıp genç adamı öldürmüş ve Deirdre’yi gelini olmaya zorlamıştır. Fakat ona pes etmek yerine Deirdre, bir at arabasından atlayıp başını bir kayaya çarpmış ve ölümü bir erkeğe itaatkar olmaya tercih etmiştir.

Britanya’dan gelen Galler’e ait hikayeler de güçlü ve elinden iş gelen kadınlardan oluşan bir Kelt mirasını açığa çıkarıyorlar.Mabinogi olarak bilinen Galler destanının ilk kısmında, Rhiannon adında gizemli bir kadın genç kral Pwyll’in yanından her gün sihirli atının üstünde geçiyor fakat kral asla onu yakalayamıyor. En sonunda, illet olmuş bir şekilde ona bağırıyor ve durmasını söylüyor. Rhiannon ters bir şekilde cevaplayarak en baştan onunla sadece konuşması gerektiğini, kralın onu etkilemek için bu şekilde kendisinin zamanını israf etmemesini söylüyor. Ama nihayetinde Pwyll’e aşık oluyor ve eğer hor gördüğü rakip talibinin entriklarının üstesinden gelebilirse onunla evlenmeyi kabul edeceğini söylüyor -fakat yine de Pwyll’e her adımda yardımcı olması gerekiyor. Hikayeler boyunca, Rhiannon, hayatındaki erkeklerin başa çıkmayı istemedikleri ya da başa çıkamadıkları problemleri çözmek için devamlı kendi zekasını ve cesaretini kullanıyor.

Hristiyanlığın Britanya ve İrlanda’ya gelmesi kadınların Kelt mitolojisindeki rolünü yok etmedi. Aziz Patrick’ten hemen sonraki yıllarda, İrlandalı Azize Brigid’in -Antik bir Kelt tanrıçasının ve gerçek bir Hristiyan kadının bir karışımı- kadınların ve erkeklerin eşit yaşadığı bir manastır kurduğu ve orayı koruduğu söylenir. Erkek egemen bir dünyada acı çeken kadınlar için özel bir kaygısı vardır. Diğer birçok kadına ettiği gibi, güçlü bir asilzade tarafından seks köleliğiyle tehdit edilen genç bir kadına yardım etmiştir. Ayrıca doğuştan dilsiz olan bir kızı iyileştirmiş ve onu manastırına almıştır. Sondaki öykülerden birinde -rahatsız olan kilise liderleri tarafınca sonradan birçok el yazmasından kaldırılmıştır- mucizevi bir şekilde dik başlı bir rahibenin içine bir fetüs yerleştirir ve böylece onun bekaretini ve toplumdaki konumunu eski haline getirir.

Onomaris’ten Brigid’e, Kelt mitolojisinin kadınları cesur, bilge ve erkeklerle dolu bir dünyada kendi başlarının çaresine tamamen bakabilen kadınlardır. Bu antik ve büyüleyici, uzunca bir süredir akademi diyarına iteklenmiş masalların dünya çapında modern okurlar tarafından daha bilinir hale gelmesi hiç de şaşırtıcı değil.

 

Yazar: Philip Freeman

Çevirmen: Damla Borteçen

Kaynak: https://lithub.com/actual-social-justice-warriors-the-women-of-celtic-mythology/

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları