Ghetto Turizmi: New York’un Rahatsız Edici Yeni Trendi

Ghetto Turizmi: New York’un Rahatsız Edici Yeni Trendi

Safari kelimesini duyar duymaz büyük olasılıkla yeşilliği, Afrika’nın tepelerini ya da en azından bir çift uyumsuz haki şortu hayal edersiniz. Ama ya size safarinin farklı bir çeşidinin var olduğunu söylesem ? Bunlardan birisi Bushwick, yani New York’un en fakirleşmiş bölgesinde gerçekleşiyor.

Sokak sanatını odağına yerleştiren bu turların bize sağladığı tecrübenin değerine geçmeden önce  itiraf etmeliyim ki muhtemelen şu anda dünyada rahatsız olunacak, New York’taki bir yürüyüş turundan daha geçerli şeyler vardır. Yine de, çoğunluğu tuzu kuru beyazlardan oluşan bir kaz sürüsünün yine tuzu kuru bir beyaz tarafından haftada üç kez  Brooklyn’in tükenmiş bir bölgesinde dolaştırılması konsepti oldukça garip.

Gerçekten neler döndüğünü anlayabilmek adına bu turlardan birine gitmeye karar verdim fakat önce biraz detaya girelim; Bushwick her zaman için hipster oyun alanı değildi (şimdi oldukça büyük ölçüde olmasına rağmen). Yıllardır, mahalle sakinleri zor şartlar altında yaşamaktaydı. Çoğu hala o şekilde yaşıyor. NYC Devlet Toplum Sağlığı’na göre, Bushwick sakinlerinin %30’u yoksulluk sınırının altında. 2015’te hazırlanan bir rapora göre ise Bushwick, Brooklyn’deki en yüksek ikinci işsizlik oranına sahip. Manhattan’ın Finans Bölgesi’ndeki yaşam süresi, komşu Brownsville’de 11 yıl daha az hem de trenle 15 dakikalık bir mesafede,garip bakışlı turistlerle karşılaşabileceğin bir bölgede.

Bushwick, ne yazık ki yıllardır gelir ve sağlık eşitsizliğiyle tanımlandı. Bundan dolayı varlıklı insanların pahalı DSLR makineleri ve yelken ayakkabılarıyla etrafı kurcalamak istemeleri tuhaf gözüküyor.” Bence yürüyüş turları inanılmaz garip,” diyor mahalle sakini ve yerel bir sanatçı olan Chriss Carr.” Bu çok çelişkili. Eğer turla gelmiyorlarsa ve onlara rehberlik eden bir beyaz yoksa insanların gelmeye cesaret edemedikleri bir bölgedesin. İnsanlara yanlış güven hissi veriyorlar. Tek başlarına gece saat ikide bile olsa geldiklerinde, gerçekten güvende olacakları halde.” Aslında insanların yürüyüş turlarında gördükleri “sokak sanatı” şimdi şirketin sponsorluğunu yaptığı pazarlama malzemesi oldu. Tur, bunun tam aksine üretilmiş bir şeye kapitalist bir zihniyet uyguluyor. Grafiti dışlanmıştı ve bunu yapan sanatçılar ise suçlulardı. Şimdi bir de turu mu var?  Havalı sanat eserleri görmek isteyen insanlara kızgın değilim ama bu bir kültürü metalaştırıp kendilerine tahsis ediyorlarmış gibi hissettiriyor.” Ücretsiz Yürüyüş Turu, tartışmaların arkasındaki şirket, bu yorumları kabul etmiyor.

2. Dünya Savaşı’ndan sonra, Bushwick, hem ekonomik anlamda hem de orta sınıf dengesinde kayıp yaşamaya başladı. 13 Temmuz 1977’de şehir genelinde süren yirmi altı saatlik elektrik kesintisi dönüm noktası oldu. Yağmacılar ve kundakçılar mahallede başıboş kaldılar ve elektrik geri gelene kadar, Bushwick’de otuz beş blok çoktan çöpe dönmüştü. Ortada 300 milyon dolarlık bir zarar vardı.

“Bence yürüyüş turları inanılmaz garip… Eğer turla gelmiyorlarsa ve onlara rehberlik eden bir beyaz yoksa insanların gelmeye cesaret edemedikleri bir bölgedesin.” – Chris Carr

Bir yıl içinde, Bushwick’in ticari ve perakende kuruluşlarının üçte birinden fazlası işini kaybetti. 1980 itibariyle, uyuşturucu ve sosyal problemler patlak verdi –ancak bölgede yaratılan müzik, moda ve sanat alanlarını da kapsayan dinamik kültürün oluşmasını sağlayan, bu olumsuz koşullardı. Çeyrek asırda hızlıca ilerlemek ve yakın gelecekteki komşularıyla aynı ekonomik baskıya maruz kalmak gibi durumlar ironik bir şekilde ilçeye demografik bir özellik kazandırdı. Ucuz kiralar ve geniş depolarla Bushwick bohem hayatı yaşayanlar için verimli bir bölge haline geldi. Hipster mülteciler (bu parantezin içinde kendimi de dahil ediyorum) her geçen hafta bölgeye gelmeye başladılar.

Bushwick, %65’i Latin Amerikalı,  %20’si siyahi ve % 9’u beyazlardan oluşan (%6’sı karışık) düşük gelirli, etnik olarak çeşitlilik barındıran bölge olarak kaldı. Şu anda, daha iyi olanaklar ve azalan suçlar ve (bazı) uygun fiyatlı konutlarla kentsel dönüşümün iyi bir noktada olduğunu iddia edebilirsiniz. Fakat agresif yatırım, yerel halkın ve iş yerlerinin konumlarını tehdit eden kira artışlarını üst üste getirdi.

Peki bu bilgilerle “Yürüyüş Turu” nun alakası nedir? Şudur ki, bu bilgiler çılgınca akan mahalle hakkında bazı fikirler verir. Cinayetler ve bütünselci atölyeler, ateşli silahlar ve kaz yağlı çörekler. Ve şimdi de, şehir içi gerçekçiliğin düzeltilmesini isteyen bel çantalı turistler.

 

TUR

Ücretsiz yürüyüş turları için gerçekçi olmak gerekirse, Bushwick  yürüyüş turunun odağı sokak sanatıdır. Grafitinin olduğu yerler haricinde başka nerelerde bu yürüyüşler gerçekleşiyordu.  Yine de, çoğunun adı Dawson veya Margeret olan, Patagonyalı squash tutkunları bu çevrenin etrafında görevlendirilmiş bakıcılarmış gibi tuhaf hissettiriyor.

Dört yıldır bölgede yaşayan ve yerel bir ressam olan Mar, tura önderlik ediyor. Kepenkleri ve fabrikaların yüzeylerini donatan sanatçılar hakkında bilgi sahibi ve sokak sanatı kültürüne duyduğu heyecan oldukça özgün.

Ne olursa olsun, yine de tuhaf bir görüntü. Düşünün ki Tur, şiddetli suçlular için olan bir rehabilitasyon merkezinin yakınından geçer. Ayyaş, sahipsiz bir adam çöpten aldığı şişeden içip eşofmanın bir ucunu kıçından düşmemesi için tutarken, kim kimi gördüğünde daha çok şaşırır emin değilim.

Turu kapsayan alan 1,5 kilometre çapında bir kareden oluşuyor. Gözlerini deviren üç beş katılımcıya rağmen insanlar genellikle çevreye saygılılar. Telaşla ilerleyen bir Honda’dan gelen “Onu dinleme, yalancının tekidir!” bağırışlarını geçerken duyuyoruz. Tur rehberimizin monoluğu, iki saatlik deneyim içerisinde benzer şekillerde 3 kere kesiliyor. O zaman, doğal olmayan dinamiğin farkında olan benimle sınırlı kalmıyor.

“Brezilya’daki Favela turları bana göre hala uygunsuz, en azından gözlemlenen topluluk üyelerinin ceplerine doğrudan para koyun. Bu turda, kahve ve organik ekmek satan bir indie pazarında duruyoruz”

Bushwick’deki bakım kusurlarının yüzdesi, Brooklyn ve çevre şehirlerinden daha fazla. Su sızıntıları, çatlaklar ve delikler, yetersiz ısınma, fare ve sıçanların yanı sıra kanalizasyon arızaları bu bakım kusurlarını kapsıyor. Yine belirtmeliyim ki, odaları artık kazançlarının %50’si üzerine sıçramış insanların yaşadığı binaları gözlemlemek biraz garip. Artan kiralarla kentin finanse edilmemiş, koğuş benzeri yerlerin tamamen yıkılıp yenilendiğinde, yatırım yapılacak hale geldiğinde 7 yıl kadar sonra bu insanların taşınması oldukça muhtemel.

Turda etraftaki bireylere bakıyorum. Kaç tanesi akşama bir bira içmek için, eskort lüksü olmadan geri dönecek? Diğer taraftan, Bushwick sakinlerinin, haftada üç kere, evlerinin, yerel işletmelerinin, caddelerinin fotoğraflarını çekip parmakla gösterdiklerinde nasıl hissediyorlar? Connecticut banliyösünde de aynı şekilde toplanmaları uygun olur muydu?

Bununla birlikte, bu süreçte eğitici bir unsur var. Katılımcılar bölgedeki sokak sanatı kültürünü oluşturan sosyo-ekonomi hakkında bilgi edinecekler. Bunun gibi turların bölgeye para taşıdığına dair bir tartışma var. Ama bu gezinti gerçekten yerlileri için bir işe yarıyor mu?

Eminim ki, bu tura katılan insanların art niyetleri yoktur. Bununla birlikte, soylulaştırma çabasının açıkça görüldüğü ortada. Aslen burada yaşamış veya taşınmış olan pek çok sanatçı, mantıklı sebepler dolayısıyla – bu gezinin bir amaca sahip olmasını sağlayan kadınlar ve erkekler- artık burada yaşamak için yeterli maddiyatı sağlayamıyor. Çoğunluğu Amerika’nın etnik azınlığı süvarilerden oluşan, yıllar önce buralardan gitmiş yerel işçilerden bahsetmiyorum.

Bunun gibi turların gerçekleşmemesi gerektiğine dair tartışmalara girmeyeceğim bile. Gerçekleşmeliler. İnsanların istedikleri yerde dolaşmaya, dans etmeye, kendini kaptırmaya cesareti olmalı özellikle sanatın söz konusu olduğu yerlerde. Yine de, özündeki garip dinamik karşılaşan pek çok insanda hissedilir. Bushwick’de insanlar yaşıyor. Burası bir doğal kaynak ya da müze değil. Aslında turistlerin, yetişkinlerinin  %42’sinin liseyi tamamlamadığı bir Amerikan mahallesinde geziniyor olması çok tuhaf.

Bir, çok uzak olmayan gelecekte, turistlerin Bushwick’deki grafitileri görmek için para ödediği Yürüyüş Turu, bölgede yaşayan insanlar için bir anı olarak kalacak. Safari şapkalarınızı evde bırakın, gerçekten para ödeyin ve çok geç olmadan Bushwick’in kültürünü siz de görün.

GÜNCELLEME: Ücretsiz Tur Yürüyüşleri, bu makaleye cevap olarak bir açıklama getirdi. Şirketten, makale yayınlanmadan önce birkaç kere yorum yapması istendiği halde, bundan kaçınması unutulmamalıdır.

“Yaklaşık olarak dört yıldır Bushwick’de sanat yürüyüşleri yapıyoruz ve bu süreçte yerli halkla ve ziyaretçilerle çok sayıda olumlu görüşmeler yaptık, pek çoğu bizi merak ediyor el sallıyor ve merhaba diyor, dünyanın dört bir yanından gelen birbirinden farklı gezginleri ağırlıyordu. Yerel işletmeleri, toplum üyelerini ve yerel sanatçıları hatta uluslararası sanatçıları bilmek, tanımak muhteşem. Eminiz ki, bölgede hoş karşılanıyoruz ve bölgeye pozitif bir deneyim getiriyoruz. Bu makaledeki birçok varsayıma içten bir şekilde karşı çıkıyoruz.”

 

Yazar: Jonathan Turton

Çevirmen: Zeynep Efe

Kaynak: http://www.dazeddigital.com/artsandculture/article/36160/1/ghetto-tourism-new-yorks-disturbing-new-trend