Güzelden veya Kahramandan Daha Fazlası

İlkimin ismi Sam’di. Sam’den sonra Kate geldi, Kate de kalbimi kırdığında peşlerinden gitmeyi bıraktım, minik, güzel ve birazcık korkunç olabilecek kadar çılgın yakın arkadaşlardı onlar. Bu arkadaşlıklar, ergenliğimde ve 20’lerimin başlarında içine çekildiğim bu tehlikeli tür, şu açıdan özeldi: cazip olmalarının sebeplerinden biri onları büyürken kafamı içlerine gömdüğüm kitaplardan tanıyor olmamdı.

Tam bir standart popüler kültür mecazı, değil mi? Esas kız hikayelere bayılıyordur ama kendisi bu hikayeleri yaşamak için fazla utangaçtır; göz alıcı bir kız gelir ve onu bu hikayelerden birinin içine sürükler. Esas kız dikkatleri üstüne çeken, seçilmiş olandır. Sonunda hangi çocukla olursa olsun -ve neredeyse her zaman bir çocukla olur- hikayenin çözümü hep o çocuk olur, ancak herkes öykünün onu ilk gören kızla başladığını bilir.

Konu olarak kadınların arkadaşlığının güncel yükselişi, kadınları iki yakın arkadaş arasındaki bağların kuvveti hakkında coşkulu bir şekilde yazmaya yöneltti; bu aynı zamanda bazen takıntılı olabilen sıkı bağlılıkların zehirleyici ihtimallerinin örnekleri olarak da görüldü, Robin Wesserman’ın Girls on Fire ve Emma Cline’nın The Girls eserlerinde olduğu gibi. Ancak bu tasvirlerin gölgesi altında büyümenin kadın yazarların biz ya da kız kardeşlerimiz hakkında anlattığı, kurgusal olan veya olmayan hikayelerini nasıl şekillendirdiği hakkında yeterince tartışma olmadı

Kızlar, bu gibi hikayeleri okuyarak bir gruba ait olmanın kaderleri olduğunu anlıyorlar; bu grubun içinde de iki tipten bir tanesi olabilirler. Bunlardan biri Güzel Kız: Heyecan verici, kuralsız, olağanüstü – ve sessiz. Güzel Kız nasıl oluyorsa kendi hikayesini bir türlü kendisi anlatamaz; esas kızın hikayesinin başlamasına öncü olur ve yavaşça etkisini kaybeder. Esas kız ise Kahraman’dır: Öykünün değişiminin takip ettiği, dönüştürülecek olandır. Güzel Kız hikayenin kalbidir ancak Kahraman hikayenin sesini oluşturur. Asıl gücü elinde tutan kişi odur, anlatım üzerinde kontrol sahibidir.

Carolyn Murnick’in biyografisi The Hot One, başlıktan da anlaşılacağı üzere, bu tarz kültürel mecazların gerçek hayattaki kızlar üzerindeki etkilerini açık bir şekilde inceliyor. Murnick, elbette yazdığı arkadaşlık hikayesinde kitapsever olandı; onun güzel olan akranı Ashley ise 22 yaşında evinde öldürülmüştü.

Ashley’nin hayatı çılgındı ve ölümünü çevreleyen koşullar ilgi uyandıran detaylarla doluydu: hafta boyunca Los Angeles’da partilerde eğleniyor ve hafta sonlarında striptiz ve eskortluk yaparak geçimini sağlıyordu. Ashton Kutcher ile yakınlaşmaları vardı; öldüğü gece onu bir parti için almaya gelmişti. Eğer kapıyı çalıp sonrasında gitmek yerine içeri girseydi, cansız bedenini keşfeden ilk kişi o olacaktı: Ashley sadist bir seri katilin, cinayetten önce onu takıntılı bir şekilde takip eden bir komşunun kurbanı olmuştu.

10 yıl sonrasında başlayan Ashley’nin katilinin duruşmasında, mahkeme salonunun arkasında otururken Murnick katilin avukatlarının, Ashley’nin hayatını ölümünün bir gerekçesi olarak gösterişini izliyordu. “Ashley’nin bir fahişe olduğunu soruyormuş gibi görünmemek için” diye düşündü, “kaç yol var?”

Bu kaba tasarımlara tanık olmak Murnick’i arkadaşlıkları boyunca Ashley’e karşı kendi algısıyla ilgili daha çetrefilli sorular sormaya yöneltti. Geriye dönüp bakmanın da verdiği belirginlikle Murnick, çocukluktan beri birlikte büyüdükleri için nasıl da Ashley ve kendisinin birbirlerine zıt şekilde tanımlandıklarını görmeye başlamıştı: Ashley daha güzeldi, bu yüzden o “güzel olan”dı; Murnick ise daha zeki, dolayısıyla o da “zeki olan.” İki kız da güzel, ikisi de zekiydi, ancak bir özelliğin sahibi olmak için sadece bir kıza yer vardı, böylece rolleri belirlenmişti.

Güzel Kız hikayenin kalbidir ancak Kahraman hikayenin sesini oluşturur. Asıl gücü elinde tutan kişi odur, anlatım üzerinde kontrol sahibidir.

Yaşları çok genç olduğu için aslında sadece ilk izlenim ve göreceli olan bu yargıları, onlar kesinmiş gibi hissetmeye başlamışlardı. “Ya uzun zaman önce her şey farklı bir yönde ilerleseydi?” diye soruyor Murnick. “Belki de farklı bir en yakın arkadaşla Ashley zeki olan kız olabilirdi… Hayatlarımız nasıl daha farklı olabilirdi?”

Bu soru, Murnick Ashley’nin son anılarından bazılarını çevresindeki öğelerle yeniden ele aldığında bilhassa yankı buluyor ve fark ediyor ki, zamanında Ashley’nin çekiciliği Murnick’e sınırsız bir güç gibi gelirken arkadaşı kendisini kısıtlanmış hissettiriyordu. “21 yaşındayken, [Ashley] seksin neleri mümkün kılabileceğinin sınırlarını zorluyordu,” yazıyor Murnick. “ve bir yanı bir sonraki şeye ulaşmak için yanıp tutuşuyordu.”

“Onun için neler olurdu?”

“Güzel Kız” olmak güç de getirir, ancak Murnick’in fark ettiği üzere bu güç sınırlıdır ve karşılığında derin bir şekilde kısıtlayıcı olabiliyor. Murnick yirmili yaşlarında barlarda flörtleşmeyi kaçırmış olabilir ancak hikayeyi anlatacak kadar yaşayan o oldu. Hatta, sadece bunu yapan bir yazar ve editör olarak hayatını idame ettirdi. Ashley ile olan hayatı genç kızlık hikayelerindeki o nahoş anlatıcı mantığına göre yaşanıp gitti: bir partideki ilgi odağı olmak her ne kadar çekici gelse de eninde sonunda, kitaplarda, anlatıcı kişi hikayenin ilgi odağı olur. Mutluluğa giden yolu nasıl bulacağını bilen kişi odur, çünkü hikayeyi yazmak ona kalmıştır. Resimdeki diğer kıza ne olduğu ise, hem kurguda hem de kağıdın ötesindeki dünyada, çoğu zaman çok daha belirsizdir.

Güzel olan ile ilgili yazmak bazen yazarın onun gücünü elde etme ya da silme çabası olarak hissedilebilir, ancak Murnick’in durumunda Ashley ile ilgili yazmak büyük ölçüde onu savunma ve anma şekliydi. Ashley istemsiz olarak bir halk figürüne dönüştü: duruşma sırasında internetten çevrimiçi bir makale okurken Murnick, “[Ashley] kendisini korumak için orada değildi… Şimdi mesaj panolarında, gazete köşelerinde ve onunla daha önce hiç tanışmamış avukatlar tarafından mahkeme salonlarında onun hakkında konuşuluyordu ve kimsenin yapabileceği şey yoktu” diye yazıyor. Murnick aynı zamanda, dünyada Ashley’i “Güzel Kız”dan fazlası olarak tanımış çok az insan olduğunu kabul ediyor ve Ashley’in güzel bedeninin içinde yaşayan kızı anlamamızı sağlamaya, güzel kızları her zaman zeki, ilginç ya da anlatacak bir hikayesi olan insanlar olmaktan alıkoyan ikili ayrımın dışında ona bir yer açmaya çalışıyor.

Julie Buntin de en yakın arkadaşını genç yaşta  kaybetti, ancak Buntin’in Lea’sı madde bağımlılığından hayatını kaybetti. Buntin de, kendi başarılı yetişkin hali ile arkadaşını tanımlamaya gelen sıkıntılı gençlik arasındaki boşluğu azaltmakla ilgileniyor: “Lea ile ilgili olan saplantımın kısmen bencil olduğunu biliyorum,” dedi Buntin 2014 yılında The Atlantic için yazdığı bir yazıda. “Onun hikayesi üç boyutlu bir resim gibi. Biraz eğip, ışığın farklı bir açıdan vurmasına izin verince konuştuğumuz ölü kız ben oluyorum… Arkadaşlığımızın zirvesinde onun içkisini içkiyle, nefesini nefesle eşleştirdim.”

Buntin dışarıdan anlaşılması kolay görünen, biri çılgın ve diğeri de onun çılgınlığına mecbur bırakılmış kız arkadaşların, nasıl karşılıklı gönüllülükle sağlanmış bir ortak yaşam dolayısıyla kendi kaoslarına yol açtığını samimi bir şekilde tanımlıyor. “Benim hafızamda evet, ben yan roldeki kişiydim, evet bizi her zaman gölgelere, gerçekten incinebileceğimiz yerlere adım atmaya teşvik eden kişi oydu. Ama ben onun elini tutmuyor muydum, takip etme isteğimle ona cesaret vermiyor muydum?” diye yazıyor Buntin.

Yine, ikili değişimler ufalanmaya başlıyor. İki zıttı tanımlamak yerine, Buntin birbirini tamamlayıcı bir bütünün parçalarını betimliyor. Çoğu zaman arkadaki kızdan, güvenli olduğundan emin olmadığı bir şeye sürüklendiğini duyarız. Başı çeken kızı ise nadiren arkasını dönüp, arkadaşının tanıdık yüzünü gördüğünde hala burada olduğuna göre, yaptığımız şey o kadar kötü olamaz diye düşünürken hayal ederiz.

Buntin Lea hakkındaki sorularını, Güzel’in adını verdiği, Marlena isimli bir romana dönüştürdü. Bu girişim yapısının bir göstergesidir: Anlatıcı, Cat, arkadaşının hikayesini ve aynı zamanda sadece yeri geldiğinde kendisininkini de, anlatırken Kahraman olmaktan kaçınmak için yapabileceği her şeyi yapar. Cat sayfalar boyunca kendi kendini tahrip etme ustasıdır: Marlena’yla olan zamanlarını üzerinden yıllar geçtikten sonra düpedüz bir alkoliğe dönüşmüş bir yetişkin olarak ev ve iş arasında barlara akıp, kendine bir içki sözü verip sonunda üç veya dördüncüyü içerken anlatır.

Murnick Ashley’nin çılgın, yarı kendi kendine zarar veren yirmilerinin ötesinde bir hayat yaşabileceğinin farkındayken, Buntin’in Cat’i daha farklı sorular sorar. Çünkü Marlena Güzel, Cat ise Kahraman’dı, ancak hiçbiri yolun sonunda, diğerlerinin taşıdığı gibi bir önem taşımıyordu. Marlena bir bağımlıydı ve Cat de bir bağımlı, ancak aradaki fark birinin bağımlılığı tarafından öldürülmesi, diğerininse, en azından şimdiye kadar mucizevi bir şekilde zarar görmeden kaçabilmesi. Neden? Nasıl?

Başı çeken kızı ise nadiren arkasını dönüp, arkadaşının tanıdık yüzünü gördüğünde “hala burada olduğuna göre, yaptığımız şey o kadar kötü olamaz” diye düşünürken hayal ederiz.

Marlena ekonomik faktörlerin kültürel değişmecelerle birleştiği yerin, koşulları kaderle pekiştirmek için bizim anlattığımız ve bize anlatılan hikayelerin izini sürüyor. Cat’in ailesi fakir, ama göreceli olarak işlevsel bir aileydi, diğer yandan Marlena’nın babası ormanın arkasındaki kısmen eve dönüştürülmüş bir ahırda metamfetamin pişiriyor, onu küçük kardeşine bakmaya ve kasabalı adamlarla market alışverişi için cinsellik ticareti yapmaya bırakıyordu. Marlena açlık ve çaresizliği bilerek büyüdü ve kimse ona ikisinden de kaçabileceği bir yolun varlığını göstermedi. Marlena dahil kimse Marlena’ya bakıp onun için bir gelecek düşünemez. O hayatta kalan kız “tipi” değil.

Böylece hayatta kalmadı. Marlena ormanda yürüyüş yaparken ayağı takılır. Uyuşturucu ilaçların etkisindedir; kafasını çarpar ve 15 cm suyun içinde boğulur. 17 yaşındadır.

Murnick Ashley’nin cinsel metalaştırılmış genç-yetişkinliğini, onun bir bakıma daha “masum” olan genç kızlığının masallarıyla konulaştırırken, Cat kendisini Marlena’nın gerçekte ne kadar sorunlu olduğuyla ilgili dürüst bir şekilde yazmaya ikna etmeye çalışıyor. “Neden bunu yapmaya devam ediyorum?” diye soruyor Cat kitabın ortalarında, Marlena’nın hap bağımlılığının detaylarını şimdiye kadar hikayede atladığını söylemek için anlatıcıyı böldüğünde. “Olduğundan daha fazlasıymış gibi göstermek. Daha yüce, hatta bilge, güzel ve gerçek dışı. Bazen tam bir sürtük olabiliyordu. Kendinizde neyden nefret ettiğinizi hissedebilir ve onu kızdırırsanız yüzünüze vurabilirdi.”

Hem Murnick hem Cat, kendilerince, arkadaşlarını korumak için çabalıyorlar: onları seyirci için pürüzlerini törpülüyor, ve bize onların, Ashley’nin durumunda sadece güzel ve umursamaz, Marlena’nın durumundaysa güzel ve varoş olmadıklarını kanıtlıyorlardı. Onlar, tabi ki, bu özelliklerin hepsine sahipti: güzel, umursamaz ve “varoş,” diğer bir deyişle, fakir. Ancak bu kitapların da gösterdiği gibi, bu özelliklerin masumiyet, kibarlık ve 22 yaşından daha fazlasını yaşayabilmeyi hak etmenin önüne geçmek konusunda ısrar etmek, hala gerekli ve alengirli bir anlatım şekli.

Cat de ve Murnick de arkada bırakılmış kadınlar: içlerinde kalıcılı olarak eksik, bir daha asla onları doldurmayacak kadınlar için, tarafından ve onlar ile birlikte yaratılmış boşluklar hissediyorlar. Hikayeleri otomatik olarak, ahlaki bir üstünlük sayesinde hayatta kalmış,  anlatıcıyı baş karakterle eşleştiren anlatıma üstün gelmekte zorlanıyor. Artık kendi adlarına konuşamayan arkadaşlarının hikayelerini anlatmak zorunda hissediyorlar ancak, aynı zamanda bu gücün yükünü taşıyor, bu bir çeşit vicdan azabının altında kalıyorlar.

Onların kefaretleri bu kızları, onları tip olarak yazmaya alışmış bir dünyaya insan olarak göstermek. Kızların bu ikili imajını aşındırmak için ellerinden geleni yapıyorlar; güzel bir kadının bilincinin yabancı, bilinmeyen boşluk olmadığını savunuyorlar – ve bunu bilmiyorsak, bu onların söyleyecek bir şeyleri olmadığından değil, bizim onları susturmak için yöntemler bulmamızdan kaynaklı olduğundan.

The Hot One ve Marlena kurtulmuş kızlar tarafından anlatılıyorsa da, yazılarında diğer bakış açısını merkeze koymak için ellerinden gelenin en iyisini yapıyorlar. İkisi de bize “bir insan tipi” olmadığını hatırlatırken aynı zamanda mecazların gücünü de kabulleniyorlar. En önemlisi de, tekrar tekrar kabul ediyorlar ki, hikayeyi anlatmanın ayrıcalığı haklı olana veya hak edene ait değil. Gerçekten önem taşıyan tek bir ikilik var: susturulan kadın ile konuşmak için hayatta kalan kadın arasındaki ayrım.

 

Yazar: Zan Romanoff

Çevirmen: Emine Sarıtaş

Kaynak: https://lithub.com/more-than-the-beauty-or-the-heroine/

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları