Gwendolyn Brooks, Maud Martha ve Diğer Ölümsüz Ölümlüler – 2

Gwendolyn Brooks’un annesi Keziah konser piyanisti olarak eğitilse de hayatının çoğunda okul öğretmeni olarak çalıştı. Benim annem de büyükannem de performans sanatçısı olacak azami yeteneklere sahiptirler. Bu kadınların hiçbirinin bu tarz bir kariyeri yaşayamamasının asıl nedeni, geleneksel zeminin etkisiyle onların yetenekli olduklarını fark edemememizdir. Bir bakıma da baskının yapısıdır bu. Ama tutarlı bir konser sahnesinin eksikliğinin, onların performanslarındaki dramatik efektleri azaltmasının hiçbir yolu yok. Büyükannemin macera dolu çekiciliğinin içinde büyüttüğüm resimler, annemin orta aralıktaki müzik ve insan tadıyla rafine edildi. Onların nevi şahsına münhasır hassaslıkları ve ikna ediciliklerinden ortaya çıkmış elektriklenmeleri beni büyüttü. Ne kadar temelde olduğuna bakılmaksızın, neye dokundularsa, dokundukları şey onların yüksek stiliyle evrimleşti. Sihiri de Maud Martha’nın “küçük ikinci el masasının” yayılmasıyla birlikte “gerçekten güzel olan öyle yemeği kıyafetleri”, “bir tabak dondurulmuş tarçınlı çörek” ve lezzetli sırlarını “asla” söylemeyeceği “küçük pembe kakao bardağı” ile fark ettim. Ama The Site of Memorydeki Toni Morrison zaten benim de fark ettiğim birkaç düşünceyi kabul ediyor:

Şüpheleniyordum, hiç olmadığından daha sık, biliyorum, büyük annemin şüphelendiğinden daha çok. Biliyorum, büyükbabamın şüphelendiğinden daha çok ve büyük büyükanneminkinden de çok. Ama aynı zamanda onlardan daha bilge de değilim. Ve her ne zaman onların iç dünyasında spekülasyon yaratmayı denesem ve kendi iç dünyamla eşleştirmeye çalışsam, onlarınkinin zenginliği altında ezildim. Bu, insanların bana, benim onlara ulaşımım, onlar da benim kendi iç dünyama girişim.

Aslında kitap yazmayı tasarlamak ve bu fırsata sahip olmak inanması güç olan manevi bir zaferdir. Sanatın yapılması kolay olan bir şey olduğunu söylemiyorum ya da sanat çalışmalarının kolay olduğunu ya da bunun bir mesele olmadığını söylemiyorum. Bunlar meseledir ama sanat çalışması sanata yüklenen tek bir formda olmaktan uzaktır. Marx ın bize öğrettiği gibi; ‘eşyayı fetişize ettiğimizde onun yapım sürecinde şekillendirilen emeği kaybederiz. Burada bahsedilen yapımının sonucunda sadece eşya ortaya çıkaran şeyler değildir. Yatak yapmak, akşam yemeği yapmak, aşk doğurmak, zaman yaratmak, yol yaratmak, sadece yapmak, kalkmak, yeni bir gün yaratmak, sanatsal çalışmalara imtiyazlı yaklaşmak, bizi aynı zamanda bizim kara bir yaşamımız olduğuna ya da fakir bir yaşayışımızın olduğuna, eşyayı sadece kültürel pazar olarak maddelendirdiğimizi ima eder.

Maud Martha ile alakalı sıralanan, kendiyle alakalı özdeyişlerde, Gwendolyn Brooks filizlenen şöhreti doğrultusunda sadece bu şöhreti saptırmak için bakışlardaki iştahı kabartıyor. Maud Martha parlamak için bir yıldıza ya da onun yazarlığına ihtiyaç duymuyor. Durumun açık olan ironisi ise bu mesajın yayınlanmış kitaplar aracılığıyla iletilmesi ve Brook un üstünde kaybolmayacak olmasıyla bunu kaybetmeye ihtiyacı olmamasıdır. Okuyucuların bunun hakkındaki yorumu da:

“O ellerinden sigara dumanı gibi sarmallaşarak çıkan bir dumanı izlediği gibi hayallerini takip etti ve olaylar hakkında düşündü, o çoğu insana, insanların olayların içinde hiçbir şey olduğu fikrini öne sürmekten çekindi ve bu insanlar sadece günü kurtarmaya bakıp öleceği güne kadar yaşadı. Böylelikle, ölümünden bir yıl sonra onu düşünüp anımsayan insan sayısı beşten azdı, bundan bir yıl sonrasında ise dünyada onu düşünecek kimse kalmayabilir.

Fakat her zaman her birey için doğru olacak bir ölçü vardır ki; el gücüyle insan kültürünün ilkesine en derin şekilde işlenen kelimeler bile, gezegenimiz dünyanın olası silinmesinden sağ kurtulamayacak
Maud Martha ve kocasının erkeksi fantezi gururunu kırmaktan kendini alıkoymasına rağmen evrensel yönde hareketler yapmıştır. Brooks’u hatırlama hakkındaki tartışma ebediyet içindeki görkemli bir yatırıma ya da Maud Martha’nın bizler için diğer sanat eserleri veya fani şekillerden fazlasını yapan görüşüne bağlı değildir.

Bu daha açıktır ki:

Biz, kitabın içerdiği, akışkanlığında bizi kutsayan her ne güzellik varsa hızlıca içselleştirmeliyiz. Brooks bizi onun olmadığı bir dünya için yetiştiriyor ve bize onun olmadığı bir dünyanın dünya olmayacağını hatırlatıyor. Her zaman canlı kalabilmek, Horatio Alger’in hissiyle değilse de Eyeliner’ının kanatları hepimizi uçurup götürebilecek kadar düzgün olan tren istasyonundaki kadının hissiyle, kendimizden bir şeyler elde etmektir.

Çevirinin bir önceki bölümüne http://ceviriyoruz.org/gwendolyn-brooks-maud-martha-ve-diger-olumsuz-olumluler-1/ linkinden ulaşabilirsiniz.

 

Yazar: Carina del Valle Schorske

Çevirmen: Oray Girgin

Kaynak:  https://lithub.com/gwendolyn-brooks-maud-martha-and-other-immortal-mortals/

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları