James Connolly, Paskalya Ayaklanması ve Anti-Emperyalizm

Paskalya Ayaklanması, genellikle İngiliz yönetimine karşı özgür bir İrlanda teşebbüsünden ibaret görülüyor. Aslında, bunun yanında Birinci Dünya Savaşı’na da karşı bir ayaklanmaydı.

Yüz yıl önce patlak veren, gizli bir devrimci örgüt olan İrlanda Cumhuriyetçi Kardeşliği’nin (IRB) ve sayıca daha az olan, sosyalistlerin önderlik ettiği İrlanda Yurttaş Ordusu’nun (ICA) liderliğinde gerçekleşen Paskalya Ayaklanması, İngiliz yönetimine karşı İrlandalı isyanlarının köklü geleneğinin izinden gidiyordu.

Ancak, İngiltere’nin komşusunun verimli topraklarını çaldığı ve yerli halkı sömürdüğü bu soykırım niteliğindeki işgal kendi başına bile isyan etmek için fazlasıyla yeterli bir gerekçe olsa da, isyanın zamanlamasını ve zorunluluğunu etkileyen şey Kıta Avrupası’nda gerçekleşen olaylardı.

Rakip emperyalist güçlerin işçi sınıfından milyonları kurban ettiği Kıta Avrupası’nda eşi görülmemiş kıyımlar gerçekleşiyordu. İrlanda’nın sömürücüleri savaşın başlıca muhariplerindendi ve Britanya İmparatorluğu genç, çoğunlukla fakir İrlandalıları katliama katılmaya ikna etmek için her geçen gün daha fazla uğraşıyordu. İngiltere’nin, sömürgesine zorunlu askerlik dayatmanın eşiğinde olmasından korkuluyordu.

İsyancı güçlerin Dublin Merkez Postahanesi’ni ele geçirip bir hafta boyunca direndiği 1916 Ayaklanması, genellikle sadece İrlandalı bir bağlamda ele alınır. Planlaması büyük ölçüde gizli yapılan ayaklanma, İrlanda nüfusunu çok şaşırttı. Başta genel yaklaşım düşmanca ya da ilgisizceydi ama İngiltere’nin baskısı, 15 lideri infaz edip binlerce kişiyi hapse atması büyük bir öfkeye neden oldu.

1919’a gelindiğinde çoğunluğun özgür İrlanda’dan yana olması, cumhuriyetçi parti Sinn Féin’ın seçimlerde İngiliz Parlamentosuna girmesini sağladı. Makamı reddeden Sinn Féin milletvekilleri bağımsızlıklarını ilan edince İrlanda Bağımsızlık Savaşı başlamış oldu. Savaş 1921’de, ülkeyi ikiye bölüp kuzeydeki altı ili İngiliz kontrolüne bırakan tartışmalı bir tavizle son buldu. Bunun yol açtığı öfke, 20. yüzyılın son otuz yılında Kuzey İrlanda sorununa yol açtı ve İrlanda’nın tam bağımsızlığı ve birliği de hala çözülmemiş bir konu olarak kaldı.

Ancak ayaklanmayı, özellikle de zorunlu ve görece aceleye gelmiş zamanlamasını, Avrupa’daki katliamdan ayrı olarak anlamlandırmak mümkün değildir. Bunu, ayaklanmayla ilgili en meşhur İrlanda asi şarkılarından biri olan “The Foggy Dew”da duymak da mümkün. Şarkının sözleri, Birinci Dünya Savaşı’nın kitlesel katliam şarkılarına değinerek “İrlanda semalarının altında ölmek/Sulva’da ya da Sud el-Bar’da ölmekten iyidir” diye vurguluyor.

Dublin’deki asi güçlerinin komutanı, ICA’nın sosyalist lideri, İskoçya, İrlanda ve ABD işçi ve sosyalist hareketlerinin tecrübeli üyesi James Connolly’ydi. İsyancıların ünlü Bağımsızlık Bildirgesi’nin diğer altı imzacısıyla birlikte idam edilen James Connolly, ayaklanmanın Birinci Dünya Savaşı’na karşı gerekli bir darbe olduğunu en net gören kişiydi.

Connolly, İrlanda’nın özgürlük mücadelesini her zaman sosyalizm mücadelesiyle bağlantılı olarak görmüştü. 1897’de meşhur bir konuşmasında; “İngiliz ordusunu yarın ülkeden çıkarıp yeşil bayrağı Dublin Kalesi’ne assanız bile, Sosyalist Cumhuriyet’in kuruluşuna başlamazsanız tüm çabalarınız boşuna olur. İngiltere, kapitalistleri, toprak beyleri ve sermayedarlarıyla sizi yönetmeye devam eder” sözleriyle bu konuda ısrarını dile getirmişti.

Connolly’nin Ağustos 1914’te çıkan savaşa bakışı, Rus devrimci V.I. Lenin’inkine benzerdi (ancak daha az ileri görüşlüydü); sosyalistlerin görevi kanlı emperyalist savaşı alıp devrimci bir savaşa dönüştürmekti. Connolly, Mart 1915’te International Socialist Review’a “Savaş sinyali, bir isyan ve toplumsal devrim sinyali olmalıdır. Böyle bir iç savaş, bu uluslararası savaş kadar çok sosyalist ölümüne neden olmazdı.”, diye yazmıştı.

Irish Worker’da, İngiliz yönetimine karşı bir İrlanda ayaklanmasını savunurken “Bunun başlamasıyla İrlanda, son taht yanana ve son kapitalist tahvil ve borç senedi, son savaş beyinin cenaze ateşinde büzülene kadar sönmeyecek bir Avrupa yangınını başlatabilir.”, demişti.

1961 tarihli The Life and Times of James Connolly kitabında C. Desmond Greaves, savaşın ilk zamanlarında Belfast’ta olan Connolly’nin savaşa yönelik yaklaşımını açıklıyor. Onun “geçim sıkıntısı sorunlarına” odaklanmasını isteyen Bağımsız İşçi Partisi’nin Belfast şubesi, Connolly’nin savaş karşıtı kampanya girişimlerini eleştiriyordu. Buna cevaben Connolly ise “İşçi sınıfı propagandasının nelerden oluştuğuna dair tuhaf fikirleri var gibi görünüyor. İşçi sınıfının bizim neslimizde karşılaştığı en büyük kriz hakkında fikir belirtmemem gerektiğini düşünüyorlar sanki.” diyordu.

Greaves’in kitabına göre Connolly, Belfast’taki ofisinde otururken savaşın başladığı haberini aldıktan sonra “uzun bir süre sessizce, başı ellerinin arasında oturdu. En sonunda, üzerine basa basa İrlanda bağımsızlığı için bir darbe vurulmasının zorunlu olduğunu söyledi”.

Connolly, savaşla birlikte İngiliz yönetimine karşı yeni bir isyan dalgası başlatma zamanının da geldiğini düşünen tek kişi değildi. Daha geniş olan İrlandalı Gönüllüler grubunun içinde gizli çalışan IRB, Birinci Dünya Savaşı’nın taze bir İrlanda ayaklanması için bariz bir fırsat olduğuna karar verip bu yönde çalışmalara başlamıştı. Ancak, İrlanda cumhuriyetçiliğinin komplocu organizasyon geleneğine bağlı kalan IRB, çalışmasını gizli yapıyordu. Connolly ise halkı açıkça isyana teşvik ediyordu.

Buna cevaben, IRB liderleri Connolly’yi ve onunla birlikte, 1913 Büyük Lokavtı’nda sendikacıları polisin ve patronların şiddetine karşı korumak için kurulmuş bir milis gücü olan ICA’yı da planlarına dahil etti. Ayaklanmanın sonu kaçınılmaz görüldüğü zaman bile, Connolly ve diğer liderler isyanı ölene kadar sürdürmekte ısrar etti. Başarısız bir ayaklanma, “medeni” Avrupa’yı saran dehşetin karşısında sessiz kalmaktan daha iyiydi.

İrlanda halkının kuzeyde İngiltere’nin ve güneyde Avrupalı kuruluşların dayattığı kemer sıkma politikalarının altında ezildiği günümüzde, İrlanda emekçilerinin mücadelelerini salt ulusal bir bağlamda anlamlandırmak eskiden olduğu kadar imkansızdır.

Yunanistan’da Syriza’nın da öğrendiği gibi azla yetinmeye karşı mücadele tek bir ülkede çözüme varamaz. Birinci Dünya Savaşı’nın dehşetinin de sorumlusu olan kontrolsüz kapitalist sistemin güdümündeki savaş ve iklim değişikliği korkuları uluslararası çözümler gerektiriyor.

Yerel ya da ulusal isyanlar ve mücadeleler de böyle; yani dünyanın ezilenlerinin küresel mücadelesinde cepheler olarak okunmalıdır.

İrlanda’da yüz yıl önce ortaya çıkıp sadece daha iyi bir İrlanda değil, daha iyi bir dünya için de canlarını veren kahramanlar arasında en radikali ve en ileri görüşlüsü olan James Connolly’nin gerçek özü budur.

 

Yazar: Stuart Munckton

Çevirmen: Umut Devrim Çelik

Kaynak: https://www.telesurtv.net/english/opinion/James-Connolly-the-Easter-Rising-and-Anti-Imperialism-20160325-0027.html

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları