Kadınları Psikoloji Metinlerine Dahil Etmek

Cinsiyetin ders kitaplarındaki temsiliyeti ve iletimi hakkında bir araştırma

Cinsiyet eşitsizliği sorunu, on yıllardır sosyal psikoloji alanındaki araştırmaların dayanak noktası olmuş ancak ana akım medyadaki görünürlüğünde zaman içinde dalgalanmalar olmuştur. Mevcut siyasi iklimden ötürü insanlar, kadınların (ayrıca ırksal ve cinsel azınlıkların) toplumda yeniden nasıl muamele gördüğü konusuna ilgi duymaya başlamıştır. Sosyal psikologlar olarak çeşitli gruplardan insanların tecrübelerini araştırmak, anlamak ve sunmak ve araştırmalarımızı yaygınlaştırmakta tutkulu hissediyor olabiliriz ama herkesin ayrımcılık üzerine tecrübeleri hakkında konuşmaya başlamasından dolayı, araştırma ekibimiz içinde kendi kendimize psikoloji gerçekten eşitliği mi savunuyor yoksa savaştığımız önyargıları yeniden mi üretiyor diye sormaya başladık.

Endişelerimize değinmek amacıyla kullanımı yaygın sosyal psikoloji ders kitaplarından bir örneği incelediğimiz bir araştırma yaptık. Cinsiyet ve ırkın nasıl tanımlandığını ve akabinde üniversite öğrencilerine nasıl öğretildiğini görmek istiyorduk. Araştırmamızı her kitaptan rastgele seçilmiş birer bölüme odakladık ve her bölüm için bağımsız kodlayıcılar kullanarak kadınların ve erkeklerin hem araştırmacı hem teori mucitleri olarak ve bir konseptin tanımlayıcı örnekleri olarak kaçar kez geçtiğini saydık. Ayrıca, her bölümün içindeki resimlerde tasvir edilen bireylerin ırkı ve cinsiyetini tespit etmek için de kodlar kullandık.

Bulgularımız, belki de şaşırtıcı olmamakla beraber, kesinlikle cesaret kırıcıydı: Kadınlar ve beyaz olmayan insanlar, erkek ve beyaz olanlara kıyasla çok daha yetersiz temsil edilmişti. Bunun yanında kadınların isimleri, araştırmacılardan çok örneklemelerde geçiyorken erkekler için tam tersi geçerliydi. Bu analiz sadece sosyal psikoloji ders kitaplarıyla sınırlı olsa dahi bulgularımız ders kitabı yazarlarının erkek ve beyaz olan bireyleri bilim dalımızın ön saflarına yerleştirip diğer grupların katkılarını belki de görmezden geldiğini düşünmemize sebep oldu.

Bunun sonucunda yapılabilecek pek çok çıkarım var ama ikisi diğerlerinden daha öne çıkıyor: Birincisi, kadınların ve beyaz olmayan insanların yetersiz temsili bu gruplardan insanların psikolojiye “klasik” katkılarda bulunmadığı gibi yanlış bir düşünceye neden oluyor, gerçekte ise bu grupların daha siyasi katkıları feminist, siyahi ya da sömürgecilik sonrası psikoloji gibi marjinalleştirilmiş alt dallarda klasikler olarak kodlanıyor. İkincisi, çeşitli sosyo-tarihsel sebeplerden ötürü psikoloji dalından dışlanmış insanları çekmek ve elimizde tutmak adına, öğrenim materyallerimize kapsayıcılık üzerine açık mesajlar dahil etmek önemlidir. Bu özellikle önemlidir çünkü bu ders kitapları pek çok öğrencinin psikoloji bilim dalıyla ilk etkileşim noktasıdır. Ders kitabı yazarları, sunmak istedikleri bilgilerin aynı zamanda zımnen psikolojinin değerlerini de temsil ettiğinin farkında olmalıdır. Bundan ötürü yazarlar, çalışma yaptıkları bilim dalının anahtar ögelerini aktaran bilgileri aynı zamanda o bilim dalının anahtar değerlerini de aktaracak şekilde şekillendirmeye gayret etmelidir.

 

Yazar: Meghan George, Tal Davidson

Çevirmen: Umut Devrim Çelik

Kaynak: https://www.psychologytoday.com/blog/sound-science-sound-policy/201801/writing-women-psychology

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları