Kapitalizm ve Somonun Metalaştırılması | Bölüm 3: Somon Azalışının Kısa Tarihi: Açık Denizlerden Su Kültürü Ağılına

Vahşi Pasifik somonunun nüfusu, Alaska dışındaki tüm bölgelerde tarihsel boyutlarının küçük bir kısmıdır. Somon azalışı 1800’lerin sonunda başladı ve 1900’lü yıllarda da devam etti. 20. yüzyılın sonunda Pasifik somonu; California, Oregon ve Washington kıyıları boyunca otuz dört bölgede nesli tükenmekte ya da tehdit altında olarak listelendi. Nüfus düzeylerinin Pasifik’in kuzeybatısındaki bu bölgenin yalnızca yüzde 16’sında sabit olduğu düşünülüyor. Somonun tarihi azalışı; balığın önemli bir  küresel meta olarak yükselişi, yeni balıkçılık teknikleri, serbest erişim pazarı ve endüstriyel büyüme ve yoğun tarımda sulama için ucuz hidroelektrik güç ihtiyacı için baraj inşaatı yapılması ile bağlantılıdır. Biyoçeşitliliğin trajik kaybı, pazar için somon üretimini sağlamak amacıyla kuluçkahaneler ve sonunda su kültürü gibi çeşitli teknolojik çözümlere katkıda bulunmuştur.
Kapitalist balıkçılık operasyonlarından önce somon, öncelikli olarak yerel ve bölgesel ihtiyaçları karşılaması için yakalanırdı. Pasifik’in kuzeybatısındaki bu durum, konserve fabrikalarının yalnızca kâr için somon avlaması ile 19 ve 20. yüzyılda çarpıcı biçimde değişti. Başlangıçta; somonları ağıllara yönlendirmek için nehirler, akıntılar ve gelgit bölgelerinde kurulan kanallar bulunduran balık tuzakları gibi yerli halkların kullandığı teknolojilerle benzer teknolojiler kullanırken, kapitalist operasyonlar hasadını maksimuma çıkarmak için tuzakların alanını genişletti. Konserve fabrikaları kurulmasından önce yüzlerce yıl, Pasifik’in kuzeybatısındaki yerel topluluklar somon popülasyonunun devamlılığını sağlamaya yardımcı sosyokültürel kısıtlamalar kullanmıştır. Buna karşılık kapitalist operasyonlar hiçbir kısıtlama tanımamıştır. Üretim, sermaye birikiminin mümkün olan en kısa sürede sağlamak  için gerçekleştirilirdi ve bu da balık stoklarına daha fazla baskı uygulardı. Konserve fabrikalarında çelik kutuların kullanılması yaygınlaştı, böylece bu ürünün küresel ticaretini büyük ölçüde genişletti. Kuzeybatı Pasifik’in ilk büyük endüstrisindeki muazzam büyümeyi görebilmek için, 19. yüzyılın sonlarında Kolombiya Nehri üzerindeki konserve fabrikalarının sayısının 8’den 39’a çıktığını düşünün. Buna bağlı olarak, Kolombiya Nehri bölgesindeki somon ihracatı oranı, 1866 yılında 200,000 kutu civarından önemli derecede, 1883 yılında neredeyse 30 milyon kutu somona yükseldi. Bunların çoğu İngiltere, Avustralya ve Orta Amerika’ya ihraç ediliyordu.
20. yüzyılın başlarına gelindiğinde, konserve fabrikaları göç eden somonları nehir akıntısından alıp tel bir kafesin içine atan bir alet olan balık çarkına dayalı olmaya başladı. Vahşi bir biçimde verimli olan balık çarkı, ortalama 20,000 pound [9,071 kg] somon yakalayabiliyordu. Somon endüstrisi aynı zamanda* okyanusa ve göç yolu niteliğindeki  nehir ağızlarına geniş solungaç ağları kurmak için tekneler kullanıyordu. Somon bu dikey ağların içine doğru yüzdüğünde vücutlarının yalnızca bir parçası bu tel örgüden geçer. Naylon file, solungaçların arkasına kayar ve somonu fileye dolar. Hem balık çarkları hem de solungaç ağları, özellikle somon balıkçılığında, yalnızca hedeflenen türleri yakalamakta etkili oldukları için ekolojiye duyarlı şekilde kullanılabilir. Ancak balıkçılık teknolojisinin gelişmesi asgari düzeyde düzenleme veya gözetimle gerçekleşti  ve yayılma ihtiyacıyla yürütüldü.. Sürekli büyümeye dayalı bir ekonomik sistem altında, serbest erişim balıkçılığı bağlamında, bu balıkçılık teknikleri hasatın en üst düzeye çıkarılması için kullanılmıştır ve yabani somonun azalmasının devam etmesine hizmet etmiştir. Yoğun balıkçılık faaliyetlerine istinaden, Çevre Koruma Ajansı için çalışan Robert Lackey şöyle açıklıyor: “1900 yılına kadar birçok stok, üreme için gerekli olan seviyenin altına düştü; balıkçılığı desteklemek şöyle dursun, bazıları muhtemelen yok edildi.”

Yaşam alanı kaybı ve baraj inşaatları sebebiyle yaşanan bozulma, somon popülasyonunun azalışını daha da hızlandırdı. 1930’ların sonunda hidrogüç, Batıda ekonomik gelişmenin temel aracı oldu. Barajların yapılması 1970’ler boyunca devam etti; böylece Columbia Nehir Yatağında toplamda 274 hidrogüç barajı ve buna ek sel kontrolü gibi başka amaçlar için inşa edilen 200 baraj daha yapılmış oldu. Bu barajlar, hem dönen yumurtlayıcı yetişkin anaçların hem de dışarı göç eden yavruların geçişini engelledi; neredeyse somon yaşam alanlarının üçte biri, somonların erişimine kapanmış oldu.

Endüstriyel büyümeyi ve ticari somon avcılığını sağlamak için kuluçkalıklar oluşturuldu, somonların artık açıklara yumurtlamaması hedeflendi. Balık yöneticileri, yumurtaları ve balık spermini damızlık anaç balıklardan ayırdı, genetik materyali çaprazlayarak değiştirdi ve döllenmiş yumurtaları özel muhafaza alanlarında yetiştirdi. Kuluçkalık geliştirme politikalarının hedefi, piyasada satmak için avlanılabilecek somon sayısını artırmak için yabani popülasyonlara ilave yapmaktı. Verimli kuluçkalık politikaları, yaşam alanından ve evrimsel gerekliliklerden bağımsız olarak tek bir türün üretimini artırmaya odaklıydı; bu da yaban somon popülasyonundaki azalmayı maskeledi. Günümüzde Columbia Nehrine yüzden fazla somon kuluçkalığı somon salıyor ve California, Oregon, Washington, Idaho ve British Columbia’da beş yüzden fazla somon kuluçkalığı bulunuyor. Bunun sonucunda Kuzeybatı’daki nehir havzalarında kuluçkalıktan çıkan somonlar artık baskın durumda. Kuzeybatı’da somonun tür çeşitliliğinin azalması ve yaban somonunun gen havuzunun daralması dahil bir dizi amaçlanmamış sonuç meydana gelmiş durumda.

Ticari balıkçılık yapanlar yapanlar yirminci yüzyıl boyunca, yaban somonu popülasyonundaki korkutucu azalışa rağmen zenginleşmeye devam ettiler. Kuluçkalıklar yüksek hasat oranların korunmasını sağladı ve bu da farkında olunmadan popülasyondaki azalışın ilerlemesine sebep oldu; istismar oranları, balıkçılık stokunun %88’e ulaştı -yaban somonunun devamlılığı için fazla yüksek bir oran. Yaşam döngülerinin büyük bir kısmı kontrol altında olsa da kuluçkalıkta yetişen somonlar yine de göç yolu olan ve okyanuslara kavuşan nehirlere ihtiyaç duyuyorlar, yani hâlâ ekolojik döngülere dayanıyorlar. Bunun sonucunda da yıl boyu aktif, son derece kontrollü, küresel gıda pazarına tamamen dahil edilemiyorlar. Bu “engeli” aşmak adına kapsamlı somon su kültürü operasyonları oluşturuldu.

Deniz balıkçılığı ile bağlantılı sorunlar, kitle tüketimine yönelik deniz ürünü üretmek için yeni tekniklerin geliştirilmesine katkıda bulundu. Tıpkı toprak üstü tarımsal sistemler gibi balıklar için de kontrollü yetiştirme operasyonları oluşturulması için büyük efor sarf edildi.

Balık çiftlikleri, namı diğer su kültürü, son on yıllarda üretimi çok yükseklere oranlarla artırdı. Su kültürü, dünyada en hızlı büyüyen gıda üretim biçimi. 1960’ta insanların tükettiği balıkların sadece %5’i su kültürü kaynaklıydı. 2012’ye gelindiğinde tüketilen tüm balıkların yaklaşık olarak yarısı, çiftliklerde yetişmişti. Özellikle somon çiftçiliği, su kültürünün en karlı biçimlerinden biridir. 1985’ten 2010’a kadar çiftlik somonu üretim miktarı 500.000 tondan 2,5 milyon tona yükseldi; bu yaklaşık olarak 9 milyar dolarlık bir değere işaret ediyor.

Modern endüstriyel somon yetiştiriciliği 1980’lerin başında genişledi. Bunun ortaya çıkışı, bağımsız tekne sahipleri ve okyanuslarda balık avlayan kişiler tarafından belirlenen tarihsel olan balıkçılıkta önemli bir değişikliğe işaret ediyor. Doğal somonun aksine, özel balık çiftliklerinde yetişen çiftlik somonu doğal göç, gelişme ve üreme döngülerine bağımlı değildir. Endüstriyel şartlarda somonlar ‘yumurtadan tabağa’dır ve tüm hayat döngüleri esir oldukları çevrede yönetilir. Bu şartlar altında kapitalist kuruluşlar kontrol, uygunluk ve öngörülebilirlik elde ederler ve bu da somon balığı avıyla ilişkili olan tutarsızlık, mevsimsellik ve çeşitliliği ortadan kaldırır. Somon balığının üretiminin oranını ve miktarını arttırabilirler. Ağ kümeslerinin boyutları yaklaşık 9 ila 30 metre arasındadır ve yaklaşık 9 metre derinliktedir. Kümesler birlikte toplamda yaklaşık 4 futbol sahası [toplam yaklaşık 21 bin kilometre kare] büyüklüğündedir ve ortalama 500.000 ile 700.000 arasında somon balığı tutabilir. Somon balıkları, içeriğinde balık parçaları,balık yağları ve buğday ürünleri, soya fasulyesi gibi destekleyici ürünlerin bulunduğu hazır hap şeklinde besinlerle, mekanik bir makine yardımıyla ve düzenli aralıklarla beslenir. Ağların içinde bulunan balık sayısının artması üretim hızını da arttırır. Artık somon balığı endüstrisi balıkları toplamak için göç dönemini beklemek zorunda kalmamaktadır; bunun yerine yetiştiriciler, balıklarını büyütüp yıl boyunca hasat edebiliyorlar.
Balık yetiştiriciliğinin en baştan beri bariz sosyal ve ekolojik çelişkileri vardı. Hapsolmuş somon balıkları, ağılları çevreleyen deniz ekosistemini kirleten konsantre bir kirlilik yaratıyor, diğer balık çiftliklerine zararı olan yoğun proteinli bir beslenme şekli gerektiriyor, salgın hastalıkların yayılmaması için antibiyotik kullanımını gerektiriyor ve istilacı bir tür olan somonlar çoğu zaman kaçıyorlar. Besin olarak baktığımızda 1 kilo somon balığını beslemek için yaklaşık 5 kilo vahşi balık gerekiyor. Okyanus ürünlerine yönelik talebi azaltmak yerine, yetiştirilen somon balıkları vahşi balık stoklarına daha çok baskı yapıyor. Üstelik balık yetiştiriciliği geleneksel iş koşullarını ortadan kaldırıyor, mekanik işler daha ön plana çıkıyor ve geleneksel olarak deniz ürünlerinden geçinen kişilerin balıkçılığa erişimini azaltıyor. Birleşmeler ve devralmalar şu an da global endüstriyi temsil ediyor. Genel olarak bir avuç firma üretimin çoğunu sahiplenmiş durumda. Kuzey Amerika’da en büyük 5 firma neredeyse üretimin %95’ine sahip.
Çiftlik somonu uygulamalarının başarıları çok yüksek miktarda üretime yol açmıştır ve küresel pazarlarda somon satışı üzerine yapılan yatırımların kazancını artırmıştır. Bununla birlikte su ürünleri yetiştiriciliği doğal ürünlerin metabolik büyüme şartlarına bağlı olup bu yöntem kar için genellikle ‘verimsiz’ gözükmektedir. Bundan dolayı, yetiştiriciler somonun büyüme oranlarını değiştirmek için biyoteknolojiye yöneldiler.

 

Yazar: Stefano B. Longo, Rebecca Clausen ve Brett Clark

Çevirmen: Şeyma Kabak, Duygu Becerik, Ferhatcan Dumlu

Kaynak: https://monthlyreview.org/2014/12/01/capitalism-and-the-commodification-of-salmon/

 

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları