Kara bir Ocak Hafta Sonunda Ekmek ve Güller ve Azim

Eski bir emek şarkısı bize yaşamak için ekmek aramamızı öğütler— ve de daha fazlasını istememizi.

“Yürüyoruz yürüyoruz, günün aydınlığında…”

Yüz beş yıl önce bu ay, yüzlerce, sonra binlerce, sonra da on binlerce tekstil işçisi Massachusetts’in Lawrence ilçesinde uzun çalışma saatlerini ve düşük maaşlarını protesto etmek için çalışmayı bıraktılar: Devlet yakın zamanda kadınlar ve çocuklar için çalışma haftasını 56’dan 54 saate indiren bir yasa kabul etmiş ve fabrika sahipleri de bu işçilerin ücretlerini bu oranda keserek yanıt vermişlerdi. (Bazıları haftada eve 6 dolara varan düşük ücretlerle dönüyordu.) İşçiler ise karşılık olarak grev ile tepki verdiler. Çoğu göçmen, kadın ve çocuktu; 50 ülkeden geliyorlardı ve 20’den fazla dilde konuşuyorlardı.

Grevcilerin on hafta boyunca sert protestolar sırasındaki direngenliği, köken ve dil farklılıklarının, işçilerin etkili bir şekilde örgütlemesini engelleyeceğini sanan fabrika sahiplerini şaşırtmıştı. Daha muhafazakar işçi sendikaları da, çoğunluğu kadın işçilerden oluşan çok uluslu bir birliğin başarısı konusunda küçümser yaklaşıyordu. Bu işçiler, yürüyüşleri planlayan ve grevciler maaş alamadıklarında ihtiyaçlarını karşılamak için para toplamaya yardım eden, Wobblies olarak da bilinen, radikal Dünya Endüstriyel İşçileri’ nden destek aldılar.

Grevcilerin çocukları, onları güvende tutmak amacıyla, akrabaları veya dostları ile başka yerde kalmaları için kasabadan uzağa gönderildiler. Lawrence’tan toplu çıkışları ulusal boyutta sempatiyi topladığında, yetkililer çocukların ayrılmasını engellemeye çalıştı ve kamuoyunca bilinen bir olayda kızlarını ve oğullarını trenlere bindirmeye çalışan anneler, polis tarafından yerlerde sürüklenmiş ve darp edilmişlerdi. Bu olay, çocukların fabrikalardaki korkunç çalışma koşulları hakkında tanık olarak dinlendiği bir kongre soruşturmasının başlamasına vesile oluşuyla grev için bir dönüm noktası oldu. Örneğin 14 yaşındaki bir kız, kafa derisinin bir kısmını pamuk bükme makinesine kaptırdığı için koptuğunu anlattı.

Grevciler kazandı. Sendika, fabrika sahipleri ile bir anlaşma sağladı, işçiler vardiyalarına döndü ve kısa bir süre içinde kendilerinin işçilerle yaşayabilecekleri sorunları önlemek umuduyla bölgedeki bütün dokuma fabrikaları, ücretleri arttırdılar. İşçilerin kendi saflarından en az üç kişi feda oldu: İtalya’dan göç eden ve grevi bastırmaya çalışan polislerden biri tarafından vurulup öldürülen bir kadın, grev bittikten sonra ölümüne dövülen bir Litvanya göçmeni ve devletin paramiliter güçleri tarafından yapılan bir gösteri sırasında sırtından süngü ile sırtından bıçaklanan Lübnanlı bir adam. Bir zafer konuşmasında, William ‘Big Bill’ Haywood, DEİ’nin [Dünya Endüstriyel İşçileri -Ç. N.] lideri, işçilere şunları söyledi: ’Tek başınıza acizsiniz ancak birleştiğinizde her şeyi kazanabilirsiniz. Silahlı kuvvetlere rağmen kapitalizmin birleşmiş kuvvetlerini; şehrin, devletin ve ulusal yönetimlerin karşıt birleşik güçlerini yendiniz. Dayanışmanız, zekanız ve kol gücünüz ile kazandınız.’ ‘Grevin, işçi sınıfının tüm üyelerini bir araya getirebilecek ortak bir çıkarının olduğunu gösterdiğini’ söyledi.

ABD tarihinin halen en büyük işçi grevlerinden biri olan– ve hâlâ göze çarpan bir başarı olan– Lawrence tekstil vakası, ekmek ve güller grevi olarak da bilinir hâle geldi. Bu tabir, ‘ekmek ve güller’, 1882’de Polonya’da doğan ve 1972’de New York’ta ölen sosyalist, feminist ve sendikacı Rose Schneiderman’dan geliyor. Bu kavram, talebi sadece geçinebilecek koşulları edinmek olan bir siyasal hareketin hayal gücünden yoksun olduğunu –hayatta kalmanın hiç de yeterli olmadığını– ifade eder. Schneiderman’ın uğruna savaştığı şey ‘yaşama hakkı’ der, ‘sadece var olmak değil –zengin kadının yaşayışındaki yaşam hakkı kadar yaşama, güneşe ve müziğe ve sanata erişme hakkı… İşçinin ekmeği olmalı; ancak gülleri de olmalı.’ (Schneiderman bu tabiri yaratmasa da onu popüler hale getirdi: tabir Rusya’dan çıkmış olabilir.) 1911’de James Oppenheim sokaklarda yürüyüş yapan ve daha fazlasını talep eden sayısız kadını gözü önüne getirerek ‘Ekmek ve Güller’ şiirini yazdı:

Yürüyoruz yürüyoruz kol kola
Saflarımızda ölüp gitmiş arkadaşlarımız
Ve türkümüzde onların kederli “Ekmek!” çığlıkları
Çünkü bir köle gibi çalıştırıldı onlar
Sanattan, güzellikten, sevgiden yoksun
Biz de bugün hâlâ onların özlemini haykırıyoruz
İş ve ekmek istiyoruz
Ama gül de istiyoruz

Şiir, birkaç kere bestelenmiştir, en bilinen versiyonu Mimi Fariña’nınkidir ve aşağıdaki videoda kız kardeşi Joan Baez ile söylemişlerdir

14 yaşında çalışırken sakatlanan çocuk, çocuklar ve göçmenlere dayalı acımasız ekonomik sistem: bunlar eskiden kalma değil. Bunlar bugün hala hayatta olan insanların hayatları süresince oldu. Suistimal edilen çocuk işçiliği, tarih derslerinde, açıkça arkamızda bıraktığımız utanç verici bir geçmişe aitmiş gibi -geçmiş yabancı bir ülkeymiş gibi, muamele görüyor. Ancak eğer bu son birkaç ay herhangi bir şeyin hatırlatıcısı olsaydı; bu, geçmişin kara unsurlarının günümüze gereğinden daha fazla yakın olduğu ve sürekli günümüze yetişme tehlikesinin varlığı olurdu. İyimser duygulara rağmen, geçmişte bırakmadığımız pek çok karanlık şey var ve bu karanlığa karşı sürekli uyanık olmak gereklidir.

Ancak burada teselli veren ve ileride ne olacağına dair yön veren, yaşayan başka bir tarih var: Massachusetts fabrika sahiplerinden ekmek ve güller isteyen sert işçiler ve radikal örgütleyicilerin mirası,  dört yıl önce kurulan ve fast food çalışanları için daha yüksek ücret talep için mücadele eden  “$15 için Savaş!” hareketinin bütün çalışan insanlar için insan onuruna yaraşır bir ücret, iyi iş koşulları, sendikalaşma hakkı talep eden tam bir işçi hareketi haline gelmesiyle bu harekette devam ediyor. Bu, gıda endüstrisinde veya başka bir yerde, kıyasla düşük maaşlı işlerde çalışan kadınların, beyaz olmayanların ve göçmenlerin liderliğine bel bağlamaktadır.

Şimdi muazzam bir zorluk ile karşı karşıyalar. Zorlukların saldırısı ile karşı karşılar. Donald Trump’ın çalışma bakanı adayı, Andy Puzder, daha yüksek ücretlere ve daha iyi işyeri koruma önlemlerine karşı çıkan bir fast food yöneticisi. Trump’ın bakanlar kurulunun geri kalanı için de olduğu gibi, adaylığı yalnızca cezalandırıcı, ironik bir şaka olarak görülebilir. Karşılanabilir Bakım Yasası’nın umut vaat etmeyen geleceği, geçtiğimiz günlerde, gıda endüstrisi çalışanlarından bazılarının sağlık hizmetlerini kullanmasının tam anlamıyla ölüm kalım meselesi olduğunu gözler önüne seren acı dolu fast food çalışanı tanıklıklarının ortaya çıkması neticesini yarattı. Yale Tıp Fakültesindeki bir profesör, “Hayatlarını Karşılanabilir Bakım Yasası’na borçlu hastalarla ilgilendiğimi lafı dolandırmadan söyleyebilirim ve bu yasanın tamamen kaldırılması insanların ölümüne neden olacaktır” diye yazdı.

Göçmen savunucuları, evrensel sağlık bakımı savunucuları, daha yüksek ücretlerin savunucuları -şimdi özellikle garabet biçimiyle hepimizin hayatında olan- kapitalizmin hainliği tarafından zarar gören herkesin savunucuları, bu hafta sonu sokaklarda olacak. Siyahilerin Hayatı Önemlidir [Black Lives Matter (BLM) -Ç.N.] organizatörleri, feminist eylemciler, engelli aktivistler, Standing Rock su koruyucuları, queer ve trans özgürlükçüleri – her türden muhalifler ve vizyonerlerle birlikte yürüyecekler. Umarım çok sayıda kişi onların yanında yer alır.

Herkesin sadece hayatta kalmayı değil de sevinçle gelişmeyi hak ettiği bir dünya beklentisi ile ekmek ve güller ruhuyla gidebiliriz. Jenny Zhang, The New Inquiry’de başkanlık seçimlerinden kısa bir süre sonra “Göz kamaştıran vizyonumuz için vaktimiz geldi” diye yazdı. Kitabı protesto için çok önemli ve tutkulu bir teşviktir; ileride yaşanabileceklere karşı yapılabilecek hazırlıklar konusunda faydalı tavsiyeler içeren bir yol haritasıdır.  “Aynı zamanda, düzenli tutulması gereken evler, yıkanması gereken kıyafetler, bakılması gereken çocuklar ve hazırlanması gereken temiz sular var.” diye yazdı. Eğer yemek yapabiliyorsan… hazır ol. Beslenmesi gereken bir sürü insan olacak.” İşte burası başlamak için bir yer. Ekmek yontulmamış bir şey olarak başlar, emin ve kendine güvenen ellerle biçimlendirilerek sonra kendi içinde tutunarak, zamanla ve çabayla, güzel bir bütün haline gelir. Bizim de böyle yükselmemiz dileğiyle.

 

Yazar: Sam Worley

Çevirmen: Ece Çatak

Kaynak: https://www.epicurious.com/expert-advice/bread-and-roses-and-determination-inauguration-weekend-article

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları