Klasik Bir Roman İçin Çalma Listesi: Sevgili

Marguerite Duras’nın Başyapıtı için 10 Şarkı

Bir çok insan özellikle de kadın edebiyat yazarları(benim fark ettiğim üzere), Sevgili’yi sırf ilk okuyuşlarında değil, sonraki tekrar tekrar okuyuşlarında da nerede ve ne zamanda olduklarını kusursuz bir biçimde hatırlayabilmekteler. Sevgili hem soğuk hem duygusal; hem pırıltılı hem de bulanık olabilen güzel ve yoğun bir kitap. Hindiçin bölgesinde savaş öncesi zamanda geçen kitap, on beş yaşındaki genç bir Fransız kızın, kendisinden yaşça büyük, Çinli  bir adamla yaşadığı ilişkiyi anlatması ile ünlenmiştir, ancak bu eserin sadece laf kısmı. Eserin büyük kısmı anılar, aile(özellikle kızın saldırgan abisi ve manik depresif annesi), ırksal ve sınıfsal sorunlar ve yoksulluk içindeki yaşantının gündelik aşağılanmalarına ilişkin. Catherine Lacey’nin de belirttiği gibi, “Sevgili” bir aşk hikayesi olarak kabul edilmiş olsa da, aslında daha çok bir kadının, kendini hayatındaki her şeyden soyutlayarak aşık olma fikrini kabullenmesi ve kendi potansiyeli, gücü ve aykırılıklarını yadsımamayı öğrenmesiyle ilgilidir.”

Teknik olarak kitabın merkezine aldığı aşk ilişkisi edebiyata çok da yabancı olmayan bir başlık olarak gayrıreşit biriyle cinsel birliktelik yaşanmasını anlatmaktadır. Fakat Lolita’nın aksine bu hikayedeki genç kadın durumsal olarak her zaman değilse bile anlatımın genelinde kontrolünü koruyabilmektedir. Bunun yanısıra kitapta anlatılan ilişkinin yazar için, ya da en azından anlatıcı için kadınsal bir fantezi olduğu açıkça ortadadır. Öte yandan durum, para meselesi sebebiyle çetrefillidir. Kız, bu adamın onun ailesinin geçimini sağlayabileceğinin farkındadır kaldı ki adam bazen bunu yapmaktadır da. Bu durum kitabın basitçe yorumlanabilmesinin önüne geçer. Şu anı ele alalım;

“Yanıma gelmesini, bana yine sahip olması gerektiğini söylüyorum. Geliyor. Hoş ingiliz sigarası ve pahalı parfüm kokuyor, bal kokuyor, cildine ipek kokusu sinmiş, ipek tusorun meyvemsi kokusu ve altının kokusuyla arzulanacak bir adam. Kendisine duyduğum bu arzuyu söylüyorum ona. Biraz beklememi söylüyor. Konuşuyor, ilk sevgilimden sonra böyle olacağımı, aşka aşık olacağımı daha nehri geçerken hemen anladığını söylüyor, onu aldatacağımı ve birlikte olduğum her erkeği aldatacağımı şimdiden bildiğini söylüyor. Kendisine gelince, o, kendi mutsuzluğunun sebebi olmuş. Tüm bu tahminlerini mutlulukla karşılıyorum, bunu söylüyorum da ona. Kabalaşıyor, umutsuzca, üzerime atılıyor, çocuk göğüslerimi yiyip bitiriyor, bağırıyor, aşağılıyor. Hissettiğim yoğun haz karşısında gözlerimi kapatıyorum. Sanırım buna alıştı, yaşamda yaptığı yegane şey bu, sevişmek, sevişmek sadece. Elleri usta, elleri eşsiz, kusursuz. Çok şanslıydım, bu açık, hayattaki uğraşı bu sanki, farkında olmadan yapılması gerekeni, söylenmesi gerekeni tamamıyla biliyor gibi. Orospu diyor, kaltak diyor bana, biricik aşkı olduğumu ve söylemesi gereken  şeyin de tam olarak bu olduğunu. Sözleri kendiliğinden konuşması için, bedeni istediğini arayıp bulması için serbest bıraktığınızda daha ne söylenebilir ki? Artık her şey doğrudur, artık döküntülere yer yoktur, döküntüler örtülür ve selde, arzunun gücüyle her şey akıp gider.”

Duras’ın “çöp” olarak küçümsediği ve sarhoşken yazdığını söylediği bu roman Goncourt ödülünü almış ve dünya çapında bir çok satan olmuştur. Peki Duras bu eseri kaleme alırken (belli ki şarabın uğultusunun yanı sıra) neler dinliyor olabilirdi ? Aşağıda, bu paryalanmış aşka ve kaybolan gençliğe dair roman için bir şarkı listesi yer almaktadır;

La Jeune Fille aux Cheveux Blancs, Camille

Geçip giden yıllar üzerinden anlatıldığından bu kitap, özellikle, yaşın ve gençliğin üstünün örtülmesiyle ve sürekli bir sonraki kaybı düşünüyor olmakla ilgili. Bu romanın baş kahramanı, daha 15 buçuk yaşındayken olması gerekenden daha olgun ve gençliğinin her bir parçası buharlaşıp uçmak üzere. “Daha hayatımın en başından, her şey için geçti” diye başlar romanın üçüncü paragrafı. “On sekiz olduğumda ise iş işten geçmişti. On sekiz ve yirmi beş yaşlarımın arasında yüzüm çok daha farklı bir görünüm kazandı. On sekizimde yaşlandım.” Fransız müzisyen Camille’in bu şarkısı (şarkının ismi Beyaz Saçlı Genç Kız olarak çevirilebilir.), hem sözleriyle hem de ritmiyle melankolik, katmanlı ve yapayalnız olmaya müsait.

Playground Love, Air

Bu şarkı, lisedeki aşkların puslu ve hızla yanıp sönüveren halinin geçmişe dönük olarak  nasıl hissettirdiğini çok isabetli bir şekilde -uygulamada değilse bile genellikle- yakalamakta. Bu roman için ideal olan, Duras’ın dile getirmek istediği, aslen, onun hayatındaki fotoğraf karelerinden oluşuyor olmasıydı. Yani başka bir tabirle roman, fotoğraflardan filizlenip, bir biçimde oraya ait olup aynı zamanda orada olmayan eski anılarda yapılan bir kaç değişimle yapılandırılmış.

Anthems For A 17 Year Old Girl, Broken Social Scene

Bu durum yaşımı ele verecek sanırım ama bu şarkının “genç halim” için önemi büyüktü. Ama bunun bir önemi yok. Bu şarkının çağrıştırdığı, genç bir kız olmaya dair özgül bir şey, kitabın yapmakta olduğu çağrışımla ortak; tutkunun bir türü, varoluşun çürüdü çürüyecek hali, eşit derecede gerginlik ve uyuşukluk, saldırgan, önemli, derinden ve çaresizce romantik.

Animals, CocoRosie

Sanırım yalnız mecburi olarak bir erkeğin şapkasını takıp aynı zamanda parlak topuklu ayakkabıları ayağına geçiren bir kız bu ayarsız, türleri ve kalıp cinsiyetleri yıkan CocoRosie’nin değerini bilebilir. Bu şarkı her şeyden önce yalnızlığa ve arayışa dair: “Belki sadece yabancı, düşkün bir kader için uğraşıyorum, bedbaht ama bana ait.”

Two Weeks, FKA twigs

Felaket biçimde seksi bir şarkı oluşunun yanı sıra, anlatıcıyı -kadını- rastlantının bütünüyle kontrolünde tutan şey de bu.

Melodies and Desires, Lykke Li

Bu tuhaf Lykke Li şarkısı nispi bir sevimlilikle başlıyor ve konuşan kadın durumun kontrolünü ele alıyor: Bu talimatları izle. Yaptıklarımı tamı tamına yap. Omuzlarını öne eğ, Bırak ellerin bana doğru gelsin. Vucudunu benimkine yakınlaştır. Bırak kalbin benim kalbimle buluşsun. Ama yaklaşık dört dakikalık tekrarla devam ettikten sonra, söz konusu sevimlilik yavaşça aşırı yükselmeye başlıyor ta ki biz “Sen ritim olacaksın ben ise tempo.” sözlerinin yankısı içinde sarmalanana kadar ve bu nereden baksanız ürkütücü.

O Sailor, Fiona Apple

Yani Fiona Apple, öfkeli ve hoşnutsuz gençliğin koruyucu azizesi, öyle değil mi? Parçanın yarı tehditkar ve neredeyse sirk benzeri orkestrasyonu ve ayaklarının üstünde durabilen/kaybolmuş kız şarkı sözleri, romanı büyük ölçüde hatırlatan faktörler. “Benim çok güzel olarak addettiğim her şey, doğru olamayacak kadar güzeldi./ Geri kalanlar ise bunaltıcıydı./ Yolunu gözlemek zorunda olduğum şeylerin tümünün evveli,/Acı verici ve azametliydi.”

Tilted, Christine and the Queens

Çalma listesindeki diğer şarkılardan daha neşeli olmakla beraber, sanki romanın başındaki oyuncu, utanmak bilmeyen kızı yansıtıyor. “Adam şapkanın ona uyduğunu söylüyor, hem de oldukça iyi uyduğunu, bu oldukça orijinal, bir erkek şapkası ve neden olmasın ki? Kız o kadar güzel ki istediği her şeyi yapmakta özgür.” Böyle bir kız eğer istiyorsa makyajını keçeli kalemle bile yapabilir.

Lover’s Spit, Broken Social Scene

Evet, üzgünüm (hiç de değilim) ama yine Broken Social Scene. Ama her nasılsa, bu kitabın baş kahramanının, birbirinin yüzünü tükürükleriyle yıkayıp bu tükürükleri içen ve öylece oturup bekleyen iki sevgili fikrinden büyüleneceğini düşünüyorum.

Les Vieux, Jacques Brel

Yaşlanmak hakkında klasikleşmiş bir Fransız baladı: “Yaşlı insanlar artık konuşmuyor, ya da konuşsalar bile yalnızca gözlerinin kenarlarıyla…” Belki bu Sevgili’nin günümüzdeki anlatıcısı için ironik olacaktır çünkü elbet ki konuşmaktadır o; ama hüznü ve güzelliği.

 

Yazar: Emily Temple

Çevirmen: Eylül Uşaklı

Kaynak: http://lithub.com/playlist-for-a-classic-novel-the-lover/

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları