Klasik Bir Roman: “Sevilen” İçin Bir Şarkı Listesi

Toni Morrison'ın Başyapıtı İçin Bir Araya Getirilmiş 8 Şarkı

Sevilen romanını ilk okuduğum zamanı hiç unutmayacağım. O zaman lisedeydim ve tam bir kitap kurduydum; kitapla dolu bir evde Sylvia Plath ve Robert Heinlein hayranı olarak büyümüştüm. Fakat yine de bu kitabı şaşkınlıkla okudum. Bu roman yeni bir edebi türe aitti, daha önce hiç görmediğim bir şeydi: oldukça saf ve şairane, hem çok vurucu hem de bir o kadar zarif, tüyler ürpertici bir gerçeklik boyutuna bürünmüş yürek burkan bir hayalet hikâyesi. Kitabı bir solukta iki kere üst üste okudum, fakat tekrar okula gittiğimde tek kelime edemediğimi fark ettim; dehşet içindeydim.

Toni Morrison’un Pulitzer ödüllü romanı firar etmiş bir kölenin etrafında şekilleniyor. Sethe’nin yaşadığı evde kölelikten kurtulması için küçük yaştayken öldürdüğü kızının ruhu geziniyor ve bu ruh kısa bir süre sonra genç ve güzel bir kadın olarak Sethe’nin kapısına geliyor. Her kaliteli hayalet hikâyesinde olduğu gibi bu roman da kendimizi unutmaya zorladığımız fakat unutamadığımız türden anılarla ve köleliğin, sözde kıskaçlarından kurtulmuş ve kölelikten kaçmış olanların bile yaşadığı had safhadaki, şiddetli acılar veren etkileriyle ilgilidir. Bu; ıstırapla, travmayla ve dizginlenemeyen bir sevgiyle, çocuğunu korumak için her şeyi, hatta en dehşet verici şeyi bile yapabilecek bir annenin sevgisiyle donatılmış bir roman. Devam eden serimizin bir parçası olarak, romanın bazı yönlerini yansıtan bir şarkı dizisine aşağıda yer verdim.

Billie Holiday, “Strange Fruit”

Sevilen romanı, yazarın “Altmış Milyon ve Daha Fazlası” diye hitap ettiği Amerikan köleliği sonucunda hayatını kaybeden milyonlarca insana armağan edilmiştir. Bu yürek burkan şarkının sözleri aslında, Thomas Shipp ve Abraham Smith’in asıldığında çekilen resimleri gördükten sonra, Jim Crow, Amerika’da linç eylemlerini protesto etmek için şair Abel Meeropol’un yazmış olduğu bir şarkıdır. Holiday ise sahnesinin son şarkısı olarak –tek seferliğine- sadece kendi yüzü aydınlatılmış karanlık bir odada bu şarkıyı seslendirdi ve herkes, garsonlar bile, şarkıyı kıpırdamadan dinledi. Bu şarkıyı dinlerken Sethe’yi, bir zamanlar hapsedilmiş olduğu o çiftliği, Sweet Home’u, düşünürken hayal etmeden duramıyorum:

…onda çığlık atma isteği uyandıran tek bir yaprak dahi olmasa da, bu çiftlik hayâsız güzelliğiyle gözlerinin önünde sergiliyordu kendini. Hiçbir zaman gerçekten olduğu kadar korkunç görünmüyordu gözüne ve bu durum cehennemin de böylesi güzel bir yer olup olmadığı sorusunu sorduruyordu ona. Ateş ve kükürt vardı belki fakat ipekli ağaçlıklar arkasında gizlenmişti. Dünyadaki en güzel çınarlardan sarkan çocuklar vardı çiftlikte. Çocukları değil de fısıltılı ağaçları hatırlamak onu utandırdı. Aksini düşünebilmek için çabaladı fakat her seferinde gözünün önünde sadece çınarlar canlandı. Bu yüzden anılarını hiçbir zaman affetmeyecekti.

Nina Simone, “Don’t Let Me Be Misunderstood”

Diğerlerinin de dediği gibi, Sethe “Batı Dünyasında en çok korkulan ve nefret edilen figürdür, çocuğunu öldüren anne figürü” fakat bir sebep uğruna öldüren bir anne figürü. “Ona açıklarım,” diye düşündü Sethe, “açıklamak zorunda olmasam da bunu yaparım. Neden bunu yaptığımı. Ben öldürmesem bile ölmüş olacağını ve ona olacaklara asla dayanamayacağımı anlatırım. Açıkladığım zaman anlayacaktır, o zaten her zaman anlayışlıdır.”

Beyoncé, “Don’t Hurt Yourself”

“Amerika’da en çok saygısızlık gören kişi siyahi kadındır,” sözü bu şarkının Lemonade’in görsel albümündeki versiyonunda Malcolm X’in ses tonuyla söylenmektedir. “Amerika’da en korumasız kişi siyahi kadındır. Amerika’da en ihmal edilmiş kişi siyahi kadındır.” Ne yazık ki Morrison’un romanında bu daha da açıktır fakat günümüzde Beyoncé bu gerçeğin değişmesini sağlamaya başlamıştır, zorla da olsa. Sevilen romanından farksız olarak bu albümün tamamı, bilimsel bir eser, acının ve öfkenin gelgitsel bir dalgası ve bu büyük gelgitin arkasından gelen dalgacıklarıdır.

Regina Carter, “Kothbiro”

Carter, çağdaş caz kemancılarının en başarılılarından biridir (The New York Times onun için “kendi döneminin en iyi caz kemancısı, uzun yıllar süren klasik müzik eğitiminde oluşturduğu kusursuzca odaklanmış tonu ve balat kinayeleriyle işlenmiş zarif tarzıyla oldukça gayretli bir solist” tanımını yapmıştır.), ve bu alışkanlık yapan, cezbedici parça, Kenyalı şarkıcı Ayub Ogada’nın “yağmur geliyor” olarak çevrilen şarkısının sade ve daha ilginç bir versiyonudur. Daha da önemlisi, bu akıldan çıkmayan bir parçadır.

Ibeyi “Ghosts”

Bu şarkıyı dinlemeden duramıyorum- kabul etmem gerekir ki Sethe için biraz fazla iyimser bir şarkı fakat belki hikâyeyi biraz ümit katarak renklendirebilir. Hem ne de olsa bu da hayaletlerin içinde gezindiği bir hikâye:

Dünyama hoş geldin

Bu büyük bir utanç

Aptal bir dünya inşa ettik

Kavga etmekle, yalanla ve inkârla meşgulüz

Hayaletlerim gitmiyor

Gölgede dans ediyorlar

Ve kalbimdeki karanlığı öpüyorlar

Sesler mırıldanıp şarkılar söylüyorlar

Alicia Keys, “Queen of the Field”

Bir bakıma, bu en kolay olanıydı- Alicia Keys’in 12 Yıllık Esaret filminin müziği olarak yazdığı, köle bir kızı anlatan bir şarkı (Daha küçük bir kız/ Unutulmuş küçük bir kız/ Ağlamak için doğmuş/ Ölmek için doğmuş/ Hiçlik için doğmuş)  fakat oldukça iyi bir şarkı. Ve bahsettiğimiz roman kaçınmadan, doğrudan kölelikten bahsediyor, bu yüzden romanın şarkı listesi de öyle olmalı diye düşünüyorum.

Solange, “Cranes in the Sky”

Kitabın unutma teması için- ya da unutamama – Solange’ın yok olmayı reddeden olumsuz duyguları yok etmeye çalışmak üzerine yazdığı Grammy ödüllü müzik parçasını seçtim. “Hayatımın her alanında birçok zorlukla ve çok fazla özgüvensizlikle savaşıyordum ve sürekli oturup kendime acıyordum.” diyor Beyoncé’ye bir röportajında. “Ve yirmili yaşlarındaki her kadının aynı yerden geçtiğini düşünüyorum- seni engelleyen şeyle savaşmak için ne yaparsan yap içindeki o boşluğu hiçbir şey dolduramayacakmış gibi hissettiğin bir dönem bu.”

Bill Withers, “Ain’t No Sunshine”

Bu şarkı, tonu bakımından Sevilen’deki kaybı ve ıstırabı yansıtıyor, fakat bu şarkıyı listeye dahil etmemin asıl nedeni Morrison’un öncülüyle, ritmik öykücülüğüyle, her paragrafta duyulan o hisle ve tabii ki romanın rotasıyla paralel olan o büyülü “biliyorum”lardı. Ayrıca yalnızca bir saniye önce orada olmayan bir şeyi yaratabilen dilin gücünün bir hatırlatıcısı olmasıyla paralel olması da bu listede olması için önemli bir nedendi.

Yazar: Emily Temple

Çevirmen: Nisrem Akciğer

Kaynak: http://lithub.com/playlist-for-a-classic-novel-beloved/