Köpekler Kendilerini Tanır mı?

Klasik kendini tanıma testi görme yerine koku duyusunu kullanan köpekler için kendini tamamen değiştiriyor.

Köpekler bireyleri tanırlar. Yani; benim siz, sizin de ben olmadığınızı bilirler. Aynı zamanda köpeğiniz alt dairedeki Rudy’nin iyi bir oyun arkadaşı olduğunu Spot’un ise olmadığını bilir.

Köpekler bireyleri tanıyabiliyorsa, onların da bir birey olduğunu göz önüne aldığımızda, köpeğiniz kendini de bir birey olarak tanıyor olabilir mi? Yani, köpeğiniz ‘’ben’’ algısına sahip mi?

Alexandra Horowitz, köpek olmanın nasıl bir şey olduğunu bilmek istiyor. Öyle ki Twitter biyografisinde bile köpeklere olan ilgisini görebiliriz: ‘’Köpekler beni kokluyor, sonrasında ben de onları!’’ New York’ta bulunan Barnard Üniversitesi’nin köpek kavrama laboratuvarındaki ünlü yazısı ve araştırması köpeklerin eşsiz deneyimlerini keşfediyor. Behavioural Processes’teki son yayını köpeklerin öz farkındalık problemini ele almakta.

… Fakat ilk olarak; dişlerim!

Banyo aynası dişimdeki büyük maydanoz parçasını fark etmemi sağlayana kadar muhtemelen iki saatlik güzel bir öğle yemeği sonrasıydı…  Aynaya bakarak bu durumu fark edebildim. Lanet olsun neden kimse söylemedi? Aynaların seni yansıttığını biliyorsun Julie… Aynaya baktığımızda kendimizi görürüz: Hep sabit olanları (evet, gözlerim hala kahverengi) ve değişimleri (bu sivilce dün burada değildi?!). Ne siz ne de ben her zaman aynaya bakmıyoruz fakat kendini aynada tanıma anlayışı 2 yaşında başlıyor.

70’lerden beri araştırmacılar hayvanlar üzerinde öz farkındalığı soruşturmak için aynayı bir araç olarak kullanmakta. Ayna ve bazı yollarla gizlice işaretlenmiş birey, aynayla yapılan öz farkındalık testinin ana öğeleridir. Orijinal ayna testinde yüzlerine kokusuz bir kırmızı boyayla gizlice işaret konulan şempanzeler işareti incelemek için aynayı kullanırken bulundular. Onlarla ilgili bazı şeyler değişmişti…  Nasıl sizler yüzünüzde yeni çıkmaya başlayan bir sivilceye dokunuyorsanız onlar da yüzlerindeki ize öyle dokunuyorlardı. İşarete dokunmak için aynadaki görüntüye ulaşmaya çalışmak yerine aynayı yüzlerindeki işareti bulmak için bir araç olarak kullandılar. O zaman beri ayna testi şempanze, yunus, Asya fili ve Avrupa saksağanı gibi birçok tür üzerinde başarılı sonuçlar verdi.

Fakat köpekler listede yoktu. Kişisel deneyimlerinizden ya da eğlendirici Youtube videolarından bildiğiniz gibi küçük köpekler ya da aynayla tanışık olmayan köpekler sıklıkla aynadaki köpek başka bir köpekmiş gibi davranırlar. Zamanla aynayı görmezden gelmeye başlarlar.  Çalışmalar, bazı köpeklerin aynaları bilgi edinmek ya da problem çözmek için kullandığını gösteriyor. Aynayı arkalarını görmeye veya saklı olan yemeklerin yerine tespit etmeye yarayan bir araç olarak görüyorlar.

Köpekler ayna testinden geçemiyorsa bu onların öz farkındalık hikâyelerinin sonu mudur? Orada bir duralım. Belki de geleneksel ayna testi köpeklerin kendilerini fark etmelerini sorgulamak için en uygun olan yol değildir.

Sonuçta köpekler görme yetileri değil koku alma yetileri gelişmiş canlılardır. Titreşen burun deliklerinden kokuyu işlemek için kullanılan beyin bölgelerine kadar köpekler kokuyu almak ve işlemek için donatılmıştır. İnsanlar köpeklerin bu kabiliyetini kontrol altına almış, önemli olarak  adlandırdığımız kokuları -kanser veya uyuşturucu gibi- almaları için onları eğitmişlerdir.

Ve şimdi sırada idrar var… Köpekler köpek idrarı gibi belli kokuları doğaları gereği ilgi çekici bulurlar. Köpekler idrar kalıntılarını hem bırakırlar hem de incelerler. İşte işeme ihtiyacı öyle bir şey ki dünyadaki sayısız köpek tarafından insanların yürüyüşe çıkmasına sebep olur (tamam tamam sadece çiş değil, yerdeki yiyeceklerin de bu işte önemli bir payı var).  Bu düşünce ile birlikte Colorado Üniversitesi – ekoloji ve evrimsel biyolojiden emekli profesör Marc Bekoff, araştırmacılara köpeklerdeki ‘’ben’’ ve ‘’öteki’’ kavramlarını sorgulamak için idrara yoğunlaşmalarını önerdi.

Bekoff 2001’de yayınlanan ‘’sarı kar’’ çalışmasında ‘ben’/’benim’ ve ‘sen’/’senin’ temalarını araştırdı. Bu deneyime dayalı bir saha deneyiydi. 5 kışlık çalışma süresinde köpeği Jethro ile yaptığı yürüyüşlerinde kendisinin ve diğer köpeklerin idrarı ile karşılaştığında Jethro’nun nasıl davrandığını görmek için ona idrarla kaplı karı gösterdi. Jethro beklenildiği gibi davranarak diğer köpeklerin idrarını kendininkinden daha fazla kokladı. Bekoff, Jethro’nun şüphesiz ki benlik algılarından ‘’sahiplik’’ dahil olmak üzere birkaçına sahip olduğuna ancak ‘’özlük algısı’’na sahip olmadığını öne sürdü.

Alexandra Horowitz’in yeni çalışması ‘’sarı kar’’ çalışması kadar ayna testinin başlıca özelliklerini de hesaba katıyor. Horowitz, köpekler için oldukça uygun kokusal bir ayna testi tasarladı. Bir düşünelim, görsel ayna testinde bireyler dış görünüşlerinde onlara görsel olarak farklılık katan şeye dikkatlerini veriyorlar. Horowitz’in açıklamasına göre kokusal ayna testi yeni bir koku eklenerek ‘’koku görüntüsü’’ değiştirildiğinde köpeklerin kendi kokuları hakkında bir şeyin değiştiği ile ilgilenip ilgilenmediğini araştırıyor. Tabii ki bu yeni kokunun görsel ayna testindeki işaretle eş fonksiyonda olması amaçlanıyor.

İki deneyin sonunda Horowitz, arkadaş köpeklerin aynı anda onlara teneke kutularda sunulan farklı koku örneklerini ne kadar süre kokladığını ölçtü. Tahmin edebileceğiniz gibi daha çok koklanan daha ilgi çeken oluyor. Bu deneyin bir parçası olmaktan ve 36 muhteşem köpeğe teneke kutuları sunmaktan mutluluk duyduğumu tahmin edebilirsiniz. Horowitz, köpeklerin işaretlenmiş idrarlarını (koku eklentisi ile değiştirilmiş olanı) asıl idrarlarına kıyasla daha çok incelediğini buldu. ‘’Ben farklılığı’’nı köpeklerin davranışlarından bir ihtimal çıkarabilirsiniz.

Belki de başka bir açıklaması vardır. Köpekler yeniliklere meraklıdır ve yeni şeylere olan ilgileri ile bilinirler. Yani kendi idrarlarının kokusundan bağımsız olan yeni kokuya ilgili oldukları için işaretlenmiş sidiği koklamaya daha çok vakit ayırmış olabilirler mi? Köpeklerin davranışı şu şekilde daha iyi ifade edilebilir: Bilindik kokular = sıkıcı, bilinen ama yeni kokularla karıştırılmış olanlar = ilgi çekici?

Bu ihtimali göz önüne alarak, köpekler işaretlenmiş idrarlarına karşı işaretlenen maddenin kendisini de incelediler. Bu girişim yenilik arayışını bir etken olmaktan çıkardı çünkü her iki tenekede de aynı yeni koku içeriyordu. Bu denemelerde köpeklerin örneklerdeki koklama sürelerinde de bir farklılık görülmedi. A-o!  Peki bu durumdan ne çıkarmamız gerekiyor?

İşte bu bilimsel sürecin aydınlandığı yer. Seçilmiş olan işaretin kendisi, tek başına sonucu etkilemiş olabilir mi? Klasik ayna testinde, işaret özü itibariyle acayip eşsiz ya da ilginç olmayı değil doğal olmayı amaçlar (bir mürekkep izi, bir bant parçası, bir çıkartma…). Kokusal ayna testinin 1. deneyindeki iz eğitilmemiş köpeklerin fark ettiği söylenilen ve tanıdık olmayan bir koku olan, bir köpekten alınmış kanserli dokuydu. Kanser hücrelerinin aşırı ilginç ve yeni olması mümkün ve böylelikle klasik ayna testinde kullanılan doğal işaretten ayrılır. Aslında, seçilmiş işaretlerin çok da doğal olmama ihtimalini vurgulamakla birlikte, işaretli kaplarla karşılaşan pek çok köpek onlara  ‘’tiksinme’’ tavrıyla karşılık verdi.

​Horowitz başka bir işaret denedi. Deney 2, koku çalışmalarında (Nose Work) kullanılanlardan daha doğal bir işaretle, anason yağıyla, 12 köpek üzerinde test edildi. Bu denemelerde, köpekler kendi işaretlenmiş idrarlarını, işaretlenmemiş idrarlarından daha çok inceleyerek ana bulguları tekrarladılar. Fakat bu sefer köpekler işaretli kokuyla karışık idrarlarına sadece işaretli kokunun kendisinden daha fazla ilgi duydular. Böylelikle, işaretli kokunun yeni olmasıyla bir sonuca varmak daha az mümkün hale geldi. Horowitz, “Bu durum şunu gösteriyor ki, daha uzun koklama süresinin işaretin kendisi ile ilgili değil, işaretin köpeğin kendi kokusuyla birlikte kombinasyonuna olan ilgisiyle alakalıdır.” diye belirtti.

Yeni kokusal model yaklaşımı ile yapılan çalışmalar, köpeklerin tanıdık ama başka kokuyla desteklenmiş kokular üzerindeki ilgilerinin manasını inceleyip açıklığa kavuşturmaya devam edecek. Kokusal ayna testi gibi araştırmalar mikrofonu köpeklerin patilerine uzattı. Eğer yorum yapabilselerdi, sanırım şöyle söylerlerdi: Çişimizi önemsediğiniz için teşekkür ederiz! Sonuçta çişimiz bizim için çok şey ifade ediyor!

Yazar: Julie Hecht

Çeviri: Zeynep Ecem Maden

Kaynak: https://blogs.scientificamerican.com/dog-spies/do-dogs-know-themselves/

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları