Küba Tarihi: Füze Krizi | Bölüm 4: Füze Krizi, 2. Kısım

Ertesi gün, 23 Ekim 1962’de, Kennedy’nin tehditlerine rağmen Kruşçev, Başkan Kennedy’ye “Açıkça belirtmeliyim ki, ifadenizde belirtilen önlemler barışa ve ulusların güvenliğine yönelik ciddi bir tehdit oluşturuyor… Küba’da bulunan silahların, ait oldukları sınıflandırma dikkate alınmaksızın, Küba Cumhuriyeti’ni bir saldırganın saldırısına karşı güvence altına almak için sadece savunma amaçlı tasarlandıklarını teyit ediyoruz. Birleşik Devletler hükümetinin sağduyu göstereceğini ve tarafınızdan takip edilen, dünya barışı için feci sonuçlara sebep olabilecek eylemlerden vazgeçeceğinizi umuyorum.”

Küba hükümeti tüm silahlı kuvvetlerini en yüksek alarm durumuna getirdi. Bütün sivil nüfus, Küba’nın savunmasında “son kişiye kadar” silahlı ve savaşmaya hazırdı. Varşova Paktı Silahlı Kuvvetleri de alarm durumuna getirildi.

Küba hava sahasının yüksek irtifadaki U-2’ler tarafından ihlal edilmesine ek olarak, ABD ordusu Küba’nın her yerine yeni alçak irtifa tehdit ve keşif uçuşlarına başladı (resimde gösterilen savaş uçağı F-8U ve casus uçağı RF-101 ile birlikte). 23 Ekim ile 15 Kasım arasında 158 alçak irtifa ihlali kayda geçti. Barışa yönelik olağanüstü bir çaba gösteren Küba ve Sovyetler Birliği, bundan sonra, her ne kadar yapabilecek olsalar bile, uçakları zorla önlemek için hiçbir girişimde bulunmayı reddetti.

24 Ekim 1962 sabahının erken saatlerinde Küba’ya giden Sovyet gemileri yavaşladı, rotalarını değiştirdi veya tersine çevirdi.  Amerikan askeri ablukası ilan edildiğinde, Küba’ya giden on dokuz Sovyet gemisinin on altısı rotalarını tersine çevirdi ve Sovyetler Birliği’ne döndü. Sadece petrol tankeri Bükreş askeri ablukaya doğru devam etti.

Başkan Kennedy, erkek kardeşi Robert ile bir Sovyet gemisinin ablukaya itiraz etmeye hazır göründüğünden korktuğu kısa bir sohbette bulundu: “Gerçekten gözü pek görünüyor, değil mi? Ama düşününce gerçekten başka seçenek yoktu. Dünyanın bizim tarafımızda bu kadar gözü pek oluyorlarsa, bundan sonra ne yapacaklar?” “Bir seçenek olabileceğini düşünmüyorum,” diye cevap verdi Robert Kennedy “sadece bu da değil; eğer harekete geçmemiş olsaydın görevden alınırdın.” Başkan bir an düşündü ve “Bende böyle düşündüm, görevden alınırdım.” dedi. Sabah saat 8’de Birleşik Devletler, Johnston Adası’nda bir hidrojen bombasını patlattı.

Kruşçev, Kennedy’nin taleplerine saldırgan ve mantıksız diyerek yanıt verdi. Kriz sırasında Başkan Kennedy ve Başkurt Kruşçev ile yaptığı ilk görüşmede BM Genel Sekreteri General U Thant, müttefik olmayan kırk devletlerin talebi üzerine özel olarak, Küba’ya yapılan silahlı sevkiyatların gönüllü olarak askıya alınmasını ve askeri ablukanın gönüllü olarak kaldırılmasını istedi.

Amerika Birleşik Devletleri ordusu tarihte ilk kez alarm durumunu DEFCON 2’ye artırdı.

25 Ekim 1962’de, uçak gemisi USS Essex ve destroyer USS Gearing, 25 Ekim 1962’de Sovyet petrol tankeri Bükreş’i engelleme girişiminde bulundu. Sovyet gemisi, borda edilmeyi reddederek rotasına devam etti. ABD donanma gemilerine gemiye zarar vermemeleri emredildi.

Kruşçev, BM Genel Sekreteri tarafından gönderilen barış önerisine cevap verdi ve Küba’ya tüm silah sevkiyatlarının askıya alınmasını kabul etti. Öte yandan Kennedy, askeri ablukayı kaldırma talebine cevap vermeyi reddetti. ABD’nin taleplerinin ardından, BM Genel Sekreteri yalnızca Kruşçev’e yönelik olarak, ABD askeri ablukasını destekleyen ve Kruşçev’e gemilerini Küba dışında tutmalarını söyleyen bir mesaj gönderdi.

Bu sırada, Küba’da amacı Matahambre bakır madenini yok etmek olan bir CIA sabotaj ekibi, Küba Devrim Savunması Komitesi  tarafından saldırıdan önce yakalandı.

Su yüzeyinde ise Lübnan yük gemisi Marucla, ABD Donanması tarafından hedef alındı ve USS Kennedy savaş gemisi tarafından borda edilen ilk gemi oldu. Ayrıca Başkan Kennedy, çok aşamalı nükleer silahların Avrupa/NATO uçaklarına yüklenmesine izin veren “Ulusal Güvenlik” Eylem Belgesi 199’u yayımladı.

Başkan Kennedy, 26 Ekim 1962’de ExComm’a askeri ablukanın tek başına Sovyet hükümetini füzelerini Küba’dan çıkarmaya zorlamayacağını ve sadece bir işgalin veya nükleer dağıtım “takasının” başarılı olacağına inandığını söyledi. Kennedy, hava saldırısı seçeneğini bir süre tartıştıktan sonra, Küba’ya olan düşük seviyeli saldırıların sıklığını günde iki seferden her iki saatte bire artırarak daha fazla baskı uygulamayı kabul etti. Dahası, Kennedy Dışişleri Bakanlığına, ülkenin işgalinden sonra Küba’da hükümet kurma hazırlıkları yürütmesini emretti.

Birleşik Devletlerin Sovyet Büyükelçisi Aleksandr Fomin, ABC News Dışişleri Bakanlığı muhabiri John Scali’yle umutsuzca kişisel bir toplantı düzenledi. “Savaşın patlak vermek üzere göründüğünü” açıklayarak Scali’den, ABD’nin durumu barışçıl bir şekilde çözme arzusu olup olmadığını anlamak için Dışişleri Bakanlığındaki “üst düzey arkadaşlarıyla” temas kurmasını istedi. Scali’nin notlarına göre Fomin’in teklifi şu şekilde ilerledi: “Sovyet üsleri Birleşmiş Milletler gözetiminde dağıtılacaktı ve Castro, ABD’nin Küba’yı işgal etmeme taahhüdüne karşılık, herhangi bir türden saldırı silahını kabul etmeyeceğine söz verecekti.”

Günün ilerleyen saatlerinde Kruşçev, Robert Kennedy’nin deyimiyle “çok uzun ve duygusal” bir mektup yazarak yeniden barış için temas kurdu. Kruşçev yazıyor: “Önerim şudur: biz, Küba istikametinde olan gemilerimizin hiçbir silah taşımadığını beyan edeceğiz. Siz de Birleşik Devletler’in Küba’yı askeri birlikleriyle işgal etmeyeceğini ve Küba’yı istila edebilecek başka güçleri desteklemeyeceğini beyan edeceksiniz. Ardından Küba’daki askeri uzmanlarımızın varlığının gerekliliği ortadan kalkacaktır.”

John Scali, Dean Rusk ve Roger Hilsman’a Aleksandr Fomin’in teklifinden bahsetti. ABD’li yetkililer Fomin’in kişisel mesajının [öyle olmadığı halde] Sovyet hükümeti tarafından sunulduğunu varsaydı ve Kruşçev’in mektubu, Fomin’in Sovyetler Birliği’nin BM denetimi altında füzelerini kaldırması karşılığında ABD’nin işgal etmeme sözü vermesi yönündeki önerisi ışığında yorumladı.

Aynı akşamın ilerleyen saatlerinde, ExComm üyelerinden hiçbirinin haberi olmadan, Anatoly Dobrynin ve Robert Kennedy, Sovyet büyükelçiliğinde bir araya geldi. Dobrynin, eğer Küba’da Sovyet nükleer füzelerinin bulunması tahammül edilemez ise ABD füzelerinin de Türkiye’de bulunmasının tahammül edilemez olduğunu tekrarladı. Robert Kennedy başkanını telefonla aradı ve Başkan’ın müzakerede bulunmaya istekli olduğunu açıkladı.

Bu sırada, ABD donanma gemileri askeri ablukaya devam ederken ve uçaklar tüm ülkede düşük irtifa uçuşlarını sürdürürken, Küba’da korkular artmaya devam ediyordu. Sonunda, süregelen tacizi kaldıramayan Fidel Castro, Küba uçaksavar güçlerine ada üzerinde uçan bütün ABD uçaklarına ateş açmasını emretti. Sovyet Küba Büyükelçisi Alekseyev Castro’dan savunmayı durdurmasını istediğinde, Castro ülkesini açıkça an meselesi olan ABD’nin işgaline karşı koruyacağını söyledi. Bu sırada ABD Hava Kuvvetleri, Küba’ya yönelik ilk hava saldırılarında 1,190 bombardıman saldırısı gerçekleştirileceğini belirledi.

27 Ekim 1962’de CIA, San Cristóbal’daki dört SS-4 MRBM bölgesinden üçünün ve Sagua la Grande’deki iki tesisin tamamen kullanıma hazır olduğunu bildiriyor. Sabah Kruşçev, ABD’nin nükleer füzelerini Türkiye’den çıkarması halinde Sovyetler Birliği’nin füzelerini Küba’dan çıkaracağını kamuoyuna açıkladı: “Küba’dan rahatsız oluyorsunuz. Bunun sizi rahatsız ettiğini söylüyorsunuz, çünkü Amerika Birleşik Devletleri kıyılarından 90 mil uzakta. Ama… Türkiye’ye saldırgan olarak adlandırdığınız yıkıcı füze silahlarını, kelimenin tam anlamıyla yanımıza yerleştirdiniz [90 mil mesafe bile yok]… Bu nedenle bu teklifi yapıyorum: Küba’dan saldırgan olarak gördüğünüz araçları kaldırmaya razıyız… [eğer siz] Türkiye’den benzer araçlarınızı çıkaracaksanız… Ve bundan sonra, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından güvenilen kişiler, verilen sözlerin yerine getirilip getirilmediğini denetleyebilirler.”

 

Çevirmen: Hilal Sönmez

Kaynak: https://www.marxists.org/history/cuba/subject/missile-crisis/ch03.htm

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları