Küba Tarihi: Füze Krizi | Bölüm 4: Füze Krizi, 3. Kısım

ABD casus ajansları dünyanın her yerinde çalışmaya devam ediyordu. Bir U-2 casus uçağı Doğu Sovyetler Birliği üzerinden geçtiği zaman, dışişleri bakanlığı bunu bir ‘rutin hava uçuşu’ olarak açıklamıştı. U-2 pilotu, (nükleer misillerle dolu olan) F-102 savaş uçağına kendisine ‘eşlik’ etmesi için sinyal gönderiyordu. Aynı zamanda, Sovyet MİG’leri U-2’lerle karşılaşmak için fırlatılmış ve hemen uçup Sovyetler Birliği’nden çıkmışlardı. Bu olay, Eisenhower’ın Khrushchev’e 5 Mayıs 1960’da Sovyetler Birliği bir U-2 uçağı düşürdükten sonra vermiş olduğu sözün direkt bir ihlaliydi. Savunma Bakanı McNamara bir U-2 uçağının Sovyetler Birliği’ne girdiğini duyduğunda bembeyaz oldu ve öfkeyle bağırdı, “Bu Sovyetler Birliğine savaş açmak demektir!” ABD’nin Sovyetler Birliği’ne olan bu saldırısı son olmaktan çok uzakken Sovyetler Birliği’nin hiçbir zaman Birleşik Devletler sınırlarında savaş uçağı uçurmadığı unutulmamalı.

Küba’nın üstündeki gökyüzü pek merhametli değildi. Bir U-2 uçağı, (istila sırasında yok edilecek hedefleri belirlemek için yapılan deneme uçuşunu gerçekleştirme amacıyla) Küba’nın hava sahasında uçarken pilotu öldürülerek düşürülmüştü. Bu başarıdan sonra Sovyet generalleri uçaksavar bataryalarını geri çekti. Onların Kübalı Yurttaşları o kadar da diplomatik değillerdi. Sonraki Küba üzerinde alçak uçuş yapacak olan 4 adet F8U-1P uçağı uçaksavar silahlar tarafından etkisiz hale getirildi. Başka bir savaş uçağı da 37mm uçaksavar silah ile vuruldu fakat aksayarak da olsa askeri üssüne dönmeyi başardı.

Aynı gün 27 Ekim’de Kennedy Khrushchev’in barış çağrısına yanıt verdi. Sovyetler hükümetiyle kendi adına görüşmesi için U Thant’ı gönderdi. Düşürülen U-2’ye karşılık, Küba hava sahasına izinsiz giren ABD uçaklarını vuran tüm SAM alanlarını yok etmeye yönelik kesin planlar mevcutken Kennedy, bu sefer olmaz, cevabını verdi.

Yürütme kurulunda Khrushchev’in barış teklifi sırasında McNamara, Türkiye’deki Jüpiterlerin ortadan kaldırılması gerektiğini düşünüyordu ya da sadece Küba’nın tamamen istila olması durumunda kullanılmak üzere kalacaklardı. Maxwell Taylor, JCS önerisini sadece hava saldırısı, istila planları ve bir nükleer savaş başlatmak amacıyla iletecekti. Dışişleri bakanlığı buna karşılık olarak bir taslak mektubuyla Sovyetlerin nükleer yayılma ticaretini reddetti.

Başkan Kennedy, Khrushchev’in Türkiye’deki ABD misillerini ortadan kaldırma önerisini tamamen görmezden gelip sadece 26 Ekim tarihli mektuba cevap verdi. Kennedy halka açık bir şekilde şunları söyledi: 

“Mektubunuzu okuduğumda gördüm ki oldukça kabul edilebilir görünen tekliflerinizin temel öğeleri şunlar: 1) Birleşik Devletlerin gözlem ve denetimi altında silahları Küba’dan kaldırmayı kabul ediyorsunuz ve uygun güvenlik önlemleriyle, silah sistemlerinin Küba’ya girişini engellemeyi üstleneceksiniz. 2) Biz de bu kararların uygulanması ve sürdürülmesi için Birleşik Devletler aracılığıyla gerekli ayarlamaların yapılmasını kabul ediyoruz. Bunu kapsayan kurallar (a) şu anda etkili olan karantina önlemlerinin kısa süre içinde kaldırılması ve (b) Küba’nın istilasına karşı güvencelerin verilmesi.”

Sonrasında Kennedy, Dobrynin aracılığıyla, eğer Sovyetler Birliği füzelerini kaldırmazsa Birleşik Devletler’ in Küba’ya saldıracağını söyledi. Grup, ABD nükleer füzelerinin Türkiye’den kaldırılması gerektiğini kabullendi fakat bunun halka kapalı bir şekilde yapılması gerekiyordu.

Kennedy’nin kararlarından bihaber olan Fomin ve Scali tekrar bir araya geldi. Scali, Khrushchev’in ABD’nin füzelerini Sovyetler Birliği sınırındaki Türkiye’den kaldırması isteğine öfkeliydi. Scali, Fomin’e bu önerinin ‘iğrenç bir aldatmadan’ başka bir şey olmadığını haykırdı ve öfkeli bir şekilde Küba istilasına yalnızca ‘saatler kaldığını’ söyledi. Fomin sakinleşme ve temkinli olmanın önemli olduğu konusunda ısrar etti, sabırla Scali’yi Sovyetler Birliği’nin açık sözlü ve dürüst olduğuna ikna etmeye çalıştı.

Dobrynin ve Robert Kennedy Adalet Bakanlığı’nda bir araya geldi. Kennedy Dobrynin’e Sovyetler Birliği’nin füzeleri Küba’dan kaldırmayı yarına kadar kabul etmesi gerektiğini söyledi ve eğer kabul etmezlerse ‘Füzeleri biz kaldırırız.’ Dedi. Dobrynin tekrardan ABD’nin füzelerini Türkiye’den kaldırmasını istediklerini söylediğinde Kennedy, Birleşik Devletler’in herhangi bir anlaşmaya gitmeyeceğini söyledi. Buna rağmen Kennedy şunları söyledi, “Bizim değerlendirmemize göre bu krizin son bulmasından kısa süre sonra, o füzeler kaldırılacaktır… Fakat zaman azalıyor.” Robert Kennedy sonradan Beyaz Saray’daki o anları şöyle anlattı: “Beklenilen şey [29 Ekim] Salı’ya veya muhtemelen yarına kadar [ABD tarafından başlatılan] bir askeri meydan okumanın olmasıydı…” Robert McNamara Robert Kennedy’ye döndü ve Birleşik Devletler’in “İki şeyin hazır olduğundan’’ emin olunması gerektiğini söyledi.  ‘’İlki Küba için bir hükümet, çünkü buna ihtiyacımız olacak… İkincisi de Avrupa’da Sovyetler Birliği’ne nasıl cevap verileceğine yönelik planlar çünkü orada bir şeyler yapacakları kesin.”

Fidel Castro, Birleşik Devletler askeri ablukayı bitirme kararında anlaşması şartıyla Birleşmiş Milletler’in Küba füze üretimini durdurma teklifini kabul etti. Sonrasında Castro U Thant’ı Küba’yı ziyaret etmeye davet etti. U Thant 28 Ekim’de bu daveti kabul etti ve ayın 30’unda Havana’ya gitti. U Thant, Adlai Stevenson’a Sovyetler Birliği temsilcisi Zorin’in ABD askeri ablukasına bağlı kalmayı reddettiğini söyledi. Fidel Castro uzun müzakerelerde bulunmak üzere Sovyetler Birliği elçisi Alekseyev ile Havana’daki Sovyet elçiliğinde görüştü. Alekseyev’in sonradan aktardığı üzere, Castro, kriz sırasında Moskova ve Washington arasında geçen her bir mesajdan Alekseyev sayesinde haberdar olmuştu. Alekseyev, Castro’nun, karakteri sayesinde sakin kalabilse de durumu fazlasıyla endişe verici olarak değerlendirdiğini söyledi.

 

Çevirmen: Defne Çobanoğlu

Kaynak: https://www.marxists.org/history/cuba/subject/missile-crisis/ch03.htm

 

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları