Limerick Sovyetinin Hikâyesi, 1919 – Giriş

21 Ocak 1919’da Dail Eireann (İrlanda Meclisi) açılış oturumunu yaptı ve Soloheadbeg, Tipperary’de İrlandalı Gönüllüler 1916’dan beri ilk kez kan döktü. Bu olgular onları takiben gelen yılın ilk aylarının tarihçilerinin yolunu kesinleştirdi.

Ancak böyle bir vurgu güncel haberlerden gelen bir yargının değil birbirine müteakip olayların ürünüdür. İlk Dail de Soloheadbeg de kendi zamanlarında, endüstriyel kargaşanın daha öne çıktığı bir dönemde, münferit olaylardı. Büyük Belfast Grevi bu iki ulusalcı olaydan günler önce başlamıştı ve ay sonuna varmadan Peadar O’Donnell Monaghan Tımarhanesindeki Sovyet işgal eylemini yönetiyordu. Bunlar yalnızca öne çıkan duraklardı.

Ancak böyle olayların ulusal mücadelenin o dönem daha seyrek olan hareketleri uğruna geriletilmiş olduğunu söylemek ise tamamen hata olmaz. Dail’in varlığı ulusal harekete toplumsal olanların IT&GWU (İrlanda Taşımacı ve Genel İşçi Sendikası/İTGİS) ile ya da İrlanda İşçi Partisi ve Esnaf Sendikaları Kongresi’yle dahi ulaşamadığı uzun vadeli bir kurumsal odak sağlıyordu. Bu kurumların İrlanda Bağımsızlık Savaşı’nın liderliğini Dail’in elinden almaya çalışmaması Dail’in İngiliz emperyalizmine karşı ilk mücadele olması gereken savaşı kontrolü altına almasını sağladı. Bu konumda ekonomik mücadeleden ulusal mücadeleye pek çok kişinin geçmesini sağladı ve bu sayede 1920’ye kadar hareketin yoğunluğu ekonomik mücadeleyi geçmiş oldu. Diğer yandan, İşçi Partisi’nin hareketsizlikleri için bahanesi olan, o dönem sendikalist bağlamda İşçi Partisi’nin siyasi kanadıyla bir olan sendika hareketinin bütünlüğünü koruma gereksinimi, sonunda Larkin ayrışması ile kendi kendine ihanet etti.

İrlanda İşçi Partisi liderliği bağımsızlık mücadelesinde önderliği almaya çalışmış olmasa da, kimi durumlarda mücadeleyi sadece kendisinin kontrol edebildiği bir araçla, grev silahıyla, ilerletmek için araya girmiştir. Nisan 1918 ve Aralık 1920 arasında beş durumda grevler İrlanda’nın emperyal işgalcilerinin hareketleriyle tehdit altında kalan demokratik hakları savunmak için kullanıldı. Bunlardan üçü Parti’nin Ulusal Yönetim’inin inisiyatifinden ziyade üyelerin harekete geçmesi sonucu başladı. 1919-1920 kışındaki Motorlu Taşıt Ehliyeti Grevi ve son grev olan 1920 Savaş Cephaneleri Grevi hariç hepsi bütün olarak İşçi hareketini zayıflatmaktan ziyade güçlendirdi. İki istisnadan (ki ikisi de merkezi planlanmış hareketler değil kendiliğinden gelişen durumlardı) ilki sendikalar arası anlaşmazlıklarla bozuldu, diğeri ise İşçi Partisi’nin liderliğinin ulusal sorunla ilgili perspektif üretememesinin Kraliyet İrlanda Yedek Kuvvetleri’ne muhalefette tamamen işlevsiz olduğu bir döneme denk geldi.

Bu yazının konusu yukarıdakilerin haricinde kalan, sıradan işçi sınıfı üyelerinin emperyalizme karşı mücadele insiyatifidir. Bu tür insiyatiflerin diğer örnekleri gibi bu da İşçi Partisi’nin ulusal liderliğinin oluşturduğu engellerle karşılaşmıştır. Ancak, biraz bölgesel karakterinden ötürü, bu engellerin etkisi zamanın diğer genel işçi mücadelelerinde, daha sonra  Motorlu Taşıt Ehliyeti ve Cephane grevlerinde olduğu kadar zayıflatıcı olmamıştır.

Nisan 1919’daki Limerick Genel Grevi, kendi açısından, işçi hareketiyle İrlanda’nın kendi kaderini belirleme mücadelesi arasındaki diyalektik sentezin -karşılıklı etkileşimin- klasik bir örneğiydi. Limerick kenti işçilerinin kendi inisiyatifiyle oluşması kaza eseri değildi. Şehir hem yakın zamandaki ulusalcı eylemlerle hem de işçi sendikalizmiyle öne çıkıyordu.

Ulusalcılık konusunda ise, İngilizlerin Paskalya İsyanı liderlerini idam etmesini kınayan kişi, şaşırtıcı bir şekilde Katolik hiyerarşisinin bir üyesi olan Limerick Piskoposu O’Dwyer olmuştu. Ocak 1918’de Belediye Başkanı Stephen Quinn, İngilizlerden şövalye unvanı almış ve buna uygun olarak bir ay içinde yerine Sinn Féin tarafından pastırma şirketi Donnelly’s’den Alphonsus O’Mara getirilmişti. O’Mara sonraki yıl tekrar seçildi. Bu belediye konseylerinde hala 1914’e varan yıllarda seçilmiş üyelerin bulunduğu ve konsey üyelerinin çoğunun öyle ya da böyle parlamenter partiyi ya da en azından onların stratejisini desteklediği bir döneme denk gelmişti.

Bu ulusalcılık şehrin Birleşik Esnaf ve İşçi Konseyi’ni etkilemek zorundaydı. Aynı zamanda, bu kurum işçi sınıfının diğer güncel devrimci akımından da etkileniyordu; sendikalizm (tek ve kapsayıcı bir sendikanın sosyalizme ulaşmak için gerekli tek silah olduğu düşüncesi). Kasım 1918’de, İrlanda İşçi Partisi ve Esnaf Sendikaları Konseyi yapısını sendikaların dışındaki bireylerin bir nebze siyasi müdahalede bulunmasının önünü açacak şekilde değiştirmişti. Limerick Esnaf Konseyi, Cork ve Waterford’dakilerle birlikte, sendikalist prensiplerin bu şekilde zedelenmesine karşı muhalefete önderlik ediyordu.

Bu akım İTGİS’in şehirde yakın zamanda güçlenmesiyle desteklenmiş ve militanlığı bu genişlemenin İrlanda Koyu Süt Şirketi ve onun Lansdowne’daki 600 çalışanı arasında çatışmaya neden olmasından ötürü artmıştı. Koyu Süt Şirketi’ni yöneten Cleeve ailesinin yönettiği her yerdeki işçiler Münster Hareket Konseyi’ni kurmak için delegeler göndermiş ve Koyu Süt Şirketi fabrikalarında daha iyi çalışma şartları için greve gitme tehdidinde bulunmuşlardı. Şirket bir ‘böl ve yönet’ politikasıyla karşılık verdi. Öncelikleri Lansdowne’daki işçilerini 48 saatlik bir çalışma haftası ve 11 metelik maaşla (haftada 45 şilin) ödüllendirdi. Aynı esnada fabrikanın İTGİS temsilcisini kovdu.

Bunlar sürerken, ulusalcılık ve sendikalizm geleneklerinin  Limerick Birleşik Esnaf Sendikası ve İşçi Konseyi’nin sağlam bir askeri baskı örneğine verebileceği cevabı nasıl etkilediğini gösteren çatışmaya varacak olaylar gerçekleşiyordu.

 

Yazar: D.R. O’Connor Lysaght

Çevirmen: Özgenur İpekçi, İlker Aydın, Saffet Yalçın, Umut Devrim Çelik

Kaynak: https://libcom.org/library/1919-story-limerick-soviet

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları