“Malcolm in the Middle” Dizisi Neden Aslında Sosyalist Bir Başyapıttır?

Şimdi tekrar izleyince, dizinin aslında ne anlatmaya çalıştığı oldukça açık.

YOHANN KOSHY

16 Ocak 2017, 18:30


Malcolm in the Middle
‘ın neredeyse her bölümü bir kapının çarpılma sesiyle bitiyor. Bu, baş belaları ve uyumsuzların ateşten karışımı olan Malcolm’un ailesini mevcut duruma geri döndürüyor. Bu durum komedilerinde normaldir; her şey önceden olduğu şeye geri döner. Malcolm in the Middle‘da farklı olan şey, mevcut durumun kasvetli olmasıdır. Örneğin Friends‘deki şehir merkezindeki apartmanlarda rahatça yaşayan ve bakıldığında işlerine karşı kayıtsız görünen karakterlerin aksine, Malcolm’un ailesi fakirdir. Her espri, olay ve önerme maddi olgular etrafında döner.

Malcolm in the Middle‘ın geçimsiz dört kardeş ve ebeveynlerini konu alan aptal bir dizi olduğunu düşünerek büyüdüm. Fakat onu tekrar izlediğimde, aslında dizinin ne anlatmaya çalıştığı oldukça açık: bireylerin kişisel üstünlüğüne göre atanmalarına dayanan meritokrasi fikri sahtekarlıktır, sosyal kuruluşlar yozlaşmıştır ve ücretli işçilik acımasızlıktır. Ebeveynler Hal ve Lois, küçükken gerçekten de hiç anlamadığım gülünç bir bedensel ilişki içindedirler. Bu kendilerini kapitalizmin değişimlerinden korumak için kullandıkları bir yoldur. Dizideki herkes bir şekilde etraflarında şekillenen dünyanın ayıpladığı karakterlerdir.

Bu televizyonun en çok izlediği saatlerde FOX’ta yayınlanan bir dizi için olmaz bir şey gibi görünse de, daha önceden köklü fikirleri gizliden gizliye senaryolarına işleyen durum komedileri de yok değildi. Aslında Malcolm, Dewey ve Reece’nin odalarının duvarında bu duruma bir gönderme de vardır: 1990’ların başlarında ABC’de yayınlanan Dinosaurs isimli durum komedisinin posteri. Dinosaurs Amerika’da yayınlanan diğer durum komedilerinin aksine, kapitalizm karşıtı, Trump benzeri bir CEO’nun yönettiği, FruitCO şirketine ait (WeSaySo girişimlerinin bir parçası) bir bataklıkta yaşayan bir dinozor ailesini konu alan ahlakçı bir kukla dizisidir. Bu dizi, sömürüye, cinsel istismara ve siyasal yozlaşmaya karşı bir eleştiri niteliğindedir ve iklim değişikliğinden kaynaklanan buzul çağında ailenin neslinin tükenmesiyle son bulmaktadır. Dinosaurs dizisi Malcolm’un yol göstericisiydi.

Dizinin başında Malcolm’un ailesinin borcu vardı, sürekli stres altındalardı ve parçalanmış bir evde yaşıyorlardı. Diziye dair en akılda kalıcı sahne Hal ve Lois’in mutfak masasında faturalarla boğuştukları sahnedir. Lois’in bir anneden beklenen temel sorumluluklardan -çamaşır yıkamak, birlikte akşam yemeği yemek için uğraşmak- fazlasını yerine getirmek için hiç zamanı yoktur çünkü eczanede düşük seviyeli bir işte çalışmaktadır. Hal ise bir büroda memur olarak çalışmaktadır. Bu kapitalizmin insanları sefil durumda tutmak için uydurduğu verimsiz, saçma bir tür meslektir. Hal çok az iş yapar ve bir noktada Cuma günleri hiç işe gitmediği, Seaworld gibi yerlere seyahatler yaptığı ortaya çıkar – bu, çalışma sistemine yapılmış, eğer ortada bir çalışma sistemi varsa, oldukça esaslı bir reddetmedir.

“Malcolm in the Middle, neoliberalizmin vaatlerinin her zaman yanlış olduğunu gösterdi.”

İlk bölümde Malcolm, 165 IQ’suyla bir dahi olarak tanıtılmaktaydı. Devam ettiği mali olarak yeterince desteklenmeyen okulu kendisini, “the Krelboynes” ismini verdikleri “normal çocuklar üzerinde harcamaya değmeyen tüm güzel şeyleri” öğrettikleri bir üstün yetenekliler sınıfına koymuştu. Muhafazakar bir durum hikayesi olsaydı bu bir Malcolm’un zekasıyla ailesini ferah bir geleceğe ulaştırdığı, fakirlikten zenginliğe doğru giden bir ailenin hikayesi olurdu. Fakat bunun yerine bu dizide gerçekleşen şey acımasızca doğruydu. Malcolm’un yeteneği kendisini maddi olarak başka bir seviyeye getirmedi; seviyesini sağlamlaştırdı: dizinin finalinde Malcolm Harvard’a kabul edildi fakat harç parasını ancak okulun temizlik görevlisiyle çalışarak ödeyebildi.

Bu dizi, sanki krizden önce her şey yolundaymış gibi kriz sonrasında yayınların Batı ekonomilerinde “orta sınıfın çöküşü”nü anlatmaya başladığı 2008 ekonomik krizinden öncesiydi. Malcolm in the Middle neo-liberalizmin vaatlerinin her zaman yanlış olduğunu gösterdi: orta ve düşük gelirli çalışanların gerçek gelirleri 1980’lerden beri hiç artmıyordu, kişisel borçlar sürekli büyüyordu. Aile Malcolm’un hastane masraflarını ödemek için yaz tatilini iptal ettiğinde, televizyonda nadir rastladığımız fakat gerçek hayatta Amerika’nın her yerinde her gün karşılaşabileceğimiz maliyet-fayda analizi yaptılar.

Dizi yalnızca kapitalizm gölgesinde hayatta kalmanın zorluklarını tasvirlemiyordu, aynı zamanda kapitalizmin yönetme görüşlerini baltalıyordu. Dizide tekrarlanan esprilerden biri de ailenin yaşadığı maddi sıkıntıların, yapısal sorunlardan ziyade ebeveynlerin bireysel kusurlarından kaynaklanıyor olmasıdır. Lois ve Hal maya mantarı enfeksiyonu yüzünden cinsel birlikteliklerini sınırlandırmak zorunda kaldıklarında saplantı dereceinde evle ilgilenmeye başladılar ve evlerini adeta soylu yaşamın huzuruyla doldurdular – artık çimler büyüyor, çiçekler açıyordu. Yine üstün yetenekli olan Dewey Hal’ın gizlice sigara içtiğini öğrendiğinde, babasının sigaraya harcadığı parayla kendisini özel okula gönderebileceğini hesaplamıştır. Dizideki bu espriler Thatcher/ Reagan’ın fakirler yeterince çalışmadıkları için fakirlerdir retoriğinin parodisidir.

Diziyi şimdi tekrar izleyince, ne anlatmaya çalıştığı oldukça açıktır: yeteneğe göre atanmaya dayanan meritokrasi sahtekarlıktır, sosyal kurumlar yozlaşmıştır ve ücretli işçilik zalimliktir. 

Televizyon eleştirmenleri Malcolm‘un tek kamera kullanımının ve 2000’lerin postmodern komedilerine yol gösteren gülme efektsiz dizi öncülüğünü yüceltmektedirler. Fakat çok azı oyuncu çeşitliliği üzerine yorum yapmıştır. Malcolm’un en yakın arkadaşı Stevie, yalnızca Afro-Amerikan değil aynı zamanda fiziksel engelli ve üst orta sınıf mensubudur. Bu Lena Dunham’ın Girls dizisindeki çeşit azlığına karşılık olarak iki bölümde siyahi bir cumhuriyetçi oynattığı gibi acımasız, sınıflar arası bir espri değil, iki karakter arasında gelişen hassas bir ilişkidir. Ayrıca, Stevie’nin muhafazakar aile değerleri “saygınlık politikasını” – The Cosby Show gibi programlarda görülen, beyazların egemen olduğu bir dünyada ileride olmak için “doğru davranış sergileme” düşüncesini  hicvetmektedir. (Stevie’nin hırkaları direk The Cosby Show‘un gardırobundan alınmıştır.)

Aynı şey en büyük kardeş Francis’in eskimo soyuna mensup eşi Piama için de geçerlidir. Amerikan kültüründe Amerikan yerlilerinin büyük bir eksikliği olsa da Piama, bu çeşitliliğin içinde yer almıyor – çünkü aslında karmaşık bir karakter. Lois en başta oğlunu uzaklaştıracağından şüphe duysa da, sonrasında işe yaramaz partnerlerine karşı – bencilce tek başlarına bir motor gezisine gidecekleri zaman eşyalarını mahvetmek gibi- ortak bir dayanışma duygusu geliştirmişlerdir.

Son zamanlarda popüler kültürü çağdaş politik şartlarla birleştirmek eleştirmenler için bir mecburiyete – zaman zaman fazla yorucu olan bir tepkiye- dönüştü. Fakat siyaset gittikçe daha çok anlamsızlaşmaya başlayınca, tüm ayrıntılarıyla kültürden ayırmak da oldukça zorlaştı. Kendimi tamamen Malcolm’un dünyasına daldırdığımda, hayatlarına karşı öyle bir sempati besliyorum ki acaba Trump Amerikası’nda hayatlarını nasıl sürdürürlerdi diye sormaktan kendimi alamıyorum. Muhtemelen çok da rahat olamazlardı.

Daha sonra daha da korkunç bir şey düşünüyorum: ya ona oy verselerdi? Trump’ın başarısı demografiye bağlı olsa da – üniversite mezunu, zengin beyazlar oldukça mühimdi – belirlenmemiş bir orta batı eyaletinin bir yerinde, düşük gelirli dilimde yer alan beyaz bir aile olarak Malcolm’un ailesi harekete geçirilecek temel bir demografinin içinde; muhtemelen Trump’ın kazanmasında rol oynayan, daha fakirlerden oluşan Demokratlardan Cumhuriyetçilere doğru gerçekleşen ciddi akımın bir parçası olurdu. Lois ve Hal, Trump’ın yüksek maaşların ve ihracat bazlı ekonominin

geri geleceği vaatlerine kanarlar mıydı? Trump’ın düzen karşıtı maskesine aldanıp protesto oyu verirler miydi?

Daha makul bir sonuç bularak bunun – en sevdiğim durum komedisindeki ailenin Trump’ı destekleyebilecek olmasının- kuşkusuzca tuhaf bir endişe olduğu fikriyle rahatlıyorum. Seçim günü gelip çattığında, karşılıksız kalan streslerinin ortasında, borç ödemelerinin sıkıntısı varken Lois ve Hal, diğer birçokları gibi, çok umursamayacak kadar meşgul – ya da alaycı olurlardı.  Eğer Malcolm in the Middle herhangi bir demografi deneyimini canlandırsaydı, Malcolm’un ailesi yalnızca oy vermeyenler arasında olurdu. 

@yohannk

Yazar: Yohann Koshy

Çevirmen: Nisrem Akciğer

Kaynak: https://www.vice.com/en_uk/article/vvvg39/why-malcolm-in-the-middle-is-a-socialist-masterpiece

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları