Marquis De Sade Kimdir? – Bölüm 2

Sade hayattayken sansürcüler onun; tecavüz, ensest, pedofiliye dair açıklamaları, bunun yanında iğneleyici dinsizliği karşısında titrediler ve binlerce kitabı yok edildi. 19.yüzyılda, onun kitaplarının yeraltı kopyasını bulan ya da Paris Milli Kütüphanesi’nin yasaklanmış “Enfer” ya da “Cehennem”bölmesine erişim sağlayan Flaubert ve Baudelaire’i içeren ahbapların minik grubunun dışında, neredeyse bilinmez kalıyordu.

1900’lerin başında, eleştirmen ve şair Apollinaire, Sade’ı savunmak için, ilk küstahça denemelerini yazdı ve 1920’lerde gayesi Man Ray, André Breton ve Dali gibi sürrealistlerce sürdürüldü. Sade’ın eksiksiz cinsel özgürlük ve siyasi özgürlük talepleri de onları Sade’ın halüsinojenik hayal gücü kadar cezbetti. Kışkırtıcı İtalyan rönesans yazarı ‘’Kutsal’’ Pietro Aretino’ya ithafen ona ‘’Kutsal Marquis’’ ismini verdiler. 20.yüzyılın ortalarına doğru  Jean Paul Sartre gibi düşünürler, onun yasaklı eserleri uğrunda mücadele verdiler ve ucuz korsan baskıları,açık fikirliliğiyle meşhur Fransız toplumunda kendilerine yer buldu.

Hayranlarına göre, Sade derinlere etki ediyor. Romanları insan doğasının karanlık, gizli dürtülerini keşfediyor ve Freud’un bilinçaltı fikirlerini yüz yıl öncesinden canlandırıyordu. O, modern “gay” hareketini Oscar Wilde’den çok önce sezerek homoseksüelliği, ‘’normal’’ heteroseksüellikten ne daha fazla ne de daha az biçimde sundu. Ayrıca onun devlet, kilise ve adet geleneğinin dayattığı tüm “medeni baskılar“ı kaldırma isteği, bireysel özgürlük arayışlarında Louis-Ferdinand Celine’den Henry Miller’a kadar gelenekleri reddeden tüm yazarlara ilham olmuştur.

‘’Sade’ın etkisi modern sanatın her alanında muazzam olmuştur,’’ diyor Musée d’Orsay sergisinin müdürlerinden olan Laurence des Cars. “Onun amacı; tarihi, ahlaki ya da dini olsun insan cinselliğini saran tüm illüzyonları yok etmekti, bu da sanatçıları vücuda yeni bir açıdan bakmaları konusunda ilham verdi.’’ Görsel sanatlarda, Laurence; Delacroix’i, Watteau’i, Degas’ı, Ingres’i ve Picasso’yu örnek verdi.(‘’Picasso’nun bedenle içten ve dıştan nasıl oynadığına, bedeni izleyenin bakışlarının kontrolünde göstermesine bakın.’’) Sinemada Sade; Dali ve Luis Buñuel’in klasiği “Altın Çağ”ı ve 1940’ların başında Paolo Pasolini’nin “Sodom’un 120 Günü”nü İtalya’nın acımasız ortamına aktaran Salò’su da dahil, bir dizi esere ilham kaynağı oldu.

“Ayrıca, Alfred Hitchcock da ondan etkilenmişti,’’ diye ekliyor des Cars. ‘’Bakmaya bir başlayınca, popüler kültür boyunca Sade’ın varlığını görürsünüz.’’

Laurence des Cars, serginin ebeveynlere yapılan “şok eden grafik içeriği uyarıları” ile birlikte güzel sanatların sınırlarını zorlayacağının farkında ama, 200. yıl dönümünün Sade’ı kuşatan efsanelerden kurtulmak için harika bir şans sağladığını da söylüyor. “Herkesin bir sadizm fikri vardır,’’ diyor, 1888’de psikiyatrist Richard von Krafft-Ebing’in icat ettiği terime değinerek, “…ama Sade’in kendisi bir kurgu figürü olarak kalmıştır. Herkes onu tanır ama, hiç kimse onu tanımaz.’’

Paris’ten geçen Seine nehrinin “Sağ Kıyısı”nda, bir zamanlar Racine ve Molière’in dolaştığı ve Marquis de Sade’ın gençliğinden hatırlayabileceği, dolambaçlı sokaklarıyla bir labirenti andıran Le Marais mahallesi bulunur. Burada Sade’ı pudralı peruğu ve zarif ipekten giysisiyle, bir at arabasında, balıkçılar ve işçilerle dolu sokaklardan, çok sevdiği tiyatroya yol alan genç ve kibirli bir asilzade olarak hayal etmek çok kolay. Marquis’nin bilinen tek portresi 19 yaşındaki, profilden bir portresidir. Nazik ve kadınsı siması onun vahşi karizmasının üstünü örtüyordu fakat daha o zamanlarda, ahlaksız Fransız aristokrasisinin standartlarında bile, uç noktalarda sayılabilecek derecede otokontrol yoksunuydu. İki cinsiyetten de fahişeler ve aşıklara yönelik pis davranışlarıysa, 23 yaşında üst-orta sınıf Montreuil ailesinden Pélagie’yle evlendikten sonra da artmış görünüyor.

Versailles Sarayı’ndaki bir suarede de gözlemlediğim kadarıyla bugün devrim öncesi dünya, kısmen o dönemin hovarda ruhundan ötürü, Fransa’da moda olmuş durumda. Pek kıymetli Antikacılar Topluluğu önde gelen antika satıcıları ve bilim insanlarını kendine çeken bienali için, müsrif bir akşam yemeğine ev sahipliği yapıyordu. Versailles köyünden geçerken (burası genç Sade’ın randevuları için bir garsoniyer tuttuğu köydü), batmakta olan güneşin avizelerini aydınlattığı “Aynalar Salonu”nu gezdim. Bahçede şampanya içerken sohbetimiz Sade’ın artık ulusal miras sayılan “gizli el yazmasına”, Sodom’un 120 Günü’ne geldi. Yaşlı bir antikacı “120 Gün’ün Fransa’ya dönmesi hepimizi heyecanlandırdı” dedi. Kendi bile tuhaf bir sanat eseri olan, sıkıca sarılmış 11 metrelik bir tomara yazılmış el yazması, onlarca yıl Avrupalı antikacıların yakından takip ettiği yasal çekişmelerin merkezinde olmuştu. El yazmasını inceleme arzumu dile getirdiğimde omuz silkerek “Bastille’den bile daha güvenli kasalarda tutuluyor ancak sahibi arkadaşım olur. Seni onunla iletişime geçiririm.” dedi.

Ertesi gün, kendimi Versailles Sarayı’ndan daha az haşmetli sayılmayacak bir mekanda buldum. Nadir kitaplar şirketi Aristophil’in büroları arasında, süslü salonları bu yıl asıl ihtişamlarına uygun restore edilmiş bir 17.yüzyıl Paris malikanesi olan Hôtel de la Salle’de bir edebiyat ve el yazmaları müzesi de bulunuyor. Uçsuz uçsuz bucaksız, sessiz odalar arasından müdür Gérard Lhéritier’in kocaman masasının başında durduğu, son gösterişli odaya getirildim.

Lhéritier konuşurken, beyaz pamuk eldivenli bir görevli deri kaplama bir kutuyla içeri girdi. Bu, kesinlikle tarihin en özel el yazmalarından biridir, Sade tarafından 1785’te Bastille’e gizlice sokulan küçük kağıt parçalarına yazılmıştı, bu parçalar sıkıca sarılırsa hücresinin duvarında saklanabilecek uzun bir tomar halinde birbirine yapıştırılmıştı. Marquis’nin gözleri çok iyi görüyor olmalıydı. Görevli eseri açarken bana bir büyüteç verdi, zira kargacık burgacık yazılar o kadar küçüktü ki sadece büyüteç yardımıyla okunabiliyordu. “Genel olarak Sade’ın yazımının hayranı değilim”, dedi Lhéritier. “Ama tomarın tarihi beni büyüledi. Efsanevi bir eser.”

Yazar:  Tony Perrottet

Çevirmen: İrem Taşdemir, Alperen Narmanlı, Berfin Emekli

Kaynak: https://www.smithsonianmag.com/history/who-was-marquis-de-sade-180953980

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları