Marquis De Sade Kimdir? – Bölüm 4

Olaylardan sonra artık yerel halk Sade’ın ahlak dışı davranışlarından usanmıştı. Sade da kendisine pahalıya patlayacak yanlış bir adım attı: Kayınvalidesini kırmıştı. Madame de Montreuil bir zamanlar kendini Sade’ın çekiciliğine kaptırmıştı, fakat 1772’de Sade, baldızıyla İtalya’ya kaçtı. Sade’ın karısı görünüşe göre onu affetmişti fakat kayınvalidesinin öfkesi hala kor gibiydi. Polislere yardım ederek Sade’ı tutuklatan oydu. 1777’de bir yaz gecesinde polisler Sade’ın şatosuna baskın yaptı ve onu tutuklayarak Paris’e götürdüler. Kalan 29 yılını birbirinden tamamıyla farklı üç farklı Fransuz rejimi (16. Louis, Fransız Devrimi ve Napolyon) altında, hapiste veya bir akıl hastanesinde geçirecekti.

Sade kendinde her zaman bir yazarlık aşkı görmüştü fakat tutuklanana kadar İtalya hakkında bir seyahatname ve birkaç taslaktan başka hiçbir şey kağıda dökmemiştir. Hapishanede birikmiş öfke ve hüsranıyla, devasa miktarlarda üretmeye başladı – biraz para kazanmak, biraz da can düşmanı kayınvalidesini utandırmak için.

Parisli yazar Gonzague Saint Bris son biyografisi “Sade: Gölgeler Meleği”ne hazırlanmak için Sade’ın tüm eserlerini, her bir kelimeyi korkuyla okuduğu uzak Karayip Adasına götürdü. Bana söylediğine göre bundan hoşnut değildi. “Adadaki iguanalar bana bakıp ‘Zavallı Bris’ diye düşünüyorlardı.”Bris neredeyse Sade’ın beraber vakit geçirilemeyecek kadar korkutucu bir kişilik olduğuna karar verecekti.“Fakat her okuyuşumda Sade’a olan antipatim bir acımaya dönüşüyordu. Sade hayatının üçte birini hiçbir mahkemeye çıkmadan hapishanede çürüyerek geçirmiş. Çok korkunç bir kader.”

Tanıdığım birçok Sade uzmanı gibi Saint Briss de kesinlikle alışılmadık bir kişilikti. Left Bank köşk kapılarını bana bir buluşmamız için açtığında kendisini pembe pijamaların içinde bulmuştum. Saint Bris, Sade’a özel bir tutum içerisindeydi. Dediğine göre Marquis’nun ilk etkilerini 1968 Mayıs ayında Paris’te yapılan bir isyan sırasında fark etmiş.“Afişlere baktım;‘Yasaklamak yasaktır!’, ‘Ne istiyorsanız onu yapın!’ gibi yazılar gördüm. O an anladım ki başkaldırılarımız Sade’den gelmeydi. Yanımda duran bariyerlerin orada tozu üstünde bir peruk giyen hayaleti görüyordum artık!”

Onun iddiasına göre Sade’in erotik çalışmalarının anahtarı, özellikle Bastille’deki yıllarının onu 40’lı yaşlarının sonlarına doğru sürüklemesiyle birlikte yazarın hiçbir zaman unutulmamaya olan dokunaklı özlemiydi. “Sade ünlü bir yazar olmak istiyordu. Konularını özellikle seks ve sapıklık, olası her korkudan seçiyordu, böylece ölümsüz olabildi. Bugün Sade dünyanın her yerinde, hatta Japonya ve Rusya’da bile bilinen bir isim. Rock grupları da bu ismi kullanıyor ve seks hakkında yazılan hiçbir şeyin onunkileri geçemeyeceğinden emin olmak istiyordu. Grinin Elli Tonu, Sade’ınki ile karşılaştırılınca bir çocuk kitabı!”

Çoğu feminist daha eleştirel bakıyor. Örneğin, Amerikalı eleştirmen Andrea Dworkin, Sade’nin 1981’deki yazısını şiddetli bir kadın düşmanı diyerek kınadı. Başka bir bakış açısı için ilk defa on yıl önce pornografik filmlerde oynayarak dikkat çeken ve hala cinsel özgürlük aktivisti olan film yapımcısı ve feminist yazar Ovidie’yi aradım. “Felsefesi çok güçlü” dedi Paris’te bir kafede görüştüğümüzde. “Ama o bir Nietzsche değil! Sansür yasalarına karşı Sade için mücadele edeceğimiz zamanlar vardı. Ama o zamanlar artık geride kaldı. Biz hala onu eleştirebilmeliyiz.” Ovidie, Sade’ın hayatının, yazılarından ayrı tutulamayacağını düşünüyordu. “Kahramanca duruşu nedeniyle hapishaneye atılan, yanlış anlaşılmış bir yazar olarak görülüyor. Ama o yazdıkları yüzünden hapse atılmamıştı. Sade’ı savunanların hepsinin erkek. Voilà!”

Ama bazı Fransız entelektüel kadınlar da Sade’ı savunuyor. “ Onun yazdıklarının kadın düşmanı bir okunuşunu kabul etmiyorum,” diyor Sade sergi müdürü Laurance des Cars, biyografi yazarı Annie Le Brun’ın Sade: A Sudden Abyss’den alıntılayarak. “Onun tamamen kadınların hükmettiği Juliette adlı romanı Avrupa’nın ilk kadın yanlısı kitaplarından biridir.” (Bu kitapta, acımasız kahraman papadan köylülere kadar bahtsız erkeklere cinsel şiddet uyguluyor.) “Sodom’un 120 Günü’nde bile, kadınlar ve erkekler aynı seviyede.”

 

Yazar:  Tony Perrottet

Çevirmen: İrem Taşdemir, Alperen Narmanlı, Berfin Emekli

Kaynak: https://www.smithsonianmag.com/history/who-was-marquis-de-sade-180953980/?page=1

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları