Neden Hâlâ “Edepsiz Hemşire” Konusu Hakkında Konuşuyoruz?

Ne zaman “Amerikan Tıbbında Kadın” adlı lisans dersini okutsam, iki şey dikkatimi çeker. Birincisi, çoğu tıbbi alanda hırs sahibi olan öğrencilerimin sağlık kurumlarının kadınlara yaptığı ayrımcılığın -19.yüzyılda ebeleri bilfiil işlerinden atmalarından 20.yüzyılda kürtajın suç olduğunu dayatmalarına kadar-  yazılı tarihi karşısında şaşırmalarıdır. İkincisi, popüler kültürde hemşireliğin nasıl tasvir edildiğini gördüklerinde, hemşirelik tarihinin hayal edilemeyecek kadar karmaşık olduğuna daha da çok şaşırmalarıdır.

19.yüzyılda ve 20.yüzyılın başlarında özverili, koruyup kollayan melek hemşire imajı baskın gelirken; II. Dünya Savaşı sırasında bu imaj yerini roman, film ve televizyonlarda görülen seksi “poster kızı” (pin-up girl) temsiline bıraktı. Bu dönem süresince, hemşirelik alanı profesyonelleşti ve “kadın işi” olarak kalıplaşmış geçmişini bilimsel eğitime bağlılığıyla, teknik yeterliliğiyle ve hasta başındaki otoritesiyle dengelemek için mücadele verdi. Bu bağlamda, hemşirelerin kadınlık ve ücret karşılığında bakıcılık arasındaki kültürel ilişkiyi baskılama fırsatları vardı. Ama –feminize edilmiş bir mesleğin mensupları olarak- yorucu iş gücü talepleri, devamlı tazminatlar ve tıbbi hiyerarşiler içindeki değer düşürümüne de karşı koymak zorundaydılar.

Hemşirelik kadınların günlük hayattaki ev işi sorumluluğundan ortaya çıkmıştır. Tarihçiler bunun için İç Savaş’ı dönüm noktası olarak gösterir. 1860’larda, Louisa May Alcott gibi beyaz, orta sınıf yenilikçiler donanımsız ve sağlıksız askeri hastanelerde gönüllü olarak çalışmış ve döndüklerinde insani sağlık yardımının hemşirelik için resmi olarak eğitilmemiş kadınlar tarafından verilmemesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir.

Tarihçi Susan Reverby, hemşirelik eğitim programlarının 1870’lerde ve 1880’lerde geliştirildiğini ve çoğunun Florence Nightingale’in yöntemlerinden ve dünya görüşünden ilham aldığını göstermiştir.  Romantik “kadınsı” yetiştirilmiş hemşire ideali, emek sömürüsü gerçeği ve ataerkil davranış kuralı ile ters düştü. Yine de bu, hemşirelik idealleri ile İç Savaş öncesi ve eğitim almaksızın yapılan günlük uygulamalar arasında çatlaklar oluşturdu. Örneğin, Sharla Fett beyaz kadınların Güney ABD çiftliklerinde ne kadar steril koşullarda hemşirelik yaptığını görsellerle belgeledi; ancak bu, esir kadınların da hem esirleri hem de çiftçi topluluğunu tedavi ettiği gerçeğini geri plana attı. Her iki durumda da kadınlar, ilaç dozaj ve yönetimi (genelde önemli etkileri olan güçlü ilaçlar), vücut sıvılarının temizlenmesi, her saat bakım sağlama, malzemelerin, yatakların, koğuşların, çarşafların temizliği ve sterilizasyonu ve özellikle yaralar, su toplamaları ve kanamalarda görev alma gibi “pis işleri” yaptı.

Hemşirelik eğitim programlarının kurulmasından sonra, mesleki hemşirelik toplulukları arasında sınıf ve ırk tartışmaları ortaya çıktı. 19.yüzyılda hemşirelik programları genç, eğitimsiz ve göçmen kadınları kabul etmenin itibarlarını zedelemesinden endişe duydu. Ayrıca hastanelerin öncelikli tedavi merkezleri olarak yükselmelerinden önce, özel görevde (özel bir evde hem yaşayan hem çalışan) çalışan birçok eğitimli hemşire, evdeki hizmetliler ve kendileri arasına bir sınır koymak amacıyla aile yemeklerinde yer talep etti.

20.yüzyılda, sağlık reformu ve ev ekonomisi alanında yeni yöntemlerle eğitilmiş beyaz ve orta sınıf ziyaretçi hemşireler gecekondularda yaşayan yoksul, işçi sınıfı ve göçmen ailelere hastalık ve mikrop kültürü (The Gospel of Germs) kazandırmaya çalıştılar. Bu hemşireler, hasta bakımı ve temizlik alanında yeni bilimsel yöntemlerin öğretilmesini Amerikan toplumuna asimilasyon aşılayacak daha büyük bir projenin bir parçası olarak görmekteydiler.

Bununla birlikte, Dorothy Clark Hine’ın ifade ettiği gibi, nitelikli siyahî kadınlar sağlık hizmetindeki ırk ayrımcılığı yüzünden hemşirelik eğitim programlarının büyük ölçüde dışında tutuldu. Bunun yerine onlar, siyahî topluluklara sağlık hizmeti sağlamak için kurulan “siyahî hastaneler ve hemşirelik eğitim programlarının” gelişimine katkıda bulundular. Geleneksel cinsiyet beklentileri, kadınların hemşireler olarak anlamlı bir istihdam sağlamasına izin verirken kadınlar arasındaki ilişkilerin ırksal ve sınıfsal çizgide parçalara ayrıldığını da ortaya koymuş oldu.

Popüler kültürdeki hemşire imajı sıklıkla bu karmaşık dinamikleri göz ardı eder ve bunun yerine, toplumsal cinsiyet beklentilerini doğrulamak ya da bunları aşmak üzerine odaklanır. Hemşirelik, kadınların erkeklerle yakın fiziksel temasta bulunmasını gerektirdiğinden, hemşire eğitim programları genellikle hastalarla olan şahsî ilişkileri engellemek için sıkı davranış kuralları (kıyafet yönetmeliği dâhil) içermekteydi.

Bu düzenlemeler, hemşirelik camiasındaki profesyonellik ideallerini güçlendirdi; ancak hastaların ve tıp doktorlarının hemşirelere cinsel tacizde bulunmalarını önlemek için çok az şey yaptı. I. Dünya Savaşı sırasında hemşirenin özenli bir anne, şefkatli melek ve vatansever savaşçı olarak tasvir edilmesi var olan mesleki normları pekiştirdi. Bununla birlikte bazı görseller, aşk ve evliliğin masum çerçevesinde cinsellik ve arzu üzerine önermeler yerleştirerek hemşirelerin “cinsel uygunluğundan” faydalandılar.

 

:”Reçetede Yazmıyor” kartpostalı, Raphael Tuck & Sons, 1914-1918.

 

II. Dünya Savaşı sırasında, hemşireler “poster kızları” olarak yeniden şekillendirildi. Bu dönemde, Barbara Melosh ve Beth Linker, bu popüler hemşire algısının hemşirelerin yükselen statüsü hakkında yeni kaygılar ortaya koyduğunu savundular. Hemşireler savaş sırasında evde ve yurtdışında yaptıkları işler için kutlandı. Amerikan hastaneleri, hemşirelerin artan teknik uzmanlığına dayanan yeni doğan yoğun bakım üniteleri ve rehabilitasyon servisleri gibi yeni teknolojileri ve özel hizmetleri bünyesine katmak için yüzyılın ortalarında yeniden düzenlendi.

Bu çevrelerde, yüksek statüye sahip hemşireler, düşük statüdeki hasta, yaralı veya engelli erkekler için tedavi sağladı; bu da geleneksel cinsiyet rollerini alt üst etti. Kültürel gözlemciler bu duruma, M*A*S*H’deki Margaret “Seksi Dudak” Houlihan gibi cinsel açıdan uygun, genç ve seksi hemşireleri veya Nurse Ratched gibi yaşlı, “cadaloz” ve evde kalmış kadınları karakterize ettikleri roman, film, çizgi film ve TV şovlarıyla yanıt verdi.

“Baştaki yazıyı oku, sonra altına bak!”, 1919-1952

 

Hemşireler hakkındaki stereotipler popüler kültürde yer almaya devam ediyor. Öğrencilerimle bu bağlamda yaptığım konuşmalardaki en çarpıcı şey Amazon’da binlerce “seksi hemşire” veya “edepsiz hemşire” kostümü bulunması oldu. Juliet Lapidos’a göre seksi kostüm olgusu, Greenwich Köyünde bir mahallenin Cadılar Bayramı geçit töreninin New York’un gey kültüründen etkilendiği ve karşı cinsin rollerini benimsemeye dayalı her yıl düzenlenen bir etkinliğe dönüştüğü 1970’lere kadar uzanmakta. Bu orijinal kostümler başta ev yapımı olsa da, perakendeciler, 1990’larda ve 2000’lerin başında kendi sürümlerini pazarlamaya ve satmaya başladı.

Akademisyenler, son birkaç on yıldır neden “ultra seksi” kostümlerin kadınlar arasında bu kadar popüler hale geldiğini tam olarak bilmemekte. Cadılar Bayramı kostüm pazarı kadınların zevkleri hakkında bilgi sahibi mi? Seksi bir hemşire gibi giyinmek erkek fantezilerini mi süslüyor? Ya da, kadınlar çekicilik, kadınsılık ya da arzu gibi olgularla kendilerini ifade etmek için bilfiil fırsat mı kolluyor? Sebebi ne olursa olsun, edepsiz hemşire kostümleri, hemşireliği kadınların cinsel olarak nesneleştirilmesi ile ilişkilendiren daha uzun bir tarihin parçasıdır.

Hemşirelik Gerçeği (The Truth About Nursing) gibi destek örgütleri, bu stereotiplere karşı çıkmak için çalışmaktadır. Hemşireleri nesneleştirmenin, kadın ve erkeklerin eğitimli sağlık uzmanları olarak yaptıkları bu mesleği baltaladığını, hemşirelik araştırması ve eğitiminde kaynak yetersizliğine sebep olduğunu ve çocukları hemşireliği düşük statüde bir “kadın işi” olarak görmeye ittiğini savunmaktadır. Hemşireliğin sağlık hizmetlerindeki önemli rolü hakkında halkı bilgilendirmenin yanı sıra, bu örgüt Sketchers’ın 2004 yılında spor ayakkabı reklamı için Christina Aguilera’ya “edepsiz hemşire” rolü vermesi gibi pazarlama kampanyalarını protesto etmektedir. Benzer şekilde, Amerikan Hemşirelik Gazetesine göre, 2005’te, Ontario Kayıtlı Hemşireler Birliği, Virgin Mobile Kanada’nın “edepsiz hemşire rolünü” genç kablosuz tüketicilerin Virgin’in rakiplerini temsil eden “Catch” isimli sahte bir cinsel hastalıktan kaçınmalarına yardım eden bir model olarak gösteren reklam kampanyasına karşı da mücadele etmiştir.

Birçok yönden söz konusu basmakalıp hemşirelik algısının devam etmesi modern tıpta emek, cinsiyet ve güç arasındaki tarihsel ilişki hakkında daha karmaşık hikâyeleri geri plana atmaktadır. Hemşireyi bir ilgi nesnesi olarak algılamak -ister “edepsiz” ister melek olsun- bizi, bu profesyonel hizmetin sağlık ve hastalık deneyimlerimizin merkezinde olduğu gerçeğinden uzaklaştırır.

Yazar: Jenna Tonn

Çevirmen: Arya Büyükaşık

Kaynak: https://thenewinquiry.com/blog/why-are-we-still-talking-about-the-naughty-nurse/

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları