Nesnel Koşullar / Tavır Ayarlama Süresi

Nesnel Koşullar

Her devrimci durumun özgün bir özgürlükçü devrime dönüşme potansiyelini taşıdığı inancı gerçekte bir anarşist dogmadır. Böyle söylenmesinin temelinde, bu yönde gelişen her durumun başarısızlığında, görünürde devrimci olan çokça partinin ve kuruluşun otoriter olması yatar. Çoğu devrimci hareket nezdinde alınan kararlarda karşılaşılan nesnel koşullar önerisi, anarşistler tarafından alışılagelmiş olarak otoriter güçlerin işledikleri suçlar için bahane üretmeleri şeklinde alaya alınır. Ve şüphesiz ki işçi hareketinin bastırılması, siyasi idamlar, davalarına adanmış devrimcilerin hapsedilmeleri gibi vakaların azlığı söz konusu değildir ve bütün bu durumlar nesnel koşullara yapılan gelişigüzel atıflarla göz ardı edilmiştir. Ancak bu durum, nesnel koşulların devrimci hareket için aşılmaz engeller yaratmadığı anlamına da gelmez.

Devrimci durumlar, onlar için gerekli tüm hazırlıkları yapar yapmaz kendilerini getirip bize sunmazlar. Eski düzenin yönetimini sürdürmeyi beceremediği durumlarda aniden ortaya çıkarlar. Böyle durumlarda tam anlamıyla bir özgürlükçü sosyal devrim gerçekleştirmeyi denememek sorumsuzca olurdu. Ancak istediğimiz her şeyi her zaman kazanmanın mümkün olup olmaması tartışılması gerekli olan bir durum değil. Bu durumda devrim, varlığını sürdürebilmek için farklı biçimlerde tavizlerden seçim yapmakla veya yarı-tedbirler almakla karşı karşıya bırakılacak.

Devrimcilerin karşı karşıya kaldıkları sorular, işçilerin veya köylülerin üretim araçlarına el koyup koyamayacakları veya İspanya’daki işçi ve köylü kolektifleri gibi üretimi özgürlükçü çizgide yeniden organize edip edemeyecekleri gibi basit sorular asla değildir. İşçi konseylerindeki birçok örnek gibi köylerde ve şehirlerde özyönetim aygıtları kurup kuramayacakları da değildir. Paris Komünü’nden tutun Zapatista Ayaklanması’na kadar birçok örnekte bunların yapılabileceğini zaten biliyoruz.

Asıl soru, savaş ve sosyal çöküntü durumlarında, uzun zaman periyotlarında bunları yapıp yapamayacaklarıdır. Bu koşullar, devrim için fırsatların ortaya çıkma olasılığının en fazla olduğu koşullardır. Bu koşullar, devrimin sınırlarının açık ve eksiksiz olarak ortaya çıktığı koşullardır.

Anarşistler genellikle “toplumsal devrim” kavramını, salt bir biçimde “politik devrim” kavramının karşısına koymayı seçerler. Bu kullanım, toplumsal olayları darbelerden ayırma amacı taşıdığı zaman yararlı olabilir. Ancak eleştirilen tüm “politik devrimler” aslında toplumsal devrimlerden önemli öğeler barındırmaktadır. Daha da önemlisi “politik devrimin” tüm öğelerinden yoksun bir “toplumsal devrim” düşünmek imkânsızdır. Devrim, güç için mücadeledir ve kaçınılmaz olarak karışık bir durumdur. Eğer devrimin bize hoş olmayan seçenekler sunacağına hazırlıklı değilsek devrim yapmaya çok da hevesli değiliz demektir.

Tavır Ayarlama Süresi

Burada bazı basit anarşist önyargılara karşı duracağına inandığım, devrim projesi temelinde birkaç bağlantılı önerme sunmak istiyorum. İlk olarak, emperyalizm yüzünden ekonomik kalkınma açısından çok ciddi eşitsizliklerin olduğu bir dünyada emperyalist ülkelerde kapitalizmi devirmek -her durumda olmasa bile- çoğu durumda mümkün değildir. Bu ülkelerdeki devrimler, kapitalist (genelde devlet kapitalizmi) ögeleri bulundurmuş, kapitalist dönem öncesi -çoğu korkunç derecede baskılayıcı- ögeleri ortadan kaldırmış ve yerini kapitalist sömürü düzenine göre ögeler ile doldurmuştur.

İkinci önerme ise şudur: Ulus devletler ile dolu bir dünyada, belirli bir ülke (ya da bölge) sınırları içerisinde tam anlamı ile devletsiz ve sınıfsız bir toplum oluşturmak mümkün değildir. Sınırlar içerisine sıkışmış devrimler ya ulusal bir devrime dönüşür ya da başarısızlığa uğrar. Ulusal devrimlerin başarabileceği belirli şeyler olmasına rağmen başaramayacağı şeyler de vardır. Eski devletin, görünüş itibariyle devrimci yeni bir devlet ile değişmesi sonucu pek çok başarıya ulaşması gerekir; fakat devletin kendi kendine kaybolmasını beklemek gibi bir illüzyona kapılmamalıyız. Yeni devletin de bu durumda çuvallaması kaçınılmazdır. Ulusal devrimler insanlara hem devrim süreci hakkında tecrübe verir hem de insanların devrimlerin karmaşık yapısını daha iyi anlamasını sağlar.

Üçüncü önerme ise ikinci önerme ile yakından alakalıdır. Bir düzenli ordu, sadece başka bir ordu tarafından mağlubiyete uğratılabilir. Milis güçleri veya başka düzensiz birlikler -askeri düzeyde bakılırsa- her ne kadar kahramanca direniş gösterseler bile, en sonunda düzenli ordunun altında çökecektir. Devletin ordusunun çökmesi -her zaman olmasa bile çoğu zaman bu çöküşü askeri yenilgiler tetikler- devrim hareketi için bir açık oluşturur. Fakat bu hareket eğer kendi ordusunu oluşturmaz ise ya eski düzen kendi ordusunu kullanarak muvaffak olur, ya da bir dış güç eski düzen adına devrim hareketini bastırır.

Son olarak, kapitalizmi devirebilecek sadece bir sınıf vardır, bu sınıf da uluslararası işçi sınıfıdır. İşçi sınıfının diğer sınıflar ve sosyal hareketler ile uyumlu bir şekilde hareket etmesi gerekir. İşçi sınıfının diğer sınıflarla uyumlu hareketi, tam bir şekilde sosyal değişimleri sağlamak için elzemdir. Fakat işçi sınıfının devrim için hazır olmadığı bir durumda kapitalist düzeni devirmek tam anlamı ile imkânsızdır. Sınıf içinde ataerkil, ırksal ve ulusal baskı ile mücadele, işçi sınıfının birliği sağlaması için gereklidir.

Yazının geriye kalan bölümlerinde bu dört önerme, 20. yüzyıl devrimleri ışığında incelenecektir.

Yazar: Juan Conatz

Çevirmen: Anıl Aksu, Barbaros Albayrak, Hüseyin Oğuz

Kaynak: https://libcom.org/history/historical-failure-anarchism

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları