Noel’de Tek İsteğim ‘Güçlenme’ Olarak Porno Kültürünün Pazarlanmasının Sona Ermesi

Love dergisinin Noel takvimi kadınlara “güçlü” olmanın “nesneleştirilmek” anlamına geldiğini söylüyor.

Şayet görmeyecek kadar şanslı idiyseniz, Love dergisi bütün ay boyunca yıllık Noel takvimini yayınlamaktaydı. Büyük sürpriz ise şu; bize bir ay dolusu nesneleştirme hediye etmişler!

Love dergisi İngiliz bir moda dergisi, yani bunun beklenmedik olmadığını düşünebilirsiniz. Sonuçta moda kadınları nesneleştirmekten kaçınmıyor. Bu Noel takvimini özellikle zararlı yapan şey ise konusunun görünüşe göre “güçlü kadınlar” olması. Yine görünüşe göre de kadının gücünün en iyi örneği kadınların iç çamaşırlarıyla güreşme, boks yapma ve tenis oynama taklitleri yapması.

Takvimin ikinci günü manken Ashley Graham’ın ellerini tebeşirleyip poposunun yanaklarını tuttuktan sonra iç çamaşırıyla sokak boyunca kızakla kayması ile başlıyor. Her güçlü kadın bunu yapar elbette.

Bu yeterince kötü bir örnek teşkil etmiyormuş gibi üçüncü gün karşımıza feminist bir simge olan Emily Ratajkowski’yi çıkarıyor, mankeni en bilinir yapan şey Robin Thicke’in Blurred Lines klibinde “kadın bedenini övmesi” idi. Ratajkowski gücünü “karbonhidrat yüklenerek” gösteriyor, ki bu makarna yemekten ziyade makarnanın etrafında kıvranıp onu yalamayı içeriyor. Video Ratajkowski’nin ilham veren bir sözüyle kapanıyor: “Makarnayı ve zeytin yağıyla yağlanmayı hayattan bile çok seviyorum!”

Neredeyse pornografik videodan daha kötü olan ise mankenin, Love dergisinin video yanında alıntıladığı “inanılmaz argümanı”:

Benim için kadın cinselliği ve seksiliği, ataerkil bir ideal tarafından ne kadar şartlanırsa şartlansın, kendisini güçlendirdiğini hisseden bir kadın için güçlendirici bir şeydir. Nasıl giyindiğim, hareket ettiğim, flört ettiğim, dans ettiğim ya da seviştiğim benim kararımdır ve erkeklerin buna müdahale etmemesi gerekir. Seksi olmak eğlencelidir ve hoşuma gidiyor. Asla bunun için özür dilemek zorunda kalmamalıyım. Hayatımı kendi istediğim şekilde yaşarım ve seksi iç çamaşırları giymenin bana göre olduğunu düşünüyorum. Kişisel tercih benim feminizm anlayışımın temel fikri.”

KESİNLİKLE. Seksi olmak benim eğlence seçimim ve sadece rastlantı eseri tamı tamına pornografiye benzeyen eğlenceli seksilik seçimleri yapıyorum. Güçlü! Yetkin! Feminizm! Bir kaç kelime daha!

Garip bir şekilde, devamında kendini savunmak için #MeToo kampanyasına atıfta bulunup şöyle söylüyor:

Harvey çöküşünün ve kadınların inanılmaz sayılarda cinsel taciz vakasını ortaya çıkarmasının ardından sanki yine bütün bunları dünyanın geri kalanı için ‘daha kolay’ hale getirmek adına uyum sağlamamız gerekiyormuş gibi ‘tevazu’ ve ‘sorumluluklarımız’dan bahseden kadınları duymak beni çok büyük hayal kırıklığına uğratmıştı. Kısa etek giyer ya da Instagram’da seksi bir fotoğraf yayınlarsam erkeklerin beni nasıl algılayacağını düşünüp taşınmak zorunda kalmaktan bıktım. Ne istiyorsam onu yapmak istiyorum. Feminizm uyum sağlama meselesi değildir, özgürlük ve seçim meselesidir.

Yine de merak ediyorum, Ratajkowski kimin için göğüslerinin her köşesine spagetti sürdüğünü sanıyor? Kendisi için mi? Kimin için “uyum sağlıyor” ve kimin işini “daha kolaylaştırıyor? Bu imgelem kime ya da neye hizmet ediyor? Bu gösteriyor ki, Ratajkowski ne seçeceğini dikte etmeye çalıştıkları için suçu kadınlara atmaya çalışıyor, erkekleri ve ataerkil düzeni özellikle Weinstein konusunda isimlendirmekten kaçınıyor. Weinstein’ın kadınlara yönelik davranışlarının kadınları kendi kullanımı, memnuniyeti, cinsel zevki ve tacizi için var olan nesneler olarak görmesiyle alakalı olduğunu kabul edemiyor, ki aynı düşünce Love dergisinin kampanyasında çok net bir şekilde gösteriliyor. Kadın düşmanlığı ya da porno kültürüne meydan okuyamıyor çünkü bu erkek izleyicileriyle arasını açar.

Ratajkowski şöyle devam ediyor:

Erkeklerin internetteki seksi fotoğraflarıma ‘bu senin için güçlendirici mi? Ha! Az önce bu resme bakıp mastürbasyon yaptım, umarım kendini iyi hissediyorsundur!’ gibi yorumlar yazdığı oldu. Sanırım insanların verebileceği tepki bu oluyor, bu da ironik olarak sonunda değindiğim yere geliyor. Tepkiniz ya da kendimi ifade etme şeklimle ne yaptığınız umrumda değil. Aslında bunun sizinle hiç alakası yok ve amaç da bu, bunun bana iyi hissettirmesinin sebebi de bu.

Porno kültürüne katılmayı ya da pornografik görüntüleri sergileme tercihlerini savunan kadınlar, kendileri için “kendi başımıza yapıyoruz” ya da “kimsenin düşüncelerini umursamıyoruz” diyerek tekrar tekrar şu soruyu sordurtuyor: Öyleyse, neden bu görüntüleri kamu tüketimine sunuyorsunuz? Gerçekten sadece “kendiniz için” spagetti içinde kıvranmayı seviyorsanız, bunu kendi evinizin mahremiyetinde yaparsınız.

Bunun ötesinde, Ratajkowski’nin “seksi iç çamaşırı içinde kıvranan kızları” savunmak için söylediği “kendini gerçekleştirmek”, tam olarak erkeklerin yaratıp diğer erkeklere sattığı pornografik görüntülerin yeniden yaratılması da oldukça işlerine geliyor.

Love’ın baş editörü Katie Grand tarafından yönetilmiş videoda Ratajkowski, bu “polemiği” ve videoyu “Güçlü Kal” sözleri ile sonlandırıyor.

Kadınlara, üstelik başka kadınlar tarafından, “güçlü kalmanın” kendini nesneleştirme olduğunun söylenmesi beni çok rahatsız ediyor. Tüm bu kampanyaya atletizm teması hakim ki bu güçlenme üzerine bir mesaj gönderebilirdi; meğer ki kadınlar gerçekten kendilerindeki gücü gösteren spor veya diğer aktivitelerde bulunuyor olsaydı.

Yeni yıl takviminin 19. gününde Kate Upton, dapdar bir kostüm ve stilettolar ile “tenis oynarken” gösteriliyor. Kamera Upton’ın göğüslerine ve kalçasına odaklanıyor. Tenis topuna gerçekten de bir kez bile vurmuş gibi gözükmüyor. Sadece nesneleştirilmek ve erkeklerin üzerine mastürbasyon yapacağı hale gelmek için “spor yapıyor” taklidi yapmanın nesi “güçlülük”? Kesinlikle söz konusu kadının (bu olayda Upton) keyfi için yapılmıyor; çünkü eğer o, gerçekten tenis oynamaktan zevk alıyor olsaydı tenis oynardı; onun gerçekten tenis oynamasını sağlayacak rahat ve pratik giysilerle ayakkabılar giyerdi.

Kadınların “güçlü olmalarına” sadece feminenleşirlerse ve cinselleştirilirlerse müsaade edildiği bu durum, rahatsız edici. Kadınların “kendileri için” spor yaparken veya egzersiz yaparken en son düşünmeleri gereken şeydir erkeklerin onları seksi bulup bulmadığı. Çoğumuz maalesef bu şekilde düşünüyoruz… Çoğunlukla Love dergisinin yeni yıl takvimindeki gibi imgelerden dolayı böyle düşünüyoruz. İşte bu şekilde erkek bakışı ile kendimizi görmeyi ve eğer sadece becerilebilir görünürsek değerli olduğumuzu anlamayı öğreniyoruz. Bu mesaj sadece kadınların kendilerine değer vermelerine ve özgüvenlerine zarar vermiyor; aynı zamanda erkeklere de kadınların öncelikli olarak onların keyifleri için var olduğunu öğretiyor ki bu da cinsel tacize ve cinsel saldırıya kapıyı aralıyor.

Bu seneki Noel’de, bu zararlı ve çelişkili mesajlar son bulsun istiyorum. Ve açıkça söyleyeyim, umarım Grand ve Love dergisi, Harvey Weinstein’ınki gibi davranışlar üreten bir kültüre katkıda bulundukları için kendilerinden utanırlar.

 

Yazar: Megan Murphy

Çeviri: Duygu Becerik, Umut Devrim Çelik

Kaynak: http://www.feministcurrent.com/2017/12/22/want-christmas-end-porn-culture-sold-empowerment/

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları