Obstrüktif Uyku Apnesi, Yüksek Alzheimer Riskiyle Bağlantılı Olabilir

Yeni bir çalışmanın sunduğuna göre uyku apnesinden muzdarip yaşlı erişkinler yüksek Alzheimer riski altında olabilir. Bunun sebebi, bu kişilerin hastalığı şekillendiren amiloid plaklarının ana bileşeni olan amiloid betayı yüksek seviyelerde gösteriyor olmalarıdır.

Obstrüktif uyku apnesi, hava yolu kollapsının sebep olduğu, uykudayken ara sıra nefes alma güçlüğü olarak tanımlanır. Bu durum, uyku halindeki kişinin gece vakti nefes almasının zorlaştığı zamanlarda tekrar tekrar uyanmasına ve sonuç olarak rahatsız uyku haline sebep olur.

Son veriler, Amerika Birleşik Devletleri’nde bu rahatsızlığın görülme oranının erkeklerde yüzde 34, kadınlardaysa yüzde 17 olduğunu ortaya koyar ki bu da onun oldukça yaygın bir sağlık sorunu olduğunu gösterir. Ancak uzmanlar, vakaların yüzde 80’inde tanı konulamadığını söylüyorlar.

Yeni araştırma, yüksek kalp krizi riski ve tip 2 diyabet de dahil çok sayıda olumsuz sağlık sonucuyla birlikte obstrüktif uyku apnesinin orta yaşlı nüfusta yüksek Alzheimer hastalığı riskiyle bağlantılı olabileceğini ileri sürüyor.

9 Kasım 2017’de American Journal of Respiratory and Critical Care Medicine’de yayınlanan yeni çalışma, obstrüktif uyku apnesinden etkilenen orta yaşlı insanların Alzheimer hastalığının özelliği niteliğindeki beyin plak oluşumunda yer alan peptitler olan amiloid betaya üst düzeylerde sahip olduğunu gösterir.

“Birçok araştırma, uyku bozukluklarının amiloid çöküntülerinde payı olabileceğini ve Alzheimer hastalığı riski altındaki kişilerde bilişsel zayıflamayı hızlandırabileceğini ortaya koydu” diye açıklıyor New York City’deki New York Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr.Ricardo S. Osorio.

“Ancak” diye devam ediyor, “şimdiye dek bu ilişkilerin nedenselliğini doğrulamak zorlayıcı olmuştur zira obstrüktif uyku apnesi ve Alzheimer hastalığı risk etkenlerini paylaşıyorlar ve genelde bir arada varlık gösteriyorlar.”

Uyku Apnesinin ve Amiloid Düzeylerinin Ağırlığı

Araştırmacılar, çalışma için yaşları 55 ve 90 arasında, herhangi bir bilişsel bozukluğu ya da depresyonu olmayan 208 katılımcıyı gönüllendirdiler. Ayrıca bunlardan hiçbiri, uyku apnesi için yaygın bir tedavi olan devamlı pozitif havayolu basıncını kullanmıyordu.

Dr.Osorio ve araştırma ekibi, testlerinde serebrospinal sıvıyı -ya da beyin ve omurilik tarafından kapsanan sıvıyı- toplamak için “lombar ponksiyon” diye bilinen bir tıbbı işlemin yanı sıra her katılımcının amiloid beta düzeylerini ölçmek göz önüne alındığında pozitron emisyon tomografisi (PET) de uygulamışlardır.

Ekip, çalışmaya katılan katılımcıların yüzde 50’sinden fazlasında obstrüktif uyku apnesi olduğunu tespit etmiştir. Bunların yüzde 36.5’i rahatsızlığı hafif seyirli, yüzde 16.8’i ise şiddetli seyirli yaşamaktadır.

Dahası, katılımcıların 104’ü 2 yıl süren uzun bir çalışmada da rol almıştır. Bu çalışma, obstrüktif uyku apnesi ağırlığıyla serebrospinal sıvıda uzun vadede tespit edilebilen amiloid beta konsantrasyonu arasındaki bağı ortaya çıkarmıştır.

Diğer bir deyişle, uyku süreleri boyunca daha çok apne yaşayan bireyler üst düzeylerde amiloid betaya sahiptiler. PET taramaları bu ilişkiyi onaylamıştır.

“Doğrusal Olmayan Bağlantı” İş Üstünde

Ancak, çalışmadaki katılımcılarda obstrüktif uyku apnesi ağırlığı ve bilişsel bozukluk başlangıcı arasında doğrudan bir ilişki yoktu.

Çalışmanın eş yazarı, NY, New York City’deki Sina Dağı’nda bulunan Icahn Tıp Fakültesi’nden Dr.Andrew Varga, amiloid düzeylerindeki herhangi değişimlerin Alzheimer’ın kliniköncesi veya başlangıç evresinde olmasına bir açıklama olabileceğini öne sürmüştür.

“Amiloid yükü ve biliş arasındaki ilişki muhtemelen doğrusal değildir ve ek etkenlere bağlı olabilir.” – Dr.Andrew Varga

Yayınlanan belgede, araştırmacılar çalışmalarının “göreceli kısa süre ve uzun uyku verilerinin eksikliği” gibi birkaç kısıtlamayla karşılaştığını kabul ederler. Bir nebze kısıtlayıcı diğer etken katılımcıların yalnızca bazılarının 2 yıllık izleme çalışmasına seçilmiş olmalarıdır diye ekliyorlar.

Fakat araştırmacılar, keşiflerinin bilişsel zayıflama ve uyku apnesi arasındaki bir bağı işaret ettiğini, fiziksel yaşlanmanın da bu bağı belirgin bir şekilde etkilediğini savunuyor.

“Bu çalışmanın sonuçları ve gelişen literatür, obstrüktif uyku apnesi, bilişsel zayıflama ve Alzheimer hastalığının ilişkili olduğunu öne sürerken yaşın uyku hali ve kardiyovasküler kaynaklı obstrüktif uyku apnesinin bilinen sonuçlarını ve beyin hasarına etki eden metabolik işlev bozukluğunu uyardığını ifade ediyor olabilir” şeklinde açıklıyor Dr.Osorio.

“Durum buysa eğer” diye ekliyor, “çoğu zaman semptom vermeyen yaşlılarda obstrüktif uyku apnesi teşhisi koymak için daha iyi görüntüleme aygıtları geliştirmenin olası faydaları müthiştir.”

Yazar: Maria Cohut

Çevirmen: Fatih Cesur

Kaynak: https://www.medicalnewstoday.com/articles/320024.php