Onur Yürüyüşünün Ruhu İçin Savaşmak

1970’de ilk onur yürüyüşlerinin gerçekleşmesinden beri geçen yıllarda şüphesiz ki zulme karşı muazzam kazanımlar elde oldu. Onur yürüyüşü bir kutlama ve her zaman öyle olmalı. Çeşitliliğin, gücün ve elde ettiğimiz kazanımların kutlaması. Buna rağmen görünüyor ki, gücü ellerinde tutanlar, bu noktaya nasıl geldiğimizi ve daha gidecek ne kadar çok yolumuz olduğunu unutmamızı istiyor.

İlk onur yürüyüşü, polis karşıtı ayaklanmanın yıl dönümüydü. Bunu asla unutmamalıyız. Lezbiyen, gey, trans ve kuir bireylerin (ve bu bireylerin çoğu beyaz olmayan kişilerdi) New York sokaklarında verdikleri, var olma haklarının mücadelesiydi. O zamandan beri atılan her adım da bir mücadele oldu. Hükümetle, büyük şirketlerle ve dünyanın en yaygın dinleriyle savaştık. Sokaklarda, iş yerlerimizde, kendi ailemizde bile homofobik ve transfobiklerle çarpıştık. Güçlü olduğumuzu ve dünyayı yukarıdan yardım almadan değiştirebileceğimizi şüpheye yer bırakmadan kanıtladık. Bize unutturmak istedikleri bu.

Onur yürüyüşleri bizim için olmalı, hepimiz için. Dar bir normal kalıbına sığmadığından zulme göğüs geren her birimiz için. Normal cinsellik, normal cinsiyet, normal ilişkiler. O zaman neden dışlanmış gibi hissediyoruz? Neden birçok şehirdeki onur yürüyüşleri bu kadar tanınmaz görünüyor? Pahalı kol bantları, el yakan içkiler ve şirket sponsorlukları dolu. Boktan ürünler, bankaların pencerelerinden sarkıtılan gök kuşağı bayrakları dolu.

Sponsorlu kafese gir

Çoğunlukla polis ve siyasetçiler. Bize kuir ve fakir olmanın mümkün olabileceğini unutturmaya çalışıyorlar. Adalet için mücadele eden bir hareket gibi davranmaktansa düzenli bir şekilde sıraya girip zararsız bir turistik eğlenceye dönüşmemizi istiyorlar. Mücadele bitmiş gibi davranmamızı istiyorlar. Sanki, hâlâ kuir olduğumuz için bizi öldürmüyorlarmış gibi. Sanki LGBTQ* bireyler, heteroseksüel ve natrans komşularımıza göre devlet tarafından çok daha fazla şiddete ve ilgisizliğe maruz kalmıyormuş gibi. Sanki trans kadınlar zorla erkek hapishanelerine gönderilip polisler tarafından soyulup dövülmüyormuş gibi. “Mücadele bitti! Votkanı alıp bir gece boyunca dans et, sonra hayat normale dönebilir.” diyorlar. Oysa ki kilit noktayı unutuyorlar; biz bütün ömrümüzü normalle savaşarak geçirdik. Londra’da Lesbians and Gays Support the Migrants [Göçmenleri Destekleyen Lezbiyen ve Geyler-Ç.N.], polisin burnunun dibindeki yürüyüşe liderlik etti. Bristol’da, polis ve ırkçılık karşıtı yüzlerce broşür, aşırı sağın, bizim mücadelemizi kendi ırkçılığına kılıf olarak en son kullanma denemesini protesto etmek için kuir bireyler tarafından dağıtıldı. Nottingham’da yürüyüşçüler hapishane ve sınır dışı edilmelere karşı pankartlar taşıyıp beyaz olmayan kuir ve trans bireyleri methederken, geçen sene Manchester’da “Direct Action for Trans Health”[Trans Sağlığı için Direkt Hareket-Ç.N.] adlı grup yürüyüşe katılmak isteyen polisleri ablukaya aldı. Ayrıca Birleşik Krallık’ta onur yürüyüşlerine katılan birçok kişi, önceki yıllarda geniş kapsamlı katılımların olduğu, son üç yıldır polis tarafından şiddetle engellenen İstanbul Onur Yürüyüşüne desteğini açıkladı.

Polise Onur Yürüyüşü Yok!

Glasgow’da devletin pençeleri iyice ortaya çıktı. Polis, organizatörler tarafından yürüyüşe liderlik etmeye davet edilmişti. Gerçekte nereye ait olduklarını kanıtlamak için polisler, yürüyüşte olmalarını protesto eden LGBTQ bireylere saldırıp onları tutuklamaya geçmeden önce, faşizm karşıtı kuirleri “hakaret içeren” pankartlarından dolayı tutuklayarak adli kovuşturmaya başladılar. Glasgow Onur Yürüyüşü Komitesi polisi destekleyen bir açıklama yapmakta oldukça hızlı davrandı. Sonraki haftalarda, polisin hedef aldığı insanları savunmak ve şehirlerinin radikal muhalefet geçmişini korumak amacıyla Glasgow’da yapılan radikal eylemlerde artış yaşandı.

Onur yürüyüşünü, geçmiş ve güncel mücadelelerimizle bağlantılı tutabilmek için verilen savaş dünya çapında devam ediyor. “Onur yürüyüşüne çok fazla siyaset kattığımızı” söyleyenlere bunu yapmadığımızı hatırlatmak için, siyaseti onur yürüyüşünden çıkarmak isteyenlere karşı harekete geçiyoruz. Bu yüzden, olduğun şehirdeki Onur Yürüyüşünü nasıl kutlarsan kutla, bu noktaya nasıl gelindiğini unutma.

 

*LGBTQ: Lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve kuir bireyler için kullanılan şemsiye terim. Yazının ilk yayınlanma sürecinden bu yana politik olarak daha doğru kabul edilen LGBTİ+ kullanılmaktadır.

Çevirmen: Aylin Yılmaz

Kaynak: https://libcom.org/news/battle-soul-pride-17102017