Popülizm Bu Değil: Bölüm 1

Güç politikalarıyla ilgileniyorum– demem o ki, görgü ve ahlak kuralları hususunda azıcık bile endişe duymadan, işe yarayacağını düşündüğüm tüm olanaklardan istifade ederim.
– Adolf Hitler

 

Donald Trump’ın Birleşik Devletler Başkanlığına yükselişinin, çoğunlukla ‘‘sağ popülizmin’’ veya yalnızca ‘‘popülizmin’’ zaferini temsil ettiği düşünülmektedir. Net ve sabit bir içeriğe sahip olmaması sebebiyle popülizm terimini tanımlamak güçtür. Bu terim, baskın söylemde ‘‘elit kesime’’ dil uzatırken ‘‘halka’’ hitap eden herhangi bir hareketi kastetmek için kullanılır. Popülizm, Birleşik Devletler’de 19. yüzyılın sonlarında gerçekleşen büyük tarım isyanı ile özdeşleştirilen çok daha eski bir geçmişe sahiptir. Günümüzde ise bu konsept öncelikli olarak Avrupa ve daha yakın zamanda Birleşik Devletler’deki söz gelimi sağcı popülizmin büyümesiyle ilgiliyken; Yunanistan’daki Syria [Radikal Sol Koalisyon -Ç.N.] , İspanya’daki Podemos veya Birleşik Devletler’deki Occupy gibi sol popülist olarak nitelendirilen hareketlerle sadece ikincil olarak ilgilidir.

Sağ popülizm öncelikli olarak, tekelci sermaye ile ittifak halinde, alt orta sınıf ve işçi sınıfının görece ayrıcalıklı kısmında kökleri bulunan; şiddetli zenofobi [yabancı düşmanlığı -Ç.N.], aşırı nasyonalist eğilimler ile özdeşleşen ‘‘faşist kesim’’deki (faşizm/neofaşizm/post-faşizm) hareketleri ifade etmek için Avrupa tartışmalarına geçtiğimiz yıllarda giren bir hüsnü tabirdir. Bu; Fransa’daki Ulusal Cephede, İtalya’daki Kuzey Liginde, Hollanda’daki Özgürlük Partisinde, Birleşik Krallık’taki Bağımsızlık Partisinde, İsveçli Demokratlarda ve diğer gelişmiş kapitalist ülkelerdeki benzer partiler ve hareketlerde de görülebilir.

Aynı temel olgu, Trump’ın başkanlığa yükselişi yoluyla Birleşik Devletler’de zafere ulaştı. Ana akım görüşler ise çoğunlukla daha belirsiz, daha güvenli olan popülizm kavramını kullanmayı tercih ederek bu bağlamda faşizm veya neofaşizm sorunsalına girmekten kaçındı. Bu, yalnızca faşist kelimesinin Nazi Almanyasında ve Soykırımda ortaya çıkan korkunç görüntüleri akıllara getirmesinden ya da faşist kelimesinin giderek artan bir şekilde her türlü siyasi suistimali ifade eder şekilde kullanmasından kaynaklanmıyor. Liberal ana akımın neofaşist olarak tanımlama yapmaktan kaçınması, daha çok, temel olarak bu politik olgunun muhatap alınması sonucu gündeme gelebilecek kapitalizm eleştirilerinden kaynaklanmaktadır. Bertolt Brecht’in 1953 yılında yönelttiği sorudaki gibi: ‘‘Bir insan nasıl Faşizm hakkında doğruları söyleyebilir, eğer onu ortaya çıkaran kapitalizme karşı sesini çıkartmak istemiyorsa?’’


Günümüzün siyasi bağlamında sadece neoliberalizmin başarısızlıklarının, neofaşizmin yükselişine nasıl sebep olduğunu anlayabilmek değil; aynı zamanda tüm bu gelişmeleri tekelci-finans sermayesinin yapısal krizlerine bağlayabilmek de elzemdir -yani bu gelişmeleri tekelleşmiş, finans türüne çevrilmiş ve küreselleşmiş kapitalist sisteme bağlayabilmek. Yalnızca böylesine kapsamlı tarihsel bir eleştiri temelinde gerekli direniş biçimleri yaratılabilir.

Yazar: John Bellamy Foster

Çevirmen: Alper Kaya

Kaynak:  https://monthlyreview.org/2017/06/01/this-is-not-populism/

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları