Popülizm Bu Değil – Bölüm 5

Trumponomics* ve Birleşik Devletlerin Ekonomi Politik Krizi

Cornel West, “Amerika Birleşik Devletlerindeki neoliberal çağ, neofaşist bir patlama ile sona erdi” diye belirtmişti. Neoliberalizmin kendisi, 1940’ların sonundan 1970’lerin başına kadar olan, çeyrek yüzyıllık refahın çökmesiyle kapitalist ekonominin derinleşen ekonomik durgunluğuna karşı yönetici sınıfın verdiği bir tepkiydi. Bir uyarana ihtiyaç duyan ABD ekonomisi ilk olarak Reagan döneminde askeri harcamalara ve vergi indirimlerine başvurdu; ancak kısa süre sonra faiz oranlarındaki uzun süreli düşüşten (sözde Greenspan girdisi) daha büyük fayda sağladı; bu da Paul Sweezy’nin “sermaye birikim sürecinin finansallaşması” olarak adlandırdığı büyük bir borç-kredi genişlemesine sebep oldu. Sonuç Clinton ve George W. Bush başkanlıkları dönemine kadar devam eden bir balon ekonomiydi; emlak balonun patlaması ve sonrasında gelen 2007-2009 kriziyle bu balon ekonomi sona erdi. Finansal şirketlerin ve finansal olmayan; fakat ağır borçlu şirketlerin kasalarına, “kurtarma” amacıyla milyarlarca dolar boşaltıldı. Sonrasındaki ekonomik toparlanma, durgun büyümelerden ya da seküler durağanlıklardan biri oldu -”sonsuz bir kriz” süreci.

Neoliberalizm var olduğu her yerde Michael Yates’in “Büyük Eşitsizlik” olarak adlandırdığı kemer sıkma, mali spekülasyon, küreselleşme, gelir dağılımındaki uçurumun artması ve kurumsal yandaşçılık anlamına gelir oldu. Michael Jacobs ve Mariana Mazzucato, “Tüm gelişmiş ekonomilerde 1980 ile 2007 yılları arasında GSYİH’nin [Gayrısafi Yurt İçi Hasıla -E.N.] işçilere ayrılan oranı ortalama %9 oranında düştü… Amerika Birleşik Devletlerinde 1975-20012 yılları arasında en zengin %1 gelirlerdeki toplam artışın %47’sini aldı.” diye ifade ediyor. Servet eşitsizliği daha da arttı. Birleşik Devletlerde 1963’te 99. yüzdelikteki ailelerin ortalama serveti, 50. yüzdelikteki ailelerin 6 katıydı; 2013’te ise 12 katı oldu.

Tüm bu yaşananlara Amerika Birleşik Devletlerinin dünya üzerindeki hegemonyasının aşınması, kuzey ve güney kürelerinin arasındaki maaş farkından yararlanarak küresel emek arakazancına dayalı yeni bir emperyalizmin yükselmesi, dijital devrim bağlamında üretim ve yatırımın değişen rolü ve işçi sınıfına neoliberal saldırılar eşlik etti. Bu faktörler Amerika Birleşik Devletlerindeki işçi sınıfına çok zarar verirken Güney yarımküredeki işçi sömürüsünü de artırdı. Bir zamanlar Amerika’nın refah ve hegemonyasının altın çağında emek ile sermaye arasında bulunan abartılı şekilde desteklenmiş- “toplum sözleşmesi” şimdi baştan sona parçalanmış durumda. Bu toplum sözleşmesi ile birlikte Bir zamanlar gelişmiş kapitalist dünyada Amerika Birleşik Devletlerinin rakipsiz hegemonyasından ve güneyden elde edilen kazançlardan yararlanan; nispeten ayrıcalıklı, çoğunlukla sendikalı “emek aristokrasisi” de ortadan kalktı. dünya ekonomisi çapında işçiler için dibe vurmama yarışı yönüyle görülen yeni çağın emperyalizminde tekelci finans sermayesi, üretimi artık özgürce kuzeyden güneye dışarıya taşıyabiliyor.

2016 yılında Bernie Sanders’ın yaptığı sosyal demokrat kampanya tabandan yükselen sol bir direniş -yönetici sınıfın ana korkusu- potansiyelini gösterdi. Sanders’ın çektiği daha geniş olan işçi sınıfı tabandan destek alan olağandışı seçim kampanyası, Trump ile gireceği yarışı şüphesiz kazandıracak olan yaklaşımı temsil ediyordu; fakat bu kampanya Demokratik Parti tarafından tam da partinin böylesi sol bir ele geçirilişini engellemek için uzun zaman önce oluşturulan süperdelege sistemi ve Demokratik Ulusal Kongre vesilesiyle kurulan kontrol mekanizmaları tarafından engellendi. Böylece yol Trump için açılmış oldu. Bu bağlamda Trump’un başarısının kaynağı hakkında hiçbir şüphe yoktur. Dikkat çekici bir biçimde seçimden önceki 4 yılda ekonomik durumlarının kötüye gittiğini söyleyen kesimden %77 oranında ciddi bir oy aldı.

Bu ekonomik dinamiği çok az kişi, Trump’un kampanyasının stratejik beyni, , Hollywood’a geçmeden önce Wall Street’te çalışmış bir bankacı olan ve sonra aşırı sağcı politik filmler yapan, Zeitgeist’i test eden ve son olarak Breitbart’ı devralan Bannon’dan daha iyi anladı. Neoliberal çevrelerin tamamen yoksun olduğu gerçekçiliğe sahip olan Bannon, şunları söyledi: “Dünyanın kaçınılamaz bir krizin başında olduğu konusunda herhangi bir şüphe olduğunu sanmıyorum.” Liberallere karşı öfkeli bir şekilde, sol küreselleşme taraftarlarının “Amerikan işçi sınıfını” yok ettiğini, “artık Amerikalılar için meselenin kullanılmamak için kendilerini kollamak olduğunu” ifade etti.

Trump’ın Birleşik Devletlerin ekonomisindeki “kıyım” ile ilgili beyanları (Bannon ve onun Breibart meslektaşı, şimdi Trump’ın özel danışmanı olan Stephen Miller tarafından yazılan Başkanın Açılış Konuşmasında geçer), Saddam Hüseyin’i azletmelerinin karşılığında Birleşik Devletlerin, Irak petrollerinden almış olması gerektiğine yönelik iddiaları ve emek istatistiklerine yönelik sözde “gerçekçi mübalağaları” (Trump, 2016 işsizlik oranlarının “%35 kadar veya daha da yüksek” olduğunu iddia etmişti); hepsi bu aynı stratejinin parçalarıydı. Bu aynı zamanda Trump’ın adil olmayan ticarete saldırısını (solun lügatından aşırıldı), sosyal güvenliği korumaya yaptığı vurguyu, rekabetçi fiyat verme yoluyla reçeteli ilaçların fiyatlarının azaltılması önerisini, ve altyapı harcamaları için vaat etti milyar dolarları da kapsıyordu. Bunların hepsi, Demokratların terk ettiği maaşlı işçilerden destek almak için tasarlanmıştı.

Aynı şekilde, kaçak göçmenlere ve mültecilere yapılan şiddetli saldırılar, ABD ile Meksika arasındaki duvarın oluşturulması ve Trump’un güçlü yasa ve düzen tutumu (Black Lives Matter’in federal gözetim altında tutulması önerileri de dahil olmak üzere) hepsi, Trump’a verilen kitlesel desteği, sınıfsal-ekonomik ve ırksal şartlar üzerinden konsolide etme girişiminin bir parçasıydı.

Obama dönemi Trans-Pasifik Ortaklığı’nı bir kenara atan Trump, Amerika’daki işleri kurtarmak için Çin ile ticaret ve para savaşları beklentilerini artırdı. Çin’i dünyaya yeni bir emperyalizm çıkarmakla ve para manipülasyonuyla suçlayan The Coming China Wars‘un [Gelmekte Olan Çin Savaşları -E.N.] yazarı Peter Navarro’yu Beyaz Saray Ulusal Ticaret Merkezi yöneticisi olarak atadı. Navarro, Birleşik Devletlerin Çin ile “karşılıklı parazit ekonomik bağımlılığını” sona erdirmesi ve ekonomik olarak (ve askeri açıdan) mücadele etmesi gerektiğini savunuyor. Navarro’nun diğer çalışmaları arasında Death by China (2011) ve Crouching China: What China’s Militarism Means to the World (2015) [sırasıyla Çin Tarafından Ölüm ve Çömelen Çin: Çin’in Militarizmi Dünya İçin Ne İfade Ediyor? -Ç.N.]

Trump ekonomik gelişim orarının iki kat daha fazla büyüyeceğine dair söz vermişti. Bununla birlikte, Trump’ın ekonomi politikası büyük ölçüde, toptan deregülasyon yoluyla sermayeyi finanse etmek için tekel önlemleri yaratan arz yönlü ve daha ziyade zenginler ve şirketler için cömert vergi indirimleri yönünde. Defalarca gayrimenkul ve inşaat sektörlerinde istihdam bakımından büyük ölçüde artış sağlayacak altyapı harcamalarını genişleteceğini ifade etti. Ancak Trump planı, harcamalarda büyük bir artış değil, firmalara yapılan vergi indirimlerine dayandığından ve on yıla yayılacak kadar uzun sürmesi beklendiğinden, ekonomiyi bir bütün olarak canlandıracak çok az şey yapacaktır. Gerçekten de bunların hiçbiri ekonomiyi durgunluktan kurtaramaz. En olası sonuç, yavaş büyümenin devam etmesi ve  finans sektöründe balon etkisiyle kesintiye uğramasıdır. Kesin olan şey ise iş döngüsüdür. Ekonomi zirveye yaklaşıyor ve durgunluk ufukta -birkaç yıl içinde bekleniyor.

Nüfusun çoğunluğu için gerçek ekonomik kazanımlar bakımından herhangi bir olasılık, ekonomik durgunluk, mali kriz ve tekelci finans sermayesi çağını karakterize eden, azalan ABD hegemonyasının üçlü çelişkisine takılacak. Bu koşulları değiştirmek yerine, Trump’ın ekonomi politikası sorunu muhtemelen daha da kötüleştirecektir. Bu, Trump rejiminin büyük olasılıkla kayacağı anlamına geliyor; çünkü daha ileri askeri harcamaların artması için tek ekonomik seçenek ve emperyalist maceralar ve yurttaki işçilerin, özellikle de iş gücünün en fakir kesimlerinin arasında ekonomik olarak bastırılması söz konusu -Amerika’yı Tekrar Muhteşem Yapmanın** en kesin yöntemi.

Bu koşullar altındaki en büyük tehlike, içeride baskının artırılmasının -Bannon’ın, Joseph McCarthy’nin 1950’lerdeki anti-Komünist cadı avına destek verdiği kayıtlara geçmiştir- karşılığında dış baskının ve savaşın da sınırları olmaksızın bir artış göstermesi ve bunun da ekonomiyi kaldıracak bir yol olarak görülmesidir. Küresel ekonomik güç kullanımına ilişkin bazı kısıtlamalar zaten kaldırılmıştır. Ulusal ve uluslararası barbarlık dalgalarındaki yeni bir yükselme rüzgârdadır: bu kez dünyayı, insanların yaşam alanı olan bir yer olarak yok edebilecek silahlarla. Gerçekten de, bu şartlar altında gerçek bir tehlike olan kaçınılmazcılık, Trump’ın “bir aldatmaca” olarak adlandırdığı iklim değişikliğini sınırlamaya yönelik tüm çabalarından vazgeçişte zaten belirgindir. Bu, kapitalist biçimde işlerin olduğu gibi devam etmesi uğruna sonra medeniyetin çöküşüne ve hatta nihayetinde insanlığın yok oluşuna yönelik bir tehdittir.

Gerçek-Sonrası Toplumda Direniş

Writing the Truth: Five Difficulties’de [Gerçeği Yazmanın 5 Zorluğu -Ç.N.] Bertolt Brecht şöyle der:

‘Bugünlerde cahillik ve yalan bilgiler ile mücadele etmek isteyenler bu 5 zorluğu mutlaka aşmalıdır. Her taraftan baskılar gelse bile yazmaya cesaret edebilmeli; saklanan hakikati görebilecek çevikliğe sahip olmalı; hakikati bir silaha dönüştürme yeteneğini edinmeli; hakikatin kimlerin elinde etkili olacağını belirleyebilmeli; bir de hakikati etkili kılabilecek kişilere ulaştırma hünerini göstermeli. Bu zorluklar faşizmin baskısıyla yaşayan yazanlar için var; ama kovulduktan veya kaçtıktan sonra burjuvazinin olduğu ülkelerde yazanlar için yok değil; hatta sivil hakların egemen olduğu ülkelerdeki yazarlar için bile söz konusu.”

Brecht neofaşizmin Avrupa ve Amerika Birleşik Devletlerinde bu kadar hızlı yükselişi ile aynı zamanda Oxford Dictionary’in 2016 yılı için açıkladığı yılın kelimesinin “post-truth” [gerçek-sonrası Ç.N.] olduğu görseydi şaşırmazdı. Kısa listedeki bir diğer kelimenin “alternatif sağ” olması da anlamlıdır. Oxford Dictionary gerçek-sonrası kelimesini şöyle tanımlıyor: Nesnel hakikatlerin belirli bir konu üzerinde kamuoyu belirlemede duygular ve kişisel görüşlerden daha az etkili olması.

Doğruların bariz biçimde ihlal edilmesi ve Georg Lukács’ın “aklın yıkımın” sözüyle ifade ettiği, her zaman faşizm ile yakın bir ilişki içerisindedir ve faşizmin yükselmesi için uygun zemini hazırlamıştır. Şu anki toplumsal gerçekliğimizi ne sınıf analizinden ayrı biçimde anlamak mümkündür ne de ona karşı örgütlü sınıf olmadan etkili bir biçimde direnmek mmkündür. Gerçek-sonrası toplumun şartlarını belirleyen liberal-demokrat ideolojinin tanımlayıcı bir yanı “sınıftan uzaklaşmak”tır, özellikle işçi sınıfı kavramından -ironik bir şekilde işçi sınıfı kavramı Trump ile ilişkisi vesilesiyle tekrar ana akıma getirildi. Bu, muğlak popülizm kavramının zamanımızın büyüyen neofaşist tehlikeyi gizlemesini mümkün kılar.

Bu eğilimlere karşı direnmenin tek yolu Brecht’in söylediği gibi bu şeytani olguya karşı gerçeği hatırlatacak cesaret, çeviklik, yetenek, belirleyebilirlik ve hüner ile mümkündür. Gerçeği tarihsel, yapısal ve diyalektik bağlantılarıyla tanımak ve günümüz neofaşizminin tekel-finans sermayesi krizinin kaçınılmaz sonucu olduğu olgusundan vazgeçmemek gerekiyor. Bu yüzden direnmenin en etkili yolu, sistemin kendisine direnmektir. Bugünün “neofaşizm rüzgarına” karşı son barikat, tek gerçek sınıfsal-insancıl-ekolojik savunma olan sosyalizmdir.

 

*Trumponomics: Ekonomi kelimesinin İngilizcesi olan “Economics” ile Trump isminin birleştirilmesi ile yapılan bir kelime oyunu; Trump’ın ekonomiye yaklaşımını ve onun ekonomi modelini ifade ediyor.

***Amerika’yı Tekrar Muhteşem Yapmak, ing. Make Amerika Great Again (MAGA) Trump’ın sloganı. “Great” sıfatı burada hem “muhteşem” hem “büyük” anlamında kullanılmış -E.N.

Yazar: John Bellamy Foster

Çevirmen: Ferhatcan Dumlu, Büşra Dural

Kaynak: https://monthlyreview.org/2017/06/01/this-is-not-populism/

Bunları da beğenebilirsin Çevirmenin diğer yazıları